Leonhard Burckhardt – Antik Çağ Askeri Tarihi (2021)

Antik Çağ’da askeri tarihin yapısal ve sosyal tarihi ile stratejik ve politik yanları hakkında iyi bir çalışma arayanları buraya alalım.

Leonhard Burckhardt, Antik Dönem’de askeri donanım ve teknikte yaşanan büyük gelişmeleri ve bunların yansımalarını aydınlatıyor.

Birçok antik ve modern gözlemci için Antik Çağ, savaşın ve ordunun türlü açılardan yüksek belirleyiciliğe sahip olduğu bir dönemdi.

Hatta Antik Çağ tarihçiliği yadsınamaz biçimde ve uzun bir süreç boyunca bir savaş raportörlüğü şeklinde gelişmişti.

Böylece Yunan ve Roma dünyasında kaleme alınan çoğu edebi çalışmada ve sanat eserinde ölüm ve öldürme, mücadele ve savaş ana temalar olarak kendine yer edindi.

Odysseus, Büyük İskender, Hannibal ve Sezar gibi savaş kahramanları ve askeri liderler Antik Dönem’in Yunan ve Roma anlatılarında bugün en çok bilinen figürleridir ve gaddar namlarını savaş alanında kazanmışlardır.

Roma ve Yunan dünyasında barış hali oldukça nadir bir durumken, savaş ve ordu gündelik hayatın olağan unsurlarıdır.

Bununla birlikte, Antik Dönem’de hem karada hem de denizde askeri donanım ve teknikte büyük gelişmeler yaşandığı gibi savaş stratejisi ve yönteminin geliştirilmesi üzerine de büyük bir mesai harcanmıştı.

Leonhard Burckhardt ‘Antik Çağ Askeri Tarihi’ kitabında; Homeros Çağı’ndan Geç Antik Dönem’e kadarki askeri tarihin en önemli yol izleri ve dönüm noktaları üzerine genel bir bakış sunuyor.

Burckhardt; toplumsal zeminde her türlü faktörün birbirini karşılıklı olarak tetikleyebildiği ancak tüm toplumsal değişimlerin askeri tarih ile bağıntılı olduğunun bilincinde hareket ederek askeri tarihin yapısal ve sosyal tarihi ile stratejik ve politik yanlarına da yer verdiği eserinde; özellikle savaşın antik toplumlarda yaygınlığı ve genel tarihsel sürece etkisi sebebiyle askeri tarihin yanında çok fazla ayrıntıya girmeden din, bilim ve hatta tıp tarihi gibi Antik Dönem’in diğer önemli konularına da temas ediyor.

  • Künye: Leonhard Burckhardt – Antik Çağ Askeri Tarihi, çeviren: Hakan Arslanbaba, Runik Kitap, tarih, 133 sayfa, 2021

Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou – Bizans’ın Entelektüel Tarihi (2021)

Bizans kendi döneminde komşuları için önde gelen bir entelektüel muhatap ve kanal olsa da, Bizans’ın entelektüel tarihi, Bizans Araştırmaları içerisinde muhtemelen en az gelişmiş alandır.

Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou’nun bu kapsamlı kitabı, nihayet bu boşluğu dolduracak değerli bir çalışma.

Kitap, Geç Antikçağ’dan 15. yüzyıla uzanan dönemde, Bizans’ta düşünce dünyasına odaklanarak entelektüel uğraşın güvenilir bir tarihini ortaya koyuyor.

Çalışmanın özünü Yunan, Hıristiyan ve Bizans düşüncesi ile kavramlarının aktarımı, dönüşümü ve değişimi oluşturuyor.

Bizans, Yunan klasikleri kanonunu muhafaza ederek bir seçki haline getirmiş ve biçimlendirmiş, bir yandan Antik Yunan düşünce dünyasıyla ilk temas noktasını oluştururken, bir yandan Ortodoks geleneği yaratmıştır.

