John Truby – Senaryo Anatomisi (2012)

  • SENARYO ANATOMİSİ, John Truby, çeviren: Funda Uncu, Dharma Yayınları, rehber, 480 sayfa

 

Hollywood’da senarist ve öykü danışmanı olarak görev almış John Truby ‘Senaryo Anatomisi’nde, senaryoyu olay örgüsü, karakter, sembolizm ve diyalog gibi yönleriyle anlatarak, iyi bir öykünün nasıl işlediğini ve bunu yaratacak teknikleri açıklıyor. Yalnızca senaryo değil, roman, tiyatro oyunu, televizyon için piyes ve kısa öykü gibi farklı türler ortaya koymak isteyen okurları hedefleyen Truby, öykü yapısının temel yedi adımını, karakter oluşturmayı, hikâyede bulunacak ahlaki savı, öykünün geçtiği yeri, öykünün sembol dokusunu ve öykünün olay örgüsünü adım adım anlatıyor, ayrıca her bölümün sonunda egzersizlere yer veriyor.

Nilgün Taşkıntuna ve Yeşim Korkut (der.) – Düşler, Düşlemler ve Masallar (2012)

  • DÜŞLER, DÜŞLEMLER VE MASALLAR, derleyen: Nilgün Taşkıntuna ve Yeşim Korkut, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 195 sayfa

 

Psikanalitik Bakışlar-IV sempozyumunda yapılan konuşmaların derlendiği ‘Düşler, Düşlemler ve Masallar’, yerli ve yabancı analistlerin düşüncelerini bir araya getiriyor. Kitapta bir araya getirilen yazılarda, düşlerde aktarım; rüya analizinin öznelleştirici ayna işlevi; psikanalizin bazı para-mitolojik öncülleri; düşlem oluşturmada anlatıcının rolü; günümüz insan doğasını anlamada Gılgamış destanının işlevi; antik uygarlıkların rüyalarının araştırılmasında psikanalitik yaklaşımın ne gibi imkânlar sunduğu; masallardaki kardeş rekabeti ve bir terapötik direnç olarak Külkedisi düşlemi gibi ilginç konular irdeleniyor.

Karl Marx – Basın Özgürlüğü Üzerine (2012)

  • BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÜZERİNE, Karl Marx, çeviren: Önder Kulak ve Kurtul Gülenç, Dipnot Kitabevi, siyaset, 114 sayfa

 

Gazetecilik yönü de bulunan Karl Marx’ın, kendine has hümanizması ve diyalektik akıl yürütmesiyle yazdığı ‘Basın Özgürlüğü Üzerine’, sözünü sakınmayan üslubuyla gerçek bir polemikçi metin. Marx, özgürlük, basın özgürlüğü ve sansür gibi Türkiye’de bilhassa son dönemlerde yakıcı bir hal almış konuları, bize yüz elli yıl önceden seslenerek tartışmaya açıyor. Marx’ın tanımına göre basın, bireylerin kendi tinsel varlıklarını gözler önüne sermeleri için en genel biçimdir. Zira sadece özgür bir basın, halk tininin sahici bir ifadesi olabilir. Kitabın Türkçe çevirisi, Haluk Gerger ve Theodor Ozierman’ın yazılarıyla sunuluyor.

Marshall Sahlins – Batı’nın İnsan Doğası Yanılsaması (2012)

  • BATI’NIN İNSAN DOĞASI YANILSAMASI, Marshall Sahlins, çeviren: Emine Ayhan ve Zeynep Demirsü, Bgst Yayınları, antropoloji, 133 sayfa

 

Antropolog Marshall Sahlins ‘Batı’nın İnsan Doğası Yanılsaması’nda, her türden kültürel biçimi, doğuştan gelen rekabetçi eğilimle açıklayan ve şimdilerde Amerika’da çok rağbet gören genetik belirlenimcilikle hesaplaşıyor. Yazar esas olarak, Eski Yunan’dan modern çağa kadar süregelen Batı’nın “insan doğası” anlayışını sorguluyor. Sahlins, insanı menfaati için her şeyi yapabilecek, ihtiraslı bir varlık olarak tanımlayan Batılı anlamda “insan doğası”nı, ilkel toplumun insana bakışıyla karşılaştırıyor ve Batı toplumları dışında hiçbir toplumun böyle bir “insan doğası” anlayışına sahip olmadığını gözler önüne seriyor.

Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurumî – Rüyada Terakki ve Medeniyet-i İslamiyeyi Rüyet (2012)

  • RÜYADA TERAKKİ VE MEDENİYET-İ İSLAMİYEYİ RÜYET, Molla Davutzade Mustafa Nazım Erzurumî, çeviren ve hazırlayan: Engin Kılıç, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, anlatı, 366 sayfa

 

Türk ütopya edebiyatının erken örneklerinden olan bu anlatı, 1913 yılında yayımlanmış. Klasik edebiyatın türlerinden olan ‘Babnâme’ geleneğine uygun olarak rüya biçiminde kurgulanan kitap, kurmaca olmakla birlikte roman veya öykü gibi türlere dahil edilemeyecek denli çok konu çeşitliliği barındırıyor. Erzurumî, temel ideolojik yönelimi olan İslamcılığın izlerinin yoğun bir şekilde görüldüğü anlatısında, uykudaki “ben anlatıcı”sının rüyası aracılığıyla yirmi dördüncü yüzyıldaki İstanbul’a gidişini anlatıyor. Bir yandan şehri dolaşan kahramanımız, öte yandan burada hüküm süren “medeniyetin” gelişmişliğine tanık olacaktır.

