Hal Forster – Zoraki Güzellik (2011)

  • ZORAKİ GÜZELLİK, Hal Forster, çeviren: Şebnem Kaptan, Ayrıntı Yayınları, sanat, 255 sayfa

 

Çağdaş sanat kuramının önemli isimlerinden Hal Forster’in, sanat tarihi alanında önemli çalışmalarından olan ‘Zoraki Güzellik’i, gerçeküstücülük akımının kapsamlı bir analizini yapıyor. Gerçeküstücülük ve tekinsiz olan arasında bir bağlantı olduğunu iddia eden Forster, ilk önce, gerçeküstücülüğün psikanalizle karşılaşmasını açıklıyor; bunu da, Freud’un tekinsiz ve ölüm dürtüsü kuramları bağlamında yapıyor. Forster ardından, bu kavramsal çerçeveyi esas alarak Andre Breton, Max Ernst, Man Ray, Salvador Dali, Giorgio de Chirico, Alberto Giacometti ve Antonin Artaud gibi en önemli gerçeküstücü sanatçıların çalışmalarını değerlendiriyor.

Ali Artun – Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi (2011)

  • ÇAĞDAŞ SANATIN ÖRGÜTLENMESİ, Ali Artun, İletişim Yayınları, sanat, 216 sayfa

 

‘Çağdaş Sanatın Örgütlenmesi’, aynı zamanda Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde “Müze ve Modernlik” dersini de vermekte olan Ali Artun’un çağdaş sanatın güncel sorunlarına dair yazılarından oluşuyor. Yazıların, çağdaş sanatın örgütlendiği ortamları ayrıntılı bir bakışla değerlendirmeleriyle dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Floransa prenslerinden Dubai şeyhlerine, mimarlık, koleksiyon ve sanat alanındaki çağdaş himaye rejimleri; kitsch, pop ve eleştirinin anlamsızlaşması; sanat yönetimi ve bienaller; tasarımın kavramlaşma etapları ve sanatın müzayedeleştirilmesi, Artun’un nitelikli çalışmasında irdelenen bazı konular.

Platon – Ion: Şiir Üzerine (2011)

  • ION: ŞİİR ÜZERİNE, Platon, çeviren: Nihal Petek Boyacı, Kabalcı Yayınevi, felsefe, 77 sayfa

 

‘Ion’, Platon’un erken dönem diyaloglarından biri olarak kabul ediliyor. Platon’un, henüz siyasete adım atmadığı bir dönemde kaleme aldığı ‘Ion’, Sokrates ile şehir şehir dolaşarak ozanların şiirlerini halkın önünde okuyan bir rhapsodos olan Ion arasında geçer. Burada Sokrates, rhapsodos’un sanattan yoksun olduğunu; çünkü bir şeyin sanat niteliğini kazanması için, onun bilgi yoluyla icra edilmesi gerektiğini savunur. Ünlü filozofa göre, rhapsodos’un bir sanatı varsa, onun bir konusunun ya da nesnesinin de olması gerekir. Sokrates, ilerleyen sayfalarda, diğer sanatları örnek vererek, rhapsodosluğun bilgi ile icra edilmediğini savunur.

Martin Kemp – Leonarda (2007)

  • LEONARDO, Martin Kemp, çeviren: Handan Balkara, Dost Yayınevi, sanat tarihi, 198 sayfa

Sanat tarihi profesörü olan Martin Kemp’in ‘Leonardo’su, Leonardo da Vinci’nin yaşamı ve eserlerini merkeze alıyor. Vinci’nin şaheserlerinden ‘Mona Lisa’ ve ‘Son Akşam Yemeği’yle incelemesine başlayan Kemp, sanatçı ve bilim adamının bilimsel düşüncelerinden zamanının sanat aktörleriyle arasındaki ilişkilere kadar uzanıyor. da Vinci’nin toplamda yirmi bin sayfayı bulan çizimleri üzerine uzun yıllar çalışan Kemp’in eseri, sanatçının taslaklarındaki ayrıntılara yer vermesiyle ilgiye değer. Leonardo’nun sanat ve bilim alanındaki çalışmaları konusunda önde gelen otoritelerden biri olan Kemp’in, bu kitabında çok sayıda yağlıboya resim örneğinin de bulunduğunu belirtelim.

Nafi Çil – Mimarlık ve Resim Sanatında Yaratıcı Süreç (2011)

  • MİMARLIK VE RESİM SANATINDA YARATICI SÜREÇ, Nafi Çil, YEM Yayın, mimari, 250 sayfa

 

Hem ressam hem de mimar olan Nafi Çil, ‘Mimarlık ve Resim Sanatında Yaratıcı Süreç’te, felsefi düşünce, bilim ve sanatın birikimlerinden hareketle yaratma deneyimini irdeliyor. İnsan, varolma ve yaratma süreci gibi konular üzerine düşünmüş geçmiş çağların filozoflarının, bilim insanlarının ve sanatçılarının görüşlerini inceleyerek çalışmasına başlayan Çil, buradan çağımız sanat, felsefe ve biliminin bu konulara yaklaşımlarını değerlendiriyor. Yazar bunun devamında da, felsefi düşünce, mimarlık, resim ve bilim gibi disiplinlerin insan denen varlığa ve yaratıcılık konusuna nasıl yaklaştıklarını derli toplu bir bakışla ortaya koyuyor.

