M. Ertan Kardeş – Yönsüzleşmiş Savaşlar (2019)

Günümüzde savaşlar bile kanıksanmıştır.

Bu uzun zamandır bilinen bir olgu.

Fakat bugünün savaşlarını daha öncekilerden ayıran asıl yön, bu savaşların daha yıkıcı, daha hak hukuk tanımayan nitelikler arz etmesi.

Peki, insan uygarlığının bu denli geliştiğinin savunulduğu bir çağda, bu nasıl mümkün oluyor?

Ertan Kardeş’in elimizdeki kitabının konusu, yönsüzleşmiş savaş ve bunun korkunç bir gerçek olarak karşımızda durduğu.

Bugünün savaşlarını “politik felsefenin bir sınır meselesi” olarak tanımlayan Kardeş, felsefenin tanınma, kriz, çatışma gibi güncel konu ve kavramlarını savaş hakkındaki verili kavrayışımızdan yola çıkarak yeniden tartışmaya açıyor.

Bilhassa, savaşların kendisini şiddet olarak yeniden üretme biçimlerini derinlemesine analiz etmesiyle dikkat çeken ‘Yönsüzleşmiş Savaş’, bu sorunu tartışırken Hobbes, Rousseau, Hegel, Clausewitz, Schmitt ve Aron’un isimlerin katkılarını çok yönlü bir bakışla izliyor.

Çalışmayı, dünyanın yeni bir karanlık çağa girdiği bugün, savaşların toplumları ve geleceğimizi nasıl etkilediği üzerine derinleşmek isteyenlere şiddetle tavsiye ediyoruz.

Kitaptan birkaç alıntı:

Dron, liberal devletin ideolojisiyle çelişmeden ürettiği savaşın adıdır: Savaş yapılır ama fedakârlık yapılmadan.

Kazanmak için öldürülür ancak öldürmek için kazanmaya çalışan insandan daha zalimi yoktur.

Kazanılmayan savaşları sürdüren dokunulmaz bir iktidarın paradoksu şudur: Sürekli savaşlara doğru yol almak.

Dronun, işleyeceği bir savaş suçu faili açısından belirsizdir. Sonuçta fiil dron tarafından icra edilmektedir ancak sorumluluğun pilotta mı, generalde mi yoksa ülkenin başkanında mı olduğu muammadır. Dron ‘sorumsuzluk fabrikası’nın tipik bir dispozitifidir.

  • Künye: M. Ertan Kardeş – Yönsüzleşmiş Savaşlar: Politik Felsefenin Bir Sınır Meselesi olarak Savaşa Dair, Pinhan Yayıncılık, inceleme, 192 sayfa, 2019

Hayri Kozanoğlu – Küresel Krizin Anatomisi (2009)

‘Küresel Krizin Anatomisi’, Hayri Kozanoğlu’nun BirGün gazetesinde yayımlanan köşe yazılarını bir araya getiriyor.

Kitabın “Sunuş” kısmında, 2008 yılında Amerika’da başlayıp hızla bütün dünyaya yayılan küresel krizin genel bir panoramasını çizen Kozanoğlu, devamındaki yazılarında da, bunalımı çok boyutlu bir bakışla irdeliyor.

Krizin henüz başlarında bulunduğumuzu savunan yazar, 2007 krizinin, kapitalist küreselleşmenin ilk buhranı olduğunu ve etkisinin daha uzun süreceğini söylüyor.

Kozanoğlu’nun yazıları, muazzam şiddetiyle tüm coğrafyaları, sektörleri ve toplumsal kesimleri etkileyen krizi farklı yönleriyle inceliyor.

  • Künye: Hayri Kozanoğlu – Küresel Krizin Anatomisi, Agora Kitaplığı, iktisat, 156 sayfa

Kolektif – Fanon’un Hayaletleri (2019)

Hayatını sömürgecilik, ekonomik/kültürel eşitsizlikler ve psikanaliz alanlarındaki çalışmalara adamış, etkisi günümüzde de yoğun şekilde devam eden fikirler ortaya koymuş Frantz Fanon’un düşüncesini ve mirasını farklı yönleriyle irdeleyen güzel bir derleme ile karşı karşıyayız.