Seçme makalelerden oluşan bu kitap, Bizans’ta bilginin yayılmasından başlayarak retorik, edebiyat, sanat ve hukuk gibi sözcük bilimlerine; astronomi ve tıp gibi dünya bilimlerine; Erken, Orta ve Geç Bizans’ta felsefe ve teoloji ile politika ve tarih alanlarına dair geniş bir perspektif sunuyor.

Bizans, kendi döneminin önemli aktörlerinden biri ve entelektüel geleneklerin büyüleyici ve eşsiz bir bileşimidir.

  • Künye: Anthony Kaldellis ve Niketas Siniossoglou – Bizans’ın Entelektüel Tarihi: Seçme Makaleler, çeviren: Ercan Ertürk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 448 sayfa, 2021

Saturnino Ximenez – Anadolu Harabeler İçinde (2021)

İspanyol gazeteci Saturnino Ximenez, 1923 yılında Ege kıyılarında uzun bir seyahate çıkmıştı.

‘Anadolu Harabeler İçinde’, Ximenez’in Bursa’dan Bodrum’a uzanan hatta Ege’nin tarihi ve özellikle de antik kentleri ve kalıntılarına ilişkin çok değerli gözlemlerini barındırıyor.

Çalışma, Ximenez’in Ege kıyalarına yaptığı seyahatte uğradığı Bursa, Çanakkale Boğazı, Assos, Bergama, Efes, Pamukkale, Teos (Sığacık-Seferihisar), Kuşadası, Priene (Söke/Aydın), Büyük Menderes Havzası, Didim ve Bodrum’un gerek o tarihteki durumlarına gerekse bölgedeki antik kentlere ve kalıntılara ilişkin gözlemleriyle kaleme alınan 1925 tarihli İngilizce baskısından Türkçeye çevrilmiş.

Ximenez’in sade bir üslupla kaleme aldığı kitabı, tarihe meraklı okurlar kadar arkeologların da ilgisini çekecek türden.

  • Künye: Saturnino Ximenez – Anadolu Harabeler İçinde, çeviren: Murat Derler, Heyamola Yayınları, anı, 320 sayfa, 2021

Kolektif – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması (2021)

Tarih üzerine düşünen ve eyleyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir kitap.

İki ünlü tarihçi, Peter Burke ve Marek Tamm’ın derlediği bu özenli çalışma, tarihin yıpratılması ve itibarsızlaştırılmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Yirminci yüzyılın sonlarında, toplumsal bilimler üzerinde nefes aldırmaz bir tahakküm kuran post-modern ve post-yapısalcı akımlar, büyük anlatılara, devasa kuramsal çalışmalara saldırı üzerinden kendilerini var ettiler.

Kuşkusuz, toplumsal bilimler içerisinde ayrıksı bir yere sahip olan tarih bilimi, bu kültürelci saldırılardan en fazla nasibini alan ve dolayısıyla itibar kaybına uğrayan disiplindi.

İnsanlığın toplumsal geçmişine ilişkin tarihsel analizin yerine soykütüksel sorgulamayı koyan bu genel eğilim karşısında tarihçiler ve tarih bilimi uzun süre suskun kaldı.

Tamm ve Burke’ın derlediği, ‘Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması’, bu post-yapısalcı tarih bilimi itibarsızlaştırmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Daha doğru tabirle bu çalışma, tarih biliminin yeniden itibar kazanmasına yönelik bir çabanın ürünüdür.

Genel tarih disiplinine sadık kalarak, çevresel tarihten sömürgecilik sonrası tarihe, toplumsal cinsiyet tarihinden bellek tarihine, bilginin tarihinden duyguların, şeylerin tarihine uzanan geniş bir alanda farklı çalışmaların yer aldığı ufuk açıcı bir çalışmayla karşı karşıyayız.

