Cenk Özbay, Ayşegül Terzioğlu ve Yeşim Yasin (haz.) – Neoliberalizm ve Mahremiyet (2011)

  • NEOLİBERALİZM VE MAHREMİYET, hazırlayan: Cenk Özbay, Ayşegül Terzioğlu ve Yeşim Yasin, Metis Yayınları, inceleme, 285 sayfa

 

‘Neoliberalizm ve Mahremiyet’te yer alan makaleler, Türkiye’de mahremiyetin kapsamını, beden, sağlık ve cinsellik boyutlarıyla masaya yatırıyor. Kitabın ilk bölümünde, Türkiye’de sağlık sisteminde son otuz yılda yaşanmakta olan dönüşüme farklı pencerelerden bakılıyor. Burada, tüm dünyada gerçekleşen sağlık sistemlerinin neoliberalleşme ekseninde yeniden yapılanması sürecine Türkiye örneği üzerinden mercek tutuluyor. Kitabın ikinci bölümünde, modern tıbbın hasta bedenleri ve öznellikleri üzerindeki etkileri irdeleniyor; son bölümde de, cinsiyet ilişkilerinin ve cinsel kimliklerin, neoliberalleşmeyle birlikte nasıl dönüştüğü ortaya koyuluyor.

Jane Barnwell – Film Yapımının Temelleri (2011)

  • FİLM YAPIMININ TEMELLERİ, Jane Barnwell, çeviren: Gülengül Altıntaş, Literatür Yayıncılık, eğitim, 208 sayfa

 

Jane Barnwell imzalı ‘Film Yapımının Temelleri’, sinema eğitimi alan öğrencilerin ve film sektöründe çalışanların yanı sıra, konuya ilgi duyanlara da, film yapım süreciyle ilgili temel bilgileri vermeyi amaçlıyor. Kitapta, film yapım aşamasında ekip çalışmasının nasıl organize edilebileceği, senaryo yazım teknikleri, film yapımının planlanması, yönetmenlik, prodüksiyon tasarımı, ses düzeni ve post-prodüksiyon süreci gibi, konuya dair temel bilgiler yer alıyor. Çalışmada ayrıca, filmde resim kompozisyonu, çerçeveleme, ışık, renk objektif ve format kullanımı ile sinemada özgün bir anlam yaratmak gibi önemli konularda da ipuçları veriliyor.

Jean Claude Bologne – Gönül Çelmenin Tarihi (2011)

  • GÖNÜL ÇELMENİN TARİHİ, Jean Claude Bologne, çeviren: Erkan Ataçay, Dost Kitabevi, inceleme, 342 sayfa

 

Fransız romancı ve tarihçi Jean Claude Bologne ‘Gönül Çelmenin Tarihi’nde, baştan çıkarmanın hikâyesini, tarihöncesinden yirminci yüzyıla uzanarak anlatıyor. Tavlamanın mitolojisinde sıklıkla görülen “kaçırma ve tecavüz” teması; antik Yunan ve Roma’da gözlemlenen “sevme sanatı”nın toplumsal yansımaları; Ortaçağ’daki baştan çıkarma ve evlenme alışkanlıkları; gönül okşamanın altın çağını yaşadığı Rönesans ve 17. yüzyıl; Aydınlanma’yla birlikte gönül çelmede icat edilen yeni stratejiler; 19. yüzyılda karşı cinse yaklaşımın düzenlenmesi ve 20. yüzyıldan itibaren flörtün “tavlama”ya dönüşme süreci, Bologne’un irdelediği ilgi çekici konular.