Buradaki makalelerin dikkat çeken yönlerinden biri, Fanon düşüncesindeki eleştirel potansiyelleri ortaya çıkarmaları ve bu düşüncelere, tam da olması gerektiği gibi siyasal biçim kazandırmayı amaçlamaları.

Kitapta,

  • Sömürge karşıtı devrimci etkilerin Fanon’un kişiliği ve düşüncesi üzerindeki rolü,
  • Postkolonyal eleştirinin gölgede kalmış öncüsü olarak Aimé Césaire’in, Fanon’un düşünceleri üzerindeki etkileri,
  • Sömürgeciliğe karşı bir silah olarak sürrealizm ve psikanaliz,
  • Batı hümanizminin ikiyüzlülüğü ve şeyleşmesi olarak sömürgecilik,
  • Fanon’un çelişkilerle örülü kimliği,
  • Fanon’da şiddet sorunu,
  • Sömürge karşıtı milliyetçilik ve postkolonyal milliyetçilik ayrımı,
  • Ulusal kurtuluş mücadelesi ve şiddet,
  • Fanon’u Lacancı okumasının bize söyledikleri,
  • Ve Fanon düşüncesinin 21. yüzyıla nasıl karşılık verebileceği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Barış Ünlü, Elçin Aktoprak, Vefa Saygın Öğütle, Judith Butler, Homi Bhabha, Andrew Ryder, Güneş Ayas, Abdurrahman Aydın, Ömer Mollaer, Immanuel Wallerstein ve Fırat Mollaer.

  • Künye: Kolektif – Fanon’un Hayaletleri: Fanon’la Konuşmayı Sürdürmek, editör: Fırat Mollaer, İthaki Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2019

Pierre Dardot ve Christian Laval – Dünyanın Yeni Aklı (2018)

Bizde yeni baskısı yapılan ‘Dünyanın Yeni Aklı’, 2009’da ilk yayımlandığında, Fransa’da başlayarak bütün dünyada büyük tartışmalar yaratmıştı.

Pierre Dardot ve Christian Laval burada, neoliberalizmi yalnızca çağdaş kapitalizmin en güncel biçimi olarak değil, insanları evrensel rekabet ilkesi uyarınca yönetme eğiliminde olan ve toplumlarımızda baskın olan bir akılsallık biçimi olarak tanımlayıp çözümlemeye koyuluyor.

Başka bir deyişle neoliberalizmi, insanların kendileriyle kurduğu ilişkileri belirleyen bir “varoluş normu” olarak tanımlayan yazarlar, neoliberal aklın bir yandan yeni piyasalar oluştururken, öte yandan piyasa mantığını devletin yanı sıra, kişilerin kendileriyle kurdukları ilişkiye de sirayet edecek şekilde genişlettiğini belirtiyor.

Kitabın asıl vuruculuğu da burada yatıyor.

Zira Dardot ve Laval, neoliberal dünyada devletin bir şirket gibi yönetilmesi kadar, her birimiz de kendimizi bir şirket gibi yönetmeye itiliyoruz.

Kitapta, Ferhat Taylan’ın yazarlarla yaptığı bir söyleşi yer alıyor.

Bu söyleşi de, kitabın Fransa’da yayımlanmasından sonraki tartışmalar ve sonrasında yaşananlar hakkında okuru aydınlatmasıyla önemli.

Özellikle, neoliberal dünyada beyaz yakalıların işletme mantığı ve onun getirdikleri üzerine düşünmek isteyenlerin muhakkak okumaları gereken bir eser.

  • Künye: Pierre Dardot ve Christian Laval – Dünyanın Yeni Aklı: Neoliberal Toplum Üzerine Bir Deneme, çeviren: Işık Ergüden, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 476 sayfa, 2018

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür (2018)

Gazete ve dergiler, şiir yarışmaları, üniversiteler, dil çalışmaları ulus-devlet fikrini nasıl yeniden ve yeniden üretir?

Bu kitap, hem siyasi tarih hem de edebiyat teorisi perspektifiyle, ulus-devletin imgesel kuruluşunu Yunan modernleşmesi ekseninde irdelenmesi.

Modernleşmenin dil, edebiyat ve kültür aracılığıyla nasıl inşa edildiğini tartışan kitap, benzer süreçlerden geçmiş Türkiye modernleşmesi bağlamında da okunabilir.

