Ahmet İlhan – Spinoza, Kant, Schopenhauer ve Nietzsche Felsefesinde Duyguların Anatomisi ve Şiirsel İzