Christopher Craig Brittain – Adorno ve Teoloji (2022)

Alman sosyolog ve filozof Theodor Wiesengrund Adorno (1903-1969), savaş sonrası Frankfurt Okulu’nun entelektüel liderlerinden biriydi.

Bu kitap, Adorno’nun teoloji ve din üzerine yazılarını açık ve erişilebilir bir şekilde sunuyor ve analiz ediyor.

Adorno’ya herhangi bir aşinalık gerektirmez.

Kitap, Adorno’nun düşüncesine genel bir giriş içerir ve onun Walter Benjamin’in çalışmaları ve Yahudi teolojisiyle ilişkisini, bilimsel pozitivizmle (Karl Popper) yüzleşmesini, “Kültür Endüstrisi” ve ideolojiye yönelik eleştirilerini inceler.

Bu konuların tümü, teoloji içerisindeki çağdaş tartışmalarla nasıl bağlantılar kurduklarına dikkat edilerek incelenmiş.

Bu da, Adorno’nun çalışmalarının önemli mesele ve yazarlarla diyaloğa sokulmasıyla gerçekleştirilmiş.

Kitap, Adorno’nun yazılarının sıklıkla ihmal edilen bir yönünü –müzik felsefesini– ve yüce olanın bu estetik takdirinin çağdaş teolojik düşünceyi nasıl etkilediğini vurgulayarak sona eriyor.

  • Künye: Christopher Craig Brittain – Adorno ve Teoloji, çeviren: Arda Bilgin, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2022

André Comte-Sponville – Felsefe Nedir? (2022)

Antikçağ’dan modern zamanlara, Platon’dan Nietzsche’ye, Descartes’tan Kant’a, felsefeciler hep sorular sordu ve insanı, dünyayı, hayatı anlamlandırmaya çalıştı.

  • İnsan nedir?
  • Ahlâk gerekli midir?
  • Bilgi neye yarar?

Zamanımızın ünlü felsefecilerinden André Comte-Sponville de bunun gibi birçok sorunun izini sürerek felsefenin düşünme biçimini tartışıyor.

Felsefe tarihinde iz bırakmış önemli isimleri ve akımları; ayrıca varlık, insan, Tanrı, bilgelik, erdem, güzellik, siyaset, sanat gibi felsefi düşüncenin ana tartışma konularını sunuyor.

Felsefeyi felsefe yapan şeyin ne olduğunu sorgulayıp buna kendi üslubunca yanıt veriyor: Felsefe herkes içindir ve herkes kendi bilgeliğine giden yolu arşınlar.

“Felsefe, bilmekten ziyade düşünmek, açıklamaktan ziyade sorgulamaktır. Felsefe eldeki bilgilere ilave bir bilgi değildir; onlar hakkında, dolayısıyla bu bilgilerin sınırları, yani bilinmeyen hakkında bir tefekkürdür. Bilimden ziyade bilgeliği, bilgimizi artırmaktan ziyade bilgi üstüne düşünmeyi veya onu aşmayı hedefler.”

  • Künye: André Comte-Sponville – Felsefe Nedir?, çeviren: İsmet Birkan, İletişim Yayınları, felsefe, 111 sayfa, 2022

George Santayana – Platonculuk ve Ruhsal Hayat (2022)

Entelektüel anarşi, ışıklarla doludur; körlüğü ise göz kamaştırıcı bir şekilde hayatta kalma, canlanma ve taze başlangıç örneklerinden müteşekkildir.

Bu düzenin kalıntıları ya da tohumları olmasaydı, kaosun kendisi de olmazdı; hiçlikten ibaret olurdu.

Bu büyük icraatlardan bir tanesi Platonculuk, bir diğeri de ruhsal hayattır.

Bu ikisi arasında belli bir yakınlık var ya da varmış gibi görünüyor, tıpkı derin olanın derini çağırdığı gibi.

George Santayana’nın Türkçeye ilk kez çevrilen ‘Platonculuk ve Ruhsal Hayat’ kitabı, ilkçağlardan bugüne hem Batı’da hem de Doğu’da düşüncenin ve dinî hayatın şekillenmesinde büyük bir yer işgal eden Platon’un ve onun takipçilerinin izlerini sürüyor.

