Leo Strauss – Platon’un Politik Felsefesi: Devlet (2018)

Leo Strauss’un bu eseri, Platon’un siyaset felsefesi alanında en çok başvurulan kaynakların başında gelen ‘Devlet’ diyaloğu üzerine şimdiye kadar yapılmış en sıkı okumalardan.

Kitap esasında, Strauss’un Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünde 1957 bahar döneminde verdiği seminerin dökümü.

Strauss, burada yalnızca Platon’un ünlü mağara imgesinden yola çıkarak felsefe ve politika konularını tarihsel ve güncel bir sorgulamaya tabi tutmakla yetinmiyor, aynı zamanda felsefe yapmanın yollarını ve zorluklarını da derinlemesine irdeliyor.

Yazar, Platonik bir diyaloğun nasıl okunması gerektiğinden ‘Devlet’in merkezi zirvesi olarak felsefeye, pek çok konuyu tartışıyor.

  • Künye: Leo Strauss – Platon’un Politik Felsefesi: Devlet, editör: Peter Ahrensdorf, çeviren: Özgüç Orhan, Pinhan Yayıncılık, siyaset, 432 sayfa, 2018

David Motadel – İslam ve Naziler (2015)

Batılı sömürgecilerin cihatçı söylemi nasıl harekete geçirdiğini gözler önüne seren bir inceleme.

Üç kıtada sürdürdüğü araştırmalarıyla, Nazi Almanya’sının İslamla bağlarının kapsamlı bir dökümünü sunan David Motadel, dinsel politika kullanımının varabileceği tehlikeli durakları gösteriyor.

Kitapta,

İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların İslam ile ilişkisinin tarihsel gelişimi,

Nazilerin işgal ettikleri bölgelerde Müslümanlara yönelik politikaları,

Ve Alman ordusundaki Müslümanların devşirilmesinde dinin oynadığı rol gibi birçok önemli konu ele alınıyor.

Kitap bilhassa, İslam’ın politik çıkarlar için nasıl ustaca kullanılabileceğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koymasıyla çok önemli.

  • Künye: David Motadel – İslam ve Naziler, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları

Paul Ekman ve Christopher Hadnagy – Sosyal Mühendisin Maskesini Düşürmek (2018)

Sosyal mühendisler kendilerine özgü sinsice araçlarla çalışırlar.

Peki, bunlar nedir ve kendimizi, bunlara karşı nasıl koruyabiliriz?

Paul Ekman ve Christopher Hadnagy’nin elimizdeki çalışmalarının konusu, tam da bu.

Yazarlar, sosyal mühendisliğin ve genel olarak “insan kandırma” yöntemlerinin hangi yollardan ilerlediği konusunda okurunu aydınlatıyor ve insanın kontrolü elinde bulundurmak için sözlü iletişimin olduğu kadar sözsüz iletişim yöntemlerini de nasıl çözümleyebileceğini adım adım anlatıyor.

İnsanların beden dili ve yüz ifadeleri ne anlama gelir?

Kötü niyetli hackerlar hangi yollardan güvenimizi kazanmaya çalışır?

Bilişim teknolojilerinin altyapısı dışındaki güvenlik zaafları nedir?

Sosyal mühendise özgü sözsüz davranışlar neyi anlatır?

Sosyal mühendislik girişimleri karşısında kendimizi geliştirmek için hangi bilgi ve becerilere sahip olmalıyız?

Ekman ve Hadnagy çalışmalarında, bütün bu soruların yanıtlarını arıyor ve bizi, teknolojinin kusursuz bir Büyük Birader’e dönüştüğü günümüzde, güvenliğimizi sağlayacak araçları nasıl edineceğimizi açıklıyor.

  • Künye: Paul Ekman ve Christopher Hadnagy – Sosyal Mühendisin Maskesini Düşürmek: Güvenlikten İnsan Unsuru, editör: Paul F. Kelly, çeviren: Yudit Sevinir, Paloma Yayınevi, siyaset, 200 sayfa, 2018

Hasan Aksakal – Türk Politik Kültüründe Romantizm (2015)

Türkiye’nin 18. ve 19. yüzyıllarındaki edebi, felsefi ve politik romantizmlerinin bir incelemesi.

