George Thomson – Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler, Cilt 1 – 2 (2021)

Batı uygarlıklarına kaynaklık etmiş tarihöncesi Ege’de felsefe, bilim ve sanatın gelişimi üzerine harikulade bir eser.

İki cilt olarak yayımlanan ‘Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler’in ilk cildi ‘Tarihöncesi Ege’, ikincisi ise ‘İlk Filozoflar’ başlığını taşıyor.

Sosyal bilim alanında, etnoloji, arkeoloji, sosyoloji, dilbilim gibi disiplinlerden yararlanan, disiplinlerarası çalışmalar açısından çığır açmış bir yapıt olan ‘Tarihöncesi Ege’de, eskiçağın Ege’si ele alınıyor.

Burada, totemcilikten dine, kabileden devlete, anaerkillikten ortaklaşmacılığa tüm bir tarihsel süreç ortaya konulurken, farklı Ege halklarının, kahramanlık çağı hanedanlıklarının ve onların destanını anlatan Homeros’un hikâyelerine de uzanılıyor.

Çalışmanın ikinci cildi olan ‘İlk Filozoflar’ ise, eskiçağ felsefesine ve felsefenin tarihine maddeci bir anlayışla ve meta üretimiyle ilişkileri bağlamında yaklaşıyor.

Thomson bu yapıtında da, farklı ilkçağ toplumlarındaki büyü ve miti, tanrıların doğuşunu, Doğu despotizmini, Yunanistan ile Çin arasındaki benzerlik ve farklılıkları, Yakındoğu ve Mezopotamya’yı, Suriye ve Girit’i ve tüm bu coğrafyalardaki düşünürleri derinlemesine inceliyor.

Burada farklı filozoflar ve felsefe okulları, hem demokrasiye bakışlarıyla, hem “oluş”, “varlık” gibi kavramlara dönük düşünsel üretimleriyle hem de maddecilik ile idealizm arasındaki konumlanışlarıyla irdeleniyorlar.

  • Künye: George Thomson – Eski Yunan Toplumu Üstüne İncelemeler, Cilt 1 – 2, çeviren: Celal Üster ve Mehmet H. Doğan, Yordam Kitap, tarih, 864 sayfa, 2021

Alexander Moseley – Siyaset Felsefesine Giriş (2020)

Siyaset felsefesinin başlangıcından bugüne uğradığı ana duraklar hakkında aydınlanmak için harika bir rehber.

Alexander Moseley devletçilikten muhafazakârlığa, sosyalizmden anarşizme ve ekolojiye siyasi düşünceleri en özlü biçimleriyle ele alıyor.

Çalışma, bir yandan okuru konuyla ilgili düşünmeye sevk etmesi, öte yandan da mevcut siyasi keşmekeşi anlamasını sağlayacak entelektüel donanımı sağlamasıyla büyük önem arz ediyor.

Kitap bununla da yetinmeyerek hukuk, savaş, küreselleşme, enternasyonalizm, milliyetçilik ve ayrılma hakkı bağlamlarında uygulamalı bir siyaset felsefesini tartışıyor, ayrıca Platon’dan Aristoteles’e, Locke’tan Rousseau’ya, Hobbes’tan Marx ve Rawls’a, siyaset felsefesine büyük katkılarda bulunmuş belli başlı isimlerin fikirlerini de serimliyor.

  • Künye: Alexander Moseley – Siyaset Felsefesine Giriş, çeviren: Banu Karakaş, Metropolis Kitap, felsefe, 286 sayfa, 2020

Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza – Marx Okumak (2021)

Genelde Hegel eleştirisi üzerinden Marx anlaşılmaya çalışılır.

Bu kitap ise, bunun tam tersini yaparak Marx’tan başlayıp ardından Hegel’e dönüyor.

Günümüzün önemli düşünürlerinden Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza, Marx’ı yeni bir özgürleşme siyasetine zemin sunabilecek tarzda yeniden yorumluyorlar.

Çalışma, kapitalizmin içinde bulunduğu krize farklı bir yaklaşım getiren yaratıcı ve deneysel bir okuma sunmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

Burada Marx hem Platoncu, hem Kartezyen hem de Hegelci bağlamda derinlemesine tartışılıyor.

  • Künye: Slavoj Žižek, Frank Ruda ve Agon Hamza – Marx Okumak, çeviren: Barış Engin Aksoy, Kolektif Kitap, siyaset, 169 sayfa, 2021

Alain Badiou – Lacan: Anti-Felsefe Seminerleri (2021)

Alain Badiou’nun Lacan üzerine gerçekleştirdiği 1994-1995 tarihli seminerleri bu kitapta.

Kitap, Lacancı anti-felsefenin özgül doğasını ortaya koymasıyla özellikle dikkat çekiyor.

Bilindiği gibi Lacan, kendisini anti-filozof olarak tanımlamıştı.

