Turan Şahin – Osmanlı’nın Çılgın Projeleri (2012)

  • OSMANLI’NIN ÇILGIN PROJELERİ, Turan Şahin, Yitik Hazine Yayınları, tarih, 131 sayfa

 

Turan Şahin, hazır gündemde “çılgın projeler” varken, dönüp Osmanlı’nın tarihine bakmış. Zevkle okunan kitaptan edindiğimiz sonuç malum: kimi zeka ürünü, kimi gülünç onlarca yitik proje… Kitapta, Fransız şehir bilimci Antoine Bouvard’ın Hipodrom ve Galata köprüsü projeleri, Beyazıt Meydan projesi, D’Aronco’nun Dersaadet Ziraat ve Sanayi Sergi-i Umumisi projesi, metro projeleri, tüp geçit projeleri, Marmara-Sapanca-Sakarya kanalı projesi, Süveyş kanalı projesi, Akdeniz kanalı projesi ve Menderes nehrinin ulaşıma açılması projesi gibi, Osmanlı’nın ağırlıklı olarak son dönemlerinde ortaya konmuş planlar anlatılıyor.

Kolektif – Çernobil Halk Mahkemesi (2012)

  • ÇERNOBİL HALK MAHKEMESİ, kolektif, çeviren: Umur Gürsoy, Yeni İnsan Yayınevi, siyaset, 298 sayfa

 

Elimizdeki kitap, 1996’da, Çernobil Atom Santrali kazasından on yıl sonra Daimi Halk Mahkemesi’nce Viyana’da gerçekleştirilen oturumun tutanaklarından oluşuyor. Çernobil’in çevre, sağlık ve insan haklarına etkilerini irdeleyen kitap, dünyanın Çernobil öncesi ve sonrasındaki nükleer enerji durumuna dair rahatsız edici bilgiler barındırıyor. Kitapta, Çernobil kazasına tanık olmuş kişilerin anlatımları; kazanın gelişmekte olan ülkelere etkileri ve kazanın, çevre ve insandaki genetik etkileri gibi konular yer alıyor. Kitap, nükleer santral ve nükleer enerji konusunda okurunu aydınlatmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Mustafa İsen – Dile Duran Ölüm (2012)

  • DİLE DURAN ÖLÜM, Mustafa İsen, Kapı Yayınları, inceleme, 321 sayfa

Mustafa İsen ‘Dile Duran Ölüm’de, klasik Türk edebiyatında ölüm düşüncesinin, ölenin iyiliklerini sayıp dökmek anlamına gelen mersiye formu çerçevesinde şiire yansımasını inceliyor. Çalışması boyunca, mersiyenin tarihi gelişimini de izleyen İsen, Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında türün kronolojik yürüyüşünü; mersiyelerin nazım şekillerini; mersiyede kafiye ve redifi; mersiyelerde yas, dua ve temenniler  gibi konuları, kapsamlı bir bakışla irdeliyor. İsen ayrıca, padişahlara, şehzadelere, vezirlere, şeyhlere, aile bireylerine, dostlara, arkadaşlara, şehir ve hayvanlara yazılan mersiyelerden de örnekler veriyor.

Tamer Erdoğan – Türk Romanında Mütareke İstanbul’u (2012)

  • TÜRK ROMANINDA MÜTAREKE İSTANBUL’U, Tamer Erdoğan, Everest Yayınları, inceleme, 212 sayfa

 

Tamer Erdoğan, yeni bir baskıyla yayımlanan elimizdeki çalışmasında, bir yandan İstanbul’un işgal edildiği, öte yandan Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nın başladığı Mütareke döneminde, Türk romanında İstanbul’un nasıl işlendiğini inceliyor. Beş yıl boyunca sürmüş bu işgalin, o dönemi deneyimlemiş yazarların eserlerine nasıl yansıdığı, çalışmanın odak noktasını oluşturuyor. Ercüment Ekrem Talu, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Âgah Sırrı Levend, Mehmet Rauf, Peyami Safa, Şükûfe Nihal, Hilmi Ziya Ülken, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cevdet Kudret Solok ve Kemal Tahir, bu bağlamda ele alınan yazarlardan birkaçı.

Siegfried Lenz – Almanca Dersi (2012)

  • ALMANCA DERSİ, Siegfried Lenz, çeviren: Ayşe Sarısayın, Everest Yayınları, roman, 479 sayfa

 

Çağdaş Alman edebiyatının önemli temsilcilerinden Siegfried Lenz ‘Almanca Dersi’nde, ölçüsüz itaat etmenin, görev duygusunu abartmanın varabileceği tehlikeli durakları anlatıyor. Hikâye, romanın başkahramanı Siggi Jepsen’e, Almanca dersinde verilen “görev tutkusu” konulu bir kompozisyon ödevi ve Jepsen’in bu kompozisyonu yazmadığı için cezalandırılmasıyla başlar. Kahramanımızın yazmama gerekçesi, babasının kişiğilinde gözlemlediği gibi, “görev tutkusu”nun bir kompozisyona sığamayacak denli geniş, karmaşık olduğu gerçeğidir. Zira, Naziler için çalışmış babası, aldığı talimatları hiç sorgulamadan, itaatkar bir biçimde yerine getirmiştir.