Kitapta,

  • Türk romantizminin karakteristik özellikleri,
  • Milliyetçilik anlatısının gelişiminde romantizmin etkileri,
  • Folklor, popülizm ve köycülük üçgeninde taşrada romantizm,
  • Ve romantizm ile devlet ve vatan mitolojisinin etkileşimi, gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Hasan Aksakal, kapsamı ve derinliğiyle dikkat çeken kitabında, romantizmin, yaşanmakta olan travmatik kapitalist gelişmenin, sanayileşmenin,  şehirleşmenin ve kitlesel savaş ya da göçlerin tüm tatsızlıklarına ya kuşatıcı bir biçimde anlam kazandırdığını ya da o can sıkıcı gerçekleri maskelemeye yaradığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Hasan Aksakal – Türk Politik Kültüründe Romantizm, İletişim Yayınları

Mehmet Bayrak – Kürtlere Vurulan Kelepçe: Şark Islahat Planı (2009)

Mehmet Bayrak ‘Kürtlere Vurulan Kelepçe’de, Cumhuriyetin Kürt siyasetinin rehber metni olmuş, 1925’te hazırlanıp yürütülmeye başlanmış ‘Şark Islahat Planı’nı anlatıyor.

Bayrak’ın gösterdiği gibi bu plan, Cumhuriyetin Kürtler üzerinde asimilasyon, Kürtleri Türk bölgelerine serpiştirmek, Kürtlere meskûn bölgelere Kürt olmayanları yerleştirmek, bu bölgelerde yatılı okullara öncelik vermek, Kürtleri Türkçeye mecbur kılmak gibi amaçlar taşıyordu.

Bir Kürt açılımının tartışıldığı bugünlerde, Bayrak’ın kapsamlı çalışması, devletin baskıcı, tahammülsüz yaklaşımının, nihayetinde tüm ülkeyi götürdüğü tehlikeli durakları gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Mehmet Bayrak – Kürtlere Vurulan Kelepçe: Şark Islahat Planı, Özge Yayınları, siyaset, 258 sayfa

Alpaslan Işıklı – Yeni Ortaçağ (2009)

‘Yeni Ortaçağ’da, günümüzdeki emperyalist işgal ve istila olaylarının, 1094-1270 yılları arasında hüküm sürmüş bulunan geçmişin Haçlı Seferleri’ni anımsatan bir vahşet boyutuna vardığını söyleyen Alpaslan Işıklı, bu durumda yeni bir ortaçağdan söz edilebileceğini savunuyor.

Yazar, içinde bulunduğumuz dönemin, geçmiş ortaçağ ile çok belirgin benzerlikleri bulunduğunu, tarihten ve günümüzden örnekler eşliğinde göstermeye çalışıyor.

Kitap, küresel bunalımın beraberinde getirdiği muazzam yıkımı ve bu sürecin özellikle siyasal açıdan yeni bir ortaçağı nasıl yarattığını irdeliyor.

  • Künye: Alpaslan Işıklı – Yeni Ortaçağ, İmge Kitabevi, siyaset, 278 sayfa

İsmail Cem – Tarih Açısından 12 Mart (2009)

İsmail Cem ‘Tarih Açısından 12 Mart’ta, Türkiye’nin zorlu dönemeçlerinden olan 12 Mart askeri darbesini çok yönlü bir biçimde inceliyor.

Cem, çalışmasının ilk bölümünde, 12 Mart’ı günlük hayatın yansımaları çerçevesinde yorumluyor.

Darbeyi yaşanılan anın içinde tasvir eden bu bölüm, aynı zamanda belgesel bir nitelik de taşıyor.

Yazar, kitabının ikinci bölümünde ise, 12 Mart’ın tarih açısından yerini, önemini ve sonuçlarını ele alıyor.

