Adnan Bostancıoğlu (söyleşi) – Bitmeyen Yolculuk: Oğuzhan Müftüoğlu Kitabı (2011)

  • BİTMEYEN YOLCULUK: OĞUZHAN MÜFTÜOĞLU KİTABI, söyleşi: Adnan Bostancıoğlu, Ayrıntı Yayınları, söyleşi, 328 sayfa

‘Bitmeyen Yolculuk’, Türkiye sol hareketin önemli aktörlerinden Oğuzhan Müftüoğlu’yla yapılmış uzun soluklu bir söyleşi. Geçmişinde, Dev-Genç, THKP-C ve Devrimci Yol gibi davaların yer aldığı Mütftüoğlu, hayatının on bir yılını cezaevinde geçirdi. Cezaevinden çıktıktan sonra da ÖDP ve BirGün gazetesinin kuruluşunda yer aldı. Elimizdeki kitap, Müftüoğlu’nun uzun yolculuğunun, yani 40-45 yıla uzanan devrimci mücadelesinin kapsamlı bir hikâyesini sunduğu için, meraklısı için iyi bir kaynak. Kitabın bunun yanı sıra, Müftüoğlu’nun hayatı ekseninde, Türkiye yakın tarihinin ve sol hareketin bir panoramasını çizdiğini de söyleyebiliriz.

Edward Hallett Carr – Lenin’den Stalin’e Rus Devrimi (2011)

LENİN’DEN STALİN’E RUS DEVRİMİ, Edward Hallett Carr, çeviren: Levent Cinemre, Yordam Kitap, tarih, 270 sayfa

Edward Hallett Carr, Sovyet tarihini en iyi anlatan on dört ciltlik ‘Sovyet Rusya Tarihi’ adlı eseriyle ünlü. Carr, ‘Lenin’den Stalin’e Rus Devrimi’ başlıklı eserinde ise, Ekim devriminin en önemli ayağını oluşturan 1917-1929 dönemine odaklanıyor. On dört ciltlik çalışmasının yoğun bir özeti olarak düşünülebilecek kitap, 1920’lerin ana sorunlarını “anlatısal” tarih biçiminde, kronolojik sıralamayla anlatıyor. Stalinizmin yükselişi, Bolşeviklerin ulusal azınlıklar konusundaki politika ve uygulamalarını kapsamlı bir bakışla irdeleyen Carr, özellikle Stalin diktatörlüğünün kuruluş aşamalarına dair henüz aşılamayan bir yoruma imza atmış.

Güneş Karabuda – Göz Tanığı, Kulak Misafiri (2007)

  • GÖZ TANIĞI KULAK MİSAFİRİ, Güneş Karabuda, Yapı Kredi Yayınları, anı, 108 sayfa

Gazeteci ve fotoğrafçı Güneş Karabuda, ‘Göz Tanığı Kulak Misafiri’nde hareketli yaşamının renkli anılarına yer veriyor. Bilindiği gibi Karabuda, başta İsveç televizyonu (STV) olmak üzere, birçok Avrupa televizyon kanalında gazetecilik yapmış, uzun yıllar Ortadoğu, Afrika ve Uzakdoğu muhabirliklerinde bulunmuş, bu esnada da Vietnam Savaşı’nı, Zimbabwe, Mozambik, Gine-Bissau ve Botswana’nın bağımsızlığını görüntüleme fırsatını yakalamış bir isim. Karabuda’nın daha önce de yayımlanan anı kitapları, kendisinin tanıklıklarını okurla paylaşmasıyla önemliydi. Yazarın son kitabının da bu paylaşımın yeni bir ürünü olduğunu ve deneme türüne yakınlığıyla da ilgi çekeceğini belirtelim.

