James Hollis – Yaşamın İkinci Yarısında Anlam Arayışı (2020)

Bazen bir başkasının hayatını yaşadığımızı, seçimlerimizi onun değerlerinin yönlendirdiğini dehşet içinde fark ederiz.

Psikanalist James Hollis, anlamlı bir hayat sürmek için bizi bakış açımızı kökten dönüştürmeye davet ediyor ve bunu nasıl yapabileceğimizi adım adım açıklıyor.

Ancak orta yaşla birlikte gerçekten kim olduğumuzu bulabileceğimizi belirten Hollis, özellikle bu yaşlarında büyük ikilemlerle karşı karşıya kalmış kişilerin geleceklerine nasıl yön verecekleri konusunda kimi önerilerde bulunuyor.

Yaptığı işi anlamsız bulan, evliliklerinde ve ilişkilerinde yabancılaşma yaşayan, hayatı anlamsız bulan, kısacası yaşamı, kendilerine danışılmaksızın yazılmış bir senaryo gibi yaşayan okurlara, yani aslında pek çoğumuza seslenen Hollis, zorluklarla baş etmemizi sağlayacak yeni bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: James Hollis – Yaşamın İkinci Yarısında Anlam Arayışı: Sonunda Gerçek Anlamda Nasıl Büyürüz?, çeviren: Kerime Dalyan, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 304 sayfa, 2020

Talat Parman – Ergenliğin Tutkusu (2020)

Ergenlik, bireye, ailesine, çevresine ve genelde topluma açık bir biçimde erişkin olmak için ayrılığı kabullenmenin zorunlu olduğunu gösterir.

Talat Parman’ın deyişiyle ergenlik sürecinde, ergenin ailesinin, çevresinin ve toplumun ortaya koyduğu tüm tepkiler, özünde bu çözülme yani ayrılık olgusuna tutkulu bir karşı çıkıştan ibarettir.

İşte bu kitap da, ergenlik dönemini tutku boyutunu merkeze alarak irdeleyen makaleler sunuyor.

Parman burada, ergenliğin mitlerini; öğrenmenin ruhsallıktaki yansımalarını; okulda öğretmen, veli ve öğrencilerin kendi aralarındaki ilişkilerde ortaya çıkanları ve ergenlikte cinsellik, cinselliğin yaşam boyu gelişimini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Talat Parman – Ergenliğin Tutkusu, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 136 sayfa, 2020

Talat Parman – Freud’un Makara Oyunu (2020)

Sigmund Freud, psikanalitik dürtü kuramını temelden sarsmış ‘Haz İlkesinin Ötesinde’ yapıtını, torunu Ernst’in bir buçuk yaşındayken oynadığı makara oyunundan esinlenerek yazmıştı.

1920’de yazılmış bu kitabıyla Freud, psikanalizde ikinci dürtü kuramını ortaya çıkarmış, aynı zamanda yineleme zorlantısı ve ölüm dürtüsü gibi kavramları psikanaliz kuramına dâhil etmişti.

Öte yandan bu kitap, kimilerine göre Freud’un en kişisel metnidir.

Zira kitabın yazılış süreci Freud için, kızının ani ölümü başta olmak üzere kayıplarla dolu olan bir dönemdi.

İşte Talat Parman da ‘Haz İlkesinin Ötesinde’nin yayımlanışının yüzüncü yılında, eseri yeniden tartışmaya açıyor.

Parman burada, kuramsal önermeleri tartışmak yerine ‘Haz İlkesinin Ötesinde’yi Freud’un özel yaşamıyla koşutluklar kurarak okuyor ve yorumluyor.

Parman bunu yaparken, Freud’un bir kuramcı, bir klinisyen ve bir bilimin kurucusu olmasının ötesinde aynı zamanda bir eş, bir baba ve bir dede, kısaca bir insan olarak da portresini çiziyor.

  • Künye: Talat Parman – Freud’un Makara Oyunu: “Haz İlkesinin Ötesinde” Metninin Çağrıştırdıkları, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 64 sayfa, 2020

Kolektif – Klinik Felsefe (2020)

‘Klinik Felsefe’, psikoterapi ile felsefe arasında köprüler kuran, alanında uzman isimlerin katkıda bulunduğu bir çalışma.

Aslında eski çağlarda felsefe, insanın ruhsal sağlığıyla da yakından ilgileniyordu.

Fakat ruh sağlığımız ile ilgili tasarruf hakkı Orta Çağda din adamlarına ve daha sonra da, özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren de psikoloji ve psikoterapiye geçmeye başladı.

İşte bu derleme, psikoterapi ile felsefe arasındaki derin tarihsel bağı çok yönlü bir bakışla ortaya koyduğu gibi, bu bağın günümüzde insan ruhunun içinde bulunduğu bunalıma nasıl yanıt verebileceğini de tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Alper Hasanoğlu, Bergen Coşkun, Chryssi Sidiripoulu, Çiğdem Dürüşken, Halûk Sunat, Kemal Sayar, M. Bilgin Saydam, Özlem Bayoğlu, Kwm (Bill) Fuldord ve Giovanni Stangellini.

  • Künye: Kolektif – Klinik Felsefe, editör: Alper Hasanoğlu ve Özlem Bayoğlu, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 184 sayfa, 2020

Brent Adkins – Arzu ve Ölüm (2020)

 

“Yaram benden önce vardı;

Ben onu cisimleştirmek için doğdum.” –Joë Bousquet

Bu kitap, Hegel, Heidegger ve Deleuze felsefesinde “arzu” ve “ölüm”ün tuttuğu yeri irdeleyen, en önemlisi de bunu yaparken yaşam üzerine derinlemesine düşünen bir çalışma.

