Walter Benjamin – Çocuklar, Gençlik ve Eğitim Üzerine (2021)

Walter Benjamin, gençlik hareketi, burjuva ve proleter çocuk eğitimi, oyun ve oyuncak, pedagoji ve gençlikle deneyim arasındaki zıtlığı sıklıkla irdelemişti.

Bu derleme ise, Benjamin’in bu konularda yazdığı çok değerli makalelerini bir araya getiriyor.

Düşünür burada, çocukların öğrenme becerilerinden çeşitli eğitim yöntemlerinin çocuklar üzerinde yarattığı etkilere, oyuncakla kurdukları ilişkiden oynama biçimlerine dek çocukların gençliğe ulaşırken izlediği yolu adım adım takip ediyor.

Bunun yanı sıra, gençlik hareketlerini, üniversiteleri ve üniversitelilerin hayatlarını, gençliğin deneyimle etkileşimini ve toplumun gençlikte yarattığı yeni yönelimleri de sıklıkla irdeliyor.

Çalışma, yazarın koleksiyonundan seçilmiş fotoğraflarla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Walter Benjamin – Çocuklar, Gençlik ve Eğitim Üzerine, çeviren: Mustafa Tüzel, Alfa Yayınları, eğitim, 152 sayfa, 2021

Ahmet İlhan – Spinoza, Kant, Schopenhauer ve Nietzsche Felsefesinde Duyguların Anatomisi ve Şiirsel İzdüşümleri (2021)

Duygular felsefesi, bilhassa son yıllarda büyük ilgi çeken konulardandır.

Ahmet İlhan da bu özenli çalışmasında Spinoza, Kant, Schopenhauer ve Nietzsche’nin duygu tanımlarına ve bunun şiirsel izdüşümlerine odaklanıyor.

Çalışma, bir yandan söz konusu dört büyük filozofun duygu tanımları, çözümlemeleri ve betimlemelerini aydınlatırken, diğer yandan da şairlerin güçlü sezgilerini ve yaratıcı imgelemlerini felsefenin canlı yaşam akışına çekiyor.

İlhan’ın bu kapsamlı felsefi duygu çalışmasında karşımıza,

  • Spinoza’nın, duyguların matematiksel hassasiyetle incelenebileceği, duygu tarafından motive edilen insan davranışının tamamen anlaşılabilir ve açıklanabilir olması gerektiği düşüncesi,
  • Kant’ın duygu, akıl ve eylem arasındaki bağları çözümlemeye çalışırken eylemlerimizin bilgiyle nasıl iç içe geçtiği ve eylemlerimizin duygu ile akıl arasındaki gerginliğe nasıl vesile olduğu yaklaşımı,
  • Schopenhauer’un insanın sürekli bir gereksinme “isteme” halinde kaçınılmaz olarak hayal kırıklıkları ve acılar çekmeye yazgılı olduğu biçimindeki yaklaşımı,
  • Ve Nietzsche’nin kadim duygularımızla ilgili olarak bize inandığımız, bildiğimiz, sandığımız ve düşündüğümüz her şeyin büyük bir yanlışın parçası olabileceği ihtimalini fikri gibi pek çok ilgi çekici konu çıkıyor.

Künye: Ahmet İlhan – Spinoza, Kant, Schopenhauer ve Nietzsche Felsefesinde Duyguların Anatomisi ve Şiirsel İzdüşümleri, Sümer Yayıncılık, felsefe, 304 sayfa, 2021

Jonathan Wolff – Siyaset Felsefesine Giriş (2021)

Siyaset felsefesinin temel soruları hakkında iyi bir giriş.

Jonathan Wolff, kavramsal tartışmaların ötesine geçerek sınıf, devlet ve mülkiyet konularında kışkırtıcı sorular sorarak siyaset felsefesinin derinliklerine iniyor.

  • Devlet olmasaydı hayat nasıl olurdu?
  • Devleti meşru kılan nedir?
  • Kim yönetmeli?
  • Vatandaş ne kadar özgürlüğe sahip olmalıdır?
  • Mülkiyet nasıl adil bir şekilde dağıtılmalıdır?

Çalışma,  siyaset felsefesinde yer alan temel sorunları ve bu sorunlara yanıt vermeye yönelik geçmişteki çabaları değerlendiriyor.

Wolff; diğer filozofların yanı sıra Platon, Hobbes, Locke, Rousseau, Mill, Marx ve Rawls’ın eserleri ile filozoflar arasındaki tartışmaların nasıl geliştiğini incelemekte ve bu kışkırtıcı sorulara olası cevaplar arıyor.

Yazar, konuyu bir dizi kalıcı ve zamansız soru aracılığıyla araştırıyor, en etkili cevapları keşfetmek ve siyaset felsefesinin çağdaş meseleleri anlamak için yüzyıllar ve binyılları arşınlıyor.

