Jennifer Wright – Böyle mi Olacaktı? (2017)

Sevgilisinden ayrılmamış veya onun tarafından terk edilmemiş insan yoktur.

Peki, ne yaşarız bu durumda?

İlk zamanlar sonu gelmez bir acı çeker ve içimizde inanılmaz bir öfke kabarır.

İlerleyen zamanlarda bu acı ve öfke aynı şekilde, hatta katlanarak devam eder.

Sonra bir gün, daha az acı çekmeye, daha az öfkelenmeye başladığımızı fark ederiz.

Ama öyle bir zaman gelir ki, o büyük acının, öfkenin esamisi okunmaz.

Ve geriye, o klişe deyişle, “tortusu kalır”.

Jennifer Wright’ın elimizdeki kitabı da, bu süreci bizim gibi yaşamamış, öfkelerinden adeta kudurmuş 13 tarihsel ve popüler insanın gerçek hikâyelerini sunuyor.

Bu anlatıda kimler yok ki!:

İmparator Nero’nun yaşadığı aşk acısı,

Bir çifti düğün gecelerinde çıplak olarak buzdan saraya kilitleyen Rus İmparatoriçesi Anna İvanovna,

Anne Boleyn,

Lord Byron,

Norman Mailer,

Elizabet Taylor,

VIII. Henry…

Wright’ın keyifli ve merak uyandırıcı bir üslupla kaleme aldığı kitabı, ayrılık acısı yaşayanlara derman olacak, bize de daha beteri de varmış dedirtecek cinsten.

  • Künye: Jennifer Wright – Böyle mi Olacaktı?, çeviren: Zeynep Yeşiltuna, Domingo Kitap, inceleme, 264 sayfa

Kemal Varol – Sahiden Hikâye (2017)

‘Jar’ ve ‘Haw’ romanlarında hayali Arkanya’da yaşayan sağlam karakterleriyle bizi tanıştıran Kemal Varol, şimdi de bizi öyküleriyle tanıştırıyor.

Yazarın bu ilk öykü kitabı da, bizi bir kez daha Arkanya’ya, bu taşra şehri insanlarının dünyasına götürüyor.

Burada, küçük hayatlar yaşayanından hayalleri sınır tanımayanına; yolları aşka, ölüme, kaybedişe, hiçliğe, dayanışmaya ve isyana açılan birçok karakterle tanışıyoruz.

Kimileri Varol’un edebiyatını, 90’lı yılların edebiyata yansımasının iyi örneklerinden biri olarak kabul eder.

Bu öyküler de, yalnızca söz konusu dönemin ruhunu iyi kavradıkları için değil, aynı zamanda özgün karakterleri, dili kullanmadaki maharetleri ve yarattıkları atmosferle de iyi bir okuma vaat etmekte.

Öykülerin, Rewhat Arslan’ın çizimleriyle zenginleştiğini de belirtelim.

  • Künye: Kemal Varol – Sahiden Hikâye, İletişim Yayınları, öykü, 169 sayfa

Madeleine Thien – Bundan Sonra Her Şey Biziz (2017)

Dünya değişiyor, geçmiş yeni bir gözle, yeniden yorumlanıyor.

Son zamanlarda Çin’in Kültür Devrimi’nde yaşananlar, edebiyatın sıklıkla konusu olmaya başladı.

Bu konuyu en çok işleyenler de eski yazarlardan ziyade genç yazarlar.

1974 doğumlu Madeleine Thien de, bu yazarlardan biri.

Roman, başkahramanı 11 yaşındaki kız çocuğunun yaşadıkları ekseninde, iki Çinli ailenin tarihine açılıyor.

Bu iki aileden gelen bireyler, Mao Zedung’un Kültür Devrimi’ni bizzat yaşamış ve bunun yarattığı sorunları birebir deneyimlemiş insanlar olarak karşımıza çıkıyor.

  • Tiananmen Meydanı’ndaki öğrenci protestosunda yaşanan kıyım,
  • Parçalanan aileler, parçalanan hayatlar,
  • İktidarın gittikçe gaddarlaşması karşısında, çareyi başka ülkelere göç etmekte bulan insanlar,
  • Yarım kalmış aşklar,
  • Ve gerçekleşmemiş hayaller…

Thien, ailenin dört kuşağından bireyler üzerinden bu sürecin izini sürerek hem trajik hem de etkileyici bir roman ortaya koymuş.

