Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak (2019)

12 Eylül darbesinin militarist baskıları ve korkunç işkenceleri, birçok insanın doğup büyüdüğü ülkelerini terk etmesine neden oldu.

‘Hiçbir Şey Aynı Olmayacak’ da, o dönemde Türkiye’den gitmek zorunda kalmış olanların muhasebelerine yer vermesiyle hem çok iyi bir sözlü tarih çalışması hem de önemli bir tanıklık.

Yaklaşık beş yıl süren bir çalışmanın ürünü olan kitap, iki yazarın daha önce yayımlanan ve burada da yer verdiğimiz ‘Keşke Bir Öpüp Koklasaydım’ ile başlayan 12 Eylül 1980 Darbesi hafıza çalışmalarının devamı niteliğinde.

Darbe döneminde ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmış siyasi mültecileri konu edinen araştırmanın çatısını Almanya, Hollanda, İsviçre, İsveç, Belçika, Fransa, Danimarka, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nde siyasi mülteci olarak yaşayan veya bir dönem yaşamış mücadele insanlarıyla yapılmış sözlü tarih görüşmeleri oluşturuyor.

Kırkı aşan görüşmenin içinden yirmi iki tanesi bu kitapta yer alıyor.

Buradaki tanıklıkları ilginç kılan başka bir boyut daha var:

Bu hikâyeler, her bireyin izlediği yolun, o yolları kat ederken aldığı kararların, tecrübe ettiği yeni yaşamların ve bugün durdukları yerden geçmişe bakışın neden toptancı analizlere kurban edilemeyeceğinin de ipuçlarına gösteriyor.

  • Künye: Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak: Siyasi Mülteciler 12 Eylül Darbesi’ni Anlatıyor, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 544 sayfa, 2019

Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar (2010)

Ermeni Katolik bir ailenin kızı olarak doğan Liji Pulcu Çizmeciyan, küçük yaşında Mustafa Kemal’i Kocataş Yalısı’nın balkonunda konuşurken seyretmiş.

Pulcuyan ayrıca, Atatürk’ün manevi kızlarıyla da aynı okulda okumuş.

Yazar, anılarından oluşan ‘İstanbul’da Kayıp Zamanlar’da, Atatürk ve manevi kızlarına dair anılarının yanı sarı, Sarıyer’de geçen çocukluğunu, ilk gençlik yıllarının Osmanbey’ini, Şişli-Tünel hattındaki semtleri, İstanbul insanının gündelik yaşamını, şehrin eğlence ve kültür hayatını anlatıyor.

Pulcuyan’ın belleğinden bize yansıyan anılar, Türkiye’nin ve bilhassa İstanbul’un yakın tarihi açısından önemli ayrıntılar barındırıyor.

  • Künye: Liji Pulcu Çizmeciyan – İstanbul’da Kayıp Zamanlar, İş Kültür Yayınları, anı, 205 sayfa

Michael Löwy (der.) – Devrimler (2019)

Tarihe yön vermiş büyük devrimler, bu şahane kitabın konusu.

Michael Löwy’nin derlediği kitap, Paris Komünü’nden Küba Devrimi’ne uzanıyor.

Kitap, söz konusu devrimler açısından altın değerinde olan fotoğraflarla da zenginleşmiş.

Çalışma, Löwy’nin fotoğraf ve tarihsel anlatıyı karşılaştırdığı ve fotoğrafı, gerçekliğin tarihçilerin elinden kaçan yönlerini görünür kılan yeri doldurulamaz bir bilgilenme aracı olarak tartıştığı makalesiyle açılıyor.

Kitabın devamında ise,

  • Gilbert Achcar, 1871 Paris Komünü, 1905 Rus Devrimi ve 1936 İspanya Savaşı’nı,
  • Rebecca Houzel ve Enzo Traverso, 1917 Rus Devrimi’ni,
  • Michael Löwy, 1919 Macar Devrimi’ni,
  • Enzo Traverso, 1918-1919 Alman Devrimi’ni,
  • Bernard Oudin, 1910-1920 Meksika Devrimi’ni,
  • Pierre Rousset, 1911-1949 Çin Devrimleri’ni,
  • Ve Janette Habel de, 1953-1967 Küba Devrimi’ni ele alıyor.

