Nuri Kayış ve Serhat Hürkan – Sansürsüz Sansür Tarihi (2012)

 

  • SANSÜRSÜZ SANSÜR TARİHİ, Nuri Kayış ve Serhat Hürkan, Sinemis Yayınları, inceleme, 582 sayfa

Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un ‘Ölüm Pornosu’ romanı, Türkiye’deki sansür uygulamalarının son mağdurlarındandı. Hatırlanacağı gibi kitabın çevirmeni Funda Uncu, ifade vermek için çağrıldığı karakolda, polislerin “bu kitabı çevirmeye utanmadın mı?” ve “Manken misin?” gibi sorularına maruz kalmıştı. Elimizdeki kitap da, bu güncel sansür olayı da içinde olmak üzere, yaşadığımız topraklarda sansürün 1795’ten 2011’e uzanan kapsamlı bir hikâyesini kaleme getiriyor. Yazarlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında devlet ve basın ilişkisinden günümüze, medya-iktidar ilişkisinin kapsamlı bir tarihçesini sunuyor.

Michael Brooks – Fizik (2012)

 

  • FİZİK, Michael Brooks, çeviren: Ebru Kılıç, Versus Kitap, bilim, 241 sayfa

Michael Brooks, alana dair bir kılavuz eser olarak değerlendirilebilecek ‘Fizik’te, bu bilim dalının kapsamına giren basit sorulardan zamanda seyahat edilip edilemeyeceği gibi büyük sorulara uzanıyor. Kitabı ilgi çekici kılan hususların başında, kimi basit fizik sorularının, insanlığın gerçekleştirdiği en derin bazı keşiflere nasıl yol açtığını göstermesidir diyebiliriz. Brooks, fiziğin amacından “Schrödinger’in kedisi”ne,  elmanın neden düştüğünden “Tanrı parçacığı”nın ne anlama geldiğine, dünyanın manyetik kalkanından doğanın en güçlü kuvvetinin hangisi olduğuna kadar birçok soruyu açıklamaya koyuluyor.

Ebru Deniz Ozan- Gülme Sırası Bizde (2012)

 

  • GÜLME SIRASI BİZDE, Ebru Deniz Ozan, Metis Yayınları, inceleme, 214 sayfa

Ebru Deniz Ozan, nitelikli çalışması ‘Gülme Sırası Bizde’de, 12 Eylül darbesine giden süreçte sermaye sınıfının konumunu, rolünü araştırıyor ve böylelikle, darbeden esas kârlı çıkan toplumsal kesimleri ortaya koyuyor. Hatırlanacağı gibi dönemin TİSK Başkanı Halit Narin, darbe sonrasında “Yirmi yıl işçiler güldü biz ağladık; şimdi gülme sırası bizde” sözünü sarfetmişti. Ozan, sermaye sınıfı ile devletin sınıfsal rolünde meydana gelen değişim arasındaki ilişkiyi yetkin gözlemlerle irdeler ve dönemin kazanan ve kaybedenlerini ortaya koyarken, darbeyle girişilecek gerçekçi bir hesaplaşmaya da önemli bir katkı sunuyor.

Kerem Işık – Toplum Böceği (2012)

 

  • TOPLUM BÖCEĞİ, Kerem Işık, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 119 sayfa

Kerem Işık, ilk kitabı ‘Aslında Cennet de Yok’ta, sıradan yaşamın içinde pek göze çarpmayan ayrıntılara odaklanmış; tasvir etmeye koyulduğu meseleyi, süslü bir üsluba ve abartılı söz oyunlarına başvurmadan, sade bir tarzda kaleme getirmişti. Yazarın elimizdeki ikinci kitabında yer alan öyküler için de benzer bir saptama yapılabilir. Işık’ın kendine has naif bakışı, buradaki öykülerin de ana çerçevesi olarak düşünülebilir. Yazar burada, toplumun beklentilerini karşılayan bireyler yetiştirme, kariyer yapma ve mutluluk arayışı gibi güncel insanlık sorunlarını, ironik ve mizahi bir bakış açısıyla anlatıyor.

Oral Çalışlar – Portreler (2012)

 

  • PORTRELER, Oral Çalışlar, Everest Yayınları, anı, 306 sayfa

Oral Çalışlar ‘Portreler’de, Türkiye’nin önemli isimleriyle yaptığı söyleşileri okurlarına sunuyor. Çoğunluğu portre olarak kabul edilebilecek bu söyleşilerde Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Adalet Ağaoğlu, Yılmaz Güney, efsane oyuncu Lefter, Fikret Otyam, Halil Ergün, Ümit Yaşar Oğuzcan, Mina Urgan, İshak Alaton, Malik Yolaç ve Panayot Abacı gibi, kimi hayata veda etmiş kimi yaşamakta olan birçok kişi yer alıyor. Kitapta ayrıca, 1915’te öldürülüp yol kenarına gömülen Lice Kaymakamı Hüseyin Nesimi’nin ilginç öyküsü ile Çalışlar’ın, Hrant Dink’in katledilmesinin ardından kaleme aldığı yazılar da bulunuyor.