Edebiyatın milletlerin kuruluşundaki rolünü, kurumsallaşmasını ve sonra da telafi edici bir biçim olarak estetikleştirilmesini araştıran Jusdanis, bir zamanlar kolektif kimliklerin yaratımında temel bir yeri olmuş olan anlatıların sonuçta nasıl ideolojik bir mutabakatın sağlanmasında bir araç haline geldiğini gözler önüne seriyor.

Jusdanis ilk olarak, Batı Avrupa ülkelerinde sanat ve edebiyatın ortaya çıkışını ele alıyor, sonra da bunların akılcılık, Aydınlanma ve sekülerliğe karşı genelde düşmanca bir tutum takınan, katmanlaşmış, toprağa bağlı ve kapitalist olmayan bir topluma nasıl girdiklerini izliyor.

Yazar bunu yaparken de, kültürel alandaki iradi modernleşmenin içerimlerini ve modernleştirme projesinin ona hazır olmayan bir toplumdaki yazgısının ne olduğunu tartışıyor.

Başka bir deyişle çalışma, egemen ile azınlık, çevre ile merkez, prototip ile kopya arasındaki gerilimleri içselleştirdikten sonra, taklit eden ama aynı zamanda da yaratan, takip eden ama aynı zamanda da direnen bir başka modernliği, uçlarda sürdürülen bir deneyi açığa çıkarıyor.

‘Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür’, bir toplumun kendini nasıl ve niçin modern ve Batılı olarak tanımladığı üzerine düşünmek için harika bir fırsat.

  • Künye: Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2018 (İlk baskı, 1998)

Uta Loeckx – Dil Hakkı (2019)

Uta Loeckx’in bu kitabı, dil hakkı ve çokdilli yaşam konusu üzerine temel bir eser.

Resmi olarak da tanınan üç geleneksel dilin konuşulduğu Belçika ile dört dilin konuşulduğu İsviçre örneklerinden yola çıkarak Loeckx, bu iki ülkenin dil sorununun çözümü konusunda bugün bize neler sunabileceğini tartışıyor.

İki ülkenin uyguladığı çözümler sayesinde, farklı dil gruplarının barış içinde bir arada yaşayabildiğini gösteren Loeckx, dil hakkına ilişkin bu iki ülkede sürdürülen hukuki tartışmaların ve yasal düzenlemelerin tarihi seyrini enine boyuna izliyor.

Loeckx bunun yanı sıra, dil hakkının toplumsal hayatın farklı alanlarında nasıl hayata geçirildiğini de örnekler eşliğinde sunuyor.

Kitabın bir diğer katkısı da, bu konuları ele alırken Belçika ve İsviçre Federal Anayasaları ile İsviçre’deki çokdilli kantonların (Bern, Waadt, Graubünden ve Freiburg) anayasalarını da incelemesi.

  • Künye: Uta Loeckx – Dil Hakkı: Azınlık Dilleri ve Çokdilli Yaşam, çeviren: Yakup Coşar, Dipnot Yayınları, dil, 272 sayfa, 2019

David Harvey – Kozmopolitlik ve Özgürlük Coğrafyaları (2015)

David Harvey’in siyaset ve coğrafyayı birleştirdiği bu ilgi çekici çalışması, küresel dünyaya alternatif bir kozmopolit dünyaya içkin özgürlük biçimi üzerine düşünüyor.

Harvey, siyasi gündemlerin, coğrafyanın karmaşıklığını yok saydığı için başarısız olmaya eğilimli olduklarını belirtiyor.

David Harvey’e göre, toplumsal ve siyasal hayata dâhil olmuş coğrafya, ideal demokrasi için olmazsa olmaz koşullardan.

Harvey’in çalışması, George W. Bush yönetimi döneminde kullanılan hürriyet ve özgürlük anlayışına sıkı eleştiriler getirerek başlıyor.

Düşünür ardından, alan, yer ve çevre gibi coğrafyanın temelini oluşturan kavramların ontolojik araştırması yoluyla toplumsal kuram ve siyasi hamlenin esası olarak coğrafya bilgisine yeni bir çerçeve oluşturuyor.

Harvey’in burada tanımladığı kozmopolitlik ise, köken olarak hayali ideallerden çok insan deneyimine dayanmaktadır ve böylesi arzu ettiğimiz özgürlüğü elde etme yolunda bize daha çok ışık tutacaktır.

