Bekir Onur – Çocukluğun Coğrafyaları (2021)

Çocukluğun mekânı cennettir, keşke hep orada kalsaydık.

Bu kitap ise, coğrafyanın çocukluğu nasıl ele aldığını irdeliyor.

Şimdiye kadar çocukluk tarihi, çocuk kültürü ve çocuk gelişimi konularında önemli çalışmalara imza atmış Bekir Onur, bu sefer de coğrafyanın çocukları nasıl işlediğini, onlara nasıl baktığını irdeliyor.

Coğrafyacılar çocukluğun mekânsal bir olgu olduğunu vurgularlar.

Coğrafyanın çocukluk çalışmaları ev, okul, oyun alanı, mahalle, kent, ülke ölçeğinde başlar ve oradan iklim değişikliği, savaş, göç, ırk, toplumsal cinsiyet, yoksulluk gibi küresel olgulara kadar uzanır.

Onur da, coğrafyanın çocukluk çalışmalarını ayrıntılı bir şekilde inceleyerek Türkiye’de bu alanda ilk diyebileceğimiz bir çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Bekir Onur – Çocukluğun Coğrafyaları, İmge Kitabevi, inceleme, 318 sayfa, 2021

Jamie Metzl – Darwin Hack’leniyor (2021)

Gelecekte genetik mühendisliği sayesinde çocuklarımızı tasarlayabilir, ömürlerimizi uzatabilir, hayatı sıfırdan başlatabilir, bitki ve hayvan dünyasını yeniden yaratabiliriz.

Peki, buna gerçekten ihtiyacımız var mı?

Jamie Metzl, DNA kodumuzu yeniden düzenlemeye başlayacağımız gelecekte bizi bekleyen potansiyeller ve tehlikeler üzerine düşünüyor.

‘Darwin Hack’leniyor’, genetik devrimiyle hem insan refahının nasıl dönüşeceğini hem de sebep olacağı ölümcül genetik silahlanma yarışının dünyayı nasıl büyük bir felakete sürükleyeceğini anlatıyor.

DNA kodumuzun okunabileceği, yazılabileceği ve hatta hacklenebileceğini belirten Metzl, bizi genetik mühendisliğinin birçok açıdan hayatımızın seks, savaş, aşk ve ölüm gibi esas temellerini derinden sarsacak ayrıntılarını keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Jamie Metzl – Darwin Hack’leniyor, çeviren: Duygu Akın, Tellekt Kitap, bilim, 400 sayfa, 2021

Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri (2021)

Batı düşüncesine yön vermiş dört büyük düşünür üzerine harikulade bir inceleme.

Allan Megill, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Aşırılığın Peygamberleri’nde Nietzsche, Heidegger, Foucault ve Derrida’nın vizyonlarıyla sıkı bir hesaplaşmaya girişiyor.

Megill burada, Nietzsche ve estetik, Nietzsche ve mit, Nietzsche’ye göre sanat ve yorum, Heidegger ve nostalji idealizmi, Heidegger’in estetizmi, Foucault ve söylemin eylemciliği, Foucault ve yapısalcılık, Derrida düşüncesi bağlamında krizin yapıbozumu gibi konuları tartışıyor.

Megill bu dört düşünürün yanı sıra Levinas’ta “Başka” sorunu ve Freud’un katkıları ışığında modernizm ve postmodernizm gibi konuları da irdeliyor.

Megill’in, bunu yaparken kapsamlı bir modernizm ve postmodernizm tartışması ortaya koyması ise, kitabı nitelikli kılan en önemli hususlardan biri.

  • Künye: Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri: Nietzsche, Heidegger, Foucault, Derrida, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 448 sayfa, 2021

Klaus Rosen – Kavimler Göçü (2021)

Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla sonuçlanmış kavimler göçü üzerine çok iyi bir giriş.

Klaus Rosen, dünya tarihine yön vermiş bu kanlı hareketliliği başından sonuna izliyor.

Kitapta, kavimler göçünün sebepleri, göçün nerede başladığı ve hangi yöne evrildiği ve baş aktörlerinin kimler olduğu ayrıntılı bir şekilde açıklanıyor.

Aynı zamanda kavimler göçünün tarihyazımında nasıl suiistimal edildiğini de gözler önüne seren Rosen, Roma topraklarını işgal eden kavimlerin çoğunluğunu oluşturan Cermen unsurlara ve Avrupa tarihine vurdukları sarsıcı damgaya odaklanıyor.

Çalışma, MS 2. ile 5. yüzyıllar arasında giderek tansiyonu yükselen çalkantılı süreçte, muharebeler, işgaller, taht iddiaları, iç savaşlar, ittifaklar ve ihanetlerle örülü kargaşa yıllarında Batı Roma’yı yıkılmaya götüren ve Avrupa’da modern ulusların oluşumunun temelini atan bu olağanüstü sürece daha yakından bakmak için harika bir fırsat.