Hâfız-ı Şirâzi – Hafız Divanı, Cilt 1 – 2 (2011)

  • HAFIZ DİVANI, 1-2, Hâfız-ı Şirâzi, Farsça’dan çeviren ve yayıma hazırlayan: Mehmet Kanar, Ayrıntı Yayınları, divan, 2 cilt, 1342 sayfa
 
Fars edebiyatının en büyük şairi sayılan Hâfız-ı Şirâzi’nin divanı, 17. yüzyıldan itibaren İngilizce, Fransızca, Almanca ve Latince gibi Batı dillerine çevrilmesinin yanı sıra, 15. yüzyıldan itibaren Şeyhî, Ahmet Paşa, Fuzuli, Bakî, Nef’î, Nedim, Şeyh Galib, Yahya Kemal gibi birçok şairi etkiledi. Mehmet Kanar’ın yeni çevirisiyle yayımlanan divanın bu Türkçe baskısında, Hâfız’ın kaside, gazel, mesnevi, kıta ve rubai türlerinde kaleme aldığı şiirleri yer alıyor. Derli toplu bir Hâfız sözlüğünün de yer aldığı bu kitapta ayrıca, ‘Hâfız’ın İlkeleri’ başlıklı bir bölümde, şairin belli başlı özelliklerinden maddeler halinde söz ediliyor.

Ahmet Mithat Efendi – Fazıl ve Feylesof Kızım (2011)

‘Fazıl ve Feylesof Kızım’, Tanzimat döneminin önemli yazarlarından Ahmet Mithat Efendi’nin, Türk edebiyatının ilk kadın romancısı olarak bilinen Fatma Aliye’ye yazdığı mektuplardan oluşuyor.

Ahmet Mithat’ın hayatı boyunca birçok isimle mektuplaştığı biliniyor.

Fakat şu ana kadar bunlardan yalnızca Fitnat Hanım’a, Muallim Naci’ye ve Nigâr Hanım’a yazdığı mektuplar yayımlandı.

İşte elimizdeki kitapta yer alan ve Ahmet Mithat’ın önemli itiraflarıyla da dikkat çeken mektuplar, iki yazarın hayatlarına dair ilginç ayrıntılar barındırdığı kadar, o dönemin gündelik yaşamına, edebiyat ortamına ve hatta dedikodularına da ışık tutacak nitelikte.

  • Künye: Ahmet Mithat Efendi – Fazıl ve Feylesof Kızım, hazırlayan: F. Samime İnceoğlu ve Zeynep Süslü Bektaş, Klasik Yayınları, mektup, 486 sayfa, 2011

Arthur Schopenhauer – Eristik Diyalektik (2012)

 

  • ERİSTİK DİYALEKTİK, Arthur Schopenhauer, çeviren: Ülkü Hıncal, Sel Yayıncılık, felsefe, 87 sayfa

“Eristik Diyalektik”, mutlaka haklı çıkmak amacıyla girişilen ve bu amaçla çoğunlukla mantık oyunlarına, hilelerine başvurulan tartışma sanatı anlamına geliyor. İşte ünlü düşünür Arthur Schopenhauer elimizdeki denemesinde, bu tartışmalarda başvurulan hilelerin genel yapılarını açıklıyor. Tartışmadan galip çıkan kişinin, bunu, ele aldığı önermeyi kurnazlık ve beceriklilikle savunmuş olmasına borçlu olduğunu söyleyen Schopenhauer, bu tartışmalarda sıklıkla başvurulan yanlış önerme kullanma, kızdırma, zıddını sorma, tezat sunma, zafer narası atma, zorluk çıkarma ve tartışmayı sonlandırma gibi hileleri anlatıyor.

Vladimir Nabokov – Nikolay Gogol (2012)

  • NİKOLAY GOGOL, Vladimir Nabokov, çeviren: Yiğit Yavuz, İletişim Yayınları, biyografi, 159 sayfa

Rus edebiyatının en önemli kalemlerinden olan Nikolay Gogol, yarattığı karakterlerle aynı kaderi paylaştı. Zira kırk üç gibi genç denebilecek bir yaşta ölen Gogol’ün hayatı, karakterlerinin kaotik ve trajik dünyalarıyla büyük benzerlikler taşır. Rus edebiyatının bir diğer ünlü ismi Vladimir Nabokov bu kitabında, Gogol’ün hayatının ve eserlerinin izini sürüyor. Nabokov kitabını, Gogol’ün ölümüyle başlatıp, onun doğumuyla sona erdiriyor. Yazar burada, ağırlıklı olarak Gogol’ün belli başlı eserlerini ayrıntılı bir bakışla incelerken, Gogol’ün Rus yazını ve Rus toplumundaki kendine has konumunu da aydınlatıyor.

Marianna Yerasimos – Evliya Çelebi Seyahatnâmesi’nde Yemek Kültürü (2012)

 

  • EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNÂMESİ’NDE YEMEK KÜLTÜRÜ, Marianna Yerasimos, Kitap Yayınevi, inceleme, 555 sayfa

Daha önce yayımlanan ‘500 Yıllık Osmanlı Mutfağı’ adlı çalışmasıyla hatırlanacak Marianna Yerasimos, yine ilginç bir konuyla okurun karşısına çıkıyor. Yazar bu kitabında, Evliya Çelebi seyahatnâmesinin yemek kültürü konusunda barındırdığı malzemelerin izini sürmüş. Yerasimos’un da ortaya koyduğu gibi, seyahatnâme, 17. yüzyıl Osmanlı dünyasının ve komşularının beslenme kültürü konusunda benzersiz bilgiler içeriyor. Yerasimos’un kitabı, seyahatnâmede yer alan söz konusu malzemeyi sistemli hale getirmekle yetinmiyor; aynı zamanda eldeki farklı kaynaklardan da yararlanarak Osmanlı yemek kültürünü detaylıca irdeliyor.