Elçin Aktoprak – Devletler ve Ulusları (2012)

 

  • DEVLETLER VE ULUSLARI, Elçin Aktoprak, Tan Kitabevi, siyaset, 648 sayfa

Elçin Aktoprak ‘Devletler ve Ulusları’nda, Batı Avrupa’daki milliyetçilik ve ulusal azınlık sorunlarını masaya yatırıyor. Aktoprak, Birleşik Krallık-Kuzey İrlanda, İspanya-Bask Ülkesi ve Fransa-Korsika örneklerini, merkez-çevre bağlamında gelişen “çoğunluk-ulusal azınlık” ilişkileri üzerinden irdeliyor. Yazar bu üç örnek üzerinden, Batı Avrupa’da devletin merkezinde ve çevre bölgelerinde yaşanan farklı uluslaşma süreçlerini ve azınlık sorunlarını karşılaştırmalı bir şekilde inceliyor. Konuyu geniş bir zaman diliminde izleyen kitap, ulus inşa süreçleri ile kapitalizm arasındaki ilişkiye odaklanmasıyla da ilgi çekiyor.

Maria Mies – Ataerki ve Birikim (2012)

Cinsiyete dayalı işbölümünün toplumsal kökenlerini inceleyen bu -klasikleşmiş- eser, kolonileştirme ve ‘evkadınlaştırma’ süreçlerinin genel tarihinin yanı sıra, yeni uluslararası işbölümünü ve kadınların en ucuzundan birer üretici ve tüketici olarak oynamak zorunda bırakıldıkları rolü eleştirel bir perspektifle tahlil ediyor.

Mies, feminist teoride esaslı bir paradigma değişikliğine yol açan bir yaklaşımla kapitalist ataerkinin günümüzdeki küresel ölçekli egemenliğini betimlerken, bu egemenliğe karşı nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğine de açıklık getiriyor.

Teori ile pratiğin otantik ve birlikte gelişimini gözeten bu çalışma feminist teorinin ulaşabileceği doruk noktalardan biri…

  • Künye: Maria Mies – Ataerki ve Birikim: Uluslararası İşbölümünde Kadınlar, çeviren: Yıldız Temurtürkan, Dipnot Yayınları, feminizm, 434 sayfa,

Edward Said – Edward Said ile Konuşmaya Devam (2012)

 

‘Edward Said ile Konuşmaya Devam’, kuşağının en önemli akademik eleştirmenlerinden biri olan ve akademik dünyanın içindeki ve dışındaki birçok insan için yepyeni düşünce ve araştırma alanları açan Edward Said’e bir saygı duruşu niteliğinde.

Düşünürün beklenmeyen ölümünün ardından Homi Bhabha ve W. J. T. Mitchell, hepsi de Said’in eski dostu ve çalışma arkadaşı olan bir dizi entelektüelden, Said’le bıraktıkları yerden “konuşmaya devam etmelerini”, yani çözümlenmemiş ya da az irdelenmiş konuları yeniden ele almalarını istemiş.

Bu yönüyle kitap, Said’in düşüncelerinin ana çizgilerini ortaya koyuyor diyebiliriz.

  • Künye: Edward Said – Edward Said ile Konuşmaya Devam, derleyen: Homi Bhabha ve W. J. T. Mitchell, çeviren: Hayrullah Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 243 sayfa, 2012

Nuri Kayış ve Serhat Hürkan – Sansürsüz Sansür Tarihi (2012)

 

  • SANSÜRSÜZ SANSÜR TARİHİ, Nuri Kayış ve Serhat Hürkan, Sinemis Yayınları, inceleme, 582 sayfa

Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un ‘Ölüm Pornosu’ romanı, Türkiye’deki sansür uygulamalarının son mağdurlarındandı. Hatırlanacağı gibi kitabın çevirmeni Funda Uncu, ifade vermek için çağrıldığı karakolda, polislerin “bu kitabı çevirmeye utanmadın mı?” ve “Manken misin?” gibi sorularına maruz kalmıştı. Elimizdeki kitap da, bu güncel sansür olayı da içinde olmak üzere, yaşadığımız topraklarda sansürün 1795’ten 2011’e uzanan kapsamlı bir hikâyesini kaleme getiriyor. Yazarlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında devlet ve basın ilişkisinden günümüze, medya-iktidar ilişkisinin kapsamlı bir tarihçesini sunuyor.

Ebru Deniz Ozan- Gülme Sırası Bizde (2012)

 

  • GÜLME SIRASI BİZDE, Ebru Deniz Ozan, Metis Yayınları, inceleme, 214 sayfa

Ebru Deniz Ozan, nitelikli çalışması ‘Gülme Sırası Bizde’de, 12 Eylül darbesine giden süreçte sermaye sınıfının konumunu, rolünü araştırıyor ve böylelikle, darbeden esas kârlı çıkan toplumsal kesimleri ortaya koyuyor. Hatırlanacağı gibi dönemin TİSK Başkanı Halit Narin, darbe sonrasında “Yirmi yıl işçiler güldü biz ağladık; şimdi gülme sırası bizde” sözünü sarfetmişti. Ozan, sermaye sınıfı ile devletin sınıfsal rolünde meydana gelen değişim arasındaki ilişkiyi yetkin gözlemlerle irdeler ve dönemin kazanan ve kaybedenlerini ortaya koyarken, darbeyle girişilecek gerçekçi bir hesaplaşmaya da önemli bir katkı sunuyor.