Bu çalışma bir yandan post-yapısalcı kültürel yönelime tepkinin, diğer yandan doğrudan bu post-yapısalcı mantık içerisinden tarih bilimine yeniden itibar kazandırmaya yönelik olarak, görsel kültür tarihi, dijital tarih, nörotarih, duyguların tarihi, post-hümanist tarih gibi, tarih biliminin yeni alt disiplinlerini de okuyucunun ilgisine sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması, derleyen: Peter Burke ve Marek Tamm, çeviren: Atilla Güney, İmge Kitabevi, tarih, 589 sayfa, 2021

Haydar Akın – Ortaçağ Avrupa’sında Cadılar ve Cadı Avı (2021)

Maria Mies, Ortaçağ Avrupa’sında, 2. Dünya Savaşı’nda öldürülen Yahudiler kadar kadının cadı oldukları iddiasıyla işkenceyle yahut yakılarak katledildiğini söyler.

Haydar Akın da, ortaçağın sonlarıyla yeniçağın başlarına kadar uzanan cadı avlarının kültürel, sosyolojik arka planını zengin bir bibliyografya taraması eşliğinde ele alıyor.

Avrupa’nın belleğinde yüzyıllar boyunca farklı imgelerle yer etmiş, Shakespeare, Dante, Milton’un eserlerinden Bosch ve Goya’nın resimlerine kadar pek çok sanat yapıtına, masallara konu olan cadılar on binlerce masum insanın ölümüne sebep olan “cadı avı çağı”nda Engizisyon mahkemelerince yargılanıp cezalandırılmıştı.

‘Ortaçağ Avrupa’sında Cadılar ve Cadı Avı’, Eski Mısır, Mezopotamya, İran kültürlerindeki şeytan, büyü ve demon inanışlarının Avrupa’daki büyücülük ve cadı inanış ve ritüellerine etkileri; Şeytan’la işbirliği; Hıristiyan teolojisi ile büyücülük, demon inanışlarının birbirinden ayrılması; büyücülük ritüelleri; Engizisyon mahkemelerinin cadılık testleri; hayvana dönüş büyüleri ve hayvan davalarında Kutsal Engizisyonun verdiği cezalar, infazlar, mahkeme kayıtlarıyla eşsiz bir okuma sunuyor.

  • Künye: Haydar Akın – Ortaçağ Avrupa’sında Cadılar ve Cadı Avı, Alfa Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2021

François Chaubet – Avrupa’nın Entelektüel Tarihi (2021)

Fikirler tarihine giriş olarak okunabilecek çok iyi bir çalışma.

François Chaubet, Avrupa’nın iki asırlık entelektüel güzergâhını izliyor ve Avrupa entelektüel hayatına etki eden ve devamlı dolaşım halinde olan temel düşünce akımlarını ele alıyor.

Yazarların, yayınevlerinin, çevirmenlerin, dergi çevrelerinin ve bilim insanlarının, kısacası kıtanın düşünsel manzarasını biçimlendiren isimlerin üretimlerini ve karşılaştırmalarını anlatan çalışma, düşünce geleneklerinin fikir alışverişleriyle, aktarımlarla ve zengin temaslarla nasıl gelişip serpildiğini gözler önüne seriyor.

Konferansların, sergilerin, bilim toplantılarının, edebiyat ve felsefe kitaplarının, çevirinin, üniversitelerin Avrupası’nı olduğu kadar savaşın ve yıkımın Avrupası’nı da aydınlara odaklanarak irdeliyor.

Faşizm ve Soğuk Savaş gibi büyük tarihsel olayların yanı sıra Marksizm, Hıristiyanlık ve çoğulculuk gibi büyük temalar etrafındaki tartışmaları ele alıyor.

Chaubet’nin ‘Avrupa’nın Entelektüel Tarihi’, karşılaşmalar, aktarımlar ve yan yana gelişler üzerinden özel bir düşünsel tarih okuması öneren, fikirler tarihine giriş niteliğinde bir kaynak kitap.

