Emmanuel Levinas – Tanrı, Ölüm ve Zaman (2021)

‘Tanrı, Ölüm ve Zaman’, çağdaş fenomenolojiye etik alanında getirdiği yorumla dikkat çekmiş düşünür Emmanuel Levinas’ın 1975-76 akademik yılında Sorbonne Üniversitesi’nde vermiş olduğu; “Tanrı”, “ölüm” ve “zaman”  kavramları etrafında şekillenen derslerinden oluşuyor.

Düşünür bu derslerinde, Aristoteles, Platon, Kant, Hegel, Bergson gibi, felsefe tarihinin önde gelen figürlerini yeni bir okumaya tabi tutuyor.

Fakat dersleri asıl ilgi çekici kılan husus, Heidegger’in ‘Varlık ve Zaman’ adlı yapıtıyla bir hesaplaşmaya girişmesi.

Levinas ilk elden, Heidegger’in, nesnel zaman anlayışına getirdiği eleştiriler ile varoluşun kendine özgü zamansallığını bireyin ölümlülük koşuluyla yakın ilişki içinde ele alışını takdir ediyor.

Öte yandan Levinas, Heidegger’i, varlık, ölüm ve zaman gibi kavramları çözümlerken, temel varlık tasarısı içinde kaldığı için de eleştiriyor.

  • Künye: Emmanuel Levinas – Tanrı, Ölüm ve Zaman, çeviren: Işık Ergüden, Sel Yayıncılık, felsefe, 238 sayfa, 2021

Ferhat Hançer – Direniş Günlüğü (2021)

Bir avuç insanın 2010’da başlattığı Gerze Termik Santral direnişi, kısa süre içinde Türkiye tarihinin en güçlü direniş hareketlerinden biri haline geldi.

Bu mücadelenin öznelerinden biri olan Ferhat Hançer de, sürecin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Gerze Termik Santrali direnişi, Yaykıl köyünde Anadolu Grubu’nun kurmak istediği termik santrale karşı başlamıştı.

O mücadelenin öznelerinden biri olan Hançer, 2020 yılında direnişin hikâyesini tüm yönleriyle yazmaya karar verir.

Çalışma, salt bir anlatı veya anı kitabı değil, mücadele eden tüm insanların sesini duyduğumuz, direnişin bütün yönleriyle canlandırıldığı dramatik anlatımıyla dikkat çekiyor.

Kitap, sadece Gerze’de değil, doğayı sömürenlere karşı duranlara çok şey öğretecek harika bir deneyim aktarıyor.

  • Künye: Ferhat Hançer – Direniş Günlüğü: Gerze’de Bir Doğa Mücadelesi, Nota Bene Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2021

Havva Ezgi Doğru – Çılgın Projelerin Ötesinde (2021)

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) sayesinde ülke devasa bir şantiyeye döndü.

Yaptığı konutlar korkunçtur, öyle ki hapishane bile bu “evler”den çok az kötüdür.

Fakat bütün bunlar, TOKİ’nin yalnızca görünen çirkinlikleridir.

Zira TOKİ ile ülkenin bitmek bilmeyen siyasi, toplumsal ve kültürel şantiye hali arasında da birebir ilişki vardır.

Havva Ezgi Doğru da, Türkiye’de konut üretiminin bütünsel bir ekonomi-politik analizini sunan bu çalışmasında, TOKİ’de cisimleşmiş otoriter devlet formunun altında yatan mekanizmayı açığa çıkarıyor.

Özellikle 2003’ten itibaren gerçekleşen büyük dönüşüme odaklanan ‘Çılgın Projelerin Ötesinde’, TOKİ’nin AKP iktidarında tümüyle devletin yeniden inşasında yüklendiği rolü gösteriyor.

Bizlerin görüş alanına kentsel ölçekteki çılgınlaştırılmış mega projelerle, kayırmacılıkla, sansasyonlarla, her yerde birbirine benzeyen toplu konutlarla giren TOKİ’nin esasen modern konut sektörünü kurmak olarak tarif edilebilecek uzun erimli bir sınıf projesinin günümüz Türkiye’sinde aldığı form olduğunu söyleyen Doğru, özellikle 2003 sonrası, TOKİ eliyle Türkiye’nin nasıl bir şantiyeye dönüştüğünü adım adım izliyor.

Kitap, TOKİ’nin uzun erimli bir sınıf projesi olarak kapitalist konut sektöründe nasıl hem piyasa kurucu ve hem de piyasa bozucu olduğunu; neden devlet planlarında öngörüldüğü üzere bir konut kredi bankasına dönüşmediğini ve nasıl olup da memleketin en büyük konut üreticisi haline geldiğini tartışıyor.

Çalışma, TOKİ’nin dönüşümü ve faaliyetleri üzerinden otoriter devletin kurumsal işleyişinin şifresini çözmesi ve somutlaştırmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

  • Künye: Havva Ezgi Doğru – Çılgın Projelerin Ötesinde: TOKİ, Devlet ve Sermaye, İletişim Yayınları, siyaset, 232 sayfa, 2021

Kolektif – Irkı Mahkemeye Çıkarmak (2021)

Amerika tarihindeki kölelik ve ırk temelli ayrımcılık uzun süre yasal dayanaklara sahip olageldi.

