Kolektif – Türkiye’nin Çıplak Tarihi (2015)

Alternatif bir tarih, çünkü her yazar, klasik bir tarihsel anlatı yerine, bu yıllar içinde yaşadıklarının kendi bireysel dünyalarındaki yansımalarından süzüp aktarıyor.

Dolayısıyla çalışma, herkesin kendi cephesinden Türkiye’yi anlattığı ve doğumlar, ölümler, aşklar, hüzünler, gözyaşları ve kahkahaların çepeçevre sardığı tarihsel bir anlatı.

Ülkenin yaşadığı dönüşümü tarihi gelişmelerden ziyade, bunların birey üzerindeki etkileri bağlamında konu edinmesiyle dikkat çeken kitapta, Oktay Akbal’dan Dağlarca’ya, Peride Celal’den Leylâ Erbil’e, Erdal Öz’den Ferit Edgü’ye birçok ismin değerlendirmeleri bulunuyor.

Yazılarıyla kitaba katılan isimler ise şöyle:

Oktay Akbal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Erhan Bener, Arif Damar, Hıfzı Topuz, Peride Celal, Semavi Eyice, Nezihe Meriç, Orhan Koloğlu, Demir Özlü, Adnan Özyalçıner, Giovanni Scognamillo, Ahmet Necdet, Leylâ Erbil, Ece Ayhan, Tahsin Yücel, Uğur Kökden, Hilmi Yavuz, Ferit Edgü, Doğan Hızlan, Önay Sözer, Fikret Demirağ, Ataol Behramoğlu, Pınar Kür, İnci Aral, Erdal Öz, Süreyya Berfe, Ahmet İnam, Necati Tosuner, Hulki Aktunç, Selim İleri, Sina Akyol, Hüseyin Peker, Cemil Kavukçu, Tuğrul Tanyol, Feridun Andaç, Yıldırım B. Doğan, Buket Uzuner, Haydar Ergülen, Turgay Fişekçi, Ahmet Soysal, Adnan Özer, Mario Levi, Nalan Barbarosoğlu, İhsan Oktay Anar, Can Kozanoğlu, İbrahim Baştuğ, Özcan Karabulut, Cem Mumcu, Aslı Erdoğan, Hakan Senbir, Derya Erkenci, Levent Yılmaz, Elif Şafak, Şebnem İşigüzel, Ece Temelkuran, Angutyus, Feryal Tilmaç, Berrin Karakaş, Pınar Öğünç, İdil Önemli, Hakan Bıçakçı, Aziz Kedi, Çağlayan Çevik, Saro Dadyan, Çağla Özbek, Feyyaz Yiğit, Anıl Helvacı ve Ebru Demetgül.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Çıplak Tarihi, editör: Cem Mumcu, Okuyan Us Yayınları

Franco Moretti – Tarih ile Edebiyat Arasında Burjuva (2015)

“Burjuva” ilk kez 17. yüzyıl Fransızcasında burgeis kavramıyla ortaya çıktı ve “feodal yargıdan özgür ve muaf” olma yasal hakkını kullanan ortaçağ kasabalarının (bourgs) sakinlerini belirtmek için kullanıldı.

Ünlü İtalyan eleştirmen Franco Moretti’nin bu dikkat çekici çalışması ise, burjuvanın doğuşu, gelişimi ve gözden düşüşünü, tarih ile edebiyatın kesiştiği noktada irdeliyor.

Moretti, iktidarı ele geçirmeden önceki burjuvadan başlayarak Batı Avrupa’ya yayılmış burjuvayı, Viktorya dönemi İngiltere’sinde iktidarı sorgulanmaya başlanmış burjuvayı anlatıyor.

  • Künye: Franco Moretti – Tarih ile Edebiyat Arasında Burjuva, çeviren: Eren Buğlalılar, İletişim Yayınları

Juan Ambou – İspanya İç Savaşında Komünistler (2018)

İspanya Komünist Partisi, ülke iç savaşla çalkalanırken, kritik tarihsel roller üstlenmişti.

Tabi bu roller, kimileri tarafından yetersiz bulundu, kimileri tarafındansa destansı addedildi.

İşte Juan Ambou’nun elimizdeki çalışması, İspanya İç Savaşı’nda yaşananları komünistlerin penceresinden izlemesi ve bu hayati andaki kimi bilinmeyen ayrıntıları aydınlatmasıyla önemli.

Özellikle savaş zamanında İspanya’nın kuzeyinde geçen olayları anlatan ve bu olayların gelişiminin kapsamlı bir siyasi değerlendirmesini yapan Ambou, hem anılardan ve tanıklıklardan hem de dönem hakkındaki arşivlerden yola çıkarak yetkin bir çalışmaya imza atmış.

Kitap, İspanya İç Savaşı’nda ve savaşın öncesi ve sonrasında varlık göstermiş İspanya Komünist Partisi’nin tarihsel rolünü analiz etmesi, ayrıca partinin bugünkü durumunun eleştirel bir analizini yapmasıyla da önemli.

  • Künye: Juan Ambou – İspanya İç Savaşında Komünistler, çeviren: Ogün Eratalay, Yazılama Yayınları, tarih, 378 sayfa, 2018

Talal Asad – Dinin Soykütükleri (2015)

Hıristiyanlıkta ve İslamda iktidarın kaynakları nelerdir?

Talal Asad, Ortaçağ Avrupa keşişlerinin ayinlerinden günümüz Arap ilahiyatçılarının vaazlarına uzanarak, farklı yer ve zamanlarda bu sorunun yanıtını arıyor.

Asad bunu yaparken, dinin modern tarihsel bir konu olarak ortaya çıkışını, dinsel pratikler ile iktidar arasındaki karmaşık ilişkiyi özgün bir perspektifle tartışıyor.

  • Künye: Talal Asad – Dinin Soykütükleri: Hıristiyanlıkta ve İslamda Disiplin ve İktidarın Nedenleri, çeviren: Ayet Aram Tekin, Metis Yayınları

Nigâr Ayyıldız – II. Abdülamid Dönemi Saray Merasimleri (2009)

Nigâr Yıldız, elimizdeki nitelikli çalışmasında, II. Abdülhamid dönemine çoğunlukla yapıldığı gibi siyasî tarih çerçevesinden çok, sosyal/toplumsal tarih çerçevesinden bakıyor.

Yıldız, Osmanlı tarihinde önemli yer tutan merasimleri, dönemin sosyal hayatını, eğlencelerini ve geleneklerini anlatıyor.

Çeşitli şekillerde merasimleri yapılan cülûs, kılıç alayı, bayram alayları, düğünler, sünnetler; bunların hangi safhalarında hangi teşrifat kurallarına uyulduğu, merasimler esnasında yapılan eğlenceler, oynanan oyunlar; merasimler için kullanılan sarayların özellikleri ve bunun için kullanılan ulaşım araçları, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

  • Künye: Nigâr Ayyıldız – II. Abdülamid Dönemi Saray Merasimleri, Doğu Kütüphanesi, tarih, 392 sayfa

Boğos Levon Zekiyan – Kayıp Kentten Manevi Vatana (2018)

Boğos Levon Zekiyan’ın bu önemli çalışması, etnokültürel bir kimlik olarak Ermeniliğin ortaya çıkışı ve gelişimini ayrıntılı bir şekilde tartışan önemli bir kaynak.

Fakat kitabın daha da önemli yönü, yalnızca Ermenilerin tarihteki dönüşümünü ele alması değil, aynı zamanda Doğu ve Batı’da oluşmuş toplumsal yapıları, kent ve kimlik ilişkisini, kültürlerin kaynaşmasını ve bunun yarattığı sonuçları tarihsel perspektifle ortaya koyması.

“Bu kitap, her ne kadar bir halkın somut tecrübesinden yola çıksa da, sahip olduğu iç dinamik açısından, etnik sınırların ötesine uzanan bir önem taşımakta.” diyen Zekiyan’ın çalışması, kimlik, vatan, etnik aidiyet ve azınlıklar konularıyla ilgilenenler için özgün fikirler barındırıyor.

Kitapta, Zekiyan’ın Hrant Dink Vakfı’nca düzenlenen bir sempozyumda, Osmanlı’nın kendine has çoğulculuğu ile tarih içinde Türk-Ermeni ilişkilerini irdelediği açılış konuşması da yer alıyor.

  • Künye: Boğos Levon Zekiyan – Kayıp Kentten Manevi Vatana: Ermeni Tarihine Toplu Bir Bakış Denemesi, çeviren: Sema Postacıoğlu, Aras Yayıncılık, tarih, 256 sayfa, 2018

Ahmet Uçar – Anadolu’nun En Uzun Yılları: Seferberlik Tarihimiz (2009)

Ahmet Uçar ‘Anadolu’nun En Uzun Yılları: Seferberlik Tarihimiz’de, 20. yüzyıl Osmanlı tarihindeki seferberlik ve göç olgusuna odaklanıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması ve yıkılması, Anadolu, Önasya, Ortadoğu, Rumeli, Orta Avrupa, Kuzey Afrika gibi coğrafyalara yerleşmiş imparatorluk sakinleri için zor günlerin başlamasını da beraberinde getirdi.

Uçar’ın çalışması, bu uzun yıllara yayılan seferberlikleri incelerken, yüzyılın başlarında Anadolu’nun aldığı göçlerle nasıl değiştiğini, belge ve resimler eşliğinde ortaya koyuyor.

