Michel Huteau – Reformcu Filozof ve Anarşist Coğrafyacı (2020)

Filozof ve antropolog Clémence Royer ile anarşist coğrafyacı Pyotr Kropotkin arasında, kapitalizm koşullarında devrim ve reformdan devlete, sömürüden eşitsizliğe, kadından ahlaka uzanan sıkı bir tartışma.

Royer’i, sosyal Darwinizm’in ilk teorisyeni, feminist, antropolog ve filozof, Kropotkin’i ise başta ‘Karşılıklı Yardımlaşma’ olmak üzere çeşitli eseriyle anarşist teorinin önde gelen isimlerinden biri olarak biliriz.

Michel Huteau, iki isim arasında tasarladığı hayali bir tartışma üzerinden çağımızın büyük sorunlarına yanıt arıyor.

Royer, 1884 yılında, hapishaneye dönüştürülen Clairvaux Manastırı’nda beş yıllık hapis cezasını çekmekte olan Kropotkin’i ziyaret eder.

Bu ziyaret, iki ünlü isim arasında hararetli bir tartışmayı ateşleyecek ve tartışma hapishanelerden başlayarak sosyal eşitlik ve eşitsizliklere, genel oy hakkından halka, bilim ve ahlaktan anarşist topluma ve felsefeden vergiler ve devlete kadar uzanacaktır.

Huteau’nun enfes çalışması, siyasetin ve felsefenin güncel sorunlarına çarpıcı yanıtlar vermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Michel Huteau – Reformcu Filozof ve Anarşist Coğrafyacı: Clémence Royer ve Kropotkin Tartışıyor, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, siyaset, 2020

Yıldız Silier – Kökler, Çarklar ve Bulutlar (2016)

Tarihteki köylü, kadın, işçi ve köle isyanları başarıya ulaşsaydı, bugün nasıl bir dünyada yaşardık?

Yıldız Silier, bir ucu distopyaya, diğer ucu ütopyaya açılan ‘Kökler, Çarklar, Bulutlar’da, tarihteki bu adaletsizlik öykülerini anlatıyor, bu isyanlar başarıya ulaşsaydı neler olabileceğini kurguluyor.

Tarihe, alternatif yorumlarla bakmak isteyenlere.

  • Künye: Yıldız Silier – Kökler, Çarklar ve Bulutlar: Bir Karşılaşmalar Masalı, Yordam Kitap

Giorgio Agamben – Çocukluk ve Tarih (2020)

Çocukluk ve günlük yaşamı merkeze alarak deneyim ve bilginin nasıl birbirinden ayrıldığını izleyen harikulade bir çalışma.

Giorgio Agamben, yeni baskısıyla raflardaki yerini alan kitabında, Kant, Hegel, Husserl ve Benveniste’yi takip ederek çocukluk, dil, deneyim ve bilgi konularını yeniden yorumluyor.

Walter Benjamin, “deneyim yoksulluğu”nun 1. Dünya Savaşı’nın sebep olduğu yıkımın bir sonucu olarak moderniteden kaynaklandığını söylemişti.

Agamben ise, deneyimin yıkılması için artık bir felakete gerek kalmadığını, herhangi bir modern şehirdeki günlük yaşamın bunun için yeterli olabileceğini söylüyor.

Doğa ve kültür arasındaki antropolojik karşıtlık; konuşma ve dil arasındaki dilbilimsel zıtlık; öznenin doğuşu ve bilinçaltının ortaya çıkışı; ritüeller ve oyunlar arasındaki farklılıklar, Agamben’in bu bağlamda tartıştığı kimi dikkat çekici konular.

Deneyim, bilgi, oyun gibi herkesin üzerinde anlaştığını düşündüğü terimleri didikleyen Agamben, felsefeden dilbilime, antropolojiden siyasete geçerek, okura yeni ufuklar açıyor.