  • Künye: Klaus Rosen – Kavimler Göçü, çeviren: Mehmet Yıldırım, Runik Kitap, tarih, 132 sayfa, 2021

Selcan Peksan – Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu (2021)

Günümüzde çalışma, bireysel anlamını ve toplumsal konumunu koruyor mu?

‘Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu’, sosyal teorilerde işin sonu fikrini kıyasıya tartışıyor ve bizi çalışmanın anlamı ve rolü üzerine düşünmeye davet ediyor.

Çalışmayı insanın kendini gerçekleştirmesi ve bireysel gelişimini beslemesi gerektiği kabulüyle yola çıkan Selcan Peksan, çalışmanın modern kapitalist toplumlarda ücret karşılığında yapılan bir “iş”e dönüşmesine itiraz ediyor.

Kitapta, çalışmanın antropolojik bir kategori olarak insan doğasına içkin bir faaliyet olup olmadığı, tarihsel süreçte çalışmanın anlamına ilişkin temel kırılma noktalarının hangileri olduğu, işi insan hayatının merkezine yerleştiren gelişmelerin neler olduğu, sosyal teorilerde çalışmaya yönelik eleştirilerin odak noktalarının neler olduğu ve işin ortadan kalktığı bir toplum tahayyülünün insanlığın geleceği için anlamlı bir yol sunup sunmadığı tartışılıyor.

‘Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu’, emek konusuna ilgi duyan tüm okurların severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Selcan Peksan – Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu, İmge Kitabevi, inceleme, 358 sayfa, 2021

James McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa (2021)

Dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökenini tarihöncesi dönemden bugüne Akdeniz dünyasında doğa imgesinin dönüşümü üzerinden bakan çok özgün bir çalışma.

James McGregor, Antik Akdeniz’de geleneksel tarımın, doğal ekosistemlerin temel özelliklerine aykırı olmadığını, zengin olduğunu ve kendi kendini düzenleme kabiliyetine sahip olduğunu belirtiyor.

Bu ilişkinin, doğanın, insanın müdahale etmediği yabani kırsal olarak algılanmaya başladığı 18. yüzyılın sonlarında sona erdiğini belirten McGregor, bu tarihten başlayarak tarım dünyasının doğa dünyasından ayrıldığını, bu ani ve çarpıcı değişimin de ekolojik anlayışı baş aşağı ederek halen mücadele etmekte olduğumuz çok önemli sorunlara sebep olduğunu söylüyor.

Yazar böylece, dünyanın bugün karşı karşıya olduğu çevre krizinin kökeninde Batı toplumunun “İlk Doğa” ilkesini, insan toplulukları ile doğa dünyası arasındaki uyumlu ilişkiyi terk etmesinin yattığını savunuyor.

Kitap bu yönüyle, doğadaki yerimize dair eski anlayışı yeniden edinmemiz gerektiğini hatırlatıyor, doğaya karşıt ve hasım konumumuzu terk etmemizi, doğuştan ait olduğumuz biyolojik dünyada geçmişin kendini ispatlamış teknikleriyle yetiştiricilik yapan kimliğe dönmemizi telkin ediyor.

  • Künye: James H. S. McGregor – Tarihöncesinden Bugüne Akdeniz Dünyası ve Doğa: Kriz Çağına Nasıl Geldik?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, tarih, 412 sayfa, 2021

Simone Weil – Tanrı’yı Beklerken (2021)

Simone Weil’in Tanrı sevgisi üzerine yazılmış yazıları ve mektupları, burada.

Weil’in burada tanımladığı şekliyle Tanrı ve Tanrı sevgisi dini bütün sayılmayan, hatta kendini ateist olarak tanımlayan okura da hitap edecek türdendir.

Zira kitap, sevgi üzerine yazılmış bir methiye niyetine okunmalı.

Weil için Tanrı’nın sevgisi uçsuz bucaksızdır.

Öyle ki, zamanın ve mekânın sonsuzluğu üstünden gelir bulur bizi.

Bizim bekleyişimizden azadedir O’nun gelişi; ama zamanında gelir o…

İnsan, iyiliği beklemek ve kötülüğü uzaklaştırmaktan başka şey yapmamalıdır.

Sadece kötülük tarafından sarsılmamak için kas gücünü kullanmalıdır.

Tanrı’yı arzu etmek ve geri kalan her şeyden vazgeçmek, selamete erdiren budur sadece.

Kitap, Kenan Sarıalioğlu’nun özenli çevirisiyle Türkçede.

  • Künye: Simone Weil – Tanrı’yı Beklerken, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Fol Kitap, felsefe, 2021

Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke – Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi (2021)

Girit adası, coğrafi konumu açısından Doğu Akdeniz’in kilit noktasıdır.

Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke’nin otuz yıllık Girit çalışmalarının ürünü olan bu kitap da, Osmanlı dönemindeki Girit’i fethinden savaşlarına, toplumsal yapısından bölgede yaşanan ayaklanmalara ve adanın diplomasideki hayati yerine, konuyu çok zengin bir pencereden izliyor.

Girit kültürü kendine özgüdür.

İçinde, eski dönemlerden Miken, Minos, Roma, Hellen, Bizans ve biraz da Arap kültürü barındırır.

Ortaçağ ve hemen sonrasında, bu kadim kültürün üstüne kalın bir Venedik kültürü katmanı eklendi.

Bu senteze son olarak da Osmanlı kültürü katıldı.

Bütün bunlar Akdeniz mirasının özgün bir parçası haline gelen Girit kültürünü oluşturdu.

İşte elimizdeki kitap, bu olağanüstü tarihsel hikâyenin Osmanlı kısmı ayrıntılı olarak inceliyor.

Yazarların Girit kadı sicillerini de kapsayan çok geniş bir arşiv, yazma ve belge taramasının sonucu olan kitap, bilinçli popüler tarih tercihiyle, başta Giritliler olmak üzere, Osmanlı dönemi Girit tarihini merak eden tüm okuyuculara kolay okunan bir anlatı sunuyor.

  • Künye: Ayşe Nükhet Adıyeke ve Nuri Adıyeke – Osmanlı Dönemi Kısa Girit Tarihi, İş Kültür Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2021

Caleb Everett – Sayılar ve Türümüze Katkıları (2021)

Farklı toplumlar sayılarla nasıl ilişki kurar?

Kültürün gelişimi ile sayı sayma arasında nasıl bir ilişki vardır?

Dilbilimci antropolog Caleb Everett bu ödüllü çalışmasında, insanlarla diğer hayvanların sayısal becerileri ve bu becerilerin nörobiyolojik kökenlerini çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Everett, dilbilim ve antropolojinin yanı sıra bilişsel bilimler, nörobiyoloji ve fizyoloji gibi farklı alanlardan birçok araştırmayla zenginleşen çalışmasında, Amazon ormanlarından Avusturalya çöllerine uzanarak farklı kültürlerin sayılarla ilişkisini ve sayıların insan zihnini, davranış ve kültürleri nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

İnsan türünün en önemli bilişsel ve dilsel başarısı olan sayı sayma ve niceliksel kavramları kullanarak muazzam çeşitlilikteki kültürel faaliyetleri zenginleştirip geliştirme yeteneğini daha iyi kavramak açısından önemli veriler barındıran kitap, dilin kültürel bir icat olarak türümüzü şekillendirmekteki hayati işlevini açık bir şekilde göstermesiyle önemli.

  • Künye: Caleb Everett – Sayılar ve Türümüze Katkıları: Sayı Sayma ve Kültürlerin Gelişimi, çeviren: Can Evren Topaktaş, Kolektif Kitap, bilim, 258 sayfa, 2021

Kolektif – Covid-19 Salgını (2021)

İnsanlığı sarsan Covid-19 salgını, dünyanın farklı ülkelerinde ve bölgelerinde nasıl yaşandı?

Bu özenli derleme, pandeminin iyi bir karşılaştırmasını yapmak açısından çok önemli saptama ve veriler barındırıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, Çin, Güney Kore, Japonya, Rusya, Türkiye, İran, Hindistan, Amerika ve Brezilya’da Covid-19 virüsüne karşı nasıl mücadele edildiği inceleniyor.

Kitapta bunun yanı sıra, Covid-19 sürecinde ASEAN bütünleşmesi ve Güneydoğu Asya’da yaşananlar, salgın sürecinde Avrupa Birliği’nin verdiği büyük sınav ve Covid-19 salgınının mülteciler üzerindeki etkileri de tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Hatice Çelik, Emre Demir, Merva Suna Özel Özcan, Kerem Kılıçdaroğlu, Nezihe Başak Ergin, Engin Sune, Zeynep Tuba Sungur, Bahadır Pehlivantürk, Halil Burak Sakal, K. Özhan Değirmencioğlu ve Gülriz Şen.

  • Künye: Kolektif – Covid-19 Salgını: Ülke Deneyimleri, Bölgesel Etkiler ve Küresel Yansımalar, derleyen: Hatice Çelik ve Emre Demir, Nika Yayınevi, inceleme, 408 sayfa, 2021