Bu şahane derleme ise, Amerika’daki hukuk ve ırk ilişkisini, Amistad’dan O. J. Simpson’a en çarpıcı davaları merkeze alarak irdeleyen on iki makaleye yer veriyor.

Çalışma, Amerika’da beyaz üstünlüğünü hukukileştiren düzenlemelerin ne olduğu, toplumdaki baskın durumda olan ırkçı kanaatlerin mahkemelere nasıl yansıdığı, hukuku kullanmak suretiyle ırk ayrımcılığına karşı mücadele etmenin olanaklarının neler olduğu ve mahkemelerin kimi zaman verdikleri eşitlikçi kararların toplumdaki karşılığının nasıl olduğu gibi konularda aydınlanmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Kolektif – Irkı Mahkemeye Çıkarmak: Amerikan Tarihinde Hukuk ve Adalet, derleyen: Annette Gordon-Reed, çeviren: Ertuğrul Uzun, Zoe Kitap, hukuk, 312 sayfa, 2021

Jaak Panksepp ve Lucy Biven – Zihnin Arkeolojisi (2021)

‘Zihnin Arkeolojisi’, evrimin mirası olan temel duygulara odaklanan harika bir çalışma.

Jaak Panksepp ve Lucy Biven’in 740 sayfalık kitabı, hayvan zihni ile insan zihni arasındaki sürekliliği çarpıcı biçimde ortaya koymasıyla da dikkat çekiyor.

Yazarlar, bu kitaba zemin oluşturacak çalışmalarına, temelde insan duyguları ve duyguların, özellikle de klinik bozukluklardaki rahatsızlıklarına eğilerek başlamış, daha sonra uygun hayvan modelleri olmaksızın derin bir nörobilimsel anlayışın geliştirilemeyeceğini fark etmişti.

Kitapta, memeli beyinlerinin eski subkortikal bölgelerinde en az yedi temel afektif sistem olduğu belirtiliyor.

Bunlar da, Arayış (Beklenti), Korku (Kaygı), Öfke (Kızgınlık), Arzu (Cinsel Heyecan), Bakım (Besleme), Panik/Yas (Üzüntü) ve Oyun (Sosyal Neşe).

Kitap, beynin daha yüksek düzeydeki süreçlerini anlamamızın temelini oluşturan bu yedi birincil süreci inceliyor ve yaşamak için evrimsel araçlar olarak miras aldığımız temel duygusal hisleri güvenilir bir şekilde anlayamadan, güvenilir bir zihin kuramı geliştiremeyeceğimizi vurguluyor.

  • Künye: Jaak Panksepp ve Lucy Biven – Zihnin Arkeolojisi: İnsan Duygularının Nöroevrimsel Kökeni, çeviren: Çiğdem Çalkılıç Taylor, Alfa Yayınları, bilim, 740 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Hegel ve Bağlı Beyin (2021)

Beyinlerimizin makinelere doğrudan bağlanacağı post-insan çağında insan olmak ne anlama gelecek?

Slavoj Žižek, Hegel’in gözünden bakarak hızla yaklaşmakta olan bu çağda insan olmanın anlamları üzerine düşünüyor.

Kitap, bağlı bir beyin etkin bir şekilde yaygınlaşırsa, insan ruhunun, öznelliğimizin başına neler geleceği; eğer post-insan çağına fiili olarak giriyorsak, bu olgunun insan-olmanın özünü yeni bir şekilde algılamamıza nasıl izin vereceği ve post-insanın daha üstün bir kusursuzluk aşaması mı yoksa insanlığın anlamsız hale geleceği bir süreç mi olduğu gibi hayati soruları tartışmasıyla dikkat çekiyor.

‘Hegel ve Bağlı Beyin’, sonlu bedensel varoluşumuz ve onun dayattığı sınırlamalar, insanın tinsel başarılarının ne anlama geldiği, yapay zekânın insanlık üzerindeki avantaj ve dezavantajları gibi son zamanların gündemdeki konuları üzerine derinlemesine bir felsefi soruşturmaya girişmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Slavoj Žižek – Hegel ve Bağlı Beyin, çeviren: İrem Taşcıoğlu ve Mehmet Öznur, Encore Yayınları, felsefe, 296 sayfa, 2021

Christian Fuchs – Dijital Kapitalizm Çağında Marx’ı Yeniden Okumak (2021)

Kapitalizmin; iletişim teknolojilerinin, medya temsilinin ve dijitalleşmenin gücünü arkasına aldığı günümüzde, Marksizm bize nasıl bir alternatif yol önerebilir?

Tam bu sorunun yanıtını arayan Christian Fuchs, Marx’ı eleştirel bir teknoloji sosyoloğu yahut iletişim kuramcısı olarak yeniden okuyor.

