Richard Erdoes ve Alfonso Ortiz – Kızılderili Efsaneleri ve Masalları (2006)

  • KIZILDERİLİ EFSANELERİ VE MASALLARI, Richard Erdoes ve Alfonso Ortiz, çeviren: Kahraman Türel, Anfora Yayıncılık, folklor, 583 sayfa

‘Kızılderili Efsaneleri ve Masalları’, Kuzey Amerika’nın asıl sahipleri olan Kızılderililere ait masal ve efsanelere yer veriyor. Burada yer alan metinler, folklor ürünlerinin iyi bir örneği olarak Kızılderililer’in dededen toruna aktarılan halkbilim ürünlerinden oluşuyor. Ve bilindiği gibi folklor ürünleri, öz olarak aynıdır. Kitaptaki metinlerin, çok uzak bir kültüre ait olmalarına rağmen, bazen Yunan mitolojisi ve bazen de Uzakdoğu ve Asya folkloruyla taşıdığı benzerlikler dikkat çekici. Ayrıca Kızılderililerin doğaya duydukları saygı, paylaşımcı özellikleri ve canlılara verdikleri değer, elimizdeki metinlerde açık seçik görülüyor.

Ranajit Guha – Dünya Tarihinin Sınırında Tarih (2006)

  • DÜNYA-TARİHİNİN SINIRINDA TARİH, Ranajit Guha, çeviren: Erkal Ünal, Metis Yayınları, tarih, 139 sayfa

Ranajit Guha’nın ‘Dünya-Tarihinin Sınırında Tarih’ isimli bu kitabı, Avrupamerkezci tarih felsefesi yaklaşımını eleştirerek, tarihyazımını yeniden etkilemiş ve yakın zamanların klasikleri arasına girmiş bir çalışma. Hintli tarihçi Guha, bilindiği gibi, sömürgecilik sonrası tarihyazımını besleyen en önemli akımlardan biri denebilecek Madun Araştırmaları’nın (Subaltern Studies) kurucu isimlerinden. Madun Araştırmaları, Batı tarihçiliğinin bazı halkları yok saydığını ve olabildiğince emperyalist özellikler taşıdığını deşifre eden önemli akımlardan biri. Bu akımın öncüsü Guha’nın açtığı yolun bu anlamdaki önemi, kendisinin eserini daha da değerli kılıyor diyebiliriz.

Aliye Mavili Aktaş – Aile İçi Şiddet: Kadının ve Çocuğun Korunması (2007)

  • AİLE İÇİ ŞİDDET: KADININ VE ÇOCUĞUN KORUNMASI, Aliye Mavili Aktaş, Elma Yayınevi, kadın, 232 sayfa

Prof. Dr. Aliye Mavili Aktaş, Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nda danışmanlık yapmış bir isim. Aktaş bu kitabında, aile içi şiddetin boyutlarını, Türkiye’den ve dünyadan örnekler vererek ortaya koymayı amaçlıyor. Aktaş, şiddet kavramının fiziksel şiddetten ibaret olmadığını, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddettin de yaygın olduğunu vurguluyor. Aktaş, aile içi şiddeti önlemede iletişimin önemini, eşler arası beklentileri, toplum içinde kadın ve erkeğe atfedilen tutum ve davranış kalıplarını ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Kitap, aile içi şiddet sorununun iki mağduru olan kadın ve çocuğun, bu şiddetten korunması için yapılması gerekenleri irdeliyor.

Francesco Alberoni – Dostluk (2006)

  • DOSTLUK, Francesco Alberoni, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Literatür Yayıncılık, anlatı, 167 sayfa

Francesco Alberoni’nin ‘Dostluk’u, dostluğu “sevginin etik bir biçimi” olarak tanımlıyor ve bu tanımdan hareket ederek, efsanevi kahramanların dostluklarından Antik Yunan ve Roma filozoflarının dostlukla ilgili görüşlerine ve nihayet çağımız yazar ve araştırmacılarının dostluk ilişkilerine kadar uzanan geniş bir zaman dilimini gözden geçiriyor. Grimm Kardeşler, Marx ile Engels, Cézanne ve Émile Zola, Alberoni’nin bu tarihi çerçevesinde okuyucunun karşısına çıkacak bazı örnekler. “Dostluğu diğer sevgi biçimlerinden farklı kılan yön nedir? “, “Kardeşler veya aile arasında dostluk olabilir mi? ” ve “Aşk ile dostluk nasıl ayırt edilir? “, yazarın yanıtını aradığı bazı sorular.

Nevzat Evrim Önal – Anadolu Tarımının 150 Yıllık Öyküsü (2010)

  • ANADOLU TARIMININ 150 YILLIK ÖYKÜSÜ, Nevzat Evrim Önal, Yazılama Yayınları, tarih, 216 sayfa

Nevzat Evrim Önal ‘Anadolu Tarımının 150 Yıllık Öyküsü’nde, 1960-1980 döneminde hararetle yapılan bir tartışmaya, Türkiye tarımının kapitalistleşmesi konusuna geri dönüyor. Önal’ın buradaki temel tezi, Anadolu tarımının kapitalistleşme dinamiklerinin cumhuriyetin kuruluşundan çok daha eskiye, Tanzimat’a kadar dayandığıdır. Yazar, bu tezinden hareketle, tarım toprakları üzerinde ilk kez özel mülkiyet hakkının tanındığı 1858 tarihli Arazi Kanunnamesi’ni çalışmanın başlangıç tarihi olarak belirliyor. Çalışma, Türkiye’nin yüz elli yıllık tarımsal dönüşümüne olduğu kadar, ülkenin sosyal tarihine dair önemli ipuçları da sunuyor diyebiliriz.

