Taline Ter Minassian – Komintern’in Seyyar Militanları (2019)

1920’lerden başlayarak Sovyetler Birliği’nin dış politikası Ortadoğu, Akdeniz, Yakın Asya ve azınlıklara nasıl bakıyordu?

Fransız tarihçi Taline Ter Minassian ‘Komintern’in Seyyar Militanları’nda, bu konuyu tüm ayrıntılarıyla ve 1920’lerden Soğuk Savaş’a ve günümüze uzanarak irdeliyor.

Kitapta,

  • Sovyet şarkiyatında azınlıkların yeri,
  • İran’daki Sovyet politikasında kilit bir azınlık olarak Ermeniler,
  • Sovyetler ve Meşhed Devrimci Komitesi,
  • Yirmili yıllarda Suriye ve Lübnan Komünist partilerinin iç yapıları ve dış ilişkileri,
  • Sovyetler’in Kuzey İran işgali ve beraberinde getirdiği sorunlar,
  • Ortadoğu’da komünist partilerin kuruluşunda azınlıkların rolü,
  • İran Azerbaycan’ında Sovyet etkisi,
  • Mahabad Kürt Cumhuriyeti ile Sovyetler arasındaki ilişkiler,
  • Sovyetlerin Ortadoğu’da azınlıkların korunması politikasının yıllar içindeki dönüşümü,
  • Ve bunun gibi, çok önemli konular irdeleniyor.

Şunu da özellikle belirtelim:

Minassian’ın kitabı, geniş kapsamının yanı sıra, azınlıklar arasından gelip Sovyet ütopyasının “Seyyar militanları” olarak görev üstlenmiş kişilerin sıra dışı hikâyelerini anlatmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Taline Ter Minassian – Komintern’in Seyyar Militanları: Sovyetler Birliği ve Ortadoğu’daki Azınlıklar, çeviren: Erden Akbulut, Yordam Kitap, tarih, 381 sayfa, 2019

Rafael Lemkin – Rafael Lemkin’in Ermeni Soykırımı Dosyası (2009)

Rafael Lemkin, 1944’te soykırım terimini ilk ortaya atan ve 1948’de, soykırımı uluslararası bir suç haline getiren uluslararası hukuk belgesi Birleşmiş Milletler Soykırımı Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi’nin kabul edilmesini öneren kişiydi.

Berlin’deki Talat Paşa suikasti davası, Lemkin’i üniversite öğrenimi sırasında uluslararası hukuk ve insanlığa karşı işlenen suçlar alanına yöneltti.

Elimizdeki kitap, Rafael Lemkin’in, Ermenilerin yaşadıklarına dair görüşlerinin bir derlemesi.

Kitapta, Abdülhamit döneminden İttihatçı döneme kadar, Ermenilerin yaşadıklarıyla ilgili kaynaklar bir araya getiriliyor.

  • Künye: Rafael Lemkin – Rafael Lemkin’in Ermeni Soykırımı Dosyası, hazırlayan: Vartkes Yeghiayan ve Leon Fermanian, çeviren: Ali Çakıroğlu, Belge Yayınları, tarih, 332 sayfa

Kolektif – Türkiye’de Hükümetlerin Makro Ekonomik Performansı (2009)

Üç yazarlı ‘Türkiye’de Hükümetlerin Makro Ekonomik Performansı’, 1950-2007 yılları arasında Türkiye ekonomisini, hükümet dönemleri çerçevesinden ele alıyor.

Siyasal partilerin iktisat politikaları konusunda seçimler öncesinde vaat ettikleri ile iktidara geldikten sonra bunlara ne derecede uyduklarını tespit etmeye çalışan kitap, iktidar partilerinin ekonomik performanslarını ölçüyor ve bunları diğer iktidarlarla karşılaştırıyor.

Kitapta, askeri hükümetler ve azınlık hükümetleri de performansları açısından değerlendiriliyor.

  • Künye: Ekrem Erdem, Ömer Şanlıoğlu ve M. Fatih İlgün – Türkiye’de Hükümetlerin Makro Ekonomik Performansı, Detay Yayıncılık, ekonomi, 424 sayfa

Alexis de Tocqueville – Demokratik Zorbalık (2019)

Alexis de Tocqueville’in 1835-1840 yıllarında iki cilt olarak kaleme aldığı ‘Amerika’da Demokrasi’ adlı çalışması, genel olarak demokrasinin erdemlerini, risklerini, dinamiklerini çözümleyen klasik bir yapıttır.

Tocqueville bu eseriyle büyük bir başarı yakaladığı gibi, modern toplumun ve siyaset biliminin öncü düşünürü oldu.

‘Demokratik Zorbalık’ ise, ‘Amerika’da Demokrasi’nin dördüncü bölümünü oluşturuyor.