Oral Çalışlar – Portreler (2012)

 

  • PORTRELER, Oral Çalışlar, Everest Yayınları, anı, 306 sayfa

Oral Çalışlar ‘Portreler’de, Türkiye’nin önemli isimleriyle yaptığı söyleşileri okurlarına sunuyor. Çoğunluğu portre olarak kabul edilebilecek bu söyleşilerde Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Adalet Ağaoğlu, Yılmaz Güney, efsane oyuncu Lefter, Fikret Otyam, Halil Ergün, Ümit Yaşar Oğuzcan, Mina Urgan, İshak Alaton, Malik Yolaç ve Panayot Abacı gibi, kimi hayata veda etmiş kimi yaşamakta olan birçok kişi yer alıyor. Kitapta ayrıca, 1915’te öldürülüp yol kenarına gömülen Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi’nin ilginç öyküsü ile Çalışlar’ın, Hrant Dink’in katledilmesinin ardından kaleme aldığı yazılar da bulunuyor.

M. Hakan Yavuz – Erbakan’dan Erdoğan’a Laiklik, Demokrasi, Kürt Sorunu ve İslam (2011)

  • ERBAKAN’DAN ERDOĞAN’A LAİKLİK, DEMOKRASİ, KÜRT SORUNU VE İSLAM, M. Hakan Yavuz, çeviren: Leman Adalı, Kitap Yayınevi, siyaset, 352 sayfa

 

Türkiye’de İslam ve modernleşme konusunda yaptığı çalışmalarla bilinen M. Hakan Yavuz elimizdeki çalışmasında, genel olarak, dini nitelikli siyasal hareketlerin demokratikleşmenin ve liberalleşmenin öncüsü olup olamayacağı konusunu tartışıyor. Radikal grupların rekabetçi ve kurallara dayanan katılımcı bir siyasal düzen içerisinde bulunduklarında etkinlik ve ideolojilerini ılımlılaştırdıklarını savunan Yavuz, bu bağlamda, günümüzde Türkiye’de İslamcı hareketlerin görünümündeki dönüşümlerin nasıl ve neden gerçekleştiğini masaya yatırıyor. Yavuz bunu yaparken, dini aktörlerin, kamusal alandaki siyasal davranışlarını da açıklamaya girişiyor.

Taner Timur – Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi (2011)

  • FELSEFE, TOPLUM BİLİMLERİ VE TARİHÇİ, Taner Timur, Yordam Kitap, tarih, 431 sayfa

Taner Timur ‘Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi’de, tarih ve felsefe arasındaki kopuş ve birleşmelerden müteşekkil ilişkinin öyküsünü kaleme getiriyor. Sorgulamalarının ilk durağı olarak bilim ve felsefenin ilk vatanı Eski Yunan medeniyetini tercih eden Timur, üç bin yıl önce bu coğrafyada başlayan düşünce devrimini, Ortaçağ’dan Rönesans’a, Aydınlanma’dan Modern çağa ve Heidegger’den postmodern bilgi kuramına kadar izliyor. Timur’un kitabının özgünlüğü, Batılı modaların yoğun ve yapay biçimlerde yaşandığı; felsefecilerle tarihçi ve toplum bilimciler arasındaki sıkı bağların bulunmadığı Türkiye için önemli bir eleştiriyi üstlenmesi.

İbrahim Okçuoğlu – Günümüzde Emperyalizm (2011)

 

  • GÜNÜMÜZDE EMPERYALİZM, İbrahim Okçuoğlu, Akademi Yayınları, siyaset, 333 sayfa

 

 

İbrahim Okçuoğlu ‘Günümüzde Emperyalizm’de, serbest rekabetçi küreselleşmeden emperyalist küreselleşmeye, kapitalizmde gözlenen temel değişimlere odaklanıyor. Okçuoğlu, bu değişimleri saptarken, “emperyalizm”, “mülksüzleştirme ekonomisi”, “sermaye birikimi” gibi kavramlar konusunda teorinin yaşamakta olduğu sorunları da tartışmaya açıyor. Tekellerin oluşma koşulları ve dünya pazarı üzerinde hakimiyet mücadelesi; modern mali sermayenin oluşumu ve 21. yüzyılın başında bankalar ile borsalar; uluslararası üretimin ve çalışma sürecinin yeniden örgütlenmesi; emperyalist küreselleşme ve yeni sömürgecilik, Okçuoğlu’nun kuşatıcı bir bakış açısıyla ele aldığı konulardan birkaçı. Kitap, günümüz emperyalizminin temel sorunlarını, sermaye ve üretimin uluslararası hareketini ve bunun sonuçlarını merak edenler için iyi bir kaynak.

Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan – Ne Değişti? (2011)

  • NE DEĞİŞTİ?, Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan, Ayizi Kitap, kadın, 206 sayfa

 

Bilindiği gibi Kürtler, en yoğun şekilde 1990-1995 yılları arasında, Doğu ve Güneydoğu’da zorunlu göçe tabi tutulmuştu. Göç, ardında boşaltılmış, yakılmış ve harabeye çevrilmiş binlerce köy bırakırken, yerlerinden yurtlarından edilen Kürtler kendilerini köylerinden çok uzakta, başka kentlerde buldular. İşte, Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan gibi, alanında uzman üç ismin çabasıyla ortaya çıkan bu kitap, zorunlu göçü Kürt kadınlarının gözünden izliyor. Yirmi beş kadın ve kız çocuğu ile yapılan yüz yüze görüşmelere dayanan çalışma, kadınların zorunlu göç sürecine dair anılarına; ailelerin parçalanması, cezaevleri, ev baskınları, işsizlik, evsizlik ve yoksulluk gibi travmalarla dolu hayatlarına iniyor. Kitap, Kürt kadınlarının deneyimlerini ve taleplerini görünür kılmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.