Kitabın son bölümü, ırk, cinsel yönelim, engelli çokkültürlülüğü ve küresel adalet hakkındaki kuramsallaştırmada yeni gelişmelere ayrılmış.

Siyaset felsefesindeki temel sorulara ilişkin merak uyandıran çalışma, açıklık ve konuşma tarzını birleştiren yapısıyla siyaset felsefesine ideal bir giriş kitabı.

  • Künye: Jonathan Wolff – Siyaset Felsefesine Giriş, çeviren: Fahri Bakırcı, Lykeion Yayıncılık, felsefe, 248 sayfa, 2021

Louis Althusser – Psikanaliz ve İnsanbilimleri (2021)

Louis Althusser’in 1963-1964 akademik yılında École Normale Supérieure’de Lacan ve psikanaliz üzerine verdiği iki konferansı bu kitapta bir araya getirilmiş.

Kitap, psikanaliz ile insanbilimleri arasındaki ilişkiyi irdelemesi ve Lacan hakkındaki özgün yorumlarıyla alan açısından altın değerinde.

  • Psikanaliz nerede yer alır?
  • Yeri neresidir?
  • Henüz var olmayan bir alanda yeri nasıl tespit edilir?
  • Mevcut disiplinlerle sınırları nedir?
  • Mevcut disiplinlerle olmayan-sınırları nedir?

Bunlar, Lacan’ın düşüncesine sürekli musallat olan türden sorulardır.

Freud’un düşüncesine de musallat olduklarını söylemek abartı olmaz.

Hem Lacan’da hem de Freud’da eşit derecede çarpıcı olan şey şu paradokstur. Lacan’da yeniden karşılaşacağımız gibi, Freud’da da iki yönlü bir meşguliyet buluruz:

Psikanalizi, ona en yakın olduğunu iddia eden disiplinden (psikolojiden) kökten bir şekilde ayırmak ve tam tersine onu görünüşte ondan uzak olan disiplinlere (sosyoloji, antropoloji veya etnolojiye) bağlamaya çalışmak.

İşte bu kitap da, Althusser’in 1963-1964 akademik yılında École Normale Supérieure’de Lacan ve psikanaliz üzerine verdiği iki konferansı bir araya getiriyor.

Filozofun psikanalizin, özellikle Fransa’da, insanbilimleri, felsefe ve özellikle psikolojiyle olan ilişkisini ayrıntısıyla ele aldığı iki temel metin.

  • Künye: Louis Althusser – Psikanaliz ve İnsanbilimleri, çeviren: Murat Erşen, Alfa Yayınları, felsefe, 120 sayfa, 2021

St. George Stock – Stoacılık (2021)

Stoacılık hakkında açık ve öz bir giriş arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

St. George Stock imzalı kitap Zenon, Seneca, Cicero ve Epiktetus gibi alanın devlerinin fikirlerini aydınlatıyor.

Stoacılar, doğaya uygun bir yaşamı, insanın ulaşabileceği en yüksek yaşamla özdeşleştirir.

Doğası gereği akıl sahibi bir canlı olan insanın yapması gereken akla uygun yaşamaktır.

Doğanın yoluyla erdemin yolu ise birbirinden ayrı değildir.

Stoacı düstur, erdemli bir yaşam sürmek, doğaya ve/veya akla uygun yaşamaktır.

Aristoteles ve Platon için devletle ilgili olan mutluluk problemi, artık bireyle ilgilidir.

Böylece felsefe de Stoacılar için ‘yaşama sanatı’ hâline gelir.

İşte bu çalışma da Stoacılığa kısa ve güzel bir giriş yapıyor.

Zenon’dan Seneca’ya, Cicero’dan Epiktetus’a bu kitap, Stoacılığın etik, mantık, fizik ve retorik anlayışını ana hatlarıyla sunuyor.

  • Künye: St. George Stock – Stoacılık, çeviren: Melike Molacı, Fol Kitap, felsefe, 96 sayfa, 2021

Lucy Huskinson – Nietzsche ve Jung (2021)

Jungcu psikanaliz bağlamında, analitik psikolojinin felsefi kökenlerini araştıran özgün bir çalışma.

Lucy Huskinson, bunu yaparken Nietzsche ve Jung arasındaki ilginç bağlantıları aydınlatıyor.

‘Nietzsche ve Jung’, yirminci yüzyıldaki felsefi ve psikolojik düşüncenin iki ikon şahsiyetinin düşüncelerini ve kişiliklerini göz önünde bulundurarak, bu ikili arasındaki sıra dışı bağlantıları açığa çıkaran nitelikli bir çalışma.

Huskinson, bu iki büyük düşünürün eserlerini detaylı bir biçimde inceleyerek Nietzsche’nin düşüncesindeki karmaşık alanları aydınlatıyor ve Jung’un bu teorilere bakışındaki müphemlikleri çözümlüyor.