Hegel, çağdaş Fransız felsefesi ve özellikle de Deleuze ile Guattari felsefesi üzerine birçok yayını bulunan Brent Adkins, yalnızca Hegel, Heidegger ve Deleuze’ün ‘arzu’, ‘eksiklik’ ve ‘yas’a ilişkin fikirlerini aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bu isimlerin Freud, Lacan ve Žižek’le kesiştikleri ve ayrıştıkları noktaları açığa çıkararak bir anlamda sıkı bir felsefe tarihi okuması gerçekleştiriyor.

Adkins, Heidegger’in ölüme yaklaşımını, eksiklik ve melankoli bağlantısı ekseninde irdeliyor.

Hegel’in ‘Tinin Fenomenolojisi’nden yola çıkarak yas, bilincin gelişimi ve olumsuzlama arasındaki bağıntıyı inceliyor.

Ve nihayet, Deleuze’ün ‘üretkenlik olarak arzu’ yaklaşımını da Freudcu ‘ölüm arzusu’ yorumu bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Brent Adkins – Arzu ve Ölüm: Hegel, Heidegger, Deleuze, çeviren: A. Kadir Gülen, Fol Kitap, 296 sayfa, 2020

Darian Leader – Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler? (2020)

‘Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler?’, kadın ve erkek cinselliğine ilişkin gözlem, açıklama ve psikanalitik değerlendirmelerden oluşan, bugün klasikleşmiş diyebileceğimiz bir yapıt.

Darian Leader, yeni bir baskıyla yayımlanan kitabında, kadın ve erkek cinsleri arasındaki farklılıkları, özellikle de cinsellik boyutunda ele alıyor ve bunu yaparken de psikanalizin yanı sıra, sinema, tiyatro, edebiyat ve felsefe gibi farklı alanlardan aldığı pek çok çarpıcı örneğe başvuruyor.

Shakespeare’den Hitchcock’a, Sharon Stone’dan Arnold Schwarzenegger’e, Sokrates’ten Bertrand Russell’a, Virginia Woolf’tan Agatha Christie’ye, Freud’tan Drakula’ya, Jane Austen’dan Yunan tragedyalarına dek uzanan Leader, psikanalizin içgörüleri üzerine çok zengin bir metin ortaya koyduğu gibi, bir erkek ile bir kadın arasında uyumlu bir ilişki kurma şansının neden çok zor olduğunu da ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

  • Künye: Darian Leader – Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler?, çeviren: Nedim Çatlı, Saltokur Yayınları, psikanaliz, 139 sayfa, 2020

Elisabeth Roudinesco – Sigmund Freud (2016)

Doğu Galiçyalı Yahudi tüccarların soyundan gelen ihtiraslı bir adamın varoluş öyküsü.

Elisabeth Roudinesco’nun, Sigmund Freud’un hayatının, yapıtının, özel ve kamusal yaşamının kapsamlı bir fotoğrafını çeken bu çalışması, yeni açılan arşivlerin ışığında Freud’un Nazi faşizmiyle kıyasıya hesaplaştığı hayatının son dönemine dair bilinmeyenleri de aydınlatıyor.

  • Künye: Elisabeth Roudinesco – Sigmund Freud, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları

Bruce Fink – Lacancı Özne (2020)

Lacancı özne kavramı hakkında yetkin bir çalışma arayanlara bu eseri kesinlikle tavsiye ederiz.

Bruce Fink, Lacan’ın yeni ve radikal özne teorisini kapsamlı bir şekilde açıkladığı gibi, Lacan’ı, felsefe tarihinde uzun bir geçmişi olan öznenin ne anlama geldiğini araştıran modern düşünürlerin büyük geleneği içine yerleştiriyor.

Fink çalışmasında ayrıca, Lacan’ın öteki, nesne, dil gibi yapılanmış bilinçdışı, yabancılaşma, ayrılık, baba metaforu, jouissance ve cinsel farklılık gibi temel kavramlarını da net bir şekilde açıklıyor.

  • Künye: Bruce Fink – Lacancı Özne: Dil ve Jouissance Arasında, çeviren: Kemal Güleç, Encore Kitap, psikanaliz, 304 sayfa, 2020

Gil Eyal, Brendan Hart, Emine Öncüler, Neta Oren ve Natasha Rossi – Otizm Salgını (2016)

Son yıllarda otizm tanılarının sayısında dikkat çekici bir artış görülmekte.

Bu kitabın yazarları ise, bu yükselişi, zekâ geriliğinin 1960’ların sonundan itibaren kurumdışılaştırılmasının yarattığı depremin bir artçı sarsıntısı olarak görüyor.

Otizm, otizm salgınının ortaya çıkışının nedenleri hakkında aydınlanmak için iyi bir kaynak.

  • Künye: Gil Eyal, Brendan Hart, Emine Öncüler, Neta Oren ve Natasha Rossi – Otizm Salgını: Otizm Salgınının Toplumsal Kökenleri, çeviren: Erdem Gökyaran, Yapı Kredi Yayınları

Nebi Sümer, Melike Sayıl ve Sibel Kazak Berument – Anne Duyarlığı ve Çocuklarda Bağlanma (2016)

Bağlanma kuramı, erken dönemde ebeveyn-çocuk ilişkisinin duygusal gelişim üzerindeki etkisini anlamak amacıyla John Bowlby tarafından geliştirilmişti.

Anne duyarlığını ve çocuklarda bağlanma düzeyini Türkçeye uyarlayan bu kitap da, bağlanma kuramının özünü oluşturan erken döneme odaklanıyor.

  • Künye: Nebi Sümer, Melike Sayıl ve Sibel Kazak Berument – Anne Duyarlığı ve Çocuklarda Bağlanma, Koç Üniversitesi Yayınları