Devrimler tarihine yakından bakmak, onların dünyayı nasıl değiştirdiğine tanık olmak ve en önemlisi de geleceğe daha ümitle bakmak isteyenler, bu kitabı kaçırmamalı.

  • Künye: Michael Löwy (der.) – Devrimler, çeviren: U. Uraz Aydın, Ayrıntı Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2019

Eyüp Öztürk – II. Abdülhamid Döneminde Bir Mehdilik İddiası (2019)

Halepli sıradan bir köylü, nasıl oldu da Osmanlı idaresinin ve II. Abdülhamid’in özel ilgisine mazhar oldu?

Eyüp Öztürk bu çalışmasında, 1884 yılında Halepli köylü Muhammed b. Süleyman’ın mehdilik iddiasıyla ortaya çıkmasını ve sonrasında hem kendisi hem de köylüleri için trajediyle sonuçlanan gelişmeleri anlatıyor.

Muhammed b. Süleyman, Halep’in Cemmâsiyye adlı köyünde yaşayan genç bir adamdır.

Muhammed ayrıca, köyde okuma yazma bilen tek kişidir.

Olaylar, Muhammed’in Hama’da muteber bir Nakşibendî/Hâlidî şeyhi olan Abdulfettah Efendi’ye mürid olarak intisap etmesiyle başlar.

Şeyh Abdülfettah bir süre sonra, Halepli Muhammed’in köylülerin arasında yavaş yavaş yerleşmeye başlayan etkisini daha da artıracak bir hamle yapar ve onu dervişlere vekil tayin eder.

Halepli Muhammed vekil kılındıktan sonra köyün manevi liderine dönüşmekte gecikmez ve her gün öğle ile ikindi vakitlerinde köy ahalisini toplayıp onlara ne yapmaları gerektiğini söylemeye başlar.

Olaylar bununla da sınırlı kalmayıp Muhammed’in mehdilik iddia etmesine kadar varacak ve bu durum hem köy ahalisi hem de kendisi için büyük bir trajediye dönüşecektir.

  • Künye: Eyüp Öztürk – II. Abdülhamid Döneminde Bir Mehdilik İddiası: Halepli Bir Köylünün Sıra Dışı Hikâyesi, Kitap Yayınevi, 202 sayfa, 2019

Faruk Tabak – Solan Akdeniz (2010)

Faruk Tabak ‘Solan Akdeniz’de, 1550-1870 yılları arasındaki dönemde, Akdeniz’deki genel durumu ayrıntılı bir bakışla masaya yatırıyor.

Tabak burada, ticari tarımın Akdeniz kıyılarından çekilişini, Akdeniz’in manzarasına renk veren kent-devletlerin gelişimini, kent-devletlerin 12. yüzyıldan itibaren başarıyla oturttuğu işbölümünün bozuluşunu ve ticari tarımdaki daralma ile değerli mal ticaretinin bölgeden ayrılışını ve bunun gibi dikkat çekici konuları ele alıyor.

Yerli ve yabancı tarih literatüründen beslenen ‘Solan Akdeniz’, Akdeniz’de en parlak döneminde hüküm sürmüş iki ticaret cumhuriyeti olan Venedik ve Cenova tarafından başlatılmış üç temel sürecin izini sürüyor.

  • Künye: Faruk Tabak – Solan Akdeniz, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 422 sayfa

Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent (2019)

Kent nedir?

Nasıl ortaya çıktı?

Hangi süreçleri daha da ileriye taşır?

Hangi işlevleri yerine getirir, hangi amaçları karşılar?

Lewis Mumford’un bizde ilk baskısı 2007 yılında yapılan ‘Tarih Boyunca Kent’i, Amerika’da Ulusal Kitap Ödülü ile Amerikan Özgürlük Madalyası’nı kazanmış muazzam bir eser.