  • Künye: François Chaubet – Avrupa’nın Entelektüel Tarihi: 19. ve 20. Yüzyıl, çeviren: Z. Hazal Louze, İletişim Yayınları, tarih, 120 sayfa, 2021

Eric J. Hobsbawm – Fransız Devrimi’ne Bakış (2021)

Dostta güven düşmanda korku yaratmak, tırışkadan pozlar vermek yerine Fransız Devrimi’ne gibi tarihe yön veren olaylarla sağlanır.

Hobsbawm’ın bu klasik tarihyazımı çalışması Fransız Devrimi’nin sonraki iki yüzyıl boyunca nasıl algılandığını araştırıyor.

Fransız Devrimi ‘Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik’ sloganıyla kitleleri harekete geçirmiş görkemli bir başkaldırı, modern dünyanın tarihinde derin dönüşümlere yol açmış kritik bir momenttir.

Ama cevaplanması gereken sorular da var:

  • Devrime damgasını vuran şey Aydınlanma’nın hümanist ilkeleri miydi yoksa giyotinle özdeşleşen terör mü?
  • Devrim avam tabakasını mı güçlendirdi, burjuvaziyi mi?
  • Dünya tarihinde bir dönüm noktası mıydı, yoksa sadece bir anomali mi?

Hobsbawm, burjuva liberallerden radikal sosyalistlere kadar herkesin, anlamının ve içeriminin ne olduğu konusunda hemfikir olmasa da, bu tarihsel olaya nasıl atıfta bulunduğunu, bu tavrın on dokuzuncu yüzyıl siyasi söyleminin nasıl ayrılmaz bir parçası haline geldiğini inceliyor.

Fransız Devrimi’nin komünist devrimciler için retorik bir mihenk taşı, sosyal muhafazakârlar içinse korkuyla hatırlanan bir ‘an’ olmasının nedenlerini serimliyor.

Fransız Devrimi’nin yalnızca tarih yapmakla kalmayıp, aynı zamanda tarihin kendisiyle ilgili temel fikirlerimizi nasıl şekillendirdiğini de ortaya koyan öncü bir eser.

  • Künye: Eric J. Hobsbawm – Fransız Devrimi’ne Bakış, çeviren: Osman Akınhay, Dipnot Yayınları, tarih, 196 sayfa, 2021

Roderic H. Davison – Osmanlı İmparatorluğu’nda Reform (2021)

Osmanlı’nın Tanzimat reformlarıyla ilgili şu ana kadar yapılmış en derli toplu ve güvenilir çalışmalardan biri.

Kitap, 1839 Gülhane Hattı Şerifi’nin ilan edilmesinden başlayarak 1856 Hattı Hümayunu ve 1876 Anayasası’na kadar olan dönemi içine alıyor.

Yazar, zengin referanslardan yararlanarak merkezi hükümeti kuvvetlendirmeye, taşra yönetimine çeki düzen vermeye, gayrimüslim azınlıkların yapısını gözden geçirmeye, hukuk, eğitim ve orduyu modernize etmeye ve tüm bir reform hareketinin doruk noktası olarak 1876 Anayasası’nın ilan edilmesine yönelik girişimleri enine boyuna inceliyor.

Davison, kullandığı geniş literatür, arşiv vesikaları ve ölçülü hükümleri ile Osmanlı tarihinin bu devresinde iç siyasi gelişme üzerinde şimdiye kadar yazılmış olan en derli toplu ve güvenilir araştırma.

On dokuzuncu yüzyılda Türk modernleşmesini çalışacaklar için altın değerinde bir kılavuz olan çalışma, Avrupa arşivleri üzerinden Tanzimat’ın hazırlanışı, ilanı ve Kanun-i Esasi’nin ilanına kadarki dönemin Batılı gözlerden bir panoramasını sunuyor.

