Kolektif – Fanon’un Hayaletleri (2019)

Hayatını sömürgecilik, ekonomik/kültürel eşitsizlikler ve psikanaliz alanlarındaki çalışmalara adamış, etkisi günümüzde de yoğun şekilde devam eden fikirler ortaya koymuş Frantz Fanon’un düşüncesini ve mirasını farklı yönleriyle irdeleyen güzel bir derleme ile karşı karşıyayız.

Buradaki makalelerin dikkat çeken yönlerinden biri, Fanon düşüncesindeki eleştirel potansiyelleri ortaya çıkarmaları ve bu düşüncelere, tam da olması gerektiği gibi siyasal biçim kazandırmayı amaçlamaları.

Kitapta,

  • Sömürge karşıtı devrimci etkilerin Fanon’un kişiliği ve düşüncesi üzerindeki rolü,
  • Postkolonyal eleştirinin gölgede kalmış öncüsü olarak Aimé Césaire’in, Fanon’un düşünceleri üzerindeki etkileri,
  • Sömürgeciliğe karşı bir silah olarak sürrealizm ve psikanaliz,
  • Batı hümanizminin ikiyüzlülüğü ve şeyleşmesi olarak sömürgecilik,
  • Fanon’un çelişkilerle örülü kimliği,
  • Fanon’da şiddet sorunu,
  • Sömürge karşıtı milliyetçilik ve postkolonyal milliyetçilik ayrımı,
  • Ulusal kurtuluş mücadelesi ve şiddet,
  • Fanon’u Lacancı okumasının bize söyledikleri,
  • Ve Fanon düşüncesinin 21. yüzyıla nasıl karşılık verebileceği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Barış Ünlü, Elçin Aktoprak, Vefa Saygın Öğütle, Judith Butler, Homi Bhabha, Andrew Ryder, Güneş Ayas, Abdurrahman Aydın, Ömer Mollaer, Immanuel Wallerstein ve Fırat Mollaer.

  • Künye: Kolektif – Fanon’un Hayaletleri: Fanon’la Konuşmayı Sürdürmek, editör: Fırat Mollaer, İthaki Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2019

Adam Phillips – Öyle ve Böyle (2019)

Adam Phillips, çocuk psikoterapisti olarak uzun yıllardır çalışan, alanında tanınan isimlerden.

Phillips iyi bir doktor olduğu kadar iyi bir yazardır da.

Örneğin son kitabı ‘Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine’, büyük övgüyle karşılanmıştı.

Phillips’in ‘Öyle ve Böyle’ adlı elimizdeki kitabı da, kendisinin hem bir uzman hem de bir insan olarak psikanalizin temel meseleleri hakkında aydınlatıcı ve keyifli denemelerini bir araya getiriyor.

Kitap, Phillips’in düşüncelerine ve özellikle de psikanalizin içinde bulunduğu duruma dair geniş bir perspektif sunmasıyla önem arz ediyor.

Phillips disiplinini, bir terapi olarak değil daha çok hayatla ve diğer insanlarla başa çıkabilme yöntemi olarak ele alıyor.

Kitapta sıkılmadan endişelenmeye, başarıdan nefrete, unutmanın faydalarından narsisizme, aileden mutluluğa, pek çok ilgi çekici konu ele alıyor.

Son olarak şunu da belirtelim ki, Phillips’in yazıları her ne kadar psikanalize içkin meselelere odaklansa da, psikanalizin kendisini de yeniden tartışmaya açmasıyla da çok önemli.

  • Künye: Adam Phillips – Öyle ve Böyle: Yeni ve Seçilmiş Denemeler, çeviren: İpek Şen, Ayrıntı Yayınları, psikanaliz, 448 sayfa, 2019

Sigmund Freud – Amatör Psikanalizi (2015)

Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un, amatörlerin, yani hekim olmayanların psikanaliz yöntemiyle hasta tedavi etmelerine izin verilip verilmeyeceği konusundaki düşünceleri.

Tıbbi eğitimin psikanalistler için gerekmediğini düşünen Freud, kitabında bu fikrini ayrıntılı bir şekilde gerekçelendiriyor.

  • Künye: Sigmund Freud – Amatör Psikanalizi, çeviren: Kâmuran Şipal, Say Yayınları

Robert A. Johnson – Gölgene Sahip Çık (2015)

Jungcu analist Robert Johnson’ın bu enfes kitabı, Jung teorisinde egonun karanlık tarafını simgeleyen gölgemize nasıl sahip çıkacağımızı anlatıyor.

“Kişinin kendi gölgesine itibar etmesi ve onu kabullenmesi derin bir ruhsal disiplindir.” diyen Johnson, gölgenin modern ruhta nasıl vazgeçilmez bir rol üstlendiğini aydınlatıyor.