Yazarın da açık bir şekilde ortaya koyduğu gibi, günümüzdeki dijital kapitalizmle mücadele etmek için, Marx’tan ilham alan yeni bir muhalif anlayışa ihtiyacımız vardır.

Fuchs, Marx’ın ‘Kapital’, ‘Grundrisse’, ‘Ekonomi ve Felsefe El Yazmaları’, ‘Alman İdeolojisi’ ve ‘Komünist Manifesto’ gibi büyük yapıtlarını merkeze alarak düşünürün dijital çağın ana temalarını öngören makine, teknoloji, iletişim ve ideoloji kavramlarını bu bağlamda yorumluyor.

Marksist medya ve iletişim kuramının özlü ve tutarlı bir çalışması olarak okunabilecek kitap, Marx’ın dijital ve iletişimsel kapitalizm çağıyla ilişkisini göstermesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Christian Fuchs – Dijital Kapitalizm Çağında Marx’ı Yeniden Okumak, çeviren: Diyar Saraçoğlu, Nota Bene Yayınları, siyaset, 160 sayfa, 2021

Florian Freistetter – 100 Yıldızla Evrenin Hikâyesi (2021)

Yıldızlar bize kara deliklerin nasıl işlediğini ve dinozorların neden yok olduğunu açıkladı.

Astronom Florian Freistetter ise bunun da ötesine geçerek, tam 100 yıldızın bilme kavrayışımıza kattıklarını merkeze alarak evrenin çarpıcı bir hikâyesini sunuyor.

“Gramma Draconis” yıldızı sayesinde Dünya’nın kendi ekseninde döndüğünü biliyoruz.

“61 Cygni” de, evrenin tasavvur ettiğimizden çok daha büyük olduğunu gösterdi.

Freistetter ise, bizi yıldızdan yıldıza uzanan aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Antik Mısır’da tarımı düzenleyen yıldızlar, bugün Dünya dışı yaşam arayışlarımızı yönlendirip başka gezegenlerde koloni kurabileceğimizi öğretiyor.

Kitap, durakladığı 100 yıldızda evrenin geçmişinden geleceğine uzanıyor, mitolojide dolaşıyor, bilim kurguya uzanıyor, böylece içinde yaşadığımız Dünya’yı daha iyi kavramak için bize altın değerinde bilgiler sunuyor.

Yıldızlı gökyüzünün hepimizin olduğunun altını çizen Freistetter, her yaştan okuru yıldızları keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Florian Freistetter – 100 Yıldızla Evrenin Hikâyesi, çeviren: Çağla Vera Kılıçarslan, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 328 sayfa, 2021

Robert Irwin – İbni Haldun (2021)

 

 

Son yıllarda daha çok ilgi çekmeye başlayan 14. yüzyıl Arap düşünürü İbni Haldun’un yaşamı ve düşüncesi üzerine usta işi bir biyografi.

Ortaçağ Arap kültürü üzerine büyük bir otorite olan Robert Irwin, çalışmasının merkezine, İbni Haldun’un düşüncesinin modern varsayımlarımıza nasıl uyduğunu koyuyor.

İbni Haldun’un geleneksel görüşlerini sorgulayan Irwin, bir yandan da İbni Haldun’un kült yapıtı ‘Mukaddime’yi, çağdaş kaynaklardan yararlanarak inceliyor.

Çalışma, İbni Haldun’un yaşamının ve düşüncesinin ortaçağ İslam teolojisi, felsefesi, siyaseti, edebiyatı, ekonomisi dâhil olmak üzere tarihsel ve entelektüel bağlamını ustaca serimlemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Robert Irwin – İbni Haldun: Entelektüel Bir Biyografi, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, biyografi, 368 sayfa, 2021

Søren Kierkegaard – Meseller (2021)

Büyük filozof Søren Kierkegaard’ın ‘Meseller’i, her şeyden önce kendisinin usta bir edebiyatçı olduğunun da göstergesi.

Bu kitap, Kierkegaard’ın felsefi yazılarında kullandığı meselleri bir araya getirmesiyle çok önemli.

Batı felsefe geleneğinde, ahlaki ve tinsel iletişimin aracı olarak imgelere sıklıkla yönelinir.

Kierkegaard’ın zihnimize kazıdığı unutulmaz imgelere baktığımızda, kendisinin de bu yöntemi ustaca kullandığını görüyoruz.

Bu kitapta bir araya getirilen ‘Ağustos Tatili’, ‘Cücenin Sekiz Fersahlık Çizmeleri’, ‘Aktörün Kostümü’, ‘Dikiş Diken Kadın’, ‘Dolandırıcı Dul Kadının İki Kuruşu’, ‘Ebedi Öğrenci’, ‘Geri Geri Yürüyen Adam’ ve ‘Gotham’ın Bilge Adamları’ gibi başlıklar taşıyan hikâye ve meseller, bir anlamda Kierkegaard felsefesine giriş niteliğindedir.

  • Künye: Søren Kierkegaard – Meseller, çeviren: Osman Çakmakçı, Fol Kitap, felsefe, 160 sayfa, 2021