Şener Özmen – Travma ve Islahat (2007)

  • TRAVMA VE ISLAHAT, Şener Özmen, Lîs Yayınları, sanat, 253 sayfa

 

Şener Özmen’in ‘Travma ve Islahat’ı, yazarın güncel sanat üzerine kaleme aldığı yazılarından oluşuyor. Yazarın genç yaşı düşünüldüğünde, kitapta yer alan yazıların, Türkiye’nin özellikle 1990’lı yıllardan sonraki sanat ortamına dair önemli ipuçları sunduğunu vurgulamak gerekiyor. Özmen’in yazılarının ilgi çekici yanlarından biri, yazarın Kürt sorunu konusundaki tartışmaların sanatsal ayağını oluşturmasıdır denebilir. Kitap, Özmen’in sergi katalogları, gazete yazıları, sanatçı okumaları gibi farklı yazılardan ortaya çıkmış. Güncel sanata değerli bir katkı sunan çalışma, genç bir sanat eleştirmeninin, genç sanata ve kendinden önceki kuşağın sanatına nasıl baktığını merak edenlere de önerilir.

Vassily Kandinsky – Sanatta Manevilik Üstüne (2011)

  • SANATTA MANEVİLİK ÜSTÜNE, Vassily Kandinsky, çeviren: Tevfik Turan, Haylaz Sanat, sanat, 144 sayfa

 

Modern sanatın gelişmesinde öncü rol üstlenen Vassily Kandinsky, ‘Sanatta Manevilik Üstüne’yi 44 yaşındayken yazdı. Kandinsky, bilindiği gibi koyu dindar bir sanatçıydı. Kitaptaki yazılar da, onun mistik dünyasından önemli izler taşıyor. İnsanın ruhunun, uzun süren bir materyalist dönemden sonra yeni yeni uyandığını belirten Kandinsky, gelecekte sanatçının daha incelikli duygulara yöneleceğini, ruhsal bir zorunlulukla yüce gerçeklere ulaşacağını ve böylece özgürleşeceğini savunuyor. Yayınlandığı zaman sanat dünyasında yankı uyandıran kitap, Kandinsky’nin soyut sanat ile sanatta ruhaniyet konularındaki düşüncelerini barındırmasıyla önemli.

Louis William Francis – Sanatçılar ve Düşünürler (2011)

Şu ana kadar sanat ve felsefe temalı muhtelif çalışmalara imza atmış olan Louis William Francis ‘Sanatçılar ve Düşünürler’ adlı kitabında, filozof ve sanatçıların sanat hakkındaki düşüncelerini, çalışma yöntemlerini ve onların eserlerindeki önemli düşünsel ve sanatsal motifleri açığa çıkarmayı amaçlıyor.

Francis bu bağlamda, Maeterlinck, Wagner, Rodin, Hegel, Tolstoy ve Nietzsche’yi ele alıyor. Yazar, bu altı ismin sanatla ne tür bağlar geliştirdiğini irdelerken, aynı zamanda bir meseleye ve böylelikle bir felsefeye sahip olmanın, tümünün ortak yönü olduğunu gözler önüne seriyor.

“Sanatçı aslında bir düşünür, düşünür de bir sanatçı mıdır?” sorusunun yanıtını arayan Francis’in burada ilgilendiği asıl konu, sanat ile felsefe arasındaki etkileşim ile sanatçıdaki düşünürün ve düşünürdeki sanatçının izini sürmek.

  • Künye: Louis William Francis – Sanatçılar ve Düşünürler, çeviren: Orhan Düz, Kapı Yayınları, felsefe, 181 sayfa

Gavin Ambrose ve Paul Harris – Görsel Grafik Tasarım Sözlüğü (2011)

  • GÖRSEL GRAFİK TASARIM SÖZLÜĞÜ, Gavin Ambrose ve Paul Harris, çeviren: Bilge Barhana, Literatür Yayınları, sözlük, 288 sayfa

Grafik tasarımcı Gavin Ambrose ile serbest yazar ve gazeteci Paul Harris’in hazırladığı ‘Görsel Grafik Tasarım Sözlüğü’, grafik tasarımında ve onun bağlantılı olduğu çok çeşitli başka disiplinlerde sıklıkla kullanılan çok sayıda terimi açıklıyor. Bu pratik sözlük, “italik” ve “oblique” gibi çoğu zaman yanlış kullanılan veya kafa karıştıran terimlerin anlamlarını açıklamakla kalmıyor; aynı zamanda, “üst baskı”, “sürprint” ya da “yazının dişi kullanımı” gibi işlemler arasındaki farkları da netleştiriyor. Sözlüğü özgün kılan bir husus da, alana dair çok sayıda terimi, grafik tasarımın gelişimini etkileyen tarihi ve kültürel olaylarla harmanlayarak ele alması. Kaliteli baskısı ve görsel zenginliğiyle de dikkat çeken sözlük, profesyonellere olduğu kadar, grafik tasarımı merak edenlere de ziyadesiyle hitap ediyor.

Bedrettin Cömert – Croce’nin Estetiği (2007)

  • CROCE’NİN ESTETİĞİ, Bedrettin Cömert, De Ki Yayınları, sanat, 144 sayfa

Bedrettin Cömert’in, tam adı ‘Benedetto Croce’nin Estetiğinde İfade Kavramı ve İfadenin Kimlik Sorunu’ olan bu kitabı, yayımlanışının üzerinden uzun yıllar geçtiği halde, estetik alanında hâlâ en yetkin eserlerden biri olarak duruyor. Cömert’in, Croce üzerinden dillendirdiği temel eleştiri, sanatın yalnızca bir oyundan ibaret görülmesinin, zamanla, sanatın gerçek karakteri olan estetiği dışladığı şeklinde özetlenebilir. Dolayısıyla Cömert, yoz sanat anlayışının, yaratıyı bazı teknik cambazlıklara indirgediğini ve bu yozluğun da giderek artacağı kuşkusunu dillendirmişti. Günümüz sanat anlayışı düşünüldüğünde, Cömert’in bu korkusunda ne kadar haklı olduğunu kabul etmemek de mümkün değil.