Richard Sennett – Beraber (2012)

  • BERABER, Richard Sennett, çeviren: İlkay Özküralpi, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 350 sayfa

 

Kentli ailelerin hayatı ve toplumsal psikoloji üzerine kitaplar yazan Richard Sennett, insanların gündelik yaşamlarını sürdürmeleri için ihtiyaç duydukları beceriler hakkında bir üçlemeye yazmaya koyulmuştu. Üçlemenin ilk kitabı ‘Zanaatkâr’ adını taşıyordu ve şimdi Sennett, üçlemenin ikinci kitabı olan ‘Beraber’deki odak noktası, işbirliği. İşbirliğini, başlıbaşına bir zanaat olarak tanımlayan Sennett’e göre, bu zanaat, birlikte hareket edebilmek için anlama ve yanıt verme becerisi gerektiriyor. Yazar, günümüzün acımasız rekabet dünyasında, işbirliği yapmanın ve ortaklaşmanın nasıl öğrenilebileceğini araştırıyor.

Hasan Cemal – Kimze Kızmasın Kendimi Yazdım (2012)

  • KİMSE KIZMASIN KENDİMİ YAZDIM, Hasan Cemal, Everest Yayınları, anı, 280 sayfa

 

Hasan Cemal, şu ana kadar kendisini en çok zorlayan kitap olarak tanımladığı ‘Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım’da, kendi siyasal geçmişiyle hesaplaşıyor. Ağırlıklı olarak Türkiye’nin 12 Mart günlerini anlatan kitap, bizde pek görülmeyen şekilde itiraflarda bulunması ve bu anlamda bir arınmaya girişmesiyle dikkat çekiyor. Hasan Cemal, ilkin 1999’da yayımlanan ve hemen ertesinde büyük tartışmalar yaratan kitabında, Yön Dergisi günlerine, Doğan Avcıoğlu’na, yazı işleri müdürlüğünü yürüttüğü Devrim gazetesine, Deniz Gezmiş’e ve dönemin sol atmosferine dair anılarını, bir yüzleşme çabası ekseninde okurlarıyla paylaşıyor.

Şenol Erdoğan – Ölü Şehrin Radyosu (2012)

  • ÖLÜ ŞEHRİN RADYOSU, Şenol Erdoğan, Altıkırkbeş Yayınları, anlatı, 116 sayfa

 

Şenol Erdoğan askerliğini, 1997-1998 arasında, Kuzey Irak olarak adlandırılan bölgede yapmış. Zaho, Zap, Şemdinli ve Çukurca, Erdoğan’ın bu süre zarfında bulunduğu yerlerden bazıları. Erdoğan, askerliği esnasında tanık olduklarını, bunların kendi ruhunda yarattığı izleri zihninde kaydetmiş, aradan uzun bir süre geçtikten sonra da, 2011’de yazıya dökmeye karar vermiş. Yazar burada, kimi zaman mizahi, kimi zaman hüzünlü bir üslupla, bu dönemde tanık olduğu absürt olayları, savaş pornografisini, saçma ve komik hikâyeleri, sıra dışı insanları, şiirler ve ansiklopedik bilgilerle de harmanlayarak okurlarına sunuyor.

Kolektif – Türkiye ve İran’da Otoriter Modernleşme (2012)

 

Birçok yazarın katkıda bulunduğu eldeki çalışma, Atatürk ve Rıza Şah dönemlerini eksen alarak, 1. Dünya Savaşı sonrası Türkiye ve İran’ındaki otoriter modernizasyonu karşılaştırıyor.

  • Kitapta,
  • Türkiye ve İran’da otoriter yöneticilerin iktidarlarını pekiştirirken karşılaştıkları zorluklar,
  • Rıza Şah’ın yönetiminin diktatörlükten keyfi bir idareye tedrici,
  • İki ülkede siyasi partiler ve parti politikalarının durumu,
  • Türkiye ve İran’ın, erkekler için çıkarılan kıyafet kanunlarıyla, Avrupa âdetleri ve kanunlarını benimseme tavırları,
  • Ve dil reformunda Atatürk ve Rıza Şah’ın bireysel çabaları gibi, ilgi çekici konular tartışılıyor.

Künye: Kolektif – Türkiye’de ve İran’da Otoriter Modernleşme, derleyen: Touraj Atabaki ve Erik Jan Zürcher, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 262 sayfa

Savinien Cyrano de Bergerac – Öteki Dünya: Ay Devletleri ve İmparatorlukları (2012)

  • ÖTEKİ DÜNYA: AY DEVLETLERİ VE İMPARATORLUKLARI, Savinien Cyrano de Bergerac, çeviren: Mustafa Demirkan, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 106 sayfa

 

1655 yılında, bir hastalık sonucu hayata veda eden Savinien Cyrano de Bergerac, ‘Öteki Dünya’ adlı bu ütopik, felsefi öyküsü üzerinden dönemin toplum düzeniyle hesaplaşıyor. de Bergerac alaycı hikâyesinde, dönemin dinsel inançlarını, toplumun davranış biçimlerini eleştiriyor ve bunu da, Ay’da yaşayanların vardıkları yüksek düşünce ve teknik düzeyden örnekleri överek yapıyor. Kitap, de Bergerac’ın, dünyada kendisinden yüzyıllar sonra gerçekleşecek ekonomik ve tıbbi gelişmelere dair öngörüleriyle dikkat çekiyor. Ay’da konuşulan dillerin de tasvir edildiği çalışma, bu yönüyle dilbilimcilerin de ilgisini çekebilecek nitelikte.