Ahmet Soysal – Tanık Özne, Şankara ile Diyalog (2019)

 

Çağdaş Fransız felsefesi üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Ahmet Soysal, şimdi de Hint düşüncesinin çok önemli bir damarına indiği bu eseriyle karşımızda.

Soysal burada, M.S. 8. yüzyılın başında yaşamış büyük Hint düşünürü Şankara’ya ve onun Veda metinlerine dayanan Hinduizm’in düşüncedeki yerine odaklanıyor.

Şankara, Veda’ların sonu ya da sonucu anlamına gelen ve temelinde başat Upanişad’lardan oluşan Vedanta sistemini, özellikle Upanişad’lara ve Brahmasutra’lara yaptığı dev Tefsir’lerle aşılmamış bir yetkinliğe eriştirdi.

Şankara’nın geliştirdiği düşünce çizgisi Advaita-Vedanta diye nitelendirilir: İkili-Olmayan Vedanta.

Bu çizgi, Vedanta geleneğine uygun olarak Kendi (Atman) ile Mutlağın (Brahman) özdeşliğini, çoğu kez diyalog biçimini alan sıkı bir felsefî soruşturma aracılığıyla öne sürer ve savunur.

Soysal da, Şankara’nın Türkçe’ye ilk kez kazandırılan kimi temel metinlerinin ışığında, Şankara’nın – dolayısıyla Hinduist düşüncenin – kalbine bir yolculuk yapıyor.

Yazar, çağdaş Batı felsefesinin de merkezinde bulunan öznellik, buna bağlanan ego-dünya, ego-beden ilişkisi ve bunların uzantısında Varlık (Oluş) sorunsalını yeni terimlerle ele alıyor ve böylece çağımızda sıklıkla pazarlama konusu yapılan “bilgelik” pratiklerine indirgenişinin gölgelediği bir geleneği – Hinduizmi – ve onun kalbindeki Şankara düşüncesini bu kez sıkı ve çağdaş bir felsefî okumayla aydınlığa kavuşturuyor.

  • Künye: Ahmet Soysal – Tanık Özne, Şankara ile Diyalog, MonoKL Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2019

Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes – Fragmanlar (2019)

Çok önemli bir kitap:

Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes, Miletos okulunun önde gelen üç temsilcisi.

Bu kitap ise, bu üç ismin daha önce Türkçeye hiç çevrilmemiş fragmanlarını barındırıyor.

Tematik şekilde hazırlanmış kitap, bu üç devin kim oldukları, felsefeye ne gibi katkılar sundukları hakkında okuru aydınlatıyor.

Miletoslu filozoflar Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes’ten kalan tüm kırıntıların ilk kez Türkçeye kazandırıldığı çalışmada, dizinin diğer eserlerinde olduğu gibi, geleneksel ve evrensel Diels-Kranz edisyonundan daha güncel, çok daha kapsamlı ve daha iyi terkip edilmiş André Laks ve Glenn W. Most’un hazırladığı edisyon kullanılmış.

  • Künye: Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes – Fragmanlar, çeviren: Güvenç Şar ve Y. Gurur Sev, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 104 sayfa, 2019

Edward Ashford Lee – Dijital Ruh (2019)

Kimilerine göre teknoloji, insanın bu dünyadaki zorluklarla dolu yolculuğunun en büyük yardımcısıdır, kimilerine göreyse gelecekte insana üstün gelebilecek, hatta onu yok edebilecek büyük bir tehlikedir.

Bu kitabın yazarı Edward Ashford Lee ise, gelecekte bizi bekleyen teknoloji kaynaklı tehlikelerin aksine insan ve teknoloji arasındaki yaratıcı ortaklığın sunabileceği imkânlar üzerine düşünüyor.

Lee bunu yaparken, ilk olarak Platon’un idealler felsefesine kadar gidiyor.

Yazar, teknolojinin insanlar tarafından keşfedilen Platonik ideallerden oluştuğu düşüncesi ile yaratıcı bir süreç olduğu düşüncesini karşı karşıya getiriyor.

Ardından, insanlar ve makineler arasındaki rekabete odaklanarak aslında böyle bir rekabet olmadığını, makine ve insanın evrim sürecinden birlikte geçtiklerini savunuyor.

Lee bununla da yetinmeyerek insan ve makine (teknoloji) ilişkisinin, aslında birbirini tamamlayan bir yin ve yang dengesi olduğunu iddia ediyor.