Peter Boxal (ed.) – Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap (2007)

  • ÖLMEDEN ÖNCE OKUMANIZ GEREKEN 1001 KİTAP, genel editör: Peter Boxal, editör: Filiz Ülgüt, çeviren: Beyza Sümer, Berke Göl, Arife Köse vd., Caretta Yayınları, inceleme, 960 sayfa

Okuyucudan okuyucuya fark etse de, edebiyatın mutlaka okunması gereken şaheserleri vardır. Eleştirmenler, akademisyenler, yazarlar, şairler ve edebiyat gazetecilerinin yazılarından oluşturulan bu çalışma, bir okuyucunun mutlaka okunması gereken kitaplara yer veriyor. Çalışmanın barındırdığı eleştirilerle, okurun edebiyat bilgisine katkıda bulunduğunu da belirtelim. Çoğunlukla yabancı kitaplardan oluşturulan çalışma, Türkiye’den de Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Latife Tekin ve Emine Özdamar’ın birer eserine yer veriyor. Fotoğraflarla desteklenen kitabın bir de dizini bulunuyor.

Gül İnanç – Büyükelçiler Anlatıyor (2007)

  • BÜYÜKELÇİLER ANLATIYOR, Gül İnanç, İş Kültür Yayınları, siyaset, 188 sayfa

Gül İnanç’ın ‘Büyükelçiler Anlatıyor’ isimli bu çalışması, Kıbrıs konusunun 1970-1991 yılları arasında Türkiye diplomasisindeki izlerini araştırıyor. Bu dönemde, Kıbrıs’ta görev almış Türkiye büyükelçileri Asaf İnhan, Candemir Önhon, İnal Batu, Ertuğrul Kumcuoğlu ve Aydan Karahan’la yapılmış röportajlar yer alıyor. Kıbrıs Harekatı öncesi ve sonrası, iskân politikaları, Türkiyeli göçmenler, Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin daha önceki adıyla Kıbrıs Türk Federe Devleti ve şimdiki adıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle olan ilişkileri, Türk-Yunan ilişkileri, Kıbrıs’taki liderlik ve muhalefet ve nihayet Annan Planı ve sonrası süreç, Büyükelçilerin anlatımlarında okuyucunun karşısına çıkacak başlıca noktalar. İnanç’ın kitabı, Kıbrıs gibi uzun zamandır sorunlu olan bir konuyu ele almasının yanında, Türkiye diplomasisi ve Dışişleri Teşkilatı’na dair ayrıntıları barındırmasıyla da önemli.

Thomas S. Szasz – Deliliğin İmalatı (2007)

  • DELİLİĞİN İMALATI, Thomas S. Szasz, çeviren: Gözde Genç, Yerdeniz Yayınları, psikoloji, 422 sayfa

Thomas S. Szasz’ın ‘Deliliğin İmalatı’ isimli bu kitap, ‘Engizisyon ve Akıl Sağlığı Hareketi Üzerine Karşılaştırmalı İnceleme’ alt başlığını taşıyor. Szasz’ın çalışmasının ana fikri, deliliğin bir hastalık olarak tanımlanması ve bununla beraber deli olarak yaftalananların akıl sağlığı yerinde olanların altında bir sınıf olarak kabul edilmeleri ezberine karşı çıkmak. Szasz, sosyal bakışın ‘öteki’ye olan ön yargısının, ‘öteki’yi yok etme çabasının dışında, kötülüğü ona yakıştırarak kendi iyiliğini doğrulamak şeklinde de ortaya çıktığını ve böylece ‘öteki’yi yeniden ve yeniden yarattığını belirtiyor. Dolayısıyla verili sistemin yaşamını sürdürübilmesi, Szasz’a göre, sürekli olarak ‘ötekiler ve kötüler’in yaratılmalarıyla mümkün kılınıyor. Bu bakış açısından hareketle kaleme kitap, kurumsal Psikiyatrinin tarihine dair önemli bir alternatif kitap özelliği gösteriyor.

Boris Akunin – Leviathan’da Cinayet (2007)

  • LEVIATHAN’DA CİNAYET, Boris Akunin, çeviren: Çiğdem Öztekin, Altın Kitaplar, roman, 303 sayfa

