Charles Eisenstein – Kutsal Ekonomi (2022)

Her şeyin kaçınılmaz bir şekilde parayla alınıp satıldığı bir dünyada yaşamayı istiyor muyuz gerçekten?

Charles Eisenstein, modern ekonomik sistemin içinde bulunduğu krizi aşmak için insancıl bir çıkış kapısını nasıl inşa edebileceğimizi tartışıyor.

“Diyelim ki şirin bir tarladan bir kasa dolusu çilek topladınız. Harika görünseler de neticede çilek bu, bekledikçe bozulur, çürür. Bu çilekleri ne yaparsınız? Yiyebileceğiniz kadarını yiyip kalanının çürümesini mi beklersiniz, yoksa onları başkalarıyla mı paylaşırsınız? İkinci seçeneğe daha yakın olduğunuza eminiz.

Aynı koşulu yeryüzündeki tüm paralara uyarlayalım. 1.000 liranız var. Ama bekledikçe bozuluyor, çürüyor. Öbür aya 900 lira oluyor. Bu biraz tanıdık gelebilir, ama unutmayın: Artık herkesin parası böyle. Paranızı stabil bir kura çevirip değerini koruma imkanınız kalmadı. Bu durumda ne yaparsınız? İhtiyacınız kadarını harcayıp kalanının gitgide erimesini mi beklersiniz, yoksa onu da, tıpkı çilekleriniz gibi, başkalarıyla mı paylaşırsınız?”

Eisenstein’ın arzuladığı dünya, işte böyle bir dünya.

Paranın doğası gereği herkesin “elinin kiri” olduğu, cömertliğin, armağanın dünyası.

‘Kutsal Ekonomi’de öngörülen hedef, ekonomiyi dünyeviliğinden kurtarıp ona kutsal bir kimlik kazandırmak.

Emekten içme suyuna, yavru kedilerden evde yaptığınız bir fıstık ezmesine kadar her şeyin kaçınılmaz bir şekilde parayla alınıp satıldığı bir dünyada yaşamayı istiyor muyuz gerçekten?

Para, bir kasa çileğin aksine kenarda durdukça değerlenen bir şey oldukça aksi pek mümkün görünmüyor.

Yalnızca bir değiş tokuş aracı olarak hayatımıza giren bu kullanışlı araç, bugün geldiğimiz noktada toplulukların ve manevi bağların altını oyan; yabancılaşma, rekabet, bencillik ve kıtlıktan başka bir şey vadetmeyen bir hastalığa dönüştü.

Sermayenin domuz kumbarası her geçen gün şişerken, birikimi olmayanlar sürekli olarak daha çok çabalamak, dünden daha fazla kazanmak zorunda.

‘Kutsal Ekonomi’, hırıltılı soluğunu gitgide artan bir şiddetle ensemizde hissettiğimiz modern ekonomik sistemin krizi için herkese hitap eden, hassas, anlaşılır ve en önemlisi insancıl bir çıkış kapısı.

  • Künye: Charles Eisenstein – Kutsal Ekonomi: Dönüşüm Çağında Para, Armağan ve Toplum, çeviren: Sinem Gül, Okuyan Us Yayınları, iktisat, 348 sayfa, 2022

William J. Barber – İktisadi Düşünce Tarihi (2022)

İktisat düşüncesinin evrimi üzerine derli toplu bir çalışma arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

William Barber, klasik iktisattan Marksist iktisada, neoklasik iktisattan Keynesyen iktisada konuyu geniş bir pencereden izliyor.

Sistematik iktisadi düşüncelerin gelişimini daha iyi kavramak açısından büyük önem arz eden kitap, son iki yüzyıl içinde gelişmiş dört farklı iktisadi muhakeme tarzının özelliklerini bu geleneklerin önde gelen temsilcilerinin eserlerini gözden geçirerek inceliyor.

Yirmi birinci yüzyılda, toplum ve siyasetin yapısı, üretim ve tüketimin tarzları ve araçları değişmiş olsa da iktisat tarihinin büyük isimlerinin kuram, ilke ve yaklaşımları hâlâ sorulara cevap, sorunlara çözüm bulmak için rehber olabilme niteliğini taşıyor.

Adam Smith, T. R. Malthus, David Ricardo, J. S. Mill, Karl Marx, Alfred Marshall ve J. M. Keynes gibi büyük isimlerin iktisadı anlama ve anlamlandırma yöntemleri bu kitabın temel gayesini teşkil ediyor.

Kalkınma iktisadı alanında uzmanlaşmış bir tarihçi olan Barber, Batı’nın meşhur iktisatçılarının fikirlerini kendi tarihsel bağlamında tahlil ettikten sonra, bu isimlerin günümüz meselelerine nasıl cevaplar verebileceklerini tartışıyor.

  • Künye: William J. Barber – İktisadi Düşünce Tarihi, çeviren: İhsan Durdu, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 304 sayfa, 2022

Carlo M. Cipolla – Para ve Akdeniz Uygarlığı (2022)

Ortaçağ’da para toplumu ve kültürü ne şekilde dönüştürdü?

Ortaçağ ekonomi tarihi üzerine çalışmalarıyla bildiğimiz Carlo Cipolla, ‘Para ve Akdeniz Uygarlığı’nda paranın kısa tarihini gözler önüne seriyor.

Cipolla gündelik hayat üzerinden örneklerle ulaşım maliyeti, kitap fiyatları üzerinden fiyatların göreli değerini ve toplumun mevcut koşullarını nasıl değiştirdiğini ve kültür üzerindeki etkilerini araştırıyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Para ve Akdeniz Uygarlığı, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, tarih, 116 sayfa, 2022

Özlem İlyas – Freelance Emek (2022)

Freelance çalışmak, neoliberalizmin yeni kölelik biçimidir.

Özlem İlyas, insanların 7 gün 24 saat işe koşulabilmek anlamına geldiği bu yeni emek rejiminin nasıl bir tuzak olduğunu çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Güvencesizlik koşullarında sınıf siyasetini yeniden düşünen ‘Freelance Emek’, freelance çalışmaya dair dolaşımdaki neoliberal söylemlere sıkı eleştiriler getirmesiyle dikkat çekiyor.

Freelance çalışmanın getirdiği özgürlüğün, kişinin zaman ve mekândan bağımsız, çalışma koşullarına hâkim olduğu egemen bir varoluşu içerdiği tahayyül edilir.

İlyas ise, bu söylemin hem sınıf antagonizmasını ve sınıfsal çeşitliliği görünmez kıldığını, hem de freelance çalışanın duygu dünyası ve siyasal öznelliği üzerinde yıkıcı etkilerinin olabileceğini belirtiyor.

Yazar bu bağlamda freelance çalışmayı; emek piyasalarının yeniden yapılandırılması, ekonomik öznelliğe dair neoliberal söylemler ve freelance çalışanların işyerlerindeki mobbing, düşük ücret, fazla mesai gibi çeşitli sorunları reddedip alternatif çalışma ve yaşama biçimlerini deneyimleme arzularının da dahil olduğu çeşitli süreçlerin fazla belirlenmiş bir sonucu olarak ele alıyor.

Çalışma, bu konunun dört dörtlük bir fotoğrafını çektiği gibi, freelance emekçilerin direniş ve örgütlenme tecrübeleri içinden, alternatif bir özgürlük tahayyülü üzerine de derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Özlem İlyas – Freelance Emek: Ofissiz Çalışmanın Sınıfsallığı, İletişim Yayınları, sosyoloji, 216 sayfa, 2022

İbn Haldun – Mukaddime (2021)

Roger Garaudy, İbn Haldun için “İslâm’ın Karl Marks’ı” demişti.

İbn Haldun’un tarihe meydan okuyan şahyapıtı ‘Mukaddime’, Arapça üç ayrı baskısından, Fransızca ve İngilizce tercümelerinden de yararlanılarak yeniden Türkçeye kazandırılan bu baskısı ise, apayrı bir güzellik.

İbn Haldun tarih felsefesinin, sosyolojinin, antropolojinin, iktisat biliminin, kısacası toplum bilimlerinin kurucu babası olarak kabul edilir.

‘Mukaddime’si, dünyanın en önde gelen bütün entelektüellerince dikkatle okunan ve pek çok devlet başkanınca fikirlerine hayran olunan bir şaheser.

Roger Garaudy, ‘İslâm Medeniyetinin İnsanlığa Katkısı’ adlı eserinde, İbn Haldun’a on sayfadan fazla yer ayırır ve onu “Descartes’ın, Montesquieu’nün Öncüsü ve İslâm’ın Karl Marks’ı” olarak görür.

Ünlü tarih felsefecisi Arnold Toynbee, “Hiç şüphesiz ‘Mukaddime’, kendi türünde, bugüne kadar hiçbir zaman, hiçbir yerde, hiçbir zihnin ortaya koyamadığı en büyük eserdir!” ifadesini kullanır.

Engels, yaptığı toplum değerlendirmelerinde ‘Mukaddime’den yararlanır ve “Hıristiyanlığın ilk dönem tarihine katkı” başlıklı makalesinde, İbn Haldun’un görüşlerinin çok özlü bir özetini sunar.

BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan, “Sadece İbn Haldun ismi bile İslâm Tarihinin ne kadar parlak bir ilim çağı yaşadığının göstergesidir!” der.

Kitabın bu çevirisi için, Arapça üç ayrı baskısından, Fransızca ve İngilizce tercümelerinden de yararlanılarak dilimize aktarılmış.

  • Künye: İbn Haldun – Mukaddime: Evrensel Tarih ve Toplum Bilimlerine Giriş, çeviren: Cemal Aydın, Timaş Yayınları, inceleme, 968 sayfa, 2021

Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek (2021)

‘İnatçı Köstebek’, 21. yüzyılın proletaryası olan çağrı merkezleri çalışanları üzerine ufuk açıcı bir çalışma.

Gamze Yücesan-Özdemir, çağrı merkezlerindeki emek-sermaye ilişkisini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Dokuma tezgâhları veya otomobil fabrikaları nasıl kapitalizmin bir döneminin çalıştırma biçimlerinin öne çıkan formlarıysa, çağrı merkezleri de, çalışma hayatının şirketler lehine gün geçtikçe daha bir pervasızlaştığı neoliberal kapitalizmin simge iş mekânlarından.

Yücesan-Özdemir de yerinde bir tanımlamayla, çağrı merkezi çalışanlarını “21. yüzyılın proletaryası” olarak tanımlıyor.

Saha araştırmasıyla zenginleşen kitap, çağrı merkezlerinde emek-sermaye ilişkilerini, buradaki ağır sömürüyü kavramak açısından nitelikli bir kılavuz, alana yapılmış önemli bir katkı.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek: Çağrı Merkezlerinde Gençlik, Sınıf ve Direniş Siyaset, İmge Kitabevi, inceleme, 286 sayfa, 2021

Aslıhan Aykaç – Devletin İşçisi Olmak (2021)

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra işçi sınıfının dinamikleri nasıl bir seyir izledi?

Aslıhan Aykaç, o dönem dünyada yaşanan gelişmeleri de incelemesine dahil ederek Nazilli Basma Fabrikası’nın kuruluş aşaması sürecinde sınıf kimliğinin ve sınıfsal örgütlenmenin dönüşümünü irdeliyor.

Özellikle Türkiye’nin modernleşme surecinin iktisadi politikalarına ışık tutmasıyla büyük önem arz eden çalışma, erken Cumhuriyet dönemi kalkınma, ulusal ekonomi inşası ve sanayileşme hedeflerine yönelik uygulanan politikaların işçi sınıfı oluşumu açısından nasıl sonuçlar verdiğini inceliyor.

Yaklaşık yüz yıllık bir tarihsel süreçte dünya ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak uygulanan politikaların toplumsal sonuçlarını gözler önüne seren çalışma, işçi sınıfı oluşumunu, yalnızca tarımsal nüfusun sanayi alanında istihdam edilmesi anlamında değil, aynı zamanda toplumsal yapıdaki dönüşümleri, maddi koşulların ortaklığına dayalı olarak ortaya çıkan sınıf kimliği ve sınıfsal örgütlenme bağlamında da inceliyor.

‘Devletin İşçisi Olmak’, kapitalist üretim ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve genellikle ekonomik ilişkilerin toplumsal sonuçları bağlamında değerlendirilen sınıf ilişkilerini, devlet müdahalelerini de denklemin içine katarak değerlendiren usta işi bir çalışma.

  • Künye: Aslıhan Aykaç – Devletin İşçisi Olmak: Nazilli Basma Fabrikası’nda İşçi Sınıfı Dinamikleri, İletişim Yayınları, inceleme, 183 sayfa, 2021

Kolektif – Türkiye’de Özel Girişimciliğin Gelişimi ve İş İnsanlarının Ağzından “Başarı” Hikâyeleri (2021)

Türkiye’nin girişimcileri sürekli devlete bağımlı kaldıklarından tarihin hiçbir döneminde kendi ayakları üzerinde duramadı.

1930’lardan 1960’lara uzanan süreçte iş insanlarıyla yapılmış röportaj ve yazıları bir araya getiren bu çalışma da, Türkiye’de girişimciliğin seyrini anlamak açısından çok değerli bir kaynak.

İş insanı ve yönetici hatırat, biyografi ve otobiyografilerini konu edinen kitapların iktisat tarihi, işletme ve yönetim tarihi açısından kaynak değeri var.

Hatırat, biyografi ve otobiyografi kitaplarının yanı sıra bir diğer kaynak türü ise kitaplara göre daha kısa ve az bilgi içeren, dergi ve gazetelerde yayınlanan iş insanlarıyla yapılmış röportaj ve benzeri yazılardır.

Bu kitapta 1930’lardan 1960’lara uzanan süreçte iş insanlarıyla yapılmış, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış bu röportaj ve yazıların önemli bir kısmı bir araya geliyor.

Ayrıca bu röportaj ve yazıların Türkiye’de girişimcilik tarihi bağlamında kullanımına ve kaynak olarak değerine işaret etmek adına bunları da kaynak olarak kullanarak kaleme alınmış olan Erken Cumhuriyet Döneminden Planlı Döneme yani 1960’lara uzanan süreçte Türkiye’de girişimciliğin seyrini konu edinen altı bölüm de yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Özel Girişimciliğin Gelişimi ve İş İnsanlarının Ağzından “Başarı” Hikâyeleri (1930’lardan 1960’lara), hazırlayan: Rıfat N. Bali ve Murat Koraltürk, Libra Kitap, tarih, 660 sayfa, 2021

Robert Shiller – Anlatı İktisadı (2021)

Bir açıklamanın dövizi zıplatmaya yettiği bir dönemde yaşıyoruz.

Nobel Ödüllü ekonomist Robert Shiller, ekonomiyi etkileyen popüler hikâyeleri araştırmanın krizler söz konusu olduğunda, önceden tahmin etme, hazırlık yapma ve muhtemel zararı minimuma çekme yeteneğimizi katkıda bulunacağını savunuyor.

İnternetin artık seçim kampanyaları vasıtasıyla ülkelerin geleceklerini dahi etkisi altına almaya başladığı bir dünyada, viral hikâyelerin ekonomileri etkileme gücünü görmezden gelebilir miyiz?

Shiller, bu çığır açan kitabında ekonomi ve ekonomik değişim hakkında bize yeni bir düşünme yöntemi öneriyor.

Zengin bir dizi tarihsel örnek ve veriyi kullanan Shiller, bireysel ve kolektif ekonomik davranışı etkileyen popüler hikâyeler hakkında yapılacak araştırmaların, krizler söz konusu olduğunda, önceden tahmin etme, hazırlık yapma ve muhtemel zararı minimuma çekme yeteneğimizi büyük ölçüde geliştireceğini savunuyor.

  • Künye: Robert J. Shiller – Anlatı İktisadı: Hikâyeler Nasıl Yayılır ve Büyük İktisadi Olayları Yönlendirir, çeviren: Gülnihal Kafa, Albaraka Yayınları, iktisat, 372 sayfa, 2021

Mariana Mazzucato – Girişimci Devlet (2021)

Devletin küçülmesi gerektiği tezine temelden karşı çıkan özgün bir tartışma.

University College London’da, Yenilik ve Kamu Değeri Ekonomisi Bölümü’nde ders veren Mariana Mazzucato, muazzam boyuttaki stratejik kamu yatırımları olmasaydı, bugün internetten GPS’e ve SIRI’ye kadar akıllı ürünlerden hiçbirini üretemeyeceğimizi belirterek devletin ekonomideki rolünü yeniden tartışmaya açıyor.

‘Girişimci Devlet’in çıkış noktasında, küresel düzeyde yaşanan 2008 finans krizi yer alıyor.

Krizin ardından, büyümeyi yeniden başlatmak için atılması gereken tek adımın kamu harcamalarında kesinti olduğuna dair görüşe tepki olarak kaleme alınmış.

Devletin küçülmesi gerektiğini savunanların aksine, dünyanın en etkili ekonomistlerinden biri kabul edilen Mazzucato’ya göre, muazzam boyuttaki stratejik kamu yatırımları olmasaydı, bugün internetten GPS’e ve SIRI’ye kadar akıllı ürünlerden hiçbirini üretemezdik.

Bilişim teknolojisindeki yeniliklerin yanı sıra, yeşil devrimi yaratabilecek yenilenebilir enerji çözümlerini ya da hastalıkları iyileştirecek yeni radikal ilaçların çoğunu da geliştiremezdik.

‘Girişimci Devlet’le Mazzucato, devletin ekonomideki rolüne ilişkin tartışmayı ideolojiden uzak bir yaklaşımla yeni bir çerçeveye oturtmayı ve kamu kurumlarının toplumsal ve ekonomik değişime öncülük etme rolü üzerine dinamik bir müzakere başlatmayı amaçlıyor.

Mazzucato’nun kapsamlı değerlendirmesi masallarla gizlenen bir gerçeği önümüze seriyor: Size ne anlatılırsa anlatılsın, iPhone’dan Google arama motoruna kadar dünyanın en popüler ürünlerini özel şirketlerin değil, vergi mükelleflerinin finanse ettiğini unutmayın.

  • Künye: Mariana Mazzucato – Girişimci Devlet, çeviren: Esin Soğancılar, Koç Üniversitesi Yayınları, iktisat, 320 sayfa, 2021