Cicero – Tanrıların Doğası (2007)

  • TANRILARIN DOĞASI, Cicero, çeviren: F. Gül Özaktürk ve Fafo Telatar, Dost Kitabevi, felsefe, 172 sayfa

Marcus Tillius Cicero’nun ‘Tanrıların Doğası’, Eskiçağ’daki belli başlı üç felsefe akımını, Epikuros, Stoa ve Academeia’yı izleyen filozofların din ve tanrı konusundaki görüşlerini anlatan önemli bir yapıt. Cicero, bilindiği gibi, söz ustalığının, güzel konuşma sanatının öncü isimlerinden biri. Cicero bu ustalığıyla, bu konudaki görüşleri ayrıntılı ve anlaşılır biçimde ortaya koyuyor. Ayrıca bu akımların birbirlerine yönelttikleri eleştirileri de felsefenin karşılıklı tartışma yolunu kullanarak aktarıyor. Özellikle, felsefesinin kuşkucu özelliğinden kaynaklı olarak, tartıştığı konuların sonucunu açık bırakmış, kararı okuyucuya bırakmıştır. Kitap, Eskiçağ’daki din ve tanrı kavramı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okuyuculara hitap ediyor. Kitap, Cumhuriyet zamanında başlanan Latin klasikleri çevirisine bir katkı olarak düşünülebilir.

Arthur Schopenhauer – Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine (2007)

  • SEÇKİNLİK VE SIRADANLIK ÜZERİNE, Arthur Schopenhauer, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 104 sayfa

‘Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine’, Türkiye’de de çok sevilen Arthur Schopenhauer’un, yüce ile alçak üzerine kaleme aldığı düşüncelerinden oluşuyor. Bu kitabında, “Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır.” diyen Schopenhauer, geç olgunlaşmaya örnek olarak erkeği, erken olgunlaşmaya örnek olarak da kadını gösterir. Bu da beraberinde Schopenhauer’un felsefesini erkeği yücelten bir felsefeye dönüştürür. Çünkü bu felsefeye göre, geç olgunlaşan erkek, çabuk olgunlaşıp çocuk kalan kadınların yanında, akli melekeleri ve ruhi kabiliyeti ile daha yüksek, daha seçkin bir yaradılışa sahiptir. Böylesi bir mantığın varabileceği tek nokta, görüldüğü gibi, sıradan olmayı da kadına yakıştırmaktır. Schopenhauer kadını küçümseyen felsefesiyle çok tartışıldı ve bu kitapla da tartışılmaya devam edilecek.

Platon – Alkibiades 1-2 (2010)

  • ALKİBİADES 1-2, Platon, çeviren: Furkan Akderin, Say Yayıncılık, felsefe, 126 sayfa

‘Alkibiades 1-2’, Platon’un, hocası Sokrates’in görüşlerini aktardığı gençlik dönemi eserlerinden. Diyalogun merkezinde Sokrates ile siyasetçi, hatip ve kumandan Alkibiades yer alır. Alkibiades’in henüz on sekiz yaşındayken gerçekleştiği kabul edilen diyalog, ahlaki konulara ve moral erdemlere odaklanıyor. Alkibiades’in, söz konusu diyaloğun geçtiği zamanın hemen ertesinde Atina ile Sparta arasında kanlı bir egemenlik mücadelesinin yaşandığı yirmi beş yıllık döneme damgasını vurduğu söylenir. Diyalog ayrıca, Eski Çağ’ın dikkat çeken karakterlerinden Alkibiades’in hayatına ve kişiliğine dair en iyi kaynaklardan biri olarak da kabul ediliyor. M. Ö. 399’da yazıldığı bilinen diyalog bu yönüyle, Sokrates felsefesinin farklı bir veçhesini sunduğu kadar, tarihe yön vermiş bir komutanın kişiliğini de aydınlatıyor.

