Sevinç Türkmen – Ekopraksisin Ontolojisi (2021)

İlk bakışta birbirinden farklı gibi görünen Spinoza ile Karl Marx’ı, ekolojik bir varoluş tarzı bağlamında bir araya getiren özgün bir çalışma.

Sevinç Türkmen, iki büyük filozofun düşüncelerini insan, doğa ve etik bağlamında irdeleyerek bunun çağdaş sorunlarımıza nasıl yanıt verebileceğini tartışıyor.

Türkmen bunu yaparken de iki filozofun doğa felsefelerini merkeze alıyor, zira kendisine göre, ekolojik bir araştırmanın nesnelliğini temin edecek birincil disiplin doğa felsefesi, yani esasen ontolojidir.

Kitabın ikinci önemli katkısı ise, toplumların kuruluşunun mantığına dair tarihsel bir okumaya girişmesi.

  • Künye: Sevinç Türkmen – Ekopraksisin Ontolojisi: Spinoza ve Marx, İthaki Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2021

David Tall ve Ian Stewart – Matematiğin Temelleri (2021)

Matematiksel bir problemin çözümü, nasıl sorusundan önce ne sorusunun cevaplanmasını gerektirir.

Bu kitap ise, ileri matematikte çalışmak isteyenler için matematiğin temellerini harika bir şekilde açıklıyor.

David Tall ve Ian Stewart, temel matematiksel kavramların ve yapıların nasıl kullanıldıklarına dair bir fikir sahibi olarak üniversite matematiğine geçiş yapan bir öğrencinin, bu kavram ve yapıların gerçekte bir matematikçi için ne anlam ifade ettiklerini öğrenebilmesi adına, sezgisel yaklaşımdan formel yaklaşıma doğru ilerleyen bir anlatım sergiliyorlar.

Fakat bu formel yaklaşımı, altta yatan sezgisel fikir kalıplarının bir sonucu olarak inşa ediyorlar.

Dolayısıyla öğrenci, matematiksel problemin çözümünde esas öneme sahip olan ne sorusunun cevabını alarak ilerlemiş oluyor.

Kitap, pedagojik bir motivasyonla basit matematiksel düşüncenin ötesine geçerek ileri matematikte çalışma yapmayı amaçlayan öğrenciler için matematiğin temellerine ilişkin tüm olağan başlıkları içermesiyle büyük önem arz ediyor.

Burada, sayılarla ilgili sezgisel fikirler ele alındıktan sonra, sayı sistemlerinin formel inşası için gerekli küme kuramı ve mantık altyapısı oluşturuluyor ve ardından da yeni matematiksel fikirlerin oluşturulmasına yönelik bu belitsel sistemlerin kullanımı anlatılıyor.

  • Künye: David Tall ve Ian Stewart – Matematiğin Temelleri, çeviren: Süleyman Cengiz, Doruk Yayınları, bilim, 528 sayfa, 2021

Edgar Morin – Yolumuzu Değiştirelim (2021)

Koronavirüs, dünyaya dair bütün algılarımızı yerle yeksan etti.

Sosyolog Edgar Morin ise, bu virüsü, gezegene yayılmış Batılı paradigmanın, yani modernite krizinin bir semptomu olarak okuyor.

“Covid-19’un köklü yeniliği siyasal, ekonomik, toplumsal, ekolojik, ulusal ve küresel krizlerin bileşimi olan bir megakrize yol açması oldu,” diyen Morin, yaşadığımız sürecin nasıl bir dönüşüme işaret ettiğini tartışıyor, daha da önemlisi, bu krizi nasıl fırsata çevirebileceğimiz üzerine kafa yoruyor.

Koronavirüs sonrasının da krizin kendisi kadar endişe verici olduğunu, umudun da yeni felaketlerin de taşıyıcısı olabileceğini belirten Morin, tüm insanları bir kader ortaklığına mahkûm eden, herkesi gezegenin biyo-ekolojik yazgısına bağlayan bu pandemiden vakit kaybetmeden ders çıkarmamız gerektiğini söylüyor.