Cem, kitabının ilk bölümünde gazete yazarlığı kimliğiyle, ikinci bölümünde de siyaset adamı kimliğiyle okurun karşısına çıkıyor.

  • Künye: İsmail Cem – Tarih Açısından 12 Mart, İş Kültür Yayınları, siyaset, 642 sayfa

Mustafa Durmuş – Büyük Değişim (2018)

Son yıllarda bütün dünyada sağın yükselişine tanık oluyoruz.

Bu aynı zamanda otoriterleşmenin artışıyla da paralel gittiği için, demokratik siyaset kanallarının tıkanmasıyla karşı karşıya bulunuyoruz.

Mustafa Durmuş’un elimizdeki kitabı da, bu büyük değişimi kayda almasıyla önemli bir rol üstleniyor.

Yazar, Türkiye’de tanık olduğumuz muazzam gerilemeyi de, küresel çaptaki daha büyük bir krizin yerel bir yansıması olarak irdeliyor.

Durmuş’un analizinde, dünya çapında büyük etkiler yaratmış 2008 ekonomik krizinin önemli yeri var.

Zira yazara göre, bugünü anlamak için 2008 krizinden öğreneceğimiz çok şey var.

Durmuş, 2008 krizi sonrasında uygulanan politikaların, dünya ekonomisinin gidişatını iyileştirmek yerine, onu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirdiğini, dolayısıyla bugün yaşadığımız sorunların kökeninde de bu politikaların bulunduğunu belirtiyor.

  • Künye: Mustafa Durmuş – Büyük Değişim: Popülist Otoriterleşme, İmge Kitabevi, siyaset, 265 sayfa, 2018

Edward Said – Kültür ve Direniş: David Barsamian’la Konuşmalar (2009)

‘Kültür ve Direniş’, “Amaçsız kalan bir hayat sürmeyi başaramadım” diyen Edward Said’in, David Barsamian’la yaptığı uzun soluklu söyleşilerini bir araya getiriyor.

Ağırlıklı olarak İsrail-Filistin sorunun ele alındığı söyleşilerinde Said, bu sorun bağlamında, tek devlet yerine iki uluslu devletin çözüm için zorunluluğunu, Filistin’i ebediyen baskı altına almanın neden mümkün olmadığını, kendisine yönelik saldırılara yanıt vermeme gerekçelerini ve bir Filistinli olarak İsrail’le neden çatıştığı gibi konuları anlatıyor.

Kitap, Said’den yayılan muazzam enerjiyi, onun entelektüel atılımını ve coşkusunu yansıtmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Edward Said – Kültür ve Direniş, söyleşi: David Barsamian, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, siyaset, 235 sayfa

Henry Heller – Kapitalizmin Doğuşu (2017)

Feodalizmden kapitalizme geçişi sağlayan ekonomik ve politik dinamikler nelerdi?

Henry Heller’in elimizdeki oylumlu çalışması, hem kapitalizmin ortaya çıkışı hem de geleceği hakkında önemli değerlendirme ve saptamalar barındırıyor.

Heller’in, kapitalizmin kökenini, doğasını ve sürdürülebilirliğini sorgularken, bunun hakkındaki tarihsel kanıtlara eleştirel bir şekilde yaklaşması, çalışmayı zenginleştiren hususlardan.

Heller, en başta, hep söylenegeldiği gibi, kapitalizmin yalnızca ekonomik bir sistem olmadığını politik yönleri de oldukça başat bir oluşum olduğunu savunuyor.

Yazar, kapitalizmin ilk ortaya çıkışından gelişimine ve şimdiki haline uzanıyor ve özellikle bugün içinde bulunduğu çıkmazlara bakıldığında, kapitalizmin geleceğinin her zamankinden daha çok tehlikede olduğunu belirtiyor.

Heller’in burada sunduğu tezlerin, son zamanlarda yoğun karşılık gören Marksist iktisatçı Robert Brenner’ın tezlerine destek sunan mahiyette olduğunu da özellikle belirtelim.

  • Künye: Henry Heller – Kapitalizmin Doğuşu, çeviren: Gökhan Aydın, Doruk Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2017