En çok renkli karakterleri ve üslubuyla kendini fark ettiren romanın, Scotiabank Giller Ödülü kazandığını, ayrıca 2016 Man Booker ve Governor General Edebiyat ödüllerinin finalisti olduğunu da belirtelim.

‘Bundan Sonra Her Şey Biziz’, 14 Nisan’da raflardaki yerini alacak.

  • Künye: Madeleine Thien – Bundan Sonra Her Şey Biziz, çeviren: Özlem Yüksel, Hep Kitap, roman, 480 sayfa

Theodor W. Adorno – Metafizik (2017)

Frankfurt Okulu’nun en ünlü düşünürlerinden Adorno’nun metafizik üzerine verdiği dersler, konuyla ilgilenenler için adeta mücevher değerindedir.

Ve uzun zamandır Türkçeye çevrilmeyi bekleyen Adorno’nun söz konusu ders notları, İsmail Serin’in ince işçiliğiyle şimdi dilimize kazandırıldı.

Kitap, Mart ayında raflardaki yerini aldı.

Adorno burada, ilk olarak Aristoteles düşüncesine odaklanıyor ve ardından:

  • Metafiziğin kavramsal karakteri,
  • Olgucu felsefe tarihinde teoloji ve metafizik,
  • İlk neden öğretisi,
  • Kavramın tarihi,
  • Aristoteles metafiziği,
  • Platon’un İdeler öğretisi,
  • Heidegger’in, Aristoteles’in metafizik yaklaşımına dair düşünceleri,
  • Biçim ve madde,
  • Değişmezlik öğretisi,
  • Auschwitz’den sonra metafizik,
  • Benliğin tasfiyesi,
  • Ve olumsuzluğun bilinci gibi, metafizik felsefeye içkin önemli kavramları tartışıyor.

Ders notları, II. Dünya Savaşı’nda yaşananların Adorno’nun diğer alanlardaki fikirlerinde olduğu kadar, metafizik düşüncesinde de ne denli büyük dönüşümler yarattığını ortaya koymalarıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Theodor W. Adorno – Metafizik, çeviren: İsmail Serin, İthaki Yayınları, felsefe, 256 sayfa

Funda Şenol Cantek (der.) – İcad Edilmiş Şehir: Ankara (2017)

Başkentin geçmişten günümüze yaşadığı dönüşümü kapsamlı bir biçimde ortaya koyan bir çalışma.

En başta Ankaralının, ama bu şehir üzerinden ülkenin yakın uzak tarihi ile siyasal ve toplumsal anlamda geçirdiği dönüşümleri daha iyi kavramak isteyen her okurun aydınlanacağı nitelikli bir kitap.

  • Frigler zamanında Ankara,
  • Ankara’da çok dinli geçmişin izleri,
  • Mustafa Kemal döneminde Ankara’nın imarı,
  • Cumhuriyet’in ilk yıllarında Ankara’nın ticaret merkezî yapısı,
  • Ankara’nın kentsel gelişimi,
  • Edebiyatta Ankara,
  • 1960’ların Ankara’sında sanat rüzgârı,
  • Başkent gazeteciliği,
  • Ankara Radyosu’nda radyo tiyatrosu dönemi,
  • Ankara sinemaları,
  • Ankara futbolunun gözbebeği Gençlerbirliği ve Ankaragücü,
  • Behzat Ç. ve Ankara…

Kitapta bu ve bunun gibi, Ankara’ya dair merak edilen neredeyse her konu ve ayrıntı yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Sevgi Gülalp, Suna Güven, Suavi Aydın, Elif Ekin Akşit. Güven Arif Sargın, Bülent Duru, Aykut Kansu, Mehmet Tunçer, Güven Tunç, Yalçın Ergir, Uğur Biryol, Zeynep Kezer, Ali Y. Baltacıoğlu, Şengül İnce, Ayşe Kulin, Şükran Yiğit, Birhan Keskin, Hakan Kaynar, Sevgi Soysal, Levent Cantek, Funda Şenol Cantek, Eser Köker, Kudret Emiroğlu, Turan Tanyer, Meltem Ahıska, Özden Cankaya, Nejat Ulusay, Tanıl Bora, K. Emre Demir, Selda Tuncer, Murat Sevinç, Emrah Serbes, Fatma Şule Balcı, Derya Bengi, Can Arpaç ve Burcu Şimşek.