Kısa olmakla birlikte, demokrasinin bugün de karşı karşıya bulunduğu açmazları ortaya koyması ve çözüm önerileri sunmasıyla önem arz eden kitabında Tocqueville, Amerika’nın toplumsal yapısını derinlemesine analiz ediyor, ayrıca genç Amerikan demokrasisinin siyasal sistemi üzerine özgün gözlem ve değerlendirmeler sunuyor.

Kitabın en dikkat çekici katkılarından biri, Avrupa’da yaşanan siyasi gelişmeler, kamu yönetimi sistemleri, güncel sorunlar ve çözüm yollarını, Amerikan sistemiyle karşılaştırmalı bir çözümlemeyle irdelemesi.

Bunu yaparken liberalizmin ön plana çıkardığı özgürlükle, sosyalizmin temel aldığı eşitlik kavramları arasında bir denge kurmaya çalışan Tocqueville, ayrıca sivil toplum destekli katılımcı demokrasi modelini ortaya koyuyor.

Bu model, bilindiği gibi, çağdaş demokrasi anlayışının kurucu öğelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Kitap, özellikle çağdaş demokrasilerin yaşadığı sorunlar düşünüldüğünde güncelliğini hâlâ yitirmeyen, Tocqueville düşüncesinin ana hatlarını özetleyen ve daha da önemlisi, demokrasinin bugün de çokça tartışılan bazı kavramlarının kökenlerini ortaya koymasıyla çok önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir halkta koşullar eşitlendiği ölçüde bireyler daha küçük, toplum daha büyük görünür ya da daha doğrusu, her bir yurttaş tüm diğerlerine benzer hale geldiğinden kalabalıkta kaybolur ve artık bizzat halkın engin ve ihtişamlı imgesinden başka bir şey seçilmez olur.”

“Demokratik ülkelerde yaşayan insanların ne üstleri ne astları ne de alışıldık ya da gerekli görülen paydaşları olduğundan, kendi içlerine kapanmaya çok daha meyilli olurlar ve kendilerini başkalarından yalıtılmış halde değerlendirirler.”

“Eşitlik aşkının eşitlikle birlikte durmadan büyümesi doğaldır; eşitliğe olan aşkımızı tatmin ettikçe büyütürüz.”

“Egemen doğal ve tartışmasız olarak tüm yurttaşların üstünde yer aldığından hiçbirinin onda gözü kalmaz ve hepsi de tüm o ayrıcalıkları kendi eşitlerinden alıp ona teslim ettiklerine inanır.”

  • Künye: Alexis de Tocqueville – Demokratik Zorbalık, çeviren: Ebru Erbaş, Can Yayınları, siyaset, 64 sayfa, 2019

Hannah Arendt – Kötülüğün Sıradanlığı (2009)

Hannah Arendt ‘Kötülüğün Sıradanlığı’nda, Nazi Almanyası’nda Yahudilerin gettolara ve toplama kamplarına naklinden sorumlu Otto Adolf Eichmann’ın, Kudüs’teki yargı sürecini izliyor ve Eichmann’ın karakter özelliklerinin kendisinde düşündürdüklerini derinlemesine tartışıyor.

Arendt’in, kötülüğün sıradan hale gelmesini, Eichmann’ın kişiliği üzerinden izlemesi, okuru, normal veya sıradan görünen üzerine daha dikkatli düşünmeye davet ediyor.

Soykırımın mimarı olarak sunulan Eichmann’ın, sadist bir canavardan ziyade, normal bir insan olduğuna dikkat çeken yazar, düşünme ve muhakeme yetisinin ortadan kaybolmasıyla birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Hannah Arendt – Kötülüğün Sıradanlığı, çeviren: Özge Çelik, Metis Yayınları, sosyoloji, 315 sayfa

Kolektif – Kimlikler Lütfen (2009)

‘Kimlikler Lütfen’, 14-17 Haziran 2005 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen ‘Kimlik ve Kültür’ başlıklı sempozyuma sunulan, Türkiye Cumhuriyeti konulu bildirilerden bir seçki.

Kültürel kimlik; Cumhuriyet kurulurken kültürel kimlik arayışı; kültürel kimliğin genetik, etnik, dinsel, dilsel ve ulusal boyutları; kültürel kimliğin oluşumunda metin ve mekânın rolü ve “Öteki” olarak kimlik ya da Batı gözüyle Türk imgesi, kitaptaki makalelerin irdelediği konulardan birkaçı.

Son yıllarda sıkça tartışılan kültürel kimlik, aynı zamanda bir kimlik sorununa da işaret ediyor.

Kitap, konuyu bilimsel bir yaklaşım ve tarihsel bağlamda değerlendirmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Kolektif – Kimlikler Lütfen, derleyen: Gönül Pultar, ODTÜ Yayıncılık, kültürel çalışmalar, 478 sayfa

Thomas Lemke – Foucault, Yönetimsellik ve Devlet (2015)

Yönetimsellik kavramının Michel Foucault’nun yapıtındaki rolünü ve boyutlarını ayrıntılı bir şekilde irdeleyen, sağlam bir inceleme.