  • Künye: Edgar Morin – Yolumuzu Değiştirelim: Koronavirüsün Öğrettikleri, çeviren: Murat Erşen, İş Kültür Yayınları, siyaset, 104 sayfa, 2021

Pierre Bourdieu – Ayrım (2021)

Pierre Bourdieu’nün ‘Ayrım’ı, günümüz sosyal bilimler alanı açısından çağdaş bir klasiktir.

Kitap, farklı sınıfların kültürel beğenileri ve kültürel tüketim yatkınlıklarına getirdiği özgün kuramsal çerçeveyle göz dolduruyor.

Sınıfsal perspektif ile kültürel analizi bir araya getiren ve sınıfsal tahakkümün kültürel mekanizmalarını ifşaya soyunan Bourdieu’nun çalışmasını özgün kılan başlıca husus, sınıf mücadelesinin gizil bir boyutuna, kültürel tüketimin çok değişkenli ve müphem karakterine odaklanması.

Bu çalışma ile Bourdieu, sınıf savaşının gizil bir boyutuna, kültürel tüketimin çok değişkenli ve müphem karakterine eğilerek, felsefe tarihinin en muamma sorularından birine, yargının kökeni ve işleyişi sorusuna sosyo-tarihsel ve ampirik bir cevap sunmuş oluyor.

Beğeniyi bireyselliğe indirgemeden, onu toplumsal ihtiyacın form değiştirmiş tezahürü olarak görerek beğeninin yaşam tarzını art de vivre olarak dayatmada, konumsallıkları muhafaza etmede ve sınıf mücadelesinde bir koza tahvil etmede ne denli hayati olduğunu saptıyor.

‘Ayrım’, gerek analizlerinin gücü gerekse Bourdieu’nün modelinin dayandığı kuramsal temellerle, özellikle günümüzün hiyerarşik toplumlarında beğeni yargısının kritik sınıfsal niteliğini kavramak bakımından klasikleşmiş bir başvuru kaynağı olmaya devam ediyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Ayrım: Beğeni Yargısının Toplumsal Eleştirisi, çeviren: Günce Berkkurt ve Derya Fırat, Nika Yayınevi, sosyoloji, 652 sayfa, 2021

Ethan Zuckerman – Kurumlara Niçin Güvenmiyoruz? (2021)

Kurumlara duyulan güven, bugün yerlerde.

Zira yozlaşmamış, işlevini yitirmemiş yahut zayıf düşmemiş neredeyse hiçbir kurum kalmadı.

Ethan Zuckerman da bu ufuk açıcı çalışmasında, bizi, mevcut kurumları ıslah etmek ya da daha devrimci bir şekilde onları tamamen yıkıp yerlerine yepyeni bir şey koymak ikilemi üzerine düşünmeye davet ediyor.

‘Kurumlara Niçin Güvenmiyoruz?’, seçimler ya da geleneksel protestoların değişime öncülük edemediği yeni dünya koşullarında, kamusal yaşama katılımın nasıl teşvik edilebileceğini çok yönlü bir bakışla düşünmesiyle büyük önem arz ediyor.

Zuckerman siyaset bilimcilerin, hukuk teorisyenlerinin ve aktivistlerin çalışmaları ve deneyimlerinden hareketle, yurttaş katılımının yepyeni biçimlerini çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.

Bildiğiniz gibi, bilhassa küresel pandemi, bütün dünyada kurumların var olan kırılganlığını bütün çıplaklığıyla açığa vurdu.

Bu değerli çalışma da, sistemin nasıl çözülüp paramparça olduğunu açıklıyor, ama aynı zamanda mevcudunun yerine yeni, daha adil ve daha dayanıklı bir sistemin nasıl inşa edilebileceğini tartışıyor.

  • Künye: Ethan Zuckerman – Kurumlara Niçin Güvenmiyoruz?: Güvenebileceğimiz Kurumlar Yaratmak, çeviren: Ali Karatay, Runik Kitap, siyaset, 267 sayfa, 2021

Cicero – Bir Seçim Nasıl Kazanılır? (2021)

Cicero yalnızca usta bir hukukçu, hatip ve filozof değildi, aynı zamanda iyi bir siyasetçiydi de.