Oral Çalışlar – Denizler İdama Giderken (2010)

  • DENİZLER İDAMA GİDERKEN, Oral Çalışlar, Everest Yayınları, anı, 119 sayfa

‘Denizler İdama Giderken’, Oral Çalışlar’ın Cumhuriyet gazetesi için hazırladığı bir dizi sonucu ortaya çıktı. İlk yayımlandığı tarihin üzerinden uzun bir zaman geçtiği halde kitap, hem işlediği konu itibariyle hem de yazarın rahat üslubuyla değerini hâlâ koruyor. Burada, Çalışlar’ın yazılarının yanı sıra, 68 hareketinden birçok ismin Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve dönemin diğer önemli aktörlerine dair tanıklıkları da yer alıyor. Denizler’in idam edilişinin üzerinden otuz sekiz yıldan fazla bir zaman geçti. Çalışlar’ın kitabı, yakıcılığını ilk günkü gibi koruyan bu olayı, dönemin sağlam bir çerçevesini çizerek anlatıyor.

Alexander Rabinowitch – Bolşevikler İktidara Geliyor (2010)

  • BOLŞEVİKLER İKTİDARA GELİYOR, Alexander Rabinowitch, çeviren: Levent Konyar, Yordam Kitap, tarih, 376 sayfa

Rusya tarihi profesörü Alexander Rabinowitch ‘Bolşevikler İktidara Geliyor’da, 1917 Ekim’inde Petrograd’da ya da o zamana kadarki adıyla St. Petersburg’da gerçekleşen sosyalist Ekim Devrimi’nin kapsamlı ve keyifle okunan bir hikâyesini sunuyor. 4 Temmuz 1917’de, Bolşevik partinin de önemli ölçüde katıldığı başkentteki kitle ayaklanmasıyla kitabına başlayan Rabinowitch, Çar güçlerince gerçekleştirilen karşı saldırıları, parti içindeki farklı görüşleri ve çekişmeleri, Geçici Hükümet’in yenilgisini, Bolşevikler’in yükselişini ve Ekim Devrimi’nin gerçekleşmesinden sonra Bolşevikler’in iktidara gelişine uzanan tarihi süreci ele alıyor.

Philip Roth – Shylock Operasyonu (2010)

  • SHYLOCK OPERASYONU, Philip Roth, çeviren: Aysun Babacan, Ayrıntı Yayınları, roman, 403 sayfa

Tekniğiyle, akla Dostoyevski’nin ‘Öteki’ romanını getiren Philip Roth’un ‘Shylock Operasyonu’, biri sahte öbürü gerçek iki karakterin hikâyesini anlatıyor. Romanın ilk karakteri yazar Philip Roth, tanınmış yazar Aharon Appelfeld’le görüşmek için İsrail’e gider. Fakat tam bu esnada, Philip Roth adında ve kendisini yazar olarak tanıtan bir kişi daha ülkeye giriş yapmıştır. Gerçek yazarın ‘Pipik’ adını taktığı bu ikinci kişinin niyeti, pek masumane değildir. Zira ‘Pipik’, İsrail’de karanlık işlerle haşır neşir bir tiptir. Yazarına PEN/Faulkner Ödülü’nü de kazandıran roman, gerçek ile sahte karakterlerin girift ilişkisini tasvir ediyor.

Akın Ural – Medya-Sermaye-Siyaset Üçgeni (2010)

  • MEDYA-SERMAYE-SİYASET ÜÇGENİ, Akın Ural, Siyah Beyaz Yayınları, medya, 368 sayfa

Siyasal iktidarların, toplumsal yapıyı etkilemek için medyayı bir araç olarak kullanmaları, bugün çok iyi bildiğimiz gerçeklerden. Akın Ural elimizdeki nitelikli çalışmasında, bu etkiyi bireyi merkeze alarak araştırıyor; bireylerin çok yönlü manipülasyonlar sonucunda birer “medya mahkumu”na dönüşmelerini mercek altına alıyor. Tarihsel bir akış içinde ilerleyen kitabında Ural, olguyu farklı disiplinlerin ışığında ele alıyor ve gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye’de yüzyıllarca dini söylemin etkisiyle şekillendirilmiş bireyin, şimdilerdeyse sermaye ve teknoloji zengini yeni medyaların etkileriyle nasıl esir alındığını ortaya koyuyor.

Georges Minois – Galileo (2010)

  • GALILEO, Georges Minois, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, biyografi, 142 sayfa

Georges Minois ‘Galileo’da, fizik, matematik bilimleri, felsefe ve teoloji gibi birçok uzmanlık alanının kavşağında yer almasıyla Avrupa kültür tarihinin merkezi bir kişiliği olan Galileo Galilei’nin biyografisini kaleme getiriyor. Yazarın, Galileo’yu üç ayrı kişiliği ekseninde ele alması ise, kitabın özgün yanlarından biri. Galileo’nun yakın ve aile ilişkileri ve özel yaşamıyla kitabına başlayan Minois, ardından, 20. ciltlik bir yayına imza atan bilgin Galileo’ya odaklanıyor. Kitabın son bölümü ise, Galileo’yu, o zamana dek her şeye kadir olan totaliter bir din karşısında, bilimin özerkliğini savunmanın sembolü olarak tasvir ediyor.