Lacan, Platon ve Aristoteles’ten Descartes, Kant, Hegel ya da Kierkegaard yoluyla Heidegger’e uzanan filozoflarla birlikte süreğen bir çalışma yürütüyor idiyse bile, kendini filozof olarak tanıtmayı yadsımakla kalmıyor, aynı zamanda psikanaliz söylemiyle felsefe söylemi arasına güçlü bir mesafe koymakta ayak diriyor, sonuçta yeniden yaşama döndürdüğü 18. yüzyıl menşeli bir terimle anti-filozof olarak konumlandırıyordu kendini.

İşte Badiou, tam da Lacan’ın söz konusu anti-filozof tanımından yola çıkarak bilgi ve hakikat arasındaki sorunu açıklamaya girişiyor.

Seminerler, Badiou’nun anti-felsefenin başat bir havarisi olduğunu söylediği Aziz Pavlus’la son bulsa da, öncelikle, klasik anti-filozoflar üçlüsü Pascal, Rousseau ve

Kierkegaard’a karşı, çağdaş anti-filozoflar Nietzsche, Wittgenstein ve Lacan’la ilgileniyor.

  • Künye: Alain Badiou – Lacan: Anti-Felsefe Seminerleri, 1994 – 1995, çeviren: Necmettin Kâmil Sevil, Sel Yayıncılık, felsefe, 224 sayfa, 2021

Antonio Negri – Yaban Kuraldışılık (2021)

Antonio Negri’den Spinozacılığın özünü ortaya koyan harika bir çalışma.

Negri’nin Spinoza düşüncesinde güç ve iktidar olgusunun kendine nasıl yer bulduğunu irdelediği bu kitabını, alıkonulduğu hapishanede yazması ise tarihin bir başka ironisi.

Düşünür, Spinoza’nın fikirlerini çok yönlü bir bakışla irdelerken, aynı zamanda ideolojinin bugün içinde bulunduğu çok yönlü krizi, gerçekliğin kuruluşu ve Spinoza’nın felsefesinde politikanın kurucu rolü gibi ilgi çekici konular üzerine de derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Antonio Negri – Yaban Kuraldışılık: Spinoza’da Güç ve İktidar, çeviren: Eylem Canaslan, Zoe Kitap, felsefe, 392 sayfa, 2021

Zenon ve Kleanthes – Stoa Felsefesinin Kuruluş Fragmanları (2021)

Stoacılık düşünce dünyamızda tam 2 bin 300 yıldır var.

Cengiz Çevik’in Yunanca ve Latince asıllarından derleyerek çevirdiği bu kitap da, Stoacılığın kurucu pirleri Zenon ve Kleanthes’in yaşamlarını ve fikirlerini aydınlatıyor.

Stoa felsefesinin kuruluş dönemindeki filozofların eserleri ne yazık ki günümüze ulaşamadı.

Onların hayatları ve düşüncelerine, ancak sonraki yüzyıllarda yaşamış yazarların söyledikleri kadarıyla ulaşabiliyoruz.

İşte bu kitap da, söz konusu yazarların Stoa felsefesinin kurucusu Zenon ile O’nun öğrencisi Kleanthes’le ilgili aktardıklarının derlenmesi ile ortaya çıkmış.

Kitap, Stoa felsefesinin kuruluş dönemini bizzat antik kaynaklardan öğrenmek isteyen okurlar için kaçırılmayacak fırsat.

  • Künye: Zenon ve Kleanthes – Stoa Felsefesinin Kuruluş Fragmanları, yayına hazırlayan ve çeviren: C. Cengiz Çevik, Albaraka Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2021

Simon Critchley – Mizah Üzerine (2020)

Mizah ve kahkahanın anti-depresan özelliği üzerine usta işi bir felsefi soruşturma.

Simon Critchley, insan gibi melankolik bir varlığın nasıl olup da gülebildiğini, başka bir deyişle biçareliğimizdeki yüceliğimizin izini sürüyor.

Kitapta, esprinin fenomenolojisinden bedenin dışa vurduğu bir patlama olarak kahkahaya, tutucu mizahtan kahkahanın mesiyanik gücüne, felsefede mizahtan etnisite ve mizahın etnisitesine ve mizah ile psikanalize pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Gülmenin bizim hem yüceliğimiz hem de çaresizliğimiz olduğunu belirten Critchley, gülmenin gerçek bir anti-depresan olduğunu, özgürleştirdiğini ve hafiflettiğini söylüyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Mizah, egonun kendisini gülünç bulmasıyla harekete geçen bir anti-depresandır. Özne kendini adi bir nesne olarak görünce, acı acı ağlamak yerine, kendine gülerek teselli bulur. Mizah egoyu körelten, Prozak kaynaklı sersemlik gibi işleyen bir anti-depresan olmaktansa, bir tür kendini tanıma ilişkisidir.”

“Mizah genellikle karanlık ama her zaman berraktır. Kişinin kendisi ve dünyası ile kurduğu derinlemesine bilişsel bir ilişkidir. Mizahın bize insan durumunun tevazusu ve sınırlılığını hatırlattığını ileri sürmek isterim; trajik-kahramansı bir olumlamaya değil güldürücü onaya, Prometheusçu bir otantikliğe değil, otantik olmamanın komikliğine çağrıda bulunan bir sınırlılığı.”