  • Künye: Edward Ashford Lee – Dijital Ruh: İnsan ve Teknoloji Arasındaki Yaratıcı Ortaklık, çeviren: Avni Uysal, Koç Üniversitesi Yayınları, teknoloji, 392 sayfa, 2019

Solmaz Zelyüt – Spinoza (2010)

Solmaz Zelyüt, ilk baskısı 2003’te yapılan ‘Spinoza’da, dünya felsefe tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Benedict de Spinoza’nın hayatı ve felsefesine odaklanıyor.

Kendisini bir “Spinoza sarhoşu” olarak tanımlayan yazar, kitabına, bu sıra dışı filozofun kısa yaşamöyküsünü, yapmış olduğu çalışmaları ve eserlerini kaleme alma sürecini anlatarak başlıyor.

Zelyüt ardından, Spinoza felsefesinin öne çıkan noktalarını ayrıntılı bir bakışla ele alıyor.

Yazar burada, Spinoza’nın Tanrı, zihin, beden, insan ve devlet gibi kavramları nasıl tanımladığını irdeliyor.

Çalışma, okurunu, “İnsan daima zorunlu olarak tutkulara tabidir.” diyen Spinoza’nın felsefesine inmeye davet ediyor.

  • Künye: Solmaz Zelyüt – Spinoza, Dost Yayınevi, felsefe, 109 sayfa

İlhan Tekeli – Mekansal ve Toplumsal Olanın Bilgibilimi Yazıları (2010)

‘Mekansal ve Toplumsal Olanın Bilgilimi Yazıları’, İlhan Tekeli’nin, ağırlıklı olarak epistemolojiye odaklandığı yazılarını bir araya getiriyor.

Toplumsal bilimlerde mekân boyutunun, zaman boyutuna göre büyük ölçüde ihmal edilmiş olduğunu savunan yazılar, mekâna ve zamana eş önem veren bir toplumsal bilimin olanaklarını araştırıyor.

Tekeli, kitabının ilk bölümde, mekân önecelikli bilim alanlarına ilişkin epistemolojik tartışmalar üzerinde duruyor.

İkinci bölümde, toplumsal bilimlerin toplumla ilişkileri konusunu irdeleyen Tekeli, son bölümde ise, toplumsal bilimler alanına yeni epistemolojik pozisyonlar ve bakış açıları getirmeye çalışıyor.

  • Künye: İlhan Tekeli – Mekansal ve Toplumsal Olanın Bilgibilimi Yazıları, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, inceleme, 291 sayfa

Noam Chomsky – Doğa ve Dil Üzerine (2010)

‘Doğa ve Dil Üzerine’de Noam Chomsky, dil, zihin ve beyin arasındaki ilişkileri dilbilim açısından irdeliyor.

Kitabın ilk bölümü, dilbilimdeki bazı temel kavramlara ve bilim dalının tarihi açısından temel öğelere giriş niteliğinde.

Kitabın ikinci bölümü, gerek bilimsel nitelikteki günümüz dilbiliminin gerekse modern bilişsel bilimlerin kökenlerini klasik felsefenin temellerine bağlıyor.

Üçüncü bölümde, dil çalışmalarının beyin bilimleriyle ilgisi üzerine odaklanılıyor; dördüncü bölümde ise, Chomsky’nin düşüncelerinin etkisinde şekillenen Yetinmeci Programın tarihsel kökenleri, kavramları ve uzantıları üzerine yapılan bir tartışma yer alıyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Doğa ve Dil Üzerine, çeviren: Ayşe Banu Karadağ, Sözcükler Yayınları, dilbilim, 254 sayfa

Eylem Canaslan – Spinoza: Yöntem, Tanrı, Demokrasi (2019)

Eylem Canaslan’ın bu çalışması, Spinoza’dan kalan demokrasi sorununu çok yönlü bir bakışla tartışarak güncel Spinoza araştırmalarına önemli katkıda bulunuyor.

Spinoza felsefesini yöntem, ontoloji, politika, hareket ve ritm gibi kavramlardan yola çıkarak irdeleyen Canaslan, bunu yaparken de Spinoza felsefesinde yöntem, ontoloji ve politika arasındaki örtüşmeleri gözler önüne seriyor.

Canaslan’ın çalışmasında karşılaştığımız özgün yorumlar da, Spinoza felsefesinin bir hazine gibi ne denli derin anlamlar sakladığını bize bir kez daha gösteriyor.