Thomas Lemke, Foucault’nun “iktidarın soykütüğü” kavramını nasıl detaylandırdığını ve “Modern devletin soykütüğü”nün yöntemsel ve kuramsal içerimlerini ele alıyor.

Lemke, biyopolitika alanındaki en önemli yorumculardan biri ve bu kitabı da, Foucault yorumcuları tarafından genellikle göz ardı edilen devlet ve biyoiktidarın ilişkisine yakından bakıyor.

  • Künye: Thomas Lemke – Foucault, Yönetimsellik ve Devlet, çeviren: Utku Özmakas, Pharmakon Yayınevi, siyaset, 96 sayfa, 2015

Kerem Karaosmanoğlu – Komplo Teorileri (2019)

Türkiye’nin toprağı, komplo teorileri açısından bereketlidir.

Siyasette, medyanın neredeyse her alanında ve toplumsal dünyamızda komplo teorilerinden geçilmez.

Komplo teorileriyle örülü kitapları, bizde çoksatar raflarında görmek sıradandır.

Öte yandan komplo teorileri, yalnızca bizde değil, tüm dünyada da, çoğu zaman sadece komplo teorisi değildir.

Örneğin tarihte, kimi komplo teorilerinin siyasi kararların çıkmasına vesile olmuş ve kayda değer etkiler yaratmıştır.

Kerem Karaosmanoğlu’nun bu çalışması ise, komplo teorilerini, komplo teorilerini üretenleri ve yayanları akademik bir bakışla analiz eden, Türkiye’de bu alanda yapılmış ender ciddi çalışmalardan.

Karaosmanoğlu’nun, konunun çok boyutluluğunu ortaya koyan, disiplinlerarası bir yaklaşımla hazırladığı çalışması, Türkiyeli okuru uluslararası literatürlere aşina kılması, farklı disiplinler ve bakış açıları içinden düşünmemize yardımcı olması ve meselenin karmaşıklığını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitap, komploculuk ve siyaset, ideoloji, kültür ilişkisine daha yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Kerem Karaosmanoğlu – Komplo Teorileri: Disiplinlerarası Bir Giriş, İletişim Yayınları, siyaset, 248 sayfa, 2019

Waller R. Newell – Tiranlar (2019)

Bu özenli çalışma, tiranlığın doğası ve tarihi üzerine muazzam bir analiz.

Kitapta, eski Yunan siyaset teorisinde tiran kelimesinin kökenlerinden tiranlığın Roma İmparatorluğu’ndan Ortaçağ’a ve bugünkü modern faşist ve totaliter diktatörlüklere uzanan hikâyesi kapsamlı bir şekilde anlatılıyor.

Tiranlığın, insanlık tarihinin daimi bir parçası olduğunu belirten Walter Newell, Büyük İskender’den Tudorlara, Büyük Petro’dan Putin’e, Cihatçı terörizmden Çin’deki diktatörlüğe pek çok tarihsel ve güncel örneği analiz ediyor ve böylece demokrasinin inişli çıkışlı serüvenini baştan sona kat ediyor.

Newell’ın bu kitaptaki en büyük katkılarından birisi de, tiranlığı bizzat demokrasinin içinden çıkan bir tehlike olarak ele alıp bunun nasıl aşılabileceği üzerine düşünmesi.

Yazarın da altını önemle çizdiği gibi, her tiran demokrasinin olanaklarından yararlanarak adım adım güçlenir ve güçlendikten sonra da demokrasiyi ve kurumlarını baltalamaya başlar.

Zengin tarihsel verileriyle dikkat çeken kitap,  tarihe ve özellikle siyaset tarihine ilgi duyanlar kadar, tiranı ortaya çıkaran koşullar ve tiranın davranış biçimi hakkında aydınlanmak isteyenleri cezbedecek türden.

Künye: Waller R. Newell – Tiranlar: Gücün, Adaletsizliğin ve Terörün Tarihi, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2019

Mehmet Altan – Kent Dindarlığı (2015)

Ayrımcılığın siyasi elitlerin elinde bir silaha dönüştüğü ve buradan adeta toplumun her kesimine sindiği bugün, gerçek anlamda bir kent dindarlığı anlayışı nasıl inşa edilebilir?

Bu soruya yanıt arayan Mehmet Altan, gerçek dindarlığın, siyasal İslam’ın dışında dinin kendisiyle ve dinin üstünden insanın kendisiyle ilişki kurması olduğunu savunuyor ve bizdeki din pratiklerini bu bağlamda tartışıyor.

  • Künye: Mehmet Altan – Kent Dindarlığı, Everest Yayınları