  • Künye: Roderic H. Davison – Osmanlı İmparatorluğu’nda Reform (1856-1876), çeviren: Osman Akınhay, Dergah Yayınları, tarih, 626 sayfa, 2021

İsmail E. Erünsal – Osmanlılarda Kitap Ticareti (2021)

Osmanlı’da sahaflık mesleği üzerine tam 792 sayfalık bir şaheser.

İsmail Erünsal, sahafların niteliklerinden sosyal statülerine, sahaf loncasının yapısından kitap ticaretinin nasıl yürütüldüğüne ve hatta kullanılan kâğıt türlerine pek çok konuyu aydınlatıyor.

Osmanlı kültür hayatında sahafların önemli bir payı olmasına rağmen bugüne kadar sahaflara dair monografik bir çalışma yapılmadı.

Dolayısıyla da sahaflığın ve kitap ticaretinin tarihî gelişimi, kitap kültürünün oluşmasındaki rolü ve bu kültürün yaygınlaşmasındaki önemi yeterince aydınlatılamadı.

Bu çalışma ise, Osmanlı’da sahafların kimlikleri, nitelikleri, sosyal statüleri, bir meslek örgütü olarak sahaf loncasının yapısı ile kitap ticaretinin nasıl yürütüldüğü, kitapların isimleri, maddi değerleri, nerelerden ve nasıl temin edildiği gibi konuları ele alıyor.

Sahaflık mesleği 19. yüzyılda büyük bir değişime uğramış, geleneksel sahafların çoğu yerini sahaf-matbaacıya ve sahaf-kitapçıya bırakmıştı.

Her ne kadar bu asırda geleneksel sahaflar, sayıları azalarak varlığını sürdürmüşse de kitap ticaretine artık matbaacılar ve kitapçı sahaflar hâkim olmaya başladı.

Bu çalışma, ‘Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar’ isimli daha önceki baskılarında ele alınan konuların, kaynakların yeniden değerlendirilmesi ve yeni araştırmalar ile ilave edilen bölümleriyle geliştirilmiş hali.

Kitap, Osmanlı’da kullanılan kâğıt türlerinden mürekkep terkiplerine, kitap fiyatlarından sahaf/kitapçı kültürüne kadar pek çok konuyu derinlemesine irdeleyen belgesel niteliğinde bir eser.

  • Künye: İsmail E. Erünsal – Osmanlılarda Kitap Ticareti: Sahaflar ve Kitapçılar, Timaş Yayınları, tarih, 792 sayfa, 2021

Archibald H. Sayce ve Arthur Gilman – Hititler (2021)

Hititler, 14. yüzyılda Yakın Doğu’da büyük bir siyasi ve askeri güç haline gelmişlerdi.

Peki, üstünlüklerini sağlayan koşullar neydi?

Archibald Sayce ve Arthur Gilman, Hititlerin dünya tarihinde oynadığı rolü aydınlatıyor.

Çalışma bunun yanı sıra, Hititlerin çöküşlerinin ve ortadan kaybolmalarının ardındaki gizemleri de aydınlatıyor.

Hititlerin yaşadığı önemli bölgenin keşfi, “kadim tarihin öyküsü” olarak tanımlanır.

Hiçbir şey Eski Ahit’le yakın ilişkisi bulunan, seçkin bir ırktan gelen bu unutulmuş halkın yeniden canlandırılması kadar ilginç olamaz.

Bu kitabın sayfalarında, bu canlandırmanın Mısır ve Asur yazıtlarının, Küçük Asya’daki garip görünümlü anıtların ve hâlâ tam çözümlenememiş hiyerogliflerin değerlendirilmesiyle nasıl başarıldığı sergileniyor.

On yıl öncesine kadar bu “öykü” dile getirilemiyor ve Hititlerin dünya tarihinde oynadığı rol bilinmiyordu.

Ama artık bizler İbrahim’in dostları ve Uriya’nın mensup olduğu ırk konusunda daha fazla bilgi sahibiyiz.

  • Künye: Archibald H. Sayce ve Arthur Gilman – Hititler, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, tarih, 112 sayfa, 2021