  • Künye: David Harvey – Kozmopolitlik ve Özgürlük Coğrafyaları, çeviren: Zeynep Cansu Başeren, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 366 sayfa, 2015

Ulaş Başar Gezgin – Çokkültürlü Eğitim (2015)

Barış eğitimi, çokkültürlü eğitim, anadilde eğitim kavramları tam olarak hangi ihtiyaca işaret ediyor?

Ulaş Başar Gezgin’in elimizdeki nitelikli çalışması, söz konusu kavramlar konusunda Türkiye’de sıklıkla tanık olduğumuz kafa karışıklıklarını giderecek pek çok bilgi ve tartışma barındırıyor.

Alternatif bir eğitimin imkânları üzerine düşünmek isteyenler için dört dörtlük bir kaynak.

  • Künye: Ulaş Başar Gezgin – Çokkültürlü Eğitim, Ütopya Yayınları

Hasan Aksakal – Politik Romantizm ve Modernite Eleştirileri (2015)

Modern Batı Avrupa tarihinde romantizmin serüvenini inceleyen bir kitap.

Hasan Aksakal, ilk olarak Marx, Weber ve Nietszche gibi düşünürlerin görüşlerinin 19. yüzyıl romantizmi ile 20. yüzyıl romantizmi arasındaki farklar bağlamında neler söylediğini irdeliyor.

Kitap ardından faşist romantik öfkenin Avrupa’da hangi şartlarda ortaya çıktığını enine boyuna tartışıyor.

Modern Avrupa tarihinin karanlık bir dönemine daha yakından bakmak isteyenlere tavsiye edilir.

  • Künye: Hasan Aksakal – Politik Romantizm ve Modernite Eleştirileri, Alfa Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2015

Kolektif – Barış Açısını Savunmak (2015)

Türkiye’nin Kürt sorununun çözümünde önemli bir eşik olan Çözüm/Barış Süreci’ne ne oldu?

Bu soruyu, ülkenin demokratikleşme sorununu bağlamında irdeleyen eldeki kitap, Türkiye Barış Meclisi’nin süreç hakkında düzenlediği bir konferansta yapılmış sunumlar ile bir raporu barındırıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Barış Süreci’ne giden yol, Müzakereler sürecinde hukukun işleyişi,
  • Barış sürecinin toplumsallaşması,
  • Barış Süreci ve geçmişle yüzleşme,
  • Dünya deneyimleri ışığında Kürt meselesi ve çözüm,
  • Bölgesel gelişmelerin Çözüm Süreci’ne etkileri,
  • Kadınların gözüyle çözüm süreci,
  • Çözüm Süreci’nde medyanın rolü ve tavrı,
  • Çözüm Süreci hakkında kamuoyundaki algılar,
  • Barış Süreci’nde sivil toplumun rolü,
  • Çözüm Süreci’nde kırılmalar,
  • Paramiliter yapıların silahsızlandırılması,
  • Güney Afrika ve Kuzey İrlanda deneyimleri üzerinden barış müzakerelerinin kurumsal yapısı…

Siyasetçi, akademisyen ve hukukçuların katkıda bulunduğu bu değerli çalışma, Çözüm Süreci’nin yanı sıra, Gezi’den yeni anayasa çalışmalarına dek Türkiye’nin genel demokratikleşme sürecine de ışık tutacak nitelikte.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Necmiye Alpay, Şemsa Özar, Hakan Tahmaz, Ahmet Faruk Ünsal, Arzu Yılmaz, Atilla Yayla, Ayşe Betül Çelik, Cuma Çiçek, Ebru Günay, Emel Ataktürk Sevimli, Evren Balta, Ferhat Kentel, Galip Dalay, Hakan Yılmaz, Harun Ercan, Levent Korkut, Maya Arakon, Mehmet Emin Ekmen, Murat Çelikkan, Nil Mutluer, Selma Irmak, Turgut Tarhanlı ve Yasemin İnceoğlu.

  • Künye: Kolektif – Barış Açısını Savunmak, hazırlayan: Necmiye Alpay ve Hakan Tahmaz, Metis Yayınları, siyaset, 368 sayfa, 2015