Taner Timur – Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi (2011)

  • FELSEFE, TOPLUM BİLİMLERİ VE TARİHÇİ, Taner Timur, Yordam Kitap, tarih, 431 sayfa

Taner Timur ‘Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi’de, tarih ve felsefe arasındaki kopuş ve birleşmelerden müteşekkil ilişkinin öyküsünü kaleme getiriyor. Sorgulamalarının ilk durağı olarak bilim ve felsefenin ilk vatanı Eski Yunan medeniyetini tercih eden Timur, üç bin yıl önce bu coğrafyada başlayan düşünce devrimini, Ortaçağ’dan Rönesans’a, Aydınlanma’dan Modern çağa ve Heidegger’den postmodern bilgi kuramına kadar izliyor. Timur’un kitabının özgünlüğü, Batılı modaların yoğun ve yapay biçimlerde yaşandığı; felsefecilerle tarihçi ve toplum bilimciler arasındaki sıkı bağların bulunmadığı Türkiye için önemli bir eleştiriyi üstlenmesi.

Quentin Bajac – Fotoğraftan Sonra (2011)

  • FOTOĞRAFTAN SONRA, Quentin Bajac, çeviren: Marşa Franco, Yapı Kredi Yayınları, fotoğraf, 160 sayfa
 
19. yüzyıl fotoğrafı üzerine düzenlenen birçok sergide görev almış Quentin Bajac, ‘Fotoğraftan Sonra’da, bir fotoğraf tarihi ekseninde, analog fotoğraftan dijital fotoğrafa geçiş sürecine odaklanıyor. Instamatic Kodak ve Polaroid’in gelişiyle 1960’larda başlayan amatör fotoğrafçılık; basın fotoğrafçılığının gelişmesiyle foto-röportajcılığın doğuşu; fotoğrafın gitgide daha çok tanındığı 1980’ler dönemi; hem profesyonellerin hem de amatörlerin fotoğraf uygulamalarında derin değişiklikler yaratan dijitalin ortaya çıkışı ve dijital teknolojilerle birlikte fotoğrafın otoritesinin sorgulanmaya başlanması, Bajac’ın ele aldığı konulardan birkaçı.

Robert Muchembled – Orgazmın Tarihi (2011)

  • ORGAZMIN TARİHİ, Robert Muchembled, çeviren: İsmail Yerguz, Sel Yayıncılık, inceleme, 382 sayfa
 
Robert Muchembled ‘Orgazmın Tarihi’nde, insanın en mahrem alanlarından olan beden zevkinin öyküsünü, 16. yüzyıldan günümüze uzanarak veriyor. Şehevi arzuların yüceltilmesinin, Avrupa’nın özgünlüğünün temelini oluşturduğunu söyleyen Muchembled, cinselliğin, 16. yüzyıldan 1960’lı yıllara kadar süren baskılar karşısında kendini sürekli uyarladığını belirtiyor. Yazar, batının cinsel zevke beş yüzyıldan beri yaklaşımının belirgin özelliklerini; Katoliklerin ve Protestanların ahlaksal baskısıyla cinselliğin cendereye alınışını ve 1960’lı yıllarda eski bağnaz modelin ABD’de kalıcı hale gelip hazcılığın Avrupa’da zaferini ilan edişini anlatıyor.

İbrahim Okçuoğlu – Günümüzde Emperyalizm (2011)

 

  • GÜNÜMÜZDE EMPERYALİZM, İbrahim Okçuoğlu, Akademi Yayınları, siyaset, 333 sayfa

 

 

İbrahim Okçuoğlu ‘Günümüzde Emperyalizm’de, serbest rekabetçi küreselleşmeden emperyalist küreselleşmeye, kapitalizmde gözlenen temel değişimlere odaklanıyor. Okçuoğlu, bu değişimleri saptarken, “emperyalizm”, “mülksüzleştirme ekonomisi”, “sermaye birikimi” gibi kavramlar konusunda teorinin yaşamakta olduğu sorunları da tartışmaya açıyor. Tekellerin oluşma koşulları ve dünya pazarı üzerinde hakimiyet mücadelesi; modern mali sermayenin oluşumu ve 21. yüzyılın başında bankalar ile borsalar; uluslararası üretimin ve çalışma sürecinin yeniden örgütlenmesi; emperyalist küreselleşme ve yeni sömürgecilik, Okçuoğlu’nun kuşatıcı bir bakış açısıyla ele aldığı konulardan birkaçı. Kitap, günümüz emperyalizminin temel sorunlarını, sermaye ve üretimin uluslararası hareketini ve bunun sonuçlarını merak edenler için iyi bir kaynak.