‘Türk Hamlesi’ ve ‘Kar Kraliçesi’ ünlü Rus yazar Boris Akunin’in daha önce Türkçede yayımlanmış romanları. ‘Leviathan’da Cinayet’ ise, yazarın daha önceki romanlarında okuyucunun karşısına çıkan Erast Perowitsch Fandorin kahramanından çok, Komiser Gauche karakteriyle ilgi çekiyor. Roman, 1878 Paris’inde, on altı Mart tarihinde öldürülen Lord Littleby ve on hizmetkârının cinayetiyle başlıyor. Komiser Gauche, suç mahallinde balina şeklinde altın bir anahtar bulur. Bu altın anahtarın da, Southampton Limanı’ndan Kalküta’ya ilk seferini yapacak olan Leviathan adındaki dev gemiye ait bir bilet olduğunu anlar. Romanın polisiye unsurları, Komiser Gauche’nin, Leviathan gemisindeki yolcular arasında bulunan katilin peşine düşmesiyle hareket kazanır. Akunin’in ünlü kahramanı Fandorin’in, komiser Gauche ile burada tesadüfen karşılaşacağını da belirtelim.

Johan Gustav Droysen – Büyük İskender Tarihi (2007)

  • BÜYÜK İSKENDER TARİHİ, Johan Gustav Droysen, çeviren: Bekir Sıtkı Baykal, Dharma Yayınları, tarih, 648 sayfa

Johan Gustav Droysen’in nihayet Türkçeye çevrilen ‘Büyük İskender Tarihi’ isimli bu kitabı, 19. yüzyılda Almanya’da meydana getirilen büyük çaptaki tarih çalışmalarından biri olarak kabul ediliyor. Çünkü kitap, gerek yazıldığı 1833 yılı ve gerekse de günümüzde, Büyük İskender ve zamanı hakkında yapılan bilimsel araştırmalara dair en iyi çalışmalardan biri olarak hâlâ kabul görüyor. Kitap, genç yaşta tahta geçen ve on iki yıllık iktidarı boyunca Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan fetihleri gerçekleştiren Büyük İskender’e, kendisinin ortaya çıkmasından önceki ve sonraki siyasi yapı ile başarısını sağlayan kişisel özelliklere ayrıntılarıyla yer veriyor.

Ömür Ceylan – Kuşlar Divanı (2007)

  • KUŞLAR DİVANI, Ömür Ceylan, Kapı Yayınları, inceleme, 314 sayfa

Ömür Ceylan’ın ‘Kuşlar Divanı’ isimli bu çalışması, Osmanlı dönemi şiirinde geçen kuşları anlatıyor. Kitap, yazarın daha önce yayımlanmış olan ‘Kuş Cenneti Şiirimiz-Klasik Türk Şiirinde Kuşlar’ isimli kitabın genişletilmiş hali. Kitap, ‘Türk Mitolojisinde Kuşlar’, ‘Osmanlı Kültüründe Kuşlar’ ve ‘Kuş Edebiyatımız’ isimli üç kısa başlangıç bölümünden sonra, kuşların Osmanlı şiirindeki izlerini araştırıyor. Bu bölüm, başlığa aldığı kuşun yaşam bölgelerinden ve özelliklerinden başlayarak, kuşun Osmanlı şiirine yansıma şekillerine ve hangi temayla yer aldığına  örnekleriyle yer veriyor. Kitabın sonunda da, araştırmaya konu edilen bazı kuşların fotoğraflarından oluşan bir albüm bulunuyor.

Hüsamettin Çetinkaya – Ahlak ve Politika (2007)

  • AHLAK VE POLİTİKA, Hüsamettin Çetinkaya, Ara-lık Yayınları, siyaset, 216 sayfa

Ahlaklı olmak her durum için geçerli, özellikle de siyaset için. Siyasetin bireyi ahlaktan uzaklaştırdığı, siyasete dair çok önceden dillendirilen bir şikayet. Hüsamettin Çetinkaya’nın bu siyaset kuramı çalışması, ahlaklı bir siyaseti mümkün kılacak önerilerden oluşuyor. Çetinkaya’nın bunun mümkün olabilmesi için önerdiği ilk yol, “yurttaş özne”nin, “evrensel insanlığın ahlaki öznesine” dönüşmesi şeklinde özetlenebilir. Çetinkaya, Kant ahlakının bir çözümlemesiyle çalışmasına başlarken, ahlakın evrensel, insani bir kabul olması halinde gerçekçi olabileceğini savunuyor. Çalışma bu yönleriyle, bir teori kitabı olmaktan çok, günümüz ahlak anlayışını kapsamlı olarak eleştiriyor.