Jung’a göre bütünlüklü benlikteki karşıtların oynadığı rolün konumu ve çözümlemesi göz önünde tutuluyor ve Nietzsche’nin buradaki etkisinin derecesi açıklığa kavuşturuluyor.

Jungcu teoriye ve teorinin felsefi kökenlerine yönelik Jung’un Nietzsche’nin Zerdüşt’ü üzerine verdiği seminerlerle desteklenen bu titiz ve özgün çözümleme, her ikisinin teorilerine dair yeni bir yoruma götürüyor.

Nietzsche ile Jung’un zihinsel sağlık için dikkate aldıkları ölçütlere göre bu ikilinin kişilikleri değerlendirilirken, yine bu ikilinin kendilerinin bütünlüklü bir benlik sergileyip sergilemediklerini belirleme girişimi üzerinden ortak benlik modeli uygulamaya konuyor.

‘Nietzsche ve Jung’, analitik psikolojinin felsefi kökenlerini araştırarak bu alana dair anlayışımızın nasıl zenginleştirilebileceğini gösteriyor ve bütünlüklü benliğin birey olarak bizim açımızdan gerçekçi bir olasılık olup olmadığını sorguluyor.

Çalışma, Jungcu psikanalistlere olduğu kadar psikoloji, felsefe ve din üzerine çalışmalar yapanlara da etkileyici bir okuma sunacaktır.

  • Künye: Lucy Huskinson – Nietzsche ve Jung: Karşıtların Birliğinde Bütünlüklü Benlik, çeviri: Mehmet Çetin, Say Yayınları, felsefe, 376 sayfa, 2021

Anne Dufourmantelle – Riske Övgü (2021)

Yaşamı riske atmak, hayata daha fazla alan açmaktır.

Fransız filozof ve psikanalist Anne Dufourmantelle zengin vaka örnekleriyle risk faktörünün özünde bireyi nasıl özgürleştirebildiğini gözler önüne seriyor.

“Hayat biz canlıların pervasızca aldığı bir risktir.” diyen Dufourmantelle’in bu usta işi eseri, tedbir ve güvenliğin temel değer kabul edildiği modern dünyada risk almaya bir övgü.

Dufourmantelle özenle ördüğü metninde felsefi düşünceyle bir psikanalist olarak biriktirdiği zengin vaka örneklerini harmanlayarak son derece özgün ve eleştirel bir dünya kuruyor.

Bağımlılık, dil, unutuş, aileyi terk etme, yalnızlık, kayıp, kaygı ve itaatsizlik gibi hayatımızın önemli bahislerine bakışımızı sarsacak sorular yöneltiyor.

Yazara göre risk dışımızdaki bir tehditten ziyade hayatın içinde bilinmedik bir alan açan, tutumlarımızı, varoluş tarzımızı belirleyen bir dönüşüm ânı, şimdide olma imkânı.

Artırılmış güvenlik önlemleri, sınır duvarları, tetiklenen kötü hatıralar ve sonu gelmez davalarla kendini gösteren bir çağda Dufourmantelle, “Yaşamı riske atmak, yani sahiden yaşamanın riskini almak ne demektir?” sorusunun peşinden gitmeyi öneriyor.

Dufourmantelle, pek çok çalışmaya imza atmış, değerli bir filozof ve psikanalistti.

2017’de iki çocuğun dalgalı denizde boğulmasına engel olmaya çalışırken hayatını kaybetti.

  • Künye: Anne Dufourmantelle – Riske Övgü, çeviren: Murat Erşen, Kolektif Kitap, felsefe, 238 sayfa, 2021

Pierre Hadot – İçsel Kale (2021)

Marcus Aurelis’un fikir dünyası nasıl şekillendi?

Ünlü eseri ‘Düşünceler’in beslendiği kaynaklar neydi?

Pierre Hadot, bu soruların izini sürerek Antik düşüncenin gelişiminin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Aurelius’un ‘Düşünceler’i, yüzyıllardır tükenmez bir bilgelik kaynağı olarak karşımızda duruyor.

Stoacılığın en önemli anlatımlarından biri olarak kabul edilen ‘Düşünceler’, Aurelius’un özellikle kendine rehberlik etmesi için kaleme aldığı, iyi ve adil bir yaşam sürmenin ilkelerini ortaya koyar.

İçimizdeki yol gösterici ilke olan ruh, Aurelius’un stoa felsefesinde özgürlüğün dokunulmaz “içsel kalesi”dir.

Ne var ki eserin üslubunun açıklık ve kolaylığı aldatıcıdır.

Antik düşüncenin önde gelen tarihçilerinden Pierre Hadot’nun bu kitabı, Marcus Aurelius’un ilke ve kanaatlerini araştırıp onları temellendiren kavramsal sistemi ortaya koyar.