Emmanuel Levinas – Tanrı, Ölüm ve Zaman (2011)

  • TANRI, ÖLÜM VE ZAMAN, Emmanuel Levinas, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, felsefe, 231 sayfa

 

‘Tanrı, Ölüm ve Zaman’, çağdaş fenomenolojiye etik alanında getirdiği yorumla dikkat çekmiş düşünür ve Talmud bilgini Emmanuel Levinas’ın 1975-76 akademik yılında Sorbonne Üniversitesi’nde vermiş olduğu derslerden oluşuyor. Düşünür bu derslerinde, Aristoteles, Platon, Kant, Hegel, Bergson gibi, felsefe tarihinin önde gelen figürlerini yeni bir okumaya tabi tutuyor. Fakat dersleri asıl ilgi çekici kılan husus, Heidegger’in ‘Varlık ve Zaman’ adlı yapıtıyla bir hesaplaşmaya girişmesi. Levinas ilk elden, Heidegger’in, nesnel zaman anlayışına getirdiği eleştiriler ile varoluşun kendine özgü zamansallığını bireyin ölümlülük koşuluyla yakın ilişki içinde ele alışını takdir ediyor. Fakat Levinas, Heidegger’i, varlık, ölüm ve zaman gibi kavramları çözümlerken, temel varlık tasarısı içinde kaldığı için de eleştiriyor.

Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan – Ne Değişti? (2011)

  • NE DEĞİŞTİ?, Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan, Ayizi Kitap, kadın, 206 sayfa

 

Bilindiği gibi Kürtler, en yoğun şekilde 1990-1995 yılları arasında, Doğu ve Güneydoğu’da zorunlu göçe tabi tutulmuştu. Göç, ardında boşaltılmış, yakılmış ve harabeye çevrilmiş binlerce köy bırakırken, yerlerinden yurtlarından edilen Kürtler kendilerini köylerinden çok uzakta, başka kentlerde buldular. İşte, Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan gibi, alanında uzman üç ismin çabasıyla ortaya çıkan bu kitap, zorunlu göçü Kürt kadınlarının gözünden izliyor. Yirmi beş kadın ve kız çocuğu ile yapılan yüz yüze görüşmelere dayanan çalışma, kadınların zorunlu göç sürecine dair anılarına; ailelerin parçalanması, cezaevleri, ev baskınları, işsizlik, evsizlik ve yoksulluk gibi travmalarla dolu hayatlarına iniyor. Kitap, Kürt kadınlarının deneyimlerini ve taleplerini görünür kılmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Carlos Fuentes – Bütün Mutlu Aileler (2011)

  • BÜTÜN MUTLU AİLELER, Carlos Fuentes, çeviren: Zeynep Önal, Can Yayınları, roman, 420 sayfa

 

Carlos Fuentes, elimizdeki romanı ‘Bütün Mutlu Aileler’de, ülkesi Meksika’nın aile yapısını masaya yatırıyor. Fuentes, buradaki öyküleri yoluyla, ülkesinin tezatlarla dolu dokusunu tasvir ederken, aynı zamanda evrensel bir insan hikâyesi de ortaya koyuyor. Roman, Meksikalıların bugününü, kendilerini tanımladıkları kimlik anlayışları eşliğinde izlerken, yetkin bir üslupla, bu kimliğin belirleyici unsuru olan travmaların kökenine iniyor. Roman, ailelerin mikro hayatı ekseninde ve farklı kesimleri temsil eden karakterlerinin bakış açısından, Meksika’nın aile yaşamını, alışkanlıklarını, sınıfsal hiyerarşilerini ve ataerkil yapısını irdeliyor.