  • Künye: Kolektif – İcad Edilmiş Şehir: Ankara, derleyen: Funda Şenol Cantek, İletişim Yayınları, şehir, 527 sayfa

Demir Özlü ve Ferit Edgü – Özyurdunda Yabancı Olmak (2017)

Sel Yayınları, 2010 yılında Tezer Özlü ve Ferit Edgü’nün mektuplaşmalarını yayımlamıştı.

Hatırlanacağı gibi zengin ve önemli ayrıntılar barındıran söz konusu mektuplar hem edebiyat dünyasınca hem de Özlü ve Edgü okurlarınca büyük ilgi ve heyecanla karşılanmıştı.

Yayınevi şimdi de, Ferit Edgü ile Demir Özlü’nün, diğer bir deyişle 1950 kuşağının önde gelen iki yazarının mektuplaşmalarını sunuyor.

Burada yer alan 139 mektup, hem Özlü’nün hem de Edgü’nün kişisel yaşamları, edebi anlayışları, eserlerini yazma süreçleri ve topluma, dünyaya ve politikaya nasıl baktıklarına dair önemli ayrıntılar sunuyor.

Mektuplar aracılığıyla tanık olduğumuz bir olgu da, yaşadığı Türkiye toplumunda sürekli engellenmenin ve yalnızlaştırılmanın, bu ülke aydının makûs talihi olduğu gerçeğidir.

Bir döneme, bir kuşağa ve bir ülkeye ışık tutan mektuplar…

  • Künye: Demir Özlü ve Ferit Edgü – Özyurdunda Yabancı Olmak, yayına hazırlayan: Mısra Gökyıldız, Sel Yayıncılık, mektup, 284 sayfa

Joseph Roth – Sonsuz Kaçış (2017)

Alman edebiyatının önde gelen simalarından Joseph Roth’tan, 1. Dünya Savaşı’nda geçen, başkahramanı Franz Tunda’nın maceralar ve ruhsal dönüşümlerle örülü hikâyesi.

Tunda, Joseph Roth’un neredeyse bütün romanlarında gördüğümüz, kendini hiçbir yere ait hissedemeyen karakterlere iyi örneklerden.

Avusturya-Macaristan ordusuna bağlı bir teğmen olarak Rus cephesine gönderilen Tunda, burada ölümün çerçevelediği birbirinden heyecanlı maceralar yaşamaya başlar.

Burada savaşırken Ruslara esir düşen Tunda, bir yolunu bulup tutulduğu kamptan kaçar.

Fakat her şey daha yeni başlamıştır: Zira bundan sonra Tunda’nın hayatı daha da karmaşık bir hal alır:

Devrimci bir grupla tanışma,

Grubun lideri Nataşa Aleksandrova ile yaşanan aşk,

Görev için Bakü’ye gidiş ve burada yapılan evlilik,

Viyana’ya geri dönüş,

Viyana’dan Berlin ve Paris’e uzanan yıllar…

Franz Tunda, Avrupa’da savaşın yıkıntıları üstüne yükselen yeni insana da tanık olur.

Fakat bu yeni insan da, kahramanımıza hiçbir heyecan vermez.

Zira Tunda, bu abartılan yeni bireyin içinin boş olduğunu, sadece bir mitten ibaret olduğunu fark eder.

Franz Tunda belki maceralarıyla değil, ama hayata ve siyasete dair takındığı muhalif tavrıyla, Joseph Roth’un bizzat kendisidir diyebiliriz.

  • Künye: Joseph Roth – Sonsuz Kaçış, çeviren: Ahmet Arpad, Ayrıntı Yayınları, roman, 160 sayfa

Heinrich Geiselberger (haz.) – Büyük Gerileme (2017)

Farklı ülkelerden, alanında uzman 15 yazarın katkıda bulunduğu, dünyanın değişik yerlerinde sağ popülist siyasetlerin yükselişe geçmelerinin altındaki saikleri açıklığa kavuşturan ufuk açıcı bir çalışma.