Mohammed-Reza Djalili ve Thierry Kellner – İran’ın Son İki Yüzyıllık Tarihi (2010)

  • İRAN’IN SON İKİ YÜZYILLIK TARİHİ, Mohammed-Reza Djalili ve Thierry Kellner, çeviren: Reşat Uzmen, Bilge Kültür Sanat Yayınları, tarih, 183 sayfa

Birkaç bin yılı devirmiş, sayısız kopmalar ve derin değişimlerle belirgin İran’ın tarihi, son derece hareketli. İşte Mohammed-Reza Djalili ve Thierry Kellner elimizdeki siyasî tarih çalışmalarında, Doğu’nun simge ülkelerinden İran’ın 1796-2010 zaman aralığına odaklanıyor. İran’ın Kaçar yüzyılıyla başlayan altı bölümlük çalışma, devamında, ülkenin 20. yüzyılını; Rıza Şah’la beraber modern İran’ın ortaya çıkmasını; gel-gitlerle dolu Muhammed Rıza Şah dönemini; İslam cumhuriyetinin kuruluşunu; Humeyni’li yılları ve nihayet, Humeyni sonrası dönemi ele alıyor. Djalili ve Kellner’in çalışması, halen gündemde olan çelişkilerle dolu bu komşumuzun tarihine nitelikli bir giriş yapıyor. Kitap bunun yanı sıra, içine kapanık bir kültüre sahip İran’ın, bize benzeyen ve bizden ayrılan yönleri konusunda da önemli ipuçları sunuyor.

Adem Yıldırım – Eleştirel Pedagoji (2010)

  • ELEŞTİREL PEDAGOJİ, Adem Yıldırım, Anı Yayıncılık, eğitim, 230 sayfa

Radikal demokrasinin eğitimsel değişimini ve dönüşümünü öngören eleştirel pedagoji, demokrasi kültürünü zenginleştirmeyi ve aktif, sürekli bir yurttaşlık bilinci kazandırmayı amaçlar. Tarihsel köklerinde en güçlü geleneğin Marksizm olduğu bu akım böylece, kültürel ve sosyal politikaları izleyen, iyi okuyan ve eleştiren bir toplum oluşturmayı hedefler. İşte Adem Yıldırım elimizdeki çalışmasında, geleneğin kapsamlı bir çerçevesini, bu alanın bilinen iki ismi olan, Ivan Illich ve Paulo Freire’nin eğitim anlayışları üzerinden sunuyor. Yıldırım, bu iki düşünürün, eleştirel pedagoji konusundaki birbirinden farklı yorumları üzerine yoğunlaşırken, akımın temel kavramlarını da derli toplu bir şekilde okuyucularına sunuyor. Yazar böylece, son zamanlarda Türkiye’de tartışılan ekolün kapsamlı bir sunumunu yapmış oluyor.

Guilleragues Kontu – İstanbul Mektupları (2010)

  • İSTANBUL MEKTUPLARI, Guilleragues Kontu, çeviren: Yaşar Avunç, Kırmızı Yayınları, mektup, 175 sayfa

Guilleragues Kontu’nun, daha önce Türkçeye çevrilen tutkulu ‘Portekiz Mektupları’nın yazarı olduğu iddia edilir. Fakat kesin olan bir şey varsa, o da, Portekizli bir rahibenin kaleminden süzülen bu mektupların, kadın-erkek ilişkilerinin kendine has labirentleri konusunda önemli bir klasik olduğu. ‘İstanbul Mektupları’ ise, tam adı Gabriel -Joseph de la Vergne olan ve 1678’de büyükelçi göreviyle İstanbul’a gelen Guilleragues Kontu’nun şehre dair mektuplarından oluşuyor. Kont, altı yıl boyunca görev yaptığı İstanbul’a dair, boğucu bir portre çiziyor. Kitapta, Enis Batur’un konta ve onun mektuplarına odaklandığı bir önsöz de yer alıyor.