  • Künye: George Santayana – Platonculuk ve Ruhsal Hayat, çeviren: Ali Fahri Doğan, Divan Kitap, felsefe, 100 sayfa, 2022

Luc Ferry – Gençler İçin Yunan Mitolojisi (2022)

Son on yıldır Türkiyeli okuyucunun canlı ilgisine mazhar olan ‘Gençler İçin Batı Felsefesi ’nin devamı niteliğindeki bu kitabında Luc Ferry yine aynı berrak ve akıcı üslubuyla Yunan mitolojisinin anlamını, zamana meydan okuyan mesajını sorguluyor.

Dünyanın nasıl ortaya çıktığı, insanın kökeni gibi öteden beri zihinleri meşgul etmiş soruları konu edinen mitoloji aslında “ne bir masallar ve efsaneler derlemesidir ne de sadece eğlendirmeyi amaçlayan az çok olağanüstü bir dizi hikâyecikten oluşur.”

Pek çoklarının sandığı gibi insanlığın, günümüzde bilimin konusu haline gelmiş sorulara çocukluk döneminde verdiği ilkel ve naif cevaplar manzumesi de değildir.

Yazara göre mitoloji insanın kozmos içindeki yerini ve rolünü anlamlandırma, iyi hayatın ne olduğunu düşünme çabasıdır ve bu anlamda felsefeyle bir süreklilik içerisindedir.

Ferry’nin Yunan mitolojisinin en bilinen metinlerinde cevher halinde bulunan felsefi özü bulup çıkarmaya çalıştığı bu kitabı ‘Gençler İçin Batı Felsefesi’ gibi nitelikli bir eser.

  • Künye: Luc Ferry – Gençler İçin Yunan Mitolojisi, çeviren: Murat Erşen, İş Kültür Yayınları, mitoloji, 352 sayfa, 2022

Hans Maes – Sanat ve Estetik Üzerine Söyleşiler (2022)

 

  • Sanat nedir?
  • Resimleri, şiirleri güzel, yüce ya da itici kılan şey nedir?
  • Müzik temsili midir yoksa soyut mu?
  • Edebiyattan, filmlerden ya da operadan bir şeyler öğrenmek mümkün müdür?
  • İnsanlar neden beğeniyi tartışır?

‘Sanat ve Estetik Üzerine Söyleşiler’de Hans Maes, estetiğin bu ve benzeri önemli sorularını dünyanın önde gelen on sanat felsefecisiyle, Noël Carroll, Gregory Currie, Arthur C. Danto, Cynthia Freeland, Paul Guyer, Carolyn Korsmeyer, Jerrold Levinson, Jenefer Robinson, Roger Scruton ve Kendall Walton’la tartışıyor.

Bu dolaysız, cömert, güçlü sözel alışverişler düşünürlerin esas fikirlerine ve entelektüel gelişimlerine dair anlaşılır bir anlatı sunuyor.

Ayrıca okurun, sanat felsefesinin çağdaş meselelerine ilişkin yeni içgörüler kazanmasını ve daha detaylı açıklamalar bulmasını sağlıyor.

‘Sanat ve Estetik Üzerine Söyleşiler’, sanat ve estetikle ilgili konulara felsefi ilgi duyan herkesi cezbedecek bilgiler içeriyor.

  • Künye: Hans Maes – Sanat ve Estetik Üzerine Söyleşiler, çeviren: Ebru Berrin Alpay Döken, Hayalperest Kitap, sanat, 333 sayfa, 2022

George Santayana – Güzellik Duyusu (2022)

 

Bu enfes metinde, güzelliğin neden, nasıl ve ne zaman ortaya çıktığı, bir nesnenin güzel olması için hangi koşulları yerine getirmesi gerektiği, doğamızda bulunan hangi unsurların bizi güzelliğe karşı duyarlı kıldığı ve güzel dediğimiz nesnenin yapısıyla özne arasındaki ilişkinin tam olarak ne olduğu gibi sorularının peşine düşen George Santayana, bu sorulara –kendi ifadesiyle– dürüstlükle yanıt arıyor.

Çalışmasına güzelliğin doğasını tahlil ederek başlayan düşünür, ilerleyen bölümlerde dikkatini güzelliği oluşturan unsurlara yönelterek güzelliğin algılanmasına katkıda bulunacak bütün insani işlevlerle birlikte aşkı, sosyal dürtüleri ve duyuları incelemeye geçer ve okura kapsamlı bir estetik teorisi sunuyor.