  • Künye: Eylem Canaslan – Spinoza: Yöntem, Tanrı, Demokrasi, Dost Kitabevi, felsefe, 288 sayfa, 2019

Ivan Soll – Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş (2019)

Ivan Soll’un bu kitabı elli yıl önce yayımlanmasına rağmen, bugün de Hegel’in felsefesini, içinde doğduğu dönemin düşünce geleneğini ihmal etmeden açıklayan en iyi eleştirel çalışmalardan biri olmaya devam ediyor.

Hegel, Alman felsefi geleneğinin panteonunda bir dev olmaya devam ediyor.

Fakat onu okumaya çalışanlar her seferinde, adı anlaşılmaza çıkmış yazım üslûbunun engeline takılır.

Bu kitabın önemli katkılarından biri de, Hegel’in düşüncelerini açık bir şekilde ortaya koymasıdır.

Soll burada, Hegel’in bilginin sınırlanmasına karşı argümanlarından filozofun öznellik ile nesnellik çözümlemesine kadar pek çok konuyu irdeliyor ve bunu yaparken de, felsefe ve sonsuz, anlama yetisi ile akıl, ikilem ve diyalektik, mantık tutkusu ve metafizik gibi felsefenin ağırlıklı olarak üzerinde düşündüğü kavramları tartışmaya açıyor.

Soll’un kısa ama çarpıcı kitabı,özellikle Hegel’in felsefi yazılarının çekirdeğini oluşturan dört kitabından üçü üzerine yoğunlaşıyor.

Bunlar da ‘Tinin Fenomenolojisi’, ‘Mantık Bilimi’ ve ‘Felsefi Bilimler Ansiklopedisi’.

  • Künye: Ivan Soll – Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş, çeviren: Tufan Karaağaç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2019

Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş (2019)

Varoluşçuluk akımı, bizde özellikle 1950’li ve 1960’lı yıllarda egemen oldu.

Personalizm (Kişiselcilik) akımının kurucusu olan Emmanuel Mounier’in bu kitabı da, ilk baskısını 1946’da yapmıştı.

Düşünür burada, kendi kişiselcilik kuramının çerçevesinde, II. Dünya Savaşı sonrasındaki düşüncede büyük etki yaratmış felsefesini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Varoluşçu felsefenin çekirdeğini oluşturan başkası, yalnızlık, özgürlük, bağlanma ve eylem gibi temaları eleştirel bakışla almasıyla dikkat çeken çalışma, bir yandan varoluşçu felsefenin temsilcilerince ortaya konmuş ana temaları ortaya koyarken, aynı sorun karşısında farklı düşünürlerin takındığı tutumu da kapsamlı bir şekilde izliyor.

Mounier’in çalışmasını bu konuyu kronolojik bir bakışla izlemekle yetinen eserlerden ayıran başlıca husus ise, ele aldığı sorunları gözden kaçırmayıp bunlar hakkında yoğun bir tartışma sunması.

Kitap, çevirmeni Serdar Rifat Kırkoğlu’nun Mounier’in hayatı ve felsefesine odaklandığı aydınlatıcı giriş yazılarıyla açılıyor.

  • Künye: Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 213 sayfa, 2019

Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri (2019)

Güzel haber:

Alain Badiou’nun Nietzsche üzerine verdiği 1992-1993 seminerleri, nihayet Türkçeye kazandırıldı.

Badiou burada, Nietzsche’yi bir “anti-filozof” olarak tanımlıyor ve onun eşi benzeri görülmemiş bir girişimle felsefeyi nasıl yerle bir edişini ve böylelikle yepyeni bir felsefe kurma tasarısını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Nietzsche’nin bir filozof mu bir anti-filozof mu olduğu sorusunu tartışmasının merkezine koyan Badiou, bu sorunun yanıtını ararken, Nietzsche’nin anti-felsefesinin ediminde sanatın işlevinin ne olduğunu, kendini bir sanat eseri olarak yaratmanın mümkün olup olmadığını ve anti-felsefenin asıl gücünün tam olarak nereden kaynaklandığını sorguluyor.

Badiou’nun semineri, yalnızca Nietzsche düşüncesinin dönüm noktalarını saptamakla kalmıyor, onun Batı felsefesinde yarattığı büyük dönüşümü de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri, yayına hazırlayan: Véronique Pineau, çeviren: İsmet Birkan, Sel Yayıncılık, felsefe, 302 sayfa, 2019