Bugün yaşadığımız darboğaza, 1990’lı yıllarda küreselleşme hakkında yürütülen tartışmalara uzanarak bakan kitap, hem bu durumu yaratan etkenleri analiz ediyor hem de gelecek yıllarda olabileceklere dair öngörülerde bulunuyor.

  • Sağ popülizmin yükselişe geçişinin ardındaki sosyolojik ve ekonomik nedenler neler?
  • Bu süreçte alt sınıflar ile orta sınıflar arasında bir ittifaktan bahsedilebilir mi?
  • Alınmaya çalışılan önlemler gerçekte kimleri ve neleri korumaya yönelik?
  • Ekonomik ve sosyal politikaların yabancı ve göçmen düşmanlığıyla nasıl bir ilişkisi var?
  • Ve her şey bir yana, bütün bu olup bitenler aslında neoliberal kapitalizmin büyük ve ertelenemez krizi anlamına mı geliyor?

Bu ve benzeri birçok soruyu yanıtlayan kitap, yaşadığımız dönemin nitelikli ve derli toplu bir analizini yapmasıyla her kitaplıkta bulunmayı fazlasıyla hak ediyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Zygmunt Bauman, Nancy Fraser, Slavoj Žižek, Bruno Latour, Arjun Appadurai, Donatella della Porta, Eva Illouz, Ivan Krastev, Paul Mason, Pankaj Mishra, Robert Misik, Oliver Nachtwey, César Rendueles, Wolfgang Streeck ve David Van Reybrouck.

  • Künye: Kolektif – Büyük Gerileme, hazırlayan: Heinrich Geiselberger, çeviren: Merisa Şahin, Aslı Biçen, Ahmet Nüvit Bingöl ve Orhan Kılıç, Metis Yayınları, siyaset, 232 sayfa

Wolfgang Korn – Polar Yeleğin Dünya Seyahati (2014)

Genç okurlar için kaleme aldığı araştırmalarıyla ünlü Wolfgang Korn, bir polar yeleğin üretiminden tüketimine giden uzun yolu gözler önüne sererken bizi adeta dünya çapında bir seyahate çıkarıyor.

Hem de şaşırtıcı ve keyifli bir seyahate.

Yalnızca bir ürün üzerinden, globalleşmenin nasıl işlediğini yetkin bir biçimde ortaya koyan Korn, Birleşik Arap Emirlikleri’nden yola çıkarak Bangladeş, Singapur, Almanya, Senegal ve Kanarya Adaları’nı kapsayan bir yolculuğa çıkıyor.

Korn bunu yaparken, Dubai’nin dudak uçuklatan petrol zenginliği, Chittagong’taki grev, korkunç şartlarda çalışan işçiler ve insan kaçakçılığı gibi, geçtiği coğrafyaların ekonomik sistemlerine dair zengin gerçek-hikâyeler de sunuyor.

Bu hikâyeler öylesine güçlü ki, kitabın omurgasını oluşturuyor diyebiliriz.

  • Künye: Wolfgang Korn – Polar Yeleğin Dünya Seyahati, resimleyen: Birgit Jansen, çeviren: Saliha Nazlı Kaya, Can Yayınları, inceleme, 156 sayfa

Ülkü Tamer – Bir Adın Yolculuktu (2014)

‘Bir Adın Yolculuktu’, usta şair ve çevirmen Ülkü Tamer’in yeni şiirlerinden oluşuyor.

Tamer, kitaba adını veren şiirinde şöyle diyor:

“Kavaklık neresiydi, İthaka neresi

Belki Kırkayak bahçesinden başlamıştı yolculuğun senin

Belki Nurgana’dan

Başpınar’da konaklar mıydı Odysseus

Penelope kurar mıydı tezgâhını Kayacık’ta

Troya neresiydi

Agamemnon

Bir dağ-yüreğinin sesiydi

 

Meyan şerbetçileri dolduruyor sokakları

Sebil sarıp sarmalıyor ikindiyi

Alçalan güneşin altında Kyklops

Birecik yolunu gösteriyor tek gözüyle

Dağ yeli, dağın yüreği, söyle

Kimdi Odysseus

Antep’e gelenlerin delisi miydi (…)”

  • Künye: Ülkü Tamer – Bir Adın Yolculuktu, Islık Yayınları, şiir, 86 sayfa