Türkiye, 1911’deki Trablusgarp Harbi’nden Kurtuluş Savaşı’na kadar 500.000 kayıp vermiş, bu sayıdan çok daha fazla insan da, yaşadıkları topraklardan sürgün edilmiş, seferberlik yoluna koyulmuştu.

Uçar’ın kitabı, bu acılı dönemin tarihi ve ibretlik hikâyesini vermesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Ahmet Uçar – Anadolu’nun En Uzun Yılları: Seferberlik Tarihimiz, Alemdağ Belediyesi Kültür Yayınları, tarih, 216 sayfa

Jacques Le Goff – Avrupa’nın Doğuşu (2008)

Fransız tarihçi Jacques Le Goff ‘Avrupa’nın Doğuşu’nda, Avrupa’nın ilk kez belirdiği, hem gerçeklik hem de temsil anlamında biçim aldığı dönemin Ortaçağ olduğu tezi üzerinden ilerliyor.

Söz konusu Ortaçağ’ı, 4. yüzyıldan 15. yüzyıla uzanan bir süreçte irdeleyen Goff, Avrupa’nın bugünü ve geleceğinde etkili olan tüm miraslar içinde, Ortaçağ’a dair olanın en önemlisi olduğunu söylüyor.

“Ortaçağ, Avrupa’nın belli başlı, gerçek veya varsayılan özelliklerini ortaya çıkarmış ve çoğu kez de bunları somutlaştırmıştır,” diyen Goff, tarihsel gerçekliklerden yola çıkarak bu doğuşun izini sürüyor.

‘Avrupa’yı Kurmak’ dizisinin editörü de olan Goff, asıl olarak Ortaçağ tarihi üzerine uzmanlaşmasıyla bilinen bir isim.

Goff’un daha önce Türkçe’ye çevrilmiş ‘Ortaçağ Batı Uygarlığı’, ‘Gençlere Avrupa Tarihi’ ve ‘Ortaçağ’da Entelektüeller’ başlıklı kitapları da bulunuyor.

  • Künye: Jacques Le Goff – Avrupa’nın Doğuşu, çeviren: M. Timuçin Binder, Literatür Yayıncılık, tarih, 304 sayfa

Solomon Volkov – 20. Yüzyıl Rus Kültür Tarihi (2018)

Yirminci yüzyılda Rus kültürü bir mücevher gibi ışıldar, fakat aynı zamanda inanılmaz karmaşıklıklar da barındırır.

Bu karmaşıklığın en önemli nedenlerinden biri de, Sovyetleri yönetenler ile Rus sanatçılar arasındaki ilişkilerin niteliğiydi.

Solomon Volkov da elimizdeki bu önemli kitabında, bu görkemli dönemin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Kitapta, Sovyetlerle yaşanan dönüşümlerin ve bu süreçte deneyimlenen iktidar ilişkilerinin Tolstoy, Gorki, Chagall, Kandinski, Soljenitsin ve Tarkovski, gibi isimlerin yaratımlarını nasıl etkilediği, hatta bu yaratımlara nasıl yön verdiği anlatılıyor.

Özellikle içeriden öyküler anlatmasıyla dikkat çeken kitap, yirminci yüzyıl boyunca Rus kültür hayatına yön veren dinamikleri ve aktörleri daha iyi tanımak için çok önemli bir fırsat.

  • Künye: Solomon Volkov – 20. Yüzyıl Rus Kültür Tarihi: Tolstoy’dan Soljenitsin’e Büyülü Koro, çeviren: Sabri Gürses, Alfa Yayınları, tarih, 415 sayfa, 2018

Süreyya Su – Hurafeler ve Mitler (2009)

Süreyya Su, halk İslam’ında senkretizmi incelediği ‘Hurafeler ve Mitler’de, Anadolu’da yaşanan Müslümanlığın, diğer inançlarla etkileşimine odaklanıyor.

On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda Anadolu’daki Müslümanlık, hem Bizans’tan hem de şaman geleneklerinden etkilenmişti.

Süreyya Su, İslam-Türk heterodoksisi tarihini antropolojik bir okumaya tabi tutuğu çalışmasında, Türk tarihyazımını, bu senkretik geleneği görmezden geldiği için eleştiriyor.

Sırasıyla, Orta Asya ve Anadolu’nun İslamlaşması; Anadolu’da heterodoks İslam ve senkretizm ve 13.-14. yüzyıllarda Anadolu şehir hayatının senkretik öğelerini irdeleyen Su’nun çalışmasının ilgi çeken yönlerinden biri de, günümüzün “mahalle baskısı” kavramına odaklanıyor olması.

Su, “mahalle baskısı” tartışmasına, Foucault’nun “panoptikon” kavramı aracılığıyla Selçuklu ve Osmanlı mahallesini inceleyerek katkıda bulunuyor.

  • Künye: Süreyya Su – Hurafeler ve Mitler: Halk İslamında Senkretizm, İletişim Yayınları, inceleme, 216 sayfa