Mumford’un kitabı, kendisinin kent planlaması, kültür ve sanat tarihi, teknoloji ve toplumsal eleştiri gibi geniş alanlardaki çalışmalarının ürünü.

Yazar burada, kentin geçirdiği evrime odaklandığı gibi, kent yaşamında gelişen uygarlık tarihinin dönüm noktalarını da saptıyor.

Yazar, kentin tarihte ilk oluştuğu coğrafyalar olan Mezopotamya ve Mısır’dan başlayarak sırasıyla, Yunan, Roma, Ortaçağ kentleri, Avrupa monarşilerinin başkentleri, sanayi kentleri ve nihayet günümüzün kentlerini geniş bir çerçevede ele alıyor.

Edebiyat eleştirisi, Amerikan araştırmaları, kentler tarihi, mimarlık, uygarlık ve teknolojinin yanı sıra bölge planlaması, çevrecilik ve Amerika’da toplumsal yaşam da dahil olmak üzere çok farklı konularda yapıtlar veren Mumford, ekolojinin öncülerindendir.

Yirminci yüzyılın en özgün seslerinden biri olan Mumford, Malcolm Cowley’e göre “büyük hümanistlerin sonuncusu”ydu.

  • Künye: Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent: Kökenleri, Geçirdiği Değişimler ve Geleceği, çeviren: Gürol Koca ve Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 736 sayfa, 2019

Kolektif – Osmanlı Modernleşmesi (2019)

Tarihte modernleşmeye dirençli devletlere verilebilecek en iyi örneklerden biri Osmanlı’dır.

İmparatorluk, Fatih devrinin kapanmasından üç yüz yıl sonra bile hâlâ bir ortaçağ devlet sistemiyle yönetiliyordu.

Modernleşmenin kapımızı çalması için ta 18. yüzyılı beklememiz gerekecekti.

Zira 18. yüzyıla gelindiğinde özellikle askeri alanda olmak üzere Avrupa devletlerinin üstünlüğü açıkça kabul edilmeye başlanmış, Osmanlı padişahları da, 18. yüzyıldan itibaren de devletin hızla çöküşe sürüklendiğini ve mevcut durumu sürdürme lükslerinin olmadığını anlamıştı.

İşte III. Selim ve ardından II. Mahmud’un sistemli modernleşme çabaları bu kavrayışın birebir sonuçlarıydı.

Alanında uzman dokuz akademisyenin makalelerini barındıran bu özenli derleme ise, Osmanlı modernleşmesi konusunda farklı bakış açılarını bir araya getirmesiyle, konuyla ilgili okuru cezbedecek türden.

Kitapta irdelenen konular şöyle:

  • Osmanlı Devleti’nde 18. yüzyılın ilk yarısında gerçekleştirilen yeniliklerin genel özellikleri ve Osmanlı Devleti’nde değişen Batı algısı,
  • On sekizinci yüzyılda Osmanlıların zihninde Avrupa algısının değişimi,
  • Lale devrinden Tanzimat’a kadar geçen sürede Osmanlı Devleti’nde yabancı uzman istihdamı,
  • Tanzimat döneminde Babıâli Tercüme Odası ve yenileşme çalışmalarındaki etkileri,
  • Tanzimat dönemi reformlarında mekân sorunu ve Osmanlı yöneticilerinin bu probleme çözüm bulma çabaları,
  • Kırım Savaşı sonrası imzalanan Paris Barış Anlaşması ve Islahat Fermanı arasındaki bağlantılar,
  • Uzun yıllar Trabzon ve Erzurum konsolosluğu yapmış James Brant’ın Osmanlı devlet ve toplum yapısı, özellikle de Osmanlılarda reform sorunu üzerindeki düşünceleri,
  • Osmanlı Devleti’nde Islahat Fermanı sonrası gayrimüslim istihdamı,
  • Osmanlı hükümetinde görev yapan Ermeni nazırlar,
  • Meşrutiyet döneminde Osmanlı iktisadi düşüncesindeki gelişmeler.