Zafer Aydın – Geleceğe Yazılmış Mektup: 1968 Derby İşgali (2012)

  • GELECEĞE YAZILMIŞ MEKTUP: 1968 DERBY İŞGALİ, Zafer Aydın, Sosyal Tarih Yayınları, tarih, 296 sayfa

 

Zafer Aydın ‘Geleceğe Yazılmış Mektup’ta, Türkiye işçi sınıfı tarihinin simgesel eylemlerinden biri olan ve 1968 yılının 4-10 Temmuz’u arasında gerçekleştirilen İstanbul’daki Derby Lastik Fabrikası işgalini anlatıyor. İşgalin amacı, Lastik-İş üyesi işçilerin, sendika seçme özgürlüğünü kullanmak için referandum yapılması taleplerinin yerine getirilmesiydi. Eyleme katılan işçilerin, sendikacıların ve eylemle dolaylı bir şekilde ilişkilenmiş gençlik hareketinden isimlerin tanıklıklarına başvuran Aydın, işgalin öncesi ve sonrasını kapsamlı bir şekilde anlatıyor; işgalin işçi hareketine kazandırdıklarını analiz ediyor.

Roman Rosdolski – Marx’ın Kapital’inin Oluşumu (2012)

  • MARX’IN KAPİTAL’İNİN OLUŞUMU, Roman Rosdolski, çeviren: Cumhur Atay ve Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, inceleme, 604 sayfa

 

Roman Rosdolski ‘Marx’ın Kapital’nin Oluşumu’nda, Karl Marx’ın ünlü eseri ‘Kapital’deki politik ekonomi teorisinin ve yönteminin nasıl şekillendiğini araştırıyor. Rosdolski, ‘Kapital’de yer alan kavramları da, Marx’ın ‘Alman İdeolojisi’, ‘Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’, ‘Artı-Değer Teorileri’, ‘Felsefenin Sefaleti’ ve ‘Grundrisse’ kitaplarından hareketle açıklıyor. Rosdolski, değer, artı-değer, sermaye, emek, ücretli emek, meta, değişim değeri, kullanım değeri, kriz, üretim, dolaşım, yeniden üretim gibi kavramların, Marx’ın eserlerinin hangisinde, nasıl ve hangi bağlamlar içinde ele alındığını da araştırıyor.

Erich Maria Remarque – Dönüş Yolu (2012)

  • DÖNÜŞ YOLU, Erich Maria Remarque, çeviren: Burhan Arpad, Everest Yayınları, roman, 296 sayfa

 

Erich Maria Remarque, ünlü romanı ‘Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’ ile savaşın yıkıp yok ettiği bireyi anlatarak güçlü savaş karşıtı metinlerden birine imza koymuştu. Remarque, bu romanın devamı olan elimizdeki eserinde ise, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkelerine dönen askerlerin, doğup büyüdükleri topraklara duydukları yabancılaşmayı, toplumla yaşadıkları uyuşmazlıkları anlatıyor. Savaşın yıkıcılığının izlerini taşıyan, onca ölüme tanıklık ettiklerinden yaşamın anlamını sorgular hale gelmiş askerler, toplumdan büyük bir kopuş yaşamakta, askerlikteki hiyerarşik düzenin sona erdiğini bir türlü kabul edememektedirler.

Romain Gary – Kadının Işığı (2012)

  • KADININ IŞIĞI, Romain Gary, çeviren: İsmail Yerguz, Agora Kitaplığı, roman, 127 sayfa

 

Romain Gary, ya da takma adıyla Emile Ajar ‘Kadının Işığı’nda, bir çiftin aşkından yola çıkarak kadın-erkek ilişkilerinin derinliklerine iniyor. Romanın merkezinde yer alan Yannik ile Michel, birbirlerine tutkuyla bağlıdır. Kısa süre sonra ikili, beraber yaşamaya başlar. Fakat Yannik ve Michel, kötü bir gelişmenin, acımasız bir doğa gerçeğinin ertesinde ayrılır. Şimdi ikisi de mutsuz, umutsuz bir hayat sürerken, kendilerini ayıran engelleri sorgulamaya başlayacaktır. İkili, aşkları için, çok zorlu ve trajik de olsa, onları birbirinden ayıran yazgıları ve doğanın baş edilemez çelişkileriyle yüzleşmeye koyulacaktır.

Jacob Bronowski ve Bruce Mazlish – Leonardo’dan Hegel’e Batı Düşünce Tarihi (2012)

  • LEONARDO’DAN HEGEL’E BATI DÜŞÜNCE TARİHİ, Jacob Bronowski ve Bruce Mazlish, çeviren: Elvan Özkavruk Adanır, Say Yayınları, tarih, 694 sayfa

 

‘Leonardo’dan Hegel’e Batı Düşünce Tarihi’, Batı’nın Rönesans’tan 19. yüzyılın başlangıcına kadar geçen döneminin düşünsel gelişim sürecini açıklıyor. Kitapta, Batı’nın Ortaçağ’dan silkinişi, muhalif düşüncenin gelişimi ve büyük devrimler çağı, Leonarda da Vinci, Galileo, Rousseau, Adam Smith ve Hegel gibi önemli düşünürlerin fikirleri üzerinden izleniyor. Batı düşünce tarihini dört yüz yıllık bir zaman diliminde izleyen çalışmanın, bu geniş tarihi, siyaset ve felsefe gibi tek bir düşünce alanıyla sınırlı tutmayarak düşünce evreninin başka alanlarını da kapsayacak şekilde irdelemesiyle özgün olduğunu söyleyebiliriz.