Yayımlandığında alanında kaleme alınmış en kapsamlı çalışma olarak nitelenen ‘Güzellik Duyusu’, estetikle ilgilenenler için bugün de çok önemli bir kaynak eser olma niteliği taşıyor.

  • Künye: George Santayana – Estetik Teorisinin Ana Hatlarıyla Güzellik Duyusu, çeviren: Selim Baran, Albaraka Yayınları, estetik, 233 sayfa, 2022

Michaël Fœssel – Gece: Tanıksız Yaşam (2022)

Felsefede hakikati, doğruyu, güzeli, iyiyi bulmak için gündüzün aydınlığı önemliydi, karanlık mağara ise cehaletin simgesi olageldi.

Bir çağa medeniyet getirenler de “Aydınlanan”lardı.

Bu kitabıyla felsefede gündüzün hegemonyasını sarsmaya çabalayan Fœssel ise bizi gecenin karanlığını felsefenin yaratıcılığı olarak düşünmeye davet ediyor.

Düşünceyi farklı kılan ya geceye özgü karanlığın müphemliğiyse?

Gece, bilincin tam olarak çalışmasına izin vermez; üstelik gece varlıklar açık seçik olmadığından, bilinç hep şüphe içindedir.

Felsefe için en güvenilir bilgi sığınağı olan görme duyusu, gündüze kıyasla gece bozulmuş, bulanıklaşmış haldedir.

  • Peki görmeye değil de dokunmaya ve işitmeye güvenerek felsefe yapmak nasıl olur?
  • Böyle bir felsefe, felsefenin sevdiği kesinliği ne kadar içerir?
  • Ahlakın ve bilincin etkisinin en aza indiği gece, gündüz kurulan hiyerarşilerin dışındaki yaratıcılıklara ve farklanmalara gebe değil midir?

Künye: Michaël Fœssel – Gece: Tanıksız Yaşam, çeviren: Alâra Kuset, Otonom Yayıncılık, felsefe, 140 sayfa, 2022

Efe Baştürk – Schmitt’ten Habermas’a Çağdaş Politik Felsefe (2022)

 

Schmitt’ten Habermas’a çağdaş politika felsefesinin yedi figürü hakkında rehber niteliğinde bir kitap.

Efe Baştürk, çağdaş politika felsefesiyle tanışmak veya okumalarını derinleştirmek isteyenler için açık ve anlaşılır üslubuyla şu soruların ardına düşüyor.

  • “Yalanla gerçek nasıl ayırt edilir? Kötülüğün sıradanlığı ne anlama gelir?” (Hannah Arendt)
  • “Felsefe ve Politika arasındaki gerilim çözülebilir mi?” (Leo Strauss)
  • “‘Politik olan’ın özerkliği niçin önemlidir? Dost ve Düşman Kimdir?” (Carl Schmitt)
  • “İnsan varoluşunu sadece şimdiki zamanın ampirik akışında kavrayabilir miyiz?” (Eric Voegelin)
  • “Kamusallığı sürekli olarak demokratikleştirmek nasıl mümkün olur?” (Jürgen Habermas)
  • “Modernliğin iki eğilimi bireysel özgürlük ve eşitlik niçin birbirlerini tamamlayıcıdır?” (John Rawls)
  • “Cumhuriyet, özgürlük için niçin gereklidir?” (Quentin Skinner)

Bu kitaba dâhil edilen düşünürler, tüm farklı yaşam hikâyelerine ve bunun yol açmış olabileceği politik düşüncelerine rağmen, çağdaş dünyanın krizine dair ortak bir eleştirel güzergâhı takip ediyorlar.

Politikanın teknik ögelerin hâkim olduğu bir akılsallığa indirgenişi karşısında felsefenin politik vaadini tekrar hatırlatıyorlar.

Buradaki düşünürler, işte bu çabanın somut timsalleridir.

Onlar, politikanın unutulmuş ve yitirilmiş olan felsefi kökenini çağdaş dünyanın gerçekleriyle ilişkilendirmeye çalışarak, yalnızca politik düşünceye ve politik felsefeye yeni bir soluk kazandırmakla kalmadılar, aynı zamanda politikanın kendisi üzerine yeniden düşünmenin olanağını hatta zorunluluğunu vurguladılar.