Çözümlemesini temellendirmek için ‘Düşünceler’den bolca alıntı yapan yazar, böylelikle Aurelius’un doğrudan okuyucuyla konuşmasına izin veriyor.

Hadot ayrıca, Aurelius’un okuduğu filozoflar hakkında yorum yaparak ve öğrencisi olduğu Epiktetos’un öğretilerine özel bir önem vererek ‘Düşünceler’in felsefi bağlamını bizim için ortaya koyuyor.

Aurelius’un düşüncesine ilişkin bu canlı ve ilgi çekici çalışma, büyüleyici filozof-imparatorun yeni bir resmi, stoacılık geleneği ve öğretileri ile Roma İmparatorluğunun MS 2. yüzyıldaki kültürü hakkında zengin bir kavrayış sunuyor.

  • Künye: Pierre Hadot – İçsel Kale: Marcus Aurelius Üzerine Düşünceler, çeviren: H. Can Utku, Alfa Yayınları, felsefe, 472 sayfa, 2021

Michael Löwy – Devrim Bir İmdat Frenidir (2021)

Walter Benjamin’in kendine has devrim modeli bugüne nasıl yanıt verebilir?

Michael Löwy, Benjamin’in eserlerinin devrimci boyutunu net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Löwy, Benjamin’in eserleriyle ilk temasını, entelektüel güzergâhına yön veren bir milat, Marksizmin Avrupa ve Latin Amerika’daki heterodoks formları üzerine araştırmalarını derinden sarsan bir keşif olarak değerlendirir.

Devrimleri, ilerleme bağlamında dur durak bilmeden yol alan dünya tarihinin lokomotifi olarak gören Marx karşısında kendi ilerleme ve gelişme eleştirisini ortaya koyan Benjamin ise “imdat freni” olarak tanımladığı bir devrim modeli sunar.

Peki, insanlık, söz konusu freni çekmeyi başarabilecek midir?

‘Ekososyalist Manifesto’nun yazarlarından Löwy, “ekososyalizmin öncüsü” ilan ettiği Benjamin’in eserlerinin devrimci boyutuna dikkat çekerken, dogmatik olmayan tarihsel materyalizmden ilham alan yaklaşımlarla teolojik kaygılardan ileri gelen görüşlerini ustalıkla bir araya getiriyor.

Löwy bunu yaparken, Benjamin ve anarşizm, Benjamin’de teoloji ve antifaşizm gibi ilgi çekici konuları da tartışıyor.

  • Künye: Michael Löwy – Devrim Bir İmdat Frenidir: Walter Benjamin Üzerine Denemeler, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, felsefe, 116 sayfa, 2021

Gilles Deleuze – Bergsonculuk (2021)

Gilles Deleuze’ün felsefi gelişiminde Bergson okuması çok temel bir yer teşkil eder.

Deleuze, varlığın etkinliğine, ifadesine ve salt olumluluğuna dayanan radikal ontolojisini Spinoza üzerinden kurarken önce Bergson’a uğrar ve burada Hegelci olumsuzlamaya karşı güçlü bir temel bulur.

Deleuze’ün Bergsonculuğunun, her şeyden önce, dünyayı unutmaya dayalı umutsuz felsefelere karşı yaşamla kavramı birleştirmeye yönelen sevinçli felsefeler yaratmaya çağrı olduğunu belirten kitabın çevirmeni Hakan Yücefer’e kulak veriyoruz:

“Deleuze’ün felsefe tarihçiliği, olumlayıcı felsefeye bir övgü, bu yönde felsefe yapmaya bir çağrıdır. Deleuze’ün yorumlarının gösterdiği gibi, aynı bileşenler, Bergson’da kesin felsefeyi, Spinoza’da bilgeliği, Nietzsche’de ‘şen bilgi’yi ortaya çıkarmak için farklı düzenlemelerle yeniden bir araya gelirler. Ama Deleuze’ün felsefe tarihçiliği, aynı zamanda felsefe tarihinin keskin bir eleştirisidir de. […] İktidarını insanların hınçları üzerine inşa eden ikiyüzlü politikacı, dünyayı olumlamaktan aciz din adamı, ölü kavramlarla iş gören sıkıcı akademisyen… […] Dünyayı ve karşısındakini hiçe sayan, olumsuzlamaya dayalı tüm bu figürlerden uzakta, Deleuze’ün felsefesi, dünyaya evet deme yönünde bize yapılmış bir çağrıdır. Deleuze’ü okudukça, filozof olabileceğimizin farkına varırız.”

  • Künye: Gilles Deleuze – Bergsonculuk: Yaşamsal Hareketi Anlamanın Araçları, çeviren: Hakan Yücefer, Alfa Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2021