Yazara göre, insanların kültürel uyum sürecinde, doğuştan gelen özellikleri “toplumca kabul edilebilir olanlar” ve “vazgeçilmesi gerekenler” şeklinde sınıflandırılmıştır, bu da uygar dünyada iyi-kötü ayrımı için gerekli olmakla birlikte reddedilen özellikler hiçbir zaman çekip gitmemiş, kişiliğin karanlık köşelerinde birikmiştir.

  • Künye: Robert A. Johnson – Gölgene Sahip Çık, çeviren: Kemal Atakay, Okuyan Us Yayınları

Darian Leader – Depresyon, Yas ve Melankoli (2018)

Depresyon, yas ve melankoli konusunda farklı görüş ve uygulamalar mevcut.

Fakat bunların, söz konusu sorunların çözümü konusunda bariz yanılgılar barındırdıkları da bilinir.

Peki, depresyonla nasıl başa çıkabiliriz?

Örneğin yüzeysel kimi semptomlar, aslında ruhumuzdaki hangi büyük sorunlara işaret eder?

Depresyon, yas ve melankoli konularında hem aydınlatıcı hem de pratik bir çalışma arayanlara Darian Leader’ın tam da yukarıdaki sorulara tatmin edici yanıtlar veren bu eserini öneriyoruz.

Leader’a göre yas tutmak ve melankoli, depresyonun kalbinde yatar.

Fakat bu gerçeği hakkıyla kavrayamadığımız için hem bu sorunla yüzleşme hem de onu aşma konusunda sıkıntı yaşarız.

Leader, öncelikle kayıp deneyimine verdiğimiz tepkilere bakarak bu durumu çözümlüyor ve eğer bu gerçeğin daha çok bilincinde olursak, yıkıma yol açabilecek duyguların kıskacından kurtulabiliriz.

Büyük çağdaş düşünürlerin depresyon, yas ve melankoliye dair görüşlerinin kapsamlı bir incelemesini de sunan Leader, yas tutma uğraşında oldukça aydınlatıcı bir esere imza atmış.

  • Künye: Darian Leader – Depresyon, Yas ve Melankoli, çeviren: Ayça Göçmen, Encore Yayınları, psikanaliz, 200 sayfa, 2018

Rollo May – Kafese Konan Adam (2018)

İnsan doğası muazzam çeşitlilikte ve zenginliktedir, fakat bu doğanın diğer tarafında akla hayale gelmeyecek alçaklıklar ve acımasızlıklar da vardır.

Mantıklı olma konusunda şahane bir yetenek sergileriz ama bu aynı zamanda, ürkütecek kadar mantıkdışı davranışlarımızla da sürekli çatışma halindedir.

Rollo May, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu ufuk açıcı kitabında “ikilem” olarak tanımladığı insanın bu çelişik ve karanlık yönünü merkeze alarak bizi psikoloji ve psikiyatri alanında keyifli ve aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

May’in buradan yola çıkarak psikologların modern kültürel ve sosyal sorumlulukları üzerine derinlemesine düşünmesi ise, kitabı önemli kılan başlıca hususlardan.

Kitapta,

  • Modern insanın önemini yitirmesi,
  • Kimliksiz dünyada kişisel kimlik,
  • Modern anksiyete teorilerinin tarihsel kökenleri,
  • Anksiyete ve değerler,
  • Varoluşçuluk ile psikoterapi arasındaki ilişkinin tehlikeleri,
  • Özgürlük ve sorumluluk,
  • Ve psikologların sosyal ve kültürel sorumlulukları gibi konular ele alınıyor.

Künye: Rollo May – Kafese Konan Adam: Psikoloji ve İnsanın İkilemi, çeviren: Aysun Babacan, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 320 sayfa, 2018

Kolektif – Psikanaliz ve Göç (2018)

Göç, sadece mecburi bir yer değiştirmeden ibaret değildir, geleceğinizi belirsiz kılan, fakat daha da önemlisi sizi siz yapan bütün bir geçmişinizi tümüyle silip atan bir olgudur.

Göçün benlikte yarattığı asıl yıkım da budur.

Bu önemli kitap ise, İstanbul Psikanaliz Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından geçen yıl düzenlenen “Psikanaliz ve Göç” başlıklı bir sempozyuma sunulan bildirilerin iyi bir derlemesi.

Sempozyuma katılan isimler, göçün birey üzerindeki etkilerinden bu etkilerin kişisel ve toplumsal yansımalarına konuyu zengin bir çerçevede irdeliyor.

Kitap her ne kadar psikanalitik bir bakışla bu olguya baksa da, göç çalışmaları alanında çalışanlar kadar genel olarak göç konusuyla ilgilenen her okura hitap ediyor diyebiliriz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Nesli Keskinöz Bilen, Salman Akhtar, Sverre Varvin, Pınar Limnili Özeren, Ümit Eren Yurtsever, Yavuz Erten, Bella Habip, Melis Tanık Sivri, Nayla de Coster, Yeşim Korkut, Gökhan Oral, Saskia von Overbeck Ottino, Deniz Yükseker, Sibel Mercan, Nuray Türksoy ve Sevil Kural.