Çalışma, Osmanlı modernleşme sürecinin farklı aşamalarını kapsamlı bir bakışla izlemesiyle önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Uğur Kurtaran, Necmettin Alkan, Mehmet Alaaddin Yalçınkaya, Sezai Balcı, Şükriye Pınar Özyalvaç, Adil Calap, Ahmet Dönmez, Mahmut Akpınar ve Yaşar Semiz.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Modernleşmesi: Reform Çağında Çözüm Arayışları, editör: Ahmet Dönmez, Kitap Yayınevi, tarih, 408 sayfa, 2019

Cengiz Sunay – Türkiye Siyasetinde Sivil-Asker İlişkileri (2010)

Cengiz Sunay ‘Türkiye Siyasetinde Sivil-Asker İlişkileri’nde, son zamanlarda çokça tartışılan asker-siyasetçi ilişkisini 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül’den günümüze uzanarak irdeliyor.

Çalışma, 27 Mayıs ve 12 Mart deneyiminin nihaî halkası olarak 12 Eylül’ün inşa etmeye gayret ettiği toplum modelinin ana araçlarını sorgulamasıyla dikkat çekiyor.

Sunay, Cumhuriyet döneminden bugüne yaşanan siyasî gelişmelerin ana hatları ekseninde, Türkiye’nin bozuk demokrasi sicilini masaya yatırıyor ve modernleşme politikalarını uygulayan yönetici elitin, halkı yukarıdan aşağıya biçimlendirme alışkanlığının, yani toplum mühendisliği çalışmalarının nedenlerini derinlemesine izliyor.

  • Künye: Cengiz Sunay – Türkiye Siyasetinde Sivil-Asker İlişkileri, Orion Yayınları, siyaset, 480 sayfa

Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma (2010)

Nurdoğan K. Gülen’in tarihi denemelerini bir araya getiren ‘Şuppiluliuma’, Hititlerin ünlü kralının izini sürerek, okurunu tarih içinde bir yolculuğa çıkarıyor.

Tarihi bir karakter üzerinden insan doğasını irdeleyen yazar, Şuppiluliuma’nın Anadolu’da verdiği savaşı, Anadolu ve Ortadoğu’da savaşlarla yol almaya çalışan medeniyetleri, kraliçe ve prenses evliliklerini, Mısır’da tek tanrılı dinin ortaya çıkışını, saraylardaki entrikaları ve köleleştirilen halkları anlatıyor.

Tarih yazmak yerine, Anadolu’nun en eski dönemlerinden birine insanın doğasını merkeze alarak yaklaşmayı tercih eden Gülen’in çalışması, tarihi kaynakları yorumlayarak, dönemin sosyal dokusunun ve insan düşüncesinin izini sürüyor.

  • Künye: Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma, Alfa Yayınları, deneme, 349 sayfa

Kolektif – Alevi Tarih Yazımında Skandal (2010)

Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı’nın kaleme aldığı ‘Alevi Tarih Yazımında Skandal’, Erdoğan Çınar’dan hareketle, kaynaktaki bilgileri tahrif etme, kaynaklarda olmayan bilgileri varmış gibi gösterme çalışmalarının aldığı vahim durumu gözler önüne seriyor.

Hamza Aksüt, Erdoğan Çınar’ın, ilkçağın ünlü coğrafyacısı Strabon’un ‘Coğrafya’ kitabında Hacı Bektaş dergâhının da kayda geçirildiği ve Evliya Çelebi’nin Tokat’taki Komana dergâh devletten söz ettiği gibi kimi tahrifatlar yaptığını ve Çınar’ın İngilizce bir kitabı Türkçeye çevirirken, kişi adlarını ve kavramlarını, özellikle de Alevi terimlerini metne monte ettiğini savunuyor.

  • Künye: Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı – Alevi Tarih Yazımında Skandal, Yurt Kitap, din, 256 sayfa, 2006