“Benim için gülümseme – sahip olmak ile olmamakla, haz ile acıyla, insan durumunun yüceliği ve acısıyla alay eden – mizahın özüdür. Bu, en yüce gülüş, gülmeye gülen gülüş, mutsuzluğa gülen gülüş, epigrafın bu kitaba karşı neşesiz gülüşüdür, risus purus’tur. Yine de bu gülümseme mutsuzluk değil yükselme, serbestlik, özgürlük ve tesellinin duruluğunu getirir. Bu nedenle, biz, melankolik hayvanlar yani insanlar aynı zamanda en güler yüzlü olanlarız. Gülümseriz, kendimizi gülünç buluruz. Biçareliğimizden gelir yüceliğimiz.”

  • Künye: Simon Critchley – Mizah Üzerine, çeviren: Seyran Sam, MonoKL Yayınları, felsefe, 136 sayfa, 2020

Alain Badiou – Siyah (2021)

Yası da simgeleyen siyah rengi, zihinlerde karanlık düşüncelere sebep olur.

Alain Badiou ise, siyaha farklı bir pencereden bakıyor ve bizi ölünün ardından verilen ziyafetlerden kara mizaha, bu rengin sağaltıcı yönleri üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

Kitabın en dikkat çeken yönü, siyahın aslında arada olma durumunu en iyi simgeleyen ve bu durumun da hayat üzerine özgün bir sorgulama geliştirebileceğimiz en özgün renklerden biri olduğu gerçeği.

Çünkü siyah, varoluşsal barikatın her iki tarafında da yer alır.

Yas şeklini alıp ağlatır da, kara mizah şeklini alıp güldürebilir de.

Bu kısacık metin, renkler üzerine, özellikle de en çok kötülenen, hakkında en çok önyargı olan renklerden biri üzerine yeniden düşünmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Alain Badiou – Siyah, çeviren: Nihan Çetinkaya, MonoKL Yayınları, felsefe, 100 sayfa, 2021

Frances Yates – Giordano Bruno ve Hermetik Gelenek (2021)

Hermetizmin tarihi ve hermetizmin Giordano Bruno ile Rönesans düşüncesi üzerindeki etkisini irdeleyen çok önemli bir araştırma.

Rönesans araştırmaları, Warburg tarihi, 16. yüzyıl tiyatrosu, Batı ezoterizmi ve okültizmi üzerine yaptığı özgün incelemelerle bildiğimiz Frances Yates, hermetizmin yanı sıra Orta Çağ’dan gelen mistisizm, sihir ve gnostisizm hakkındaki ufuk açıcı saptamalarıyla da dikkat çeken bu çalışması ile Rönesans tarih yazımını dönüştürdü.

Kitap, özellikle Giordano Bruno hermetik gelenek içinde tartışması ve bunun yanı sıra 16. yüzyıl düşüncesinin sağlam bir fotoğrafını çekmesiyle dikkat çekiyor.

Yates’e göre, Bruno, evrenin sonsuz olduğu ve evrende dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğu yönündeki fikirlerinden ziyade hermetik geleneği benimsediği için yakılmıştı.

  • Künye: Frances Yates – Giordano Bruno ve Hermetik Gelenek, çeviren: Ayşe Deniz Temiz, Say Yayınları, felsefe, 632 sayfa, 2021

Steven Nadler – Spinoza’nın Etika’sı (2021)

Spinoza’nın ‘Etika’ adlı başyapıtı, felsefe tarihinin hem en önemli hem de en zor kitaplarından biridir.

Steven Nadler’in bu çalışması ise, söz konusu eserin katkıları üzerine eşsiz bir inceleme.

Nadler burada, ‘Etika’nın argümanlarını ve öğretilerini açıkladığı gibi, Spinoza’nın özgün fikirlerinin o zamanki dünyayı neden bu denli korkuttuğunu da irdeleyerek dönemin düşünce atmosferinin iyi bir fotoğrafını çekiyor.

Nadler bunun yanı sıra, Spinoza’nın düşüncesinin bugün neden güncelliğini koruduğunu da ele alıyor.

‘Etika’ bize Tanrı, doğa, insan ve mutluluk üzerine neler söyler sorusunun yanıtını arayanların muhakkak okuması gereken çalışma, Spinoza düşüncesinin felsefi arka planını ve Spinoza’nın girdiği diyalogları inceliyor, örneğin Descartes ve Hobbes da dahil çağdaşlarıyla ve Stoacılar başta olmak üzere antik düşünürlerle ve nihayet ataları Yahudi rasyonalistleriyle nasıl bir diyalog kurduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Steven Nadler – Spinoza’nın Etika’sı, çeviren: Özgür Şahin, Say Yayınları, felsefe, 408 sayfa, 2021