Nuray Sakallı – Sosyal Etkiler (2010)

  • SOSYAL ETKİLER, Nuray Sakallı, İmge Yayınları, psikoloji, 255 sayfa

Nuray Sakallı, ilk baskısı 2001’de yapılan ‘Sosyal Etkiler’de, sosyal kurallar, sosyal baskı, grup etkileri, gruba uyma, ricalara boyun eğme, emirleri düşünmeden yerine getirme, güç, lider ve liderlik, azınlığın etkileri, tutum değişimi gibi, sosyal etkinin farklı türevlerini kapsamlı bir şekilde masaya yatırıyor. Sosyal psikoloji alanının yetkin çalışmalarından olan kitap bilhassa, bireylerin gruplara uymasında etkili olan faktörleri apaçık ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz. Kitapta ayrıca, sosyal etkiler ile reklamcılık ve televizyonun birey üzerindeki etkileri konusunda yapılan araştırmaların sonuçları de irdeleniyor.

Joe Garden, Janet Ginsburg, Chris Pauls, Anita Serwacki ve Scott Sherman – Yeni Vampirin El Kitabı (2010)

Bilindiği gibi vampirler, bilhassa son zamanlarda birçok kitabın, filmin ve dizinin konusu olmalarıyla, hayatımızın vazgeçilmez figürlerine dönüştü.

Elimizdeki kitap ise, genelde korku figürü olarak sunulan vampirlere mizah çerçevesinden bakıyor.

Burada vampir vücudu, vampir cinselliği, avını baştan çıkarma yöntemleri, vampirin sofra ve beslenme “adabı”, vampirin ağız ve diş sağlığı, vampir-insan ilişkileri ve vampirlerin yaşam tarzı gibi, okurlarını güldürmeyi hedefleyen bölümler yer alıyor.

Konunun yalnızca gülünç yönleriyle yetinmeyen kitap, vampir edebiyatını çığırından çıkarmış “korku endüstrisi”yle alay etmeyi de ihmal etmiyor.

  • Künye: Joe Garden, Janet Ginsburg, Chris Pauls, Anita Serwacki ve Scott Sherman – Yeni Vampirin El Kitabı, çeviren: Anıl Dursun, Derin Kitap, mizah, 223 sayfa

Henry David Thoreau – Nerede ve Ne İçin Yaşadım? (2010)

  • NEREDE VE NE İÇİN YAŞADIM, Henry David Thoreau, çeviren: Yonca Yalçın Çakmaklı, Notos Kitap, anlatı, 156 sayfa

Amerikalı yazar, düşünür ve çevreci Henry David Thoreau, 1845’te Walden gölü kıyısında doğayla iç içe bir hayat yaşamaya başlamıştı. Thoreau’nun iki yılı aşan bu deneyiminin meyvesi olarak ‘Walden’ eseri ortaya çıkmıştı. Eser, modern hayatı geride bırakarak sade bir yaşam sürmenin en ünlü manifestolarından biri olarak kabul ediliyor. İşte ‘Nerede ve Ne İçin Yaşadım’, Thoreau’nun on yedi bölümden oluşan bu efsane eserinin dört bölümünü bir araya getiriyor. Kitabı dikkat çekici kılan başlıca husus, yalnızca Thoreau’nun Walden gölüne ve hayvanlara ilişkin gözlemleri değil, bunlardan hareketle farklı felsefi konulara uzanmasıdır diyebiliriz.

Jacques Barzun ve Henry F. Graff – Modern Araştırmacı (2010)

  • MODERN ARAŞTIRMACI, Jacques Barzun ve Henry F. Graff, çeviren: Fatoş Dilber, Kırmızı Yayınları, bilim, 428 sayfa

Uzun zamandır kullanımda olan ‘Modern Araştırmacı’, araştırma tekniklerinin öğretilmesi amacına uygun olarak, eğitim ve her meslekten öğrenci ve araştırmacıya hitap ediyor. Kitap, bilimsel olma amacını taşıyan bütün araştırmalarda, araştırmacının, gerçekleri, fikirleri ve o konuda söylenmişleri içeren kayıtlara nasıl ulaşacağını ve bunları nasıl kullanacağını gösteriyor. Çalışma, kütüphanelerden nasıl yararlanılabileceğinden not tutma tekniklerine, yazma yöntemlerinden çeviri konusunda ipuçlarına, alıntı yapmanın inceliklerinden sunuş biçimlerine kadar pekçok ayrıntıyı barındırmasıyla, günümüz araştırmacısı için nitelikli bir kılavuz.