  • Künye: Kolektif – Psikanaliz ve Göç: Gitmek mi Kalmak mı?, derleyen: Nesli Keskinöz Bilen, İthaki Yayınları, psikanaliz, 304 sayfa, 2018

Nathan Kravis – Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi (2018)

Terapi divanı psikanaliz kadar,  hatta muhtemelen ondan da ünlüdür.

Örneğin birçok filme, romana, hikâyeye konu olmuştur.

Ve en önemlisi de, başlı başına bir moda ikonu haline gelmiştir.

İşte Nathan Kravis’in keyifli ve aydınlatıcı bu kitabında, terapi divanı başrolü oynuyor.

Psikanaliz, sanat tarihi, felsefe, tarih, mobilya tarihi ve tıp tarihinin iyi bir bireşimi olarak okunabilecek kitap, Freud’un kendi yazılarından olabildiğince yararlanarak, terapi divanının uzun macerasını bizimle paylaşıyor.

Güzel ve ufuk açıcı resimlerle de zenginleşmiş kitap, analisti ziyaret ettiğimizde uzandığımız kadar okumak, hayallere dalmak, çağrışım yapmak için de uzandığımız divanı bize farklı yönleriyle anlatıyor.

  • Künye: Nathan Kravis – Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi, çeviren: Denis Gürcü, Sola Yayınları, psikoloji, 216 sayfa, 2018

Jacob Rogozinski – Ben ve Ten (2018)

Ben dışsal gerçeklik tarafından üretilen bir yanılsama mıdır?

Önde gelen çağdaş Fransız düşünürlerinden Jacob Rogozinski’nin bu kitabı, “ben” konusuna geniş bir çerçeveden bakmasıyla önemli.

Rogozinski kitabına, iki ego katili olarak tanımladığı Heidegger ve Lacan’ın düşüncelerini irdeleyerek başlıyor ve oradan da Descartes, Husserl, Merleau-Ponty ve Artaud’un fikirlerine uzanarak ben ile ben-olmayan arasındaki farkı çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Yazar bunu yaparken de, fenomenolojinin ve psikanalizin zengin mirasından olabildiğince yararlanıyor, ayrıca yaşam, ölüm, aşk ve nefret gibi varoluşun temel sorularıyla sıkı bir yüzleşmeye girişiyor.

Kitaptan alıntı:

“Yaşamın benim yaşamım olmaktan çıktığı ve kolektif bir antiteye aktarılmak üzere egonun içkinliğinden koparıldığı andan itibaren faşizmi uzaklarda aramamıza gerek kalmaz.”

“Direnmek bir ben’in değil, bir biz’in işidir: Bir halkın, bir sınıfın ya da diyelim ki bir çokluğun işidir.”

  • Künye: Jacob Rogozinski – Ben ve Ten: Ego-Analize Giriş, çeviren: Melis Aktaş, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 392 sayfa, 2018

Sébastien Dupont – Psikanaliz Hareketinin Kendini İmhası (2018)

Psikanalizin görkemli zamanlarının üzerinden çok zaman geçti.

Fransa’da kuramın “altın çağ”ı 1960’larda başlar.

Fakat 1980’lerden başlayarak psikanalize tepkiler artış göstermeye başladı, üstüne üstlük bilişsel psikoloji ve sinirbilim tarafından psikanaliz bilimsel olarak tartışma masasına yatırıldı.

İşte psikolog ve aile terapisti Sébastien Dupont da bu kitabında, psikanalizin etkisini ve çekiciliğini kaybetmesinin altındaki etkenleri çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Baştan söyleyelim, Dupont burada, psikanaliz karşıtı olarak kendini konumlandırmaktan ziyade, psikanalizin teorideki canlılığını ve pratikteki inandırıcılığını nasıl kazanabileceği üzerine düşünüyor.

Ve bu amaçla, ilk olarak zengin olduğu kadar muğlak yönlere de sahip “psikanalitik söylemi” açıklığa kavuşturmaya çalışıyor.

Yazar bunu yaparken, hem kendisinin psikanaliz çevresindeki öznel deneyimlerini hem de danışabildiği psikanaliz yazınını temel alıyor.

Dupont ayrıca, hareketin evrimi hakkında inceleme ve izlenimlerini kendisiyle paylaşan psikanalitik yönelimli pratisyenlerin ve hastaların tanıklıklarından da sıklıkla yararlanmış.

Çağdaş psikanaliz düşüncesindeki büyük eğilimleri merak eden ve “arka plana zumlamak” isteyen okurların ilgisini çekebilecek bir kitap.

  • Künye: Sébastien Dupont – Psikanaliz Hareketinin Kendini İmhası, çeviren: Öncel Naldemirci, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 140 sayfa, 2018