  • Künye: Efe Baştürk – Schmitt’ten Habermas’a Çağdaş Politik Felsefe, Fol Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2022

Utku Özmakas – Kartezyen Prens (2022)

‘Kartezyen Prens’, Türkçe felsefe literatüründe çok nadiren tartışmaya açılmış bir konuyu ele alıyor: René Descartes’ın siyasi fikirleri.

Modern felsefenin kurucusu Descartes’ın epistemolojiden metafiziğe, töz öğretisinden özne tasarımına kadar pek çok alandaki düşünceleri felsefe tarihçilerinin gündemini sürekli meşgul ederken, siyasete ilişkin fikirleri çoğu zaman bir suskunluk sarmalında unutuşa terk edilir.

Utku Özmakas ise siyaset üzerine konuşmaktan ısrarla imtina eden düşünürün metinlerini titizlikle tarayarak siyasi metaforlarının bir haritasını çıkarıyor, ardından da Prenses Elizabeth’le mektuplaşmalarına odaklanarak bu sarmalı aşacak ipuçlarını bulmaya ve “Kartezyen Prens”in robot resmini çizmeye çalışıyor.

Descartes’ın düşüncesini on yedinci yüzyılın genel krizi içerisinde ele alan ve filozofun yaşamının fikirleri üzerindeki etkilerini soruşturarak ilerleyen bu metin, aynı zamanda felsefe tarihinin nasıl felsefi bir polisiye gibi yazılabileceğini de örnekliyor.

“Devrimci Descartes” tablosunun arkasındaki sırrı aralamaya çalışan bu kitap, okurunu sistematik görünen bir düşünsel çerçevenin içinde türeyen kavramsal ve metaforik gerilimleri tespit etmeye, yorumcularının jet lag yaşamasına sebep olan saat farklarını görmeye, ezberlerimizin tozunu almaya davet ediyor.

  • Künye: Utku Özmakas – Kartezyen Prens: Descartes ve Siyaset, Zoom Kitap, felsefe, 150 sayfa, 2022

Theophrastos – Karakterler (2022)

İnsanları nasıl, ne ölçüde ve hangi koşullarda tanıyoruz?

Yaşamın sonuna dek hiç bitmeyen, yanıtlanması zor bir soru…

İnsanlar arasındaki deneyimler göstermiştir ki, hata paylarını göz önüne almadan başkası hakkında aceleyle varılan iyimser hükümler çoğu zaman hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

Kendini tanımanın ve gerçek bir eğitimin belki de ilk koşulu birbirinden oldukça farklı insan tiplerini, yani karakterleri gözlemlemektir.

Batı edebiyatının temel yapıtlarından olan Theophrastos’un bu kısa ve özlü çalışması, başta La Bruyère’in ‘Karakterler’i olmak üzere birçok esere ilham vermiş, psikolojik çözümlemelerin kaynağı olmuştur.

Theophrastos insan doğasının son derece karmaşık yapısına –belki de yaşanan deneyimlerin acısına dikkat çekmek amacıyla– ironik ve eğlenceli bir üslupla eğilmiştir.

Milattan önce 300’lü yıllarda yazılmış eser, insana dair güncelliğinden bir şey yitirmedi.

O günden bugüne “dalkavuk” hâlâ güzel sözlerle karşısındakini okşamaya devam eder, “sinsi” nefretini ustalıkla gizlemeyi becerir, hiç durmadan konuşan “geveze” birilerine çevremizde hep rastlarız, peki yol yordam bilmeyen “köylüler” ve “görgüsüzler” etrafımızdan hiç mi eksik olmaz, hesap yapıp toplamı bulduktan sonra hâlâ sonucu bize soran “şapşal” arkadaşlarımızı hatırlayalım, “beleşçi” ve “pinti”ler ise canımızı pek sıkar, “kendini beğenmişler”den, “fesat”lardan ve “fırsatçılar”dan söz ederek tadımızı ise hiç bozmayalım.

  • Künye: Theophrastos – Karakterler, çeviren: Candan Şentuna, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 78 sayfa, 2022