Cicero’nun MÖ 64 yılında girdiği konsüllük seçimlerinin ürünü olan bu metni ise, yüzyıllar öncesinden bize seslenerek bir seçimi kazanmanın püf noktalarını açıklıyor.

Seçim sürecinde Cicero’nun kardeşi Quintus, kendisine seçimi hangi kampanya yöntemleriyle ve nasıl kazanabileceğine yönelik önerilerle dolu uzunca bir mektup yazmıştı.

Bu mektupta, hemen herkese her şeyi vaat etmekten, rakiplerin karıştığı skandallardan yararlanmaya varıncaya kadar çok sayıda pratik öneri yer alıyordu.

Hem bir döneme ışık tutan, hem de siyasetin yüzyıllar geçse de özünde hiç değişmediğini bir kez daha gözler önüne seren kitap, ilk kez Türkçede.

  • Künye: Cicero – Bir Seçim Nasıl Kazanılır?, çeviren: Furkan Akderin, Say Yayınları, siyaset, 64 sayfa, 2021

Andreas Gehrlach – Loculus (2021)

Çanta, sandık, çekmece gibi küçük, mahrem ve son derece bireyselleştirilmiş nesneler, mülkiyet kavramı hakkında bize neler söyler?

Andreas Gehrlach, bu nesnelerin tarihinden yola çıkarak şahane bir medeniyet okuması yapıyor.

‘Loculus’ta, mülkiyetin bireysel mekânlarının bir kuramını oluşturan Gehrlach, insanların değersiz ama bir o kadar önemli şeyleri tamamen kişisel ve mahrem mahfazalarında, çantalarında, sırt çantalarında ve keselerinde beraberlerinde taşımalarını ve bedensel açıdan aşırı yakın ve kendi kendini var eden bu mülkiyetin kişiyle ne şekilde ilişki kurduğunu derinlemesine tartışıyor.

Yazar bunu yaparken de Romalı lejyonerlerin kıt eşyalarından bir Amerikan dinî cemaati olan Huttercilerin her üyesinin büyüdüğünde onlara verilen, içinde sadece hijyenik eşyaların değil ayrıca her şeyden önce mahremiyetlerin korunduğu “Kischte”ye; ekmek kesesi, denizci sandıkları ve Federal Cumhuriyet’e kabul edilen göçmen işçilerin köhnemiş bavulları gibi küçük ama son derece bireysel ve yoğun mülkiyet mekânlarından Freud’un ünlü “Dora” vakasındaki Dora’nın çantasına pek çok ilgi çekici örneği bu açılardan yorumluyor.

  • Künye: Andreas Gehrlach – Loculus: Mülkiyetin Bireysel Mekânları, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, Yort Kitap, antropoloji, 128 sayfa, 2021

O. Faruk Akyol – Thomas Aquinas (2021)

Skolastik düşünceye önemli katkılarda bulunmuş Thomas Aquinas’ın bilgi ve varlık anlayışları üzerine çok iyi bir çalışma.

Faruk Akyol’un kitabı, Thomas Aquinas’ın hayatına, eserlerine ve düşünce dünyasına bütüncül bir bakış sunan başucu eseridir.

On üçüncü yüzyılla birlikte akıl (ratio) ile iman (fides) arasındaki ayrımın zorunlulukla yansıdığı felsefe-teoloji ayrılığından hareketle, felsefi konuları titizlikle ve seküler bir biçimde ortaya koymaya çalışan insanlar belirmişti.

Thomas Aquinas’ın da felsefi olan ile teolojik olanı birbirinden ayrı bir şekilde değerlendirdiği ve bunu da takdir edilecek bir ölçüde başardığı söylenebilir.

Bu çalışma da, Avrupa’nın toplumsal ve kültürel anlamda baş döndürücü bir hızla değişim geçirmeye, manastırların yanı sıra seküler bir eğitim kurumu olarak üniversitelerin filizlenmeye başladığı bir dönemde yaşayan, ortaya koyduğu eserlerle Hıristiyan teolojisinin tartışmasız isimlerinden biri haline gelen ve Papa XXII. Johannes’in talimatıyla 1323’te aziz ilan edilen Thomas Aquinas’ın hayatı, eserleri ve düşünce dünyasına yakından bakmak için kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: O. Faruk Akyol – Thomas Aquinas: Doctor Angelicus Hayatı, Eserleri ve Düşüncesi, Alfa Yayınları, felsefe, 336 sayfa, 2021

Kolektif – Süregelen Devrim (2021)

‘Süregelen Devrim’, küresel kadın mücadelesinin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Derleme, küresel kadın hakları hareketinin ve uluslararası insan hakları söyleminin modern kökenlerini ve kaydettiği ilerlemeleri ortaya koymasıyla çok önemli.

Kadın hakları hareketinin ortaya çıkışından bu yana, dünyanın birçok yerinde, cephede muazzam mesafeler kat edildiği bir gerçek.

Fakat halen çocuk yaşta evlendirilen, seks köleliğine zorlanan, sürüklenen, zorla çalıştırılan, tecavüzün savaş silahı olarak kullanıldığı çatışma bölgelerinde sıkışıp kalan, okula gitmesi, hatta özel yaşamlarında kişisel tercihleri engellenen kadınlar ve kız çocukları bulunuyor.

‘Süregelen Devrim’, tüm dünyadaki kadın ve kızların temel haklarını elde etmesi için birçok alanda sürdürülen küresel mücadelenin öyküsünden çarpıcı fotoğraflar çekiyor.

Bu çok yüzlü öykünün coğrafyası, tecavüze uğrayan kadınların hak arama mücadelelerinin eril bürokrasinin umursamazlığına tosladığı ABD’den, Arap Devrimi’nin büyük umutlar uyandırdığı, ancak bu siyasi devrimlerin kadın ve çocuk yaştaki kızların temel haklarını elde etmesi için yetersiz kaldığı, hatta bu hakları daha da kırpma ihtimali doğurduğu açıkça ortaya çıkan Ortadoğu’ya dek uzanıyor.

Kitapta, kadınların mülk hakları, savaş suçu olarak tecavüz, silahlı çatışmanın kadın ve çocuk yaşlarındaki kızlar üzerindeki etkileri, göçmen kadınlara yönelik şiddet, ev işçilerinin hakları gibi acil çözüm bekleyen kadın hakları sorunları masaya yatırılıyor.

  • Künye: Kolektif – Süregelen Devrim: Küresel Kadın Mücadelesinden Sesler, editör: Minky Worden, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, feminizm, 2021

Michel Foucault – Rezil İnsanların Yaşamı (2021)

Michel Foucault’nun iktidar olgusuna çok farklı bir pencereden baktığı, kısa ama yoğun metni ‘Rezil İnsanların Yaşamı’, Türkçede.

Foucault’ya göre iktidar, zorunlu olarak tepeden inip bireylere boyun eğdiren bir kuvvet değil, bireylerin farklı şekillerde davet ettiği bir etkileşim olarak işler.

Foucault’nun tamamlamaya fırsat bulamayacağı yeni bir araştırma projesini takdim etmek için yazdığı 1977 tarihli bu metin bir yandan Foucault’nun henüz formüle ettiği iktidar kavrayışının sıklıkla gözden kaçan bu yönünü vurguluyor.

Öte yandan, Foucault’nun bu çalışmasında mercek tutmayı amaçladığı silik yaşamlar, daha sonraki eserlerinde bilgi-iktidar düzeneklerine asimile edilemeyecek ayrı bir boyut olarak üzerinde duracağı özneleşme süreçlerinin nasıl işlediğinin ipuçlarını veriyor.

Gilles Deleuze bu metni, müstakil olarak ele alınması gereken bir başyapıt olarak tanımlamıştı.

  • Künye: Michel Foucault – Rezil İnsanların Yaşamı, çeviren: Emre Koyuncu, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 39 sayfa, 2021