Kolektif – Epistemoloji (2020)

Kadim felsefe geleneklerinden epistemoloji ile ilgili iyi derleme arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Kitapta, Antikçağdan Orta Çağa, erken modern dönemden günümüze dek pek çok filozofun şahsında hayat bulmuş epistemolojiler, yani bilgi ve rasyonel inanç teorileri ele alınıyor.

Kitapta,

  • Epistomolojinin felsefe tarihindeki yeri,
  • Platon ve Aristo’nun epistemolojileri,
  • Eski çağ kuşkuculuğu,
  • Orta Çağ epistemolojisi,
  • Descartes’ın epistemolojisi,
  • Locke, Berkeley ve Hume’da epistemoloji,
  • Kant ve Kantçı epistemoloji,
  • Amerikan pragmatizmi,
  • Wittgenstein’ın epistemolojiye getirdiği katkılar,
  • Quine ve Goldman’da epistemoloji,
  • Gettier’den sonra epistemoloji,
  • Ve epistemolojinin geleceği gibi pek çok konu ele alınıyor.

Kitap, bir bütün olarak epistemoloji üzerine bazı tartışmalarla başlayıp bilme ve türevlerini sorgulamaya devam eden çağdaş epistemologların perspektiflerini bir araya getirmesiyle çok önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alan Code, Charles Bolyard, Christopher Hookway, Desmond M. Clarke, Gisela Striker, John Turri, Markos Valaris, Melissa McBay Merritt, Nicholas D. Smith, P. J. E. Kail, Paul Snowdon, Ram Neta, Robert Bolton ve Stephen Hetherington.

  • Künye: Kolektif – Epistemoloji, derleyen: Stephen Hetherington, çeviren: Burak Çakır, Cengiz Çakmak, Engin Delice, Filiz Didem Çoban, Halil Rahman Açar ve Hüseyin Deniz Özcan, Fol Kitap, felsefe, 356 sayfa, 2020

Sebastiano Timpanaro – Materyalizm (2020)

Materyalizm üzerine usta işi bir çalışma arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Materyalizm, yapısalcılık ve psikoloji üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen Sebastiano Timpanaro, materyalizm, yapısalcılık, Marksizm ve dil felsefesi arasındaki ilişkiyi derinlemesine irdeliyor.

Timpanaro’nun çalışması, kaba, fiziksel ve biyolojik materyalizm anlayışlarına getirdiği eleştirilerle de dikkat çekiyor.

Kitapta, Saussure’ün dil çalışmalarından Levi-Strauss’un yapısalcığına, Foucault ve Chosmky’nin yapıtlarından kaba materyalizmin canlanışıyla bağlantılı olarak ivme kazanan ırkçılığa pek çok konu ele alınıyor.

  • Künye: Sebastiano Timpanaro – Materyalizm: Saussure, Lévi-Strauss, Chomsky, çeviren: Sibel Kibar, Fol Kitap, felsefe, 304 sayfa, 2020

Anne Dufourmantelle ve Jacques Derrida – Davet: Konukseverlik Üstüne (2020)

Jacques Derrida’dan konukseverlik ve yabancının yeri üzerine derinlemesine bir sorgulama.

Derrida, 1996’da verdiği “Konukseverlik Üstüne” adlı bu seminerlerinde, bu olguları felsefe ve edebiyatın klasik metinlerinden ve Yunan’daki durumundan hareketle yeniden gündeme alıyor.

Düşünür, konukseverliğin yasa ve koşullarının neler olduğu ve sadece bireysel değil toplumsal düzlemde de koşulsuz bir konukseverliğin mümkün olup olmadığı gibi konular üzerine derinlemesine düşünüyor.

Öte yandan Derrida’nın bu seminerleri dinlemiş olan Anne Dufourmantelle’in “Davet” başlıklı, hem söz konusu seminerleri yorumlayan hem de onlara açılımlar getiren metni de bu kitaba eşlik ediyor.

Derrida o zaman genç bir felsefeci olan Dufourmantelle’in “davet”ine uymuş, kapısını açtığı seminerinin metnini ona teslim etmiş; Dufourmantelle’in metni de Derrida’nın seminerine kitabın kapısını açmış ve baştan sona eşlik etmiş.

  • Künye: Anne Dufourmantelle ve Jacques Derrida – Davet: Konukseverlik Üstüne, çeviren: Aslı Sümer, Metis Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2020

Christian Wolff – Genel Felsefe (2020)

Felsefe nasıl icra edilir?

Felsefe yaparken nelere dikkat edilmesi gerekir?

1679-1754 yılları arasında yaşamış ve Leibniz ile Kant arası dönemdeki en büyük Alman filozofu olarak bilinen Christian Wolff, felsefe yapmanın esaslarını açıklıyor.

Wolff, iyi bir felsefeye giriş kitabı olarak okunabilecek çalışmasında ilkin, “nedenlerin bilgisi” olarak gördüğü felsefeyi önce “olguların bilgisi” dediği tarih ve “niceliklerin bilgisi” dediği matematikten ayırıyor.

Düşünür, felsefenin bu bilgi türleriyle ilişkisini gösterdikten sonra da onun sınırlarını ve dallarını belirliyor.

Bu tasniften sonra da Wolff, felsefenin nasıl icra edilmesi gerektiğini, felsefe yaparken dikkat edilmesi gerekenleri, felsefede doğru yöntemin ne olduğunu, filozofun kullanması gereken üslubu ve felsefe yapma özgürlüğünün önemini irdeliyor.

Özellikle felsefenin kısımlarına ilişkin tasnifi hâlâ geçerliğini koruyan ve ontolojinin isim babası kabul edilen Wolff’ün bu çalışması, felsefeye yeni başlayanlar kadar alanın uzmanlarının da yararlanacağı bir eser.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Felsefe ince sözden değil, hakikatten tat alır.”

“Filozof, iletmek için yazar -ne hatip gibi ikna etmek için, ne de şair gibi hoşnut etmek için. Filozofun tek amacı, ileri sürdüğü hakikati bilinir kılmaktır. Çünkü o, hakikat aşkıyla cezp olanlara yazar.”

“Felsefi yönteme göre felsefe geliştirmeyenler, yalnızca diğer yazarların sözlerinden hareketle bir bulamaç yaparlar. Başkalarının söylediklerini yeni bir ışıkla aydınlatmadıkları gibi, daha da karartırlar.”

“Bir ispatı hiçbir zaman seçik bir şekilde anlamayanlar, hakiki mantıktan ya da mantığı uygulama alışkanlığından yoksun olanlar, yargılarını aklın sunduğu delile değil de, türlü türlü dış etmenlere dayandırırlar. Dolayısıyla, rızaları iradeye dayanır ve bu nedenle çelişkinin her iki tarafına da kayıtsızdır. Bugün şevkle savunduklarının aksini yarın aynı coşkuyla savunduklarını görürsünüz.”

“İnsan bilmediği iyiyi arayamaz, bilmediği kötüden de kaçamaz.”

  • Künye: Christian Wolff – Genel Felsefe, çeviren: M. Mağsum Gökyüz, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 104 sayfa, 2020

 

Henri Bergson – Plotinos (2020)

Büyük antik filozof Plotinos, Yeni Platonculuğun kurucusu olarak bilinse de, felsefi düşünüşe katkıları bununla sınırlı değildir.

Plotinos, Doğu felsefe ekolleri ile Aristoteles ve Platon’u ustaca harmanlayan özgün bir mistik felsefi sistem kurmuştur.

Bu kitap ise, Henri Bergson’un Plotinos üzerine verdiği dersleri bir araya getiriyor.

Bergson burada, Plotinos’un hayat hikâyesini ve felsefi yolculuğunu izliyor.

Bergson, bir Platon yorumcusu olarak Plotinos’un ortaya koyduğu katkıları ve düşünürün ruhun taşması, ruhun yayılması, kendisini düşünen ‘evrense ruh’, ruhların düşüşü ve bilinç teorisi gibi kavramlarını çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Henri Bergson – Plotinos: Tanrı, Ruh ve Mit, çeviren: Adnan Akan, Fol Kitap, felsefe, 104 sayfa, 2020

Zygmunt Bauman – Akışkan Korku (2020)

Lucien Febvre, modern çağın doğmak üzere olduğu zaman olan on altıncı yüzyıl Avrupası’ndaki yaşam deneyimini “Peur toujours, peur partout” (“Hep ve her yerde korku”) cümlesiyle özetlemişti.

Modernite ise, bizi bütün korkularımızdan kurtaracağını vaat etmişti.

Oysa durum, bunun tam tersi oldu.

Şimdi çevre felaketleri, terör saldırıları, doğal afetler ve salgın hastalıklar gibi güncel korkularımız bulunuyor.

Peki, sıkışıp kaldığımız bu endişe ikliminden nasıl kurtulabiliriz?

Zygmunt Bauman’a göre, diğer tüm insani birlikte yaşam biçimleri gibi akışkan modern toplumumuz da korkulu bir hayatı yaşanabilir kılmaya çalışan bir aygıttır.

Başka bir deyişle potansiyel olarak silahsızlaştıran ve yeteneksizleştiren tehlike korkusunu bastırma, toplumsal düzeni koruma adına etkin bir şekilde önlenemeyen ya da önlenmemesi gereken tehlikelerden türeyen bu korkuları susturma amaçlı bir aygıttır.

Bauman çalışmasında, modern zaman korkularının bir soykütüğünü çıkarıyor ve bizi, bu korkuların nedenlerini keşfedip zorluklarıyla gerçek anlamda yüzleşmeye çağırıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Korku en fazla, yaygın, dağınık, belirsiz, bağlantısız, gayrı sabit, gezici olduğunda, açık bir adresi ya da nedeni olmadığında, bize görünmeyen bir uyak ya da nedenle musallat olduğunda, korkmamız gereken tehdit her yerde belirip hiçbir yerde görünmediğinde korkunçtur.”

“‘Korku’, belirsizliğimize, tehdide ve bunu yörüngesinde durdurmak veya durdurmak gücümüzün ötesindeyse mücadele etmek için ne yapılacağına ya da ne yapılabilip ne yapılamayacağına dair bilgisizliğimize verdiğimiz addır.”

“En korkuncu korkuların her yerde hazır ve nazır oluşudur; bunlar evlerimizin ya da gezegenimizin herhangi bir kuytu ya da çatlağından sızabilir. Karanlık sokaklardan ve parlak ışıklı televizyon ekranlarından. Yatak odalarımızdan ve mutfaklarımızdan. İşyerlerimizden ve oralara gidip gelmek için kullandığımız yeraltı treninden. Tanıştığımız insanlardan ve fark edemediğimiz insanlardan. Yuttuğumuz bir şeyden ve bedenimizin temas ettiği bir şeyden.”

“Uğursuz ‘milenyum böceği’ tarafından kimin bilgisayarı çökertilmişti? Halı akarlarının kurbanı olan kaç kişiyle karşılaştınız? Deli dana hastalığından kaç arkadaşınız öldü? Tanıdığınız insanlardan kaçı genetiği değiştirilmiş yiyeceklerden hasta ya da sakat oldu? Komşularınızdan ya da tanıdıklarınızdan hangisi hain ve kötü mülteciler tarafından saldırıya uğradı ve yaralandı? Panikler gelir gider ve ne kadar korkunç olursa olsun, bunların tüm diğerleriyle aynı kaderi paylaşacaklarını güvenle varsayabilirsiniz.”

“Modern akışkan düzende, hiçbirinin zorlu olduğundan kuşkulanılmasa bile korkuyu tetikleyen tehlikelerin insan hayatının kalıcı, ayrılmaz eşlikçileri olduğuna inanılır hale gelirken, korkulara karşı mücadelenin yaşam boyu bir iş olduğu ortaya çıkmıştır.”

“Hayatımız korkudan muaf olmak dışında her şeydir, bunun yürütüleceği akışkan modern düzen de tehlike ve tehditlerden muaf olmak dışında her şeydir. Artık sağlıklı bir hayat, korkuların potansiyel acizleştirici etkisine karşı, bizi korkaklaştıran gerçek ve varsayılan tehlikelere karşı uzun ve muhtemelen kazanılamayacak bir mücadeledir.”

  • Künye: Zygmunt Bauman – Akışkan Korku, çeviren: Cumhur Atay, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2020

William Godwin – Anarşizmin Felsefi Temelleri (2020)

Sağcılar, işlerine gelmeyen, kendilerine rakip her politik yaklaşımı öcüleştirir.

Buna verilebilecek en iyi örneklerden biri de, kuşkusuz anarşizmdir.

Anarşi şiddetle, kargaşayla ve örgütsüzlükle özdeşleştirilir.

Oysa anarşist düşünce ve kuramların neredeyse tamamında toplumsal huzur ve birliktelik arayışı öne çıkar.

Anarşinin bugünkü anladığımız şekli için milat 18. yüzyıl olarak alınır ve William Godwin de modern dönemin ilk anarşisti olarak bilinir.

Bir derleme olan elimizdeki kitap ise, Godwin’in düşünceleriyle tanışmak için çok iyi fırsat.

Yaklaşık 250 yıl önce kaleme alınmış bu yazılar, anarşizm, felsefe ve siyaset bilimi alanında bir başyapıt olmaya devam ediyor.

Godwin bu yazılarında insanın düşünceleri ve bunların iradi eylemler üzerindeki etkileri, birey ve toplum, etik, toplum sözleşmesi, yasa ve hukuk, mülkiyet meselesi, ekonomik adalet ve özgür toplumda eğitim gibi konuları tartışıyor.

Yazar kitabının son bölümünde ise, anarşizmin felsefi temellerini özgürlük, anarşi, özyönetim, adalet ve savunma, devletin feshi ve toplumsal düzen kavramlarını merkeze alarak ayrıntılı bir bakışla açıklıyor.

  • Künye: William Godwin – Anarşizmin Felsefi Temelleri, çeviren: Deniz Uludağ, Doğu Batı Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2020

Adnan Esenyel – Nietzsche Sokrates’i Neden Öldürdü? (2020)

Tanrının ölümüyle birlikte tümüyle yönsüz, amaçsız ve hedefsiz bir varoluşa hapsolduk.

Bundan sonra bizi hedonist, yozlaşmış ve nihilizme bulanmış bir varolma halinin beklediğini ilk dile getiren kişi Nietzsche olmuştu.

Nietzsche bunu ifade ederken de, Batı felsefesiyle ve onun babası olan Sokrates’le kıyasıya bir hesaplaşmaya girişmişti.

Nietzsche’ye göre Batı felsefesi, yozlaşmış, aşağılık sürülerin yaratıcısı bir ahlaktan başka bir şey değildir.

Bu amaçla 2000 yıllık Batı felsefesinin vücut bulmuş hâli Sokrates’in peşine düşer.

Zira kendisine göre, Batı felsefesiyle hesaplaşmak Sokrates’le hesaplaşmaktır.

İşte Adnan Esenyel’in bu kitabı da, Nietzsche’nin Sokrates’i neden ve nasıl öldürdüğünü irdeliyor.

Esenyel’e göre, Nietzsche açısından Sokrates’i öldürmek, onun felsefi kişiliğine tüneyen tanrıyı, onun kimliğinde beliren Batı felsefesini yıkmanın ve üstinsanı yaratmanın tek yoludur.

Kitap, Batı felsefesinin yaşamı nasıl değerlendirdiği ve Nietzsche’nin üstinsan idealini yaratırken Sokratik ideal ve hakikatle nasıl hesaplaştığı üzerine derinlemesine düşünmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Adnan Esenyel – Nietzsche Sokrates’i Neden Öldürdü?, Fol Kitap, felsefe, 216 sayfa, 2020

Özgür Taburoğlu – Yavaşlık Felsefesi (2020)

Hız, yeryüzüyle, kendimizle ve diğer canlılarla olan ilişkilerimizi mahvediyor.

Özgür Taburoğlu da, hızlanmış varlıklar ve olaylar arasında yavaşlamanın imkânları üzerine düşünerek bir yavaşlık felsefesi inşa ediyor.

Bunu yaparken romantizmden geç kapitalizme ve avangarda, modern düşünce üzerine derinlemesine düşünen Taburoğlu, hem düşünsel hem de fiziksel anlamda bizlere ivme kazandıran, hızlandıran ve yavaşlamamızı zorlaştıran etkileri ortaya koyuyor.

Kitapta, romantizmde ifade ve iradenin önemi, geç kapitalizmde hız ve yavaşlık, Tao’nun gösterişsiz fiilleri, edebiyatta dinginlik arayışları, yürümenin felsefesi, yaşam hamlesine karşı durma felsefesi, ifade ve iradenin sonu olarak Beckett karakterleri ve yavaş eğitim gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Yavaşlık Felsefesi: Khôra, Tao ve Aralıklar, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 424 sayfa, 2020

John Ellis McTaggart – Ölümsüzlük ve Ezeliyet (2020)

Ölümsüzlük hepimizin hayalidir.

Oysa muhakeme yeteneği olan her insan, bunun imkânsız olduğunu da bilir.

İngiliz idealizminin önde gelen figürlerinden John Ellis McTaggart’ın bu kitabı ise, ölümsüzlük ve ezeliyet üzerine ilgi çekici bir yapıt.

İlk olarak 1916’da yayımlanmış çalışmasında McTaggart, ölümsüzlüğe dair inançlarımızın kökenlerini, felsefe tarihinden örnekler eşliğinde irdeliyor.

Düşünür, insan ruhunun ölümsüz olup olmadığını ve felsefenin buna nasıl yanıt verebileceğini kapsamlı bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: John Ellis McTaggart – Ölümsüzlük ve Ezeliyet, çeviren: Barış Uzun, Fol Kitap, felsefe, 96 sayfa, 2020