  • Künye: Giorgio Agamben – Çocukluk ve Tarih: Deneyimin Yıkımı Üzerine Bir Deneme, çeviren: Betül Parlak, Alfa Yayınları, felsefe, 212 sayfa, 2020

David Macey – Michel Foucault (2020)

Michel Foucault’nun yaşamı, entelektüel serüveni ve beslendiği kaynaklar üzerine sağlam bir çalışma arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

David Macey, Foucault’nun nasıl bir düşünce ortamı içinde yaşadığını, nasıl ürettiğini, ayrıca Althusser, Hyppolite, Canguilhem, Dumezil, Barthes, Deleuze, Vuillemin gibi düşünürlerle ilişkilerini çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Macey ayrıca, Foucault’nun Fransa ve yaşadığı diğer ülkelerde başına gelen ilginç olayları; çalışma ve üretme biçimini ve “arkeoloji”, “soykütük”, “hakikat” ve “benlik kaygısı” gibi farklı eserlerine damgasını vuran temel kavramlarının oluşum sürecini de açıklıyor.

Kitap, 20. yüzyıl düşüncesindeki önemli bir kopuşa önderlik etmiş Foucault’nun dünyasına daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: David Macey – Michel Foucault, çeviren: Fatih Demirci, Runik Kitap, biyografi, 154 sayfa, 2020

Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa (2020)

Kant ve Hegel ile başlayan rasyonalist gelenek ile varoluşçular arasındaki bağ nedir?

Ünlü Amerikalı akademisyen Robert Solomon’un tam 710 sayfalık bu muazzam eseri, varoluşçuluğun kökenleri üzerine muazzam bir çalışma.

Solomon, 20. yüzyılın en popüler ve etkili entelektüel akımı olmuş varoluşçuluğun kökenlerini, Nietzsche, Kierkegaard, Husserl, Heidegger, Sartre ve Merleau-Ponty gibi bu geleneğin önde gelen düşünürlerini merkeze alarak açıklıyor.

Solomon bununla da yetinmeyerek, varoluşçuların rasyonalist gelenekle nasıl hesaplaştıklarını ve nasıl bir anlamda onun sürdürücüsü olduklarını tartışıyor.

Solomon’un burada en dikkat çeken tezi ise, kaygı, sahicilik, hiçlik, absürtlük, ümitsizlik, başkalarıyla ilişkiler gibi somut insani deneyimleri felsefenin merkezine taşıyan ve etki gücünü bu somutluktan alan varoluşçuluğun sanıldığı gibi akılcılık karşıtı bir felsefi gelenek olmadığı şeklinde özetlenebilir.

Tüm felsefe okurlarının edinmeleri gereken bir çalışma.

  • Künye: Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa: Varoluşçular ve 19. Yüzyıldaki Kökleri, çeviren: Reha Kuldaşlı, İş Kültür Yayınları, felsefe, 710 sayfa, 2020

Roger Garaudy – Karl Marx (2020)

Önde gelen Marksist düşünürlerden Roger Garaudy’nin kaleminden şahane bir Karl Marx biyografisi.

Garaudy burada, yalnızca Marx’ın hayatını anlatmıyor, aynı zamanda O’nu etkileri bugün de devam eden büyük bir filozof yapan tarihsel, sosyolojik ve kişisel dinamikleri de açıklıyor.

Kitapta, Marx’ın doğduğu çevre, ailesi, eğitim yılları, Hegelci dönemi, Fichte ve Feuerbach ile tanışması, Engels ile dostluğu ve verdiği politik mücadele gibi konular ayrıntılı bir bakışla ele alınıyor.

Marx’ın düşünce dünyasının şekillenişine ve evrimine daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Roger Garaudy – Karl Marx: Entelektüel Bir Biyografi, çeviren: Adnan Cemgil, Fol Kitap, biyografi, 184 sayfa, 2020

Yılmaz Murat Bilican – Babamın Defterleri (2020)

Gençlerin antik felsefeyi daha yakından tanımasını sağlayacak çok güzel bir kitap.

Yılmaz Murat Bilican’ın kaleme aldığı Özlem Deveci’nin resimleriyle zenginleşen çalışma, aklındaki sorulara yanıt arayan meraklı bir gencin, antik filozofların dünyasına yaptığı bir yolculuğu anlatıyor.

Ege, tozlu raflarda, babasına ait eski defterler bulur.

Bu defterlerde antik felsefe döneminden sekiz büyük filozofla yapılan söyleşiler yer almaktadır.

