Fuat Dündar – Hicret, Dîn ü Devlet (2021)

Ülkeyi sığınmacı cenneti haline getiren AKP’nin tam olarak ne yapmaya çalıştığını öğrenmek için bu kitap birebir.

Fuat Dündar, Osmanlı’nın 1856-1908 arasındaki göç politikasını merkeze alarak modern Türkiye’nin oluşumunda nüfus siyasetinin belirleyici önemini ortaya koyuyor.

1856-1908 arası göçen Türk, Tatar, Çerkes, Nogay, Boşnak, Gürcü ve Girit Müslümanlarına yönelik Osmanlı politikasını ele alan ‘Hicret, Din ü Devlet’, göç̧ yönetiminin, bu ülkede devletin modernleşme surecinin kilit bir parçası olduğunu gösteriyor.

Kırım, Kafkasya ve Balkanlar’dan gelen göçler; Müslümanların İslamın hâkimiyetindeki topraklara sığınmasını anlatan “hicret” kavramının çerçevesi içinde, bir yandan da göçmenlerin etnik “cinslerine” göre kaydedildiği bir rejime evriliyor.

Dönemin göç̧ rejiminin, boş arazileri muhacirlerle “şenlendirmekten” öte, muhacirleri, kendi üretim olanaklarını geliştirmeye sevk eden iktisadi bir boyutu var.

Müslüman nüfusu artırma önceliğiyle ve doğrudan doğruya bununla bağlantılı askerî boyutu var.

Batı’yla ve Rusya’yla ilişkiler üzerinden, önemli bir uluslararası siyaset boyutu var.

Dündar, modern Türkiye’nin oluşumunda nüfus siyasetinin belirleyici önemini gösteren incelemeler zincirine bu kitapla değerli bir halka daha ekliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“1856-1908 arası ‘din ü devlet’ kaygısı ‘muhacir’ politikasını belirlerken; 1912- 1923 arası ‘mülk ü millet’ kaygısı ‘mülteci’ politikasını; 1923-1998 arası ‘millet ve devlet’ kaygısı ‘göçmen’ politikasını ve 2011 sonrası ‘mülk ve din’ kaygısı ise ‘sığınmacı’ politikasını belirledi.”

  • Künye: Fuat Dündar – Hicret, Dîn ü Devlet: Osmanlı Göç Politikası (1856-1908), İletişim Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2021

Augustus – Ankara Anıtı (2021)

‘Ankara Anıtı’, Roma’nın ilk imparatoru Augustus’un, hüküm sürdüğü dönemdeki “Res Gestae”, yani Türkçe adıyla yapılan işleri yazdırdığı bir levhanın Ankara’da bulunan kopyası.

Anıt, epigrafi ve klasik filoloji tarihinin en önemli keşifleri arasında yer alıyor.

‘Ankara Anıtı’, Roma’nın ilk imparatoru Augustus’un, hüküm sürdüğü dönemdeki “Res Gestae”, yani Türkçe adıyla yapılan işleri yazdırdığı bir levhanın Ankara’da bulunan kopyası.

Mermer üzerine Latince ve Yunanca yazılmış yazıt, 1865 yılında levhanın ilk edisyonunu hazırlayan Theodor Mommsen tarafından ‘Monumentum Ancyranum’, yani ‘Ankara Anıtı’ olarak adlandırılmış.

On altıncı yüzyılda keşfedilen ‘Monumentum Ancyranum’, altı levha halinde, 35 paragraflık bir satır.

İçerik olarak üç bölüme ayrılan yazıtta, Senatus ve Roma halkı tarafından Augustus’a bahşedilen onurlar; Augustus’un, devleti için kişisel servetinden yaptığı harcamalar ve Augustus’un barışta ve savaşta gerçekleştirdiği hizmetler anlatılıyor.

Yazıtın Latince, Yunanca ve Türkçe olarak yayımlandığı elimizdeki baskıda, çevirme Çiğdem Dürüşken’in ‘Ankara Anıtı’nı ele aldığı kapsamlı bir sunuş yazısı da yer alıyor.

  • Künye: Augustus – Ankara Anıtı, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2021

Kolektif – Türkiye’de Özel Girişimciliğin Gelişimi ve İş İnsanlarının Ağzından “Başarı” Hikâyeleri (2021)

Türkiye’nin girişimcileri sürekli devlete bağımlı kaldıklarından tarihin hiçbir döneminde kendi ayakları üzerinde duramadı.

1930’lardan 1960’lara uzanan süreçte iş insanlarıyla yapılmış röportaj ve yazıları bir araya getiren bu çalışma da, Türkiye’de girişimciliğin seyrini anlamak açısından çok değerli bir kaynak.

İş insanı ve yönetici hatırat, biyografi ve otobiyografilerini konu edinen kitapların iktisat tarihi, işletme ve yönetim tarihi açısından kaynak değeri var.

Hatırat, biyografi ve otobiyografi kitaplarının yanı sıra bir diğer kaynak türü ise kitaplara göre daha kısa ve az bilgi içeren, dergi ve gazetelerde yayınlanan iş insanlarıyla yapılmış röportaj ve benzeri yazılardır.

Bu kitapta 1930’lardan 1960’lara uzanan süreçte iş insanlarıyla yapılmış, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış bu röportaj ve yazıların önemli bir kısmı bir araya geliyor.

Ayrıca bu röportaj ve yazıların Türkiye’de girişimcilik tarihi bağlamında kullanımına ve kaynak olarak değerine işaret etmek adına bunları da kaynak olarak kullanarak kaleme alınmış olan Erken Cumhuriyet Döneminden Planlı Döneme yani 1960’lara uzanan süreçte Türkiye’de girişimciliğin seyrini konu edinen altı bölüm de yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Özel Girişimciliğin Gelişimi ve İş İnsanlarının Ağzından “Başarı” Hikâyeleri (1930’lardan 1960’lara), hazırlayan: Rıfat N. Bali ve Murat Koraltürk, Libra Kitap, tarih, 660 sayfa, 2021

Sinan Yıldırmaz – Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi (2021)

Çok partili hayat geçiş ve DP iktidarıyla birlikte köylüler hem toplumsal hayatta hem de siyasette daha görünür hale geldiler.

Sinan Yıldırmaz ‘Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi’nde, 1945-1960 yıllarını merkeze alarak bu görünürlüğü farklı açılardan inceliyor.

Geçiş dönemi diye tanımlanan dönemlere genellikle güçlü bir belirleyicilik atfedilir ve bir toplumun tarihi, ağırlıkla, söz konusu “geçiş” dönemlerine referansla düşünülür.

1945-1960 yılları arası da –çok partili siyasal hayata geçiş, Demokrat Parti’nin iktidara gelişi ve 1960 Darbesi- Türkiye tarihi için böyle bir dönemi ifade eder. Bazen “geçiş̧” momentlerinin belirgin nitelikleri, dönemin birtakım kritik gelişmelerini görmeyi zorlaştırabilir.

Yıldırmaz, bu çalışmasında “köylülük” üzerinden bu zorluğun üzerine gidiyor.

Köylülerin siyasi bir güç haline gelmesini, siyasal alanda artan görünürlüklerini, siyasi tartışmalarda “hesaba katılmalarını” köy edebiyatından, köylülerin “karıştığı” olaylardan, kırsal alanın dönüşümü, kente göç, gecekondulaşma gibi gelişmelerden hareketle anlamaya çalışıyor.

  • Künye: Sinan Yıldırmaz – Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi (1945-1960), İletişim Yayınları, siyaset, 326 sayfa, 2021

Kolektif – “İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!” (2021)

Bizans’ın popüler kültürdeki izleri üzerine şahane bir inceleme.

Kitaba katkıda bulunan tarihçiler, görsel sanatlardan edebiyata, metal müzikten grafik romana, videolardan sinemaya Bizantinizmin temsillerini derinlemesine inceliyor.

Bizans’ın popüler kültürdeki eklektik varlığını keşfe çıkan ‘İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!: Popüler Kültürde Bizans’, Bizantinizmin çoklu ve birbiriyle çakışan anlamlarını ortaya çıkarıyor.

Küratörlüğünü Emir Alışık’ın üstlendiği sergi, popüler kültürün Bizans mirasıyla etkileşimini, Bizans’ı temsil etmek için seçilen motifleri, görsel sanatlar, edebiyat, metal müzik, çizgi ve grafik roman, video oyunları, film ve moda üretimlerinden örneklerle keşfediyor.

‘İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm?’ sergisine eşlik eden katalog, küratör Emir Alışık ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü yöneticisi Gülru Tanman’ın giriş yazısının yanı sıra sanatın çeşitli alanlarındaki Bizantinizm temsillerini derinlemesine inceleyen ve yorumlayan on tarih araştırmacısının makalelerini bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • Savaş sonrası Avrupa’da sinematik Bizantinizm,
  • Yunan tarihyazımı anlatısının prizmasında Yunan Devrimi’nden Atina sokak sanatına çağdaşlaştırılan Bizans sanatı,
  • Türkçe tarih ders kitaplarında Bizans İmparatorluğu’nun temsilleri,
  • Theodora bağlamında 21. yüzyılda Bizanslı kadın tahayyülleri,
  • Bizans İmparatorluğu’nun metal müzikte alımlanması,
  • Ve Bizans’ın video oyunlardaki varlığı gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Popüler kültürün birçok alanında karşımıza çıkan Bizantinizmlerin üretim bağlamlarına göre tarihle girdiği ilişkinin veçhelerini tartışan ve sınıflandıran bu makaleler, Roland Betancourt, Felice Lifshitz, Brigitte Pitarakis, Sinan Ekim, Yağmur Karakaya, Elif Demirtiken, Jeremy J. Swist, Marco Fasolio, Haris Theodorelis-Rigas ve Emir Alışık’ın imzasını taşıyor.

  • Künye: Kolektif – “İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!”: Popüler Kültürde Bizans, Pera Müzesi Yayınları, inceleme, 432 sayfa, 2021

Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam – Keşifler Çağında Hint-İran Seyahatleri (2021)

Hindistan, İran ve Orta Asya ile ilgili Farsça kaleme alınmış seyahatnameler üzerine ayrıntılı ve çığır açıcı bir okuma.

Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam’ın çalışması, önemli bir dönüşüm ve kültürel temas çağında üretilmiş ve Bâbürlüler, Safevîler ve Orta Asya’yı birbirine bağlayan bu ihmal edilmiş edebiyat türünün (sefernâme) ilk kapsamlı incelemesi olmasıyla çok değerli.

Kitabın yazarlarının bu seyahatnamelere dair yaptıkları yakın okuma, bu kıymetli anlatıları üreten Müslüman ve gayrimüslim yazarların zihinsel ve manevi dünyalarına nüfuz etmemize yardımcı oluyor.

Bu metinler, onları Asya bağlamında üretilen diğer anlatıların yanı sıra erken modern Avrupa seyahat anlatıları ile de yan yana getiren ve kültür tarihi ile materyal tarih içerisinde oldukça zengin ve umulmadık bir bakış açısının kapısını aralayan karşılaştırmalı bir çerçevede sunuluyor.

Çalışma, sadece erken modern karşılaşmaların doğasını daha iyi anlamak için değil, aynı zamanda sadece yeni bir dünyaya adım atmanın verdiği keyif için de okunabilir.

  • Künye: Muzaffar Alam ve Sanjay Subrahmanyam – Keşifler Çağında Hint-İran Seyahatleri: 1400-1800, çeviren: Nihan Aksoy, Albaraka Yayınları, tarih, 468 sayfa, 2021

David Renton – Faşizm: Tarihi ve Teorisi (2021)

Son yıllarda o çirkin yüzüyle yeniden hortlamış faşizmin tarihsel dinamiklerini daha iyi kavramak açısından çok önemli bir çalışma.

David Renton, geçmişten günümüze uzanan bir bakışla, faşizmle ilgili teorileri ve iddiaları tartışmaya açıyor.

Ne oldu, nasıl oldu da faşist bir iktidar kitleleri önüne katarak devasa bir soruna dönüştü?

Bu soru hâlâ güncelliğini koruyor.

Renton, cevapların peşine düşerken faşizmin öncelikle neden bir hareket sonra da neden bir siyaset biçimi olduğunu açıklamaya çalışıyor.

Çalışma, Hitler ve Mussolini dönemlerindeki faşist yükselişi, ona karşı çıkan Marksist tepkileri ve faşist söylemlerin ne zaman başladığı konusunu geçmişten günümüze taşıyor.

Troçki ve Gramsci’nin yazıları ile çağdaş teorisyenlerin öne sürdükleri savların çeşitliliği okurun kafasındaki sorulara netlik kazandırıyor.

‘Faşizm: Tarihi ve Teorisi’ geçmişi anlamak ve günümüzde yaşananları yorumlamak isteyenler için bir başvuru kitabı.

  • Künye: David Renton – Faşizm: Tarihi ve Teorisi, çeviren: Meral Kasap Harzem, Nora Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2021

Sehriye Şahin – Appianos Aleksandreus ve Cassius Diō Cocceianus’a Göre Roma-Kartaca Savaşları (2021)

Romalılar ile Kartacalılar arasında, Kartacalıların tarih sahnesinden kazınmasıyla sonuçlanan mücadele, tam 118 yıl sürdü.

Sehriye Şahin, o dönemin en önemli kaynakları olan Appianos ve Cassius Diō’nun metinlerini merkeze alarak bu süreci çok yönlü bir bakışla izliyor.

“Bizler, tanrıların emirleriyle kurulmuş kadim bir kent hatırına, büyük şan ve şeref hatırına, tüm dünyaya yayılmış bir isim hatırına, tanrılara adanmış pek çok tapınakların hatırına yalvarıyoruz. Artık sizlere zararı dokunmayan ölülerin mezarlarını, çocuklarından gelen adaklardan mahrum etmeyin. Bizlere acıyorsanız; tapınaklarımızı, forumumuzu, meclisimize başkanlık eden tanrılarımızı koruyun.”

Kentleri yok olmanın eşiğindeki Kartacalılar, Romalılara böyle yalvarmıştı.

İki taraf arasında, yıllarca sürecek amansız bir mücadeleye dönüşen üç büyük savaşın sonunda Kartaca kenti, hem kurulduğu bölgeden hem de tarih sahnesinden silinmekle kalmadı, âdeta kökleriyle beraber kazındı.

Bu yakarıştan yaklaşık yetmiş sene evvel Annibal, İspanya ve İtalya’yı işgal etmiş, Roma’yı neredeyse yok olmanın eşiğine getirmişti.

Annibal adı Avrupa’da dehşetin sembolü olmuş, Akdeniz ile Alpleri aşarak İtalya’ya taşınan filler, Roma Senatosu’nun ve lejyonlarının korkulu rüyası hâline dönüşmüştü.

Publius Scipio Africanus, İkinci Roma-Kartaca Savaşı’nda mücadeleyi Afrika’ya taşıyarak Annibal’i etkisiz hâle getirdi.

Yarım yüzyıl sonra da Scipio Aemilianus Kartaca’yı ortadan kaldırdı.

Sehriye Şahin, Roma-Kartaca Savaşları adlı kitabında 118 yıl süren bu mücadeleyi, Roma’nın tutunma çabasını, Annibal’in Roma tarihyazımında değişen imgesini ve Kartaca’nın son direnişini dönemin önemli kaynakları arasında sayılan Appianos ve Cassius Diō’nun metinleri dışında, diğer çağdaş yazarların metinlerini de büyük bir titizlikle derleyerek bütün ayrıntılarıyla ortaya koyuyor.

  • Künye: Sehriye Şahin – Appianos Aleksandreus ve Cassius Diō Cocceianus’a Göre Roma-Kartaca Savaşları, Selenge Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2021

Emmanuel Le Roy Ladurie – Kısa İklim Tarihi (2021)

‘Kısa İklim Tarihi’, iklim tarihi alanında yapılmış araştırmaların özenli ve öğretici bir sentezi.

Emmanuel Le Roy Ladurie, iklim tarihinin yöntemlerinin neler olduğundan bu alana katkı yapmış önemli tarihçilerin kimler olduğuna, konuyu geniş bir çerçevede ele alıyor.

Gezegenin geleceği hakkında devam eden tartışmalarda önemli bir katkı sunacak çalışma, iklim tarihini ortaçağdan günümüze uzanarak izliyor.

Kitapta bunun yanı sıra, XV. Louis döneminde bir “buz çözülmesi”nden hangi bağlamda söz edilebileceği, hava koşullarının Fransız Devrimi’nin patlaması yönünde rol oynayıp oynamadığı ve Fransız Devrimi esnasındaki “tarımsal-iklimsel” çevrenin bazı toplumsal-siyasal serpintilerinin olup olmadığı gibi ilginç sorulara da yanıt veriliyor.

  • Künye: Emmanuel Le Roy Ladurie – Kısa İklim Tarihi, çeviren: Mehmet Ali Kılıçbay, Doğu Batı Yayınları, tarih, 147 sayfa, 2021

Eric Jager – Son Düello (2021)

Ridley Scott’ın ‘Son Düello’ filmine ilham kaynağı olmuş büyük bir tarihsel olayın arka planı.

Eric Jager, İngiltere ile Fransa arasındaki yıkıcı ve uzun Yüz Yıl Savaşları döneminde, 1386 yılında Paris’te gerçekleşen büyük düellonun gerilimli ve kanlı hikâyesini anlatıyor.

İngiltere ile Fransa arasındaki yıkıcı ve uzun Yüz Yıl Savaşları döneminde, 1386 yılında Paris’te büyük bir düello gerçekleşti.

Bir tarafta tecavüze uğradığını iddia eden bir leydi ve bu iddianın haklılığı için dövüşecek olan eşi Şövalye Jean de Carrouges, diğer tarafta ise masum olduğunda direten şüpheli Jacques Le Gris.

Kralın da aralarında bulunduğu kalabalık bir seyirci kitlesi önünde zırhları, silahları ve iddialarıyla karşı karşıya gelen dövüşçüler ise adalet sisteminde büyük değişikliğe yol açacak bir olayın içinde olduklarından habersizdiler.

Son derece karmaşık bir sosyal düzende adaleti, parlamento ve kral onayıyla girişecekleri ölümüne bir düello yoluyla arayan bu üç karakterin hikâyesi gerçek bir suç anlatısı olmanın yanında ortaçağ Fransa’sında derebeylik sistemi üzerine de özgün bir bakış içeriyor.

Ortaçağ edebiyatı üzerinde uzman Profesör Jager elyazmaları ve sahadaki titiz araştırmalarına dayanan eseriyle bu son düelloyu, dövüşçüleri ve onları bu noktaya getiren olaylar zincirini eksiksiz bir değerlendirme ve kurguyla okura sunuyor.

  • Künye: Eric Jager – Son Düello: Ortaçağ Fransa’sında Suç, Skandal ve Düelloyla Yargının Gerçek Hikâyesi, çeviren: Uğur Gülsün, İthaki Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2021