Ahmet Özer – Memleket Şairi: Nabi Üçüncüoğlu (2010)

Ahmet Özer ‘Memleket Şairi: Nabi Üçüncüoğlu’nda, şiirlerini, ilk ve tek kitabı ‘Memleket’te toplayan, 1969 yılında hayata veda eden öğretmen ve şair Nabi Üçüncüoğlu’nun hayatına ve şiirine odaklanıyor.

Üçüncüoğlu’nun doğduğu çevrenin anlatımıyla başlayan kitap; onun eğitim hayatı, uzun yıllar sürdürdüğü öğretmenlik mesleği ile ailesi ve arkadaş çevresi hakkında bilgiler veriyor.

Üçüncüoğlu’nun gazete ve dergilerde kalmış şiirlerinin bir araya getirilip değerlendirildiği kitapta ayrıca, ölümünün ardından yazılanlar; başta ‘Memleket’ kitabı olmak üzere şiirlerini inceleyen yazılar ve kendisini yakından tanımış olanlarla yapılmış söyleşiler yer alıyor.

  • Künye: Ahmet Özer – Memleket Şairi: Nabi Üçüncüoğlu, Phoenix Yayınları, biyografi, 239 sayfa

Senem Timuroğlu – Kanatlanmış Kadınlar (2020)

 

Özellikle son zamanlarda, 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmaya başlamış kadın yazarlar üzerine yapılan pek çok çalışmaya denk geliyoruz.

Senem Timuroğlu ise, Osmanlı kadın yazarların yazdıkları ile dönemin Fransız kadın yazarlarının yazdıklarını karşılaştırmalı olarak ele alarak konuya çok özgün bir katkıda bulunuyor.

Timuroğlu, Osmanlı kadınların kendi hayatları ve Avrupa izlenimleri hakkında söyledikleriyle İstanbul’a gelen Fransız gezgin kadın yazarların “harem” hayatı ile ilgili tespitlerini birlikte ele alıyor ve kadın özgürlükleri konusunda Osmanlı’da ve Avrupa’da yaşanan benzer mücadeleleri farklı bireylerin kendilerine özgü deneyimleriyle ortaya koyuyor.

Kitap, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Osmanlı kadın hareketinin önemli figürlerini ve onların yazdıklarını bu denli ayrıntılı şekilde ele alan ilk çalışma olmasıyla büyük öneme haiz.

Bu bağlamda, sırasıyla Fatma Aliye, George Sand, Marc Hélys, Marcelle Tinayre ve Hatice Zinnur’un yapıtlarını ele alan Timuroğlu, bize yeni bir çağın başlangıcında özgürlüğe doğru kanat açmış kadınların sözlerini iletiyor.

Çalışma, 19. ve erken 20. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun entelektüel dünyasını etkileyen Aydınlanma felsefesinin Müslüman Osmanlı kadın aydınlar üzerindeki zihniyet dönüşümüne nasıl etkide bulunduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Senem Timuroğlu – Kanatlanmış Kadınlar: Osmanlı ve Avrupalı Kadın Yazarların Dostluğu, İletişim Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2020

Jonathan Gottschall – Hikâye Anlatan Hayvan (2019)

Fanteziler, romanlar, filmler, tiyatro oyunları…

Hikâye anlatmak bizim temel dürtümüzdür ve hikâye kurmak, ayrıca bunları anlatmak üzere tasarlamak, insanlığımızın dönüm noktasıdır diyebiliriz.

Jonathan Gottschall, Los Angeles Times Kitap Ödülü finalisti olan bu eserinde, çevremizi saran olayları ve kişileri hikâyeleştirmemize neden olan etkenleri incelerken psikoloji, sosyoloji, tarih, kültür ve bilim gibi farklı disiplinlerden yararlanıyor.

Sağlam bir hikâye anlatımı teorisi olarak okunabilecek kitap, hikâyelerin hayatın karmaşık sosyal problemlerini çözmemizde bize nasıl yardım ettiğini, hikâye anlatımı ile hayatta kalmamızı sağlayan diğer davranışlarla arasında nasıl sıkı bir ilişki olduğunu ve nihayet hikâye anlatmanın dünyayı daha iyi bir yer haline getirmede bize nasıl yardımcı olabileceğini irdeliyor.

Nöroloji, psikoloji ve evrimsel biyoloji alanındaki son araştırmalara dayanmasıyla da dikkat çeken kitap, bize hikâye anlatan bir hayvan olmanın ne demek olduğunu açıklıyor, daha da önemlisi hikâyelerin bizi nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Jonathan Gottschall – Hikâye Anlatan Hayvan: Hikâyeler Bizi Nasıl İnsan Kılar?, çeviren: Defne Yazıcıoğlu, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2019

İlyas Yazar – Kânî Dîvanı (2010)

İlyas Yazar ‘Kânî Dîvanı’nda, divan şiirinin temsilcilerinden Tokatlı Ebû Bekir Kânî’ye ait divanın tenkitli metnini ve tahlilini sunuyor.

Üç bölümden oluşan kitabın girişinde, Kânî’nin yetiştiği 18. yüzyılın tarihi, siyasî, sosyal ve kültürel açıdan genel çizgileri ele alınıyor.

Kânî’nin hayatı, görevleri, Mevleviliği, edebi kişiliği, eserleri ve Divân’ın, şairin edebi kişiliğine katkısı, kitabın birinci bölümünün konusu.

Çalışmanın ikinci bölümünde, Dîvân’ın şekil özellikleri değerlendiriliyor ve bu eserden hareketle Kânî’nin sanatı dil üslup özellikleri açısından ortaya konmaya çalışılıyor.

Son bölümde ise, Dîvân’ın yazma nüshaları değerlendirilerek tenkitli metin veriliyor.

  • Künye: İlyas Yazar – Kânî Dîvanı, Libra Kitap, inceleme, 760 sayfa

Jale Özata Dirlikyapan – Kabuğunu Kıran Hikâye (2010)

Jale Özata Dirlikyapan, nitelikli çalışması ‘Kabuğunu Kıran Hikâye’de, Türkiye öykücülüğünde önemli bir yer tutan 1950 kuşağını inceliyor.

Aralarında Ferit Edgü, Orhan Duru, Leyla Erbil, Bilge Karasu, Feyyaz Karacan, Onat Kutlar, Demir Özlü, Adnan Özyalçıner gibi öncü kalemlerin bulunduğu 1950 kuşağı öykücülüğünü çok yönlü bir bakışla irdeleyen Dirlikyapan, kitabının ilk bölümünde, Türkiye’de siyasal ve toplumsal değişimin yoğun olarak yaşandığı, buna koşut olarak edebiyatta da geçmişle hesaplaşmanın, Batı etkisinin desteğiyle yenilenme çabalarının ve yeni kümelenmelerin görüldüğü 1950’li yılların bir panoramasını çiziyor.

Çalışmanın ikinci bölümü, dönemin edebiyat ortamını ve öykü tartışmalarını ele alıyor. Üçüncü bölümde yazar, 1950 kuşağının ilk yenilikçi öykücülerini, dördüncü bölümde ise yeni öykücülüğün içerik ve biçim öğelerini inceliyor.

  • Künye: Jale Özata Dirlikyapan – Kabuğunu Kıran Hikâye, Metis Yayınları, eleştiri, 196 sayfa

Patrick Absalon ve Frédérik Canard – Ejderhalar (2010)

İki yazarlı ‘Ejderhalar’da, 8. yüzyıla kadar gerçek bir hayvan olduğuna inanılan ejderhaların hikâyesi anlatılıyor.

Görsel zenginliğiyle de dikkat çeken kitapta, Uzakdoğu’dan Batı’ya tarih boyunca ejderhaların farklı görünümleri; ejderhalara dair mitler ve simgeler; Uzakdoğu’da bir toplumsal hayvan, Batı’da medeni dünyanın düşmanı olarak farklı anlamlara bürünen ejderhanın kültürlere göre değişen imgesi; ejderhalarla karşılaştıklarını söyleyen seyyahların ve doğa tarihi incelemecilerinin anlatımları; sinemada, gençlik edebiyatında, çizgi romanlarda ejderha imgesi gibi ilgi çekici konular yer alıyor.

  • Künye: Patrick Absalon ve Frédérik Canard – Ejderhalar: İnsanlar Diyarındaki Canavarlar, çeviren: Ali Berktay, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 128 sayfa

Kolektif – Efendime Söyleyeyim: Hasan Ali Toptaş Kitabı (2010)

Uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olan ‘Efendime Söyleyeyim’, Türkiye edebiyatının önde gelen simalarından Hasan Ali Toptaş’ın hayatına ve edebiyatına odaklanan metinlerden oluşuyor.

Toptaş’ın hem eserlerinin hem de kendisinin bugünden görülen bir profili olarak kurgulanan kitapta, hayatı ve edebiyata yaklaşımı üzerine ayrıntılı bir söyleşi, eserlerini çevirenlerin ve tiyatro ile sinemaya uyarlayanların deneyimleri, şimdiye kadarki bütün eserleri üzerine yazılan inceleme yazıları, edebiyat dostlarının anıları, okurlarından mektuplar, kendi metinlerinden ve nihayet, Toptaş üzerine yazılan yazılardan yapılmış alıntılar yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle:

Mesut Varlık, Süha Oğuzertem, Stefan Weidner, Gerhart Meier, Tuula Kojo, Victor Bottenbley, Celil Toksöz, Mahir Günşıray, Kamucan Yalçın, Hakan Karahan, Ümit Ünal, Altan Erkekli, Eda Çaça, Asaf Koçak, Alper Akçam, Çimen Günay-Erkol, Beliz Güçbilmez, Şâmil Yılmaz, Ebru Ağca, Ersin Altay, Ayşe (Eziler) Kıran, Meral Oraliş, Mavisel Yener, Feridun Andaç, Zeynep Erk Emeksiz, Elif Türker, Yıldız Ecevit, Bülent Yıldız, Mahmut Temizyürek, Sibel Ercan, Aydan Çelik, Haydar Ergülen, Semih Gümüş, Handan İnci, Faruk Duman, Tacettin Kandemir, Necmiye Alpay, İshak Reyna, Cemil Kavukçu, Akif Kurtuluş, Ethem Baran, Abdullah Ataşçı ve Şükrü Erbaş.

  • Künye: Kolektif – Efendime Söyleyeyim: Hasan Ali Toptaş Kitabı, hazırlayan: Mesut Varlık, İletişim Yayınları, armağan, 528 sayfa

Caner Yelbaşı – Türkiye Çerkesleri (2019)

Birinci Dünya Savaşı sonrasından Cumhuriyet dönemine uzanan ulus devlet inşa sürecinde Çerkeslerin macerasını başından sonuna izleyen çalışma, 1919-1920 Türk-Yunan savaşı esnasında Çerkes paramiliter faaliyetlerini irdeleyerek başlıyor.

Özellikle Batı ve İç Anadolu’da Çerkeslerin dâhil olduğu önemli çatışmalara, Yozgat, Ankara, Düzce, Adapazarı, İzmit, Gönen ve Manyas gibi, olayların patlak verdiği yerleşim yerlerine odaklanan kitapta, Anzavur Ahmed’in Kuva-yı Milliye karşıtı hareketi, Adapazarı-Düzce olayları, Çapanoğlu hadisesi, Çerkes Ethem olayı, Batı Anadolu’da Yunan işgali altında bir Çerkes yapısı inşa etme girişimi, Gönen-Manyas sürgünleri ve Kemalist rejime karşı Çerkeslerin muhalefeti gibi pek konu ele alınıyor.

Çerkes Kongresi, Batı Anadolu’da Çerkes muhalefeti, Gönen-Manyas sürgünleri, Yüzellilikler, Türkiye’de ve yurtdışındaki anti-Kemalist Çerkesler, Çerkes kimliği ve dili üzerine yapılan kısıtlamalar ve Kerime Halis olayı, kitapta incelenen diğer ilgi çekici konular.

Künye: Caner Yelbaşı – Türkiye Çerkesleri: Osmanlı’dan Türkiye’ye Savaş, Şiddet, Milliyetçilik, İletişim Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2019

Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam (2010)

İspanyol oryantalist Miguel Asín Palacios, ilginç çalışması ‘Dante ve İslam’da, Dante’nin, ünlü eseri ‘İlahi Komedya’yı yazarken İslam kaynaklarından esinlendiğini iddia ediyor.

Palacios, ‘İlahi Komedya’nın, İslam dünyasının popüler anlatılarından kuvvetli izler taşıdığını; Cehennem, Araf ve Cennet’teki sayısız sahne ve imgenin İslam literatüründe karşılıklarının bulunduğunu söylüyor.

Yayımlandığı zaman Batı’da gürültü koparan ‘İlahi Komedya’nın İslam geleneğinden beslendiği teziyle edebiyat tarihinin ilginç tartışmalarından birini başlatan çalışma ayrıca, Doğu ve Batı arasındaki kültürel ilişki trafiğini irdelemesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Miguel Asin Palacios – Dante ve İslam, çeviren: Güneş Ayas, Okuyan Us Yayınları, inceleme, 395 sayfa

Matthew B. Crawford – Eşyanın Dilinden Anlamak (2019)

Matthew Crawford’tan, el becerisi ve ustalık gerektiren işlere methiye niteliğinde bir kitap.

‘Eşyanın Dilinden Anlamak’, insanın elleriyle bir şeyler üretme ve eşyalarını tamir etme pratiğinin zaman içinde geçirdiği dönüşüm üzerine derinlemesine düşünüyor.

Gün boyu bilgisayar başında çalışan bizler, tam olarak ne “iş” yaptığımızı bilemiyoruz.

Bu nedenle anlamlı bir hayattan giderek uzaklaşmış, sürekli bir şeylerin eksikliğini hisseder olmuşuz.

Peki, kendimizi karşılarında edilgen hissettiğimiz, kullanıp atmaktan başka ilişki kuramadığımız nesnelerin bu hissettiklerimizdeki payı nedir?

Crawford’a göre modern eğitim sistemi, düşünme ile yapmanın, zihin emeği ile kol emeğinin birbirinden büsbütün ayrı şeyler olduğu yanılsamasının ve herkesi “zihin emekçisi” olmaya yönlendiren sorunun asıl müsebbibi.

Yüz yıl kadar önce seri üretim hattının ortaya çıkmasıyla bu ayrımın doğduğunu belirten Crawford, bunun zihin emeğinin de kol emeğinin de değerini azalttığını çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Bizi emeğin değeri ve anlamı üzerine yeniden düşünmeye davet eden Crawford’a göre büsbütün umutsuz olmaya da gerek yok.

Çünkü seri üretim hattının gayri insani düzenini de, ofis işlerinin zihin uyuşturan anlamsızlığını da bertaraf etmek mümkün.

Bu kitabın, bizzat yazarın kişisel deneyimleriyle örüldüğünü de ayrıca belirtelim.

Zira Crawford, felsefe doktorasının ardından Washington’daki bir düşünce kuruluşunda başladığı kariyerini tümüyle ardında bırakıp motosiklet tamirhanesi açmış.

‘Eşyanın Dilinden Anlamak’, 20. yüzyıldan bu yana emek, kazanç ve iş kavramlarının nasıl değiştiğinin iyi bir özetini, çalışma hayatımızın bir panoramasını vermesiyle önemli.

  • Künye: Matthew B. Crawford – Eşyanın Dilinden Anlamak: Emeğin Değeri ve Anlamı Üzerine Felsefi Bir Tartışma, çeviren: Banu Karakaş, Metropolis Kitap, inceleme, 240 sayfa, 2019