Ege de bu defterlerden yola çıkarak Thales, Heraklit, Parmenides, Protagoras, Sokrates, Platon, Aristoteles ve Epikuros’la tanışacak ve daha da önemlisi, hem o dönemin hem de günümüzün sorularına yanıt bulmaya çalışacaktır.

  • Künye: Yılmaz Murat Bilican – Babamın Defterleri: Filozoflarla Zamandışı Söyleşiler, resimleyen: Özlem Deveci, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 288 sayfa, 2020

Bruce Fink – Lacancı Özne (2020)

Lacancı özne kavramı hakkında yetkin bir çalışma arayanlara bu eseri kesinlikle tavsiye ederiz.

Bruce Fink, Lacan’ın yeni ve radikal özne teorisini kapsamlı bir şekilde açıkladığı gibi, Lacan’ı, felsefe tarihinde uzun bir geçmişi olan öznenin ne anlama geldiğini araştıran modern düşünürlerin büyük geleneği içine yerleştiriyor.

Fink çalışmasında ayrıca, Lacan’ın öteki, nesne, dil gibi yapılanmış bilinçdışı, yabancılaşma, ayrılık, baba metaforu, jouissance ve cinsel farklılık gibi temel kavramlarını da net bir şekilde açıklıyor.

  • Künye: Bruce Fink – Lacancı Özne: Dil ve Jouissance Arasında, çeviren: Kemal Güleç, Encore Kitap, psikanaliz, 304 sayfa, 2020

Theodor W. Adorno – Yeni Sağ Radikalizmin Veçheleri (2020)

‘Yeni Sağ Radikalizmin Veçheleri’, Theodor Adorno’nun 1967’de verdiği kitaba adını veren konferansıyla, bundan yıllar önce, 1954 yılında verdiği ‘Geçmişin İşlenmesi Ne Demektir?’ adlı başka bir konferansını bir araya getiriyor.

Bu metinlerinde Adorno, faşizmi, yeni sağ radikalizmin hilelerini, faşizmi olgunlaştıran toplumsal önkoşulları, siyasetin geçmişi yeniden işleyerek nasıl kendi amacı için kullandığını ve bunun gibi, güncelliğini bugün de koruyan çok önemli konuları tartışıyor.

Adorno burada, sağ radikalizmin potansiyelinin, faşizmi olgunlaştıran toplumsal şartların hâlâ geçerli olmasıyla açıklanabileceğini söylüyor.

Başka bir ifadeyle Adorno, faşist rejim yıkılmış olmasına rağmen, faşist hareketlerin yeşermesi için gerekli önkoşulların, doğrudan siyasal düzeyde olmasa da, toplumsal düzeyde bugün de eskisi gibi devam ettiğini belirtiyor.

Savaş sonrası dönemde demokratik ortak temsil ile sermayenin yoğunlaşma eğilimi arasındaki yapısal karşıtlığın devam ettiğini, bu nedenle milliyetçi ve faşist hareketlerin sürdüğünü vurgulayan düşünür, onlardan “kendi kavramsal içeriğinin hakkını bugüne kadar tam anlamıyla verememiş bir demokrasinin yara izleri” olarak söz ediyor ve radikal sağ propagandanın başvurduğu hileleri ve yenilginin toplumda yol açtığı narsisist incinmenin izlerini çok yönlü bir şekilde izliyor.

  • Künye: Theodor W. Adorno – Yeni Sağ Radikalizmin Veçheleri ve Geçmişin İşlenmesi Ne Demektir?, çeviren: Şeyda Öztürk ve Tarhan Onur, Metis Yayınları, felsefe, 88 sayfa, 2020

Jacques Bidet – Foucault’yu Marx’la Okumak (2016)

Karl Marx ile Michel Foucault’yu iletişime sokan, iki düşünür arasındaki benzerlik ve ayrımları derinlemesine irdeleyen bir çalışma.

Jacques Bidet, Foucault’nun üstatlarından biri olarak kabul ettiği Marx ile arasındaki “ihtilaf”ın boyutlarını ölçüyor, Marx’ın ve Foucault’nun kavramsallıkları arasındaki ilişkiyi sistematik biçimde ele alıyor.

  • Künye: Jacques Bidet – Foucault’yu Marx’la Okumak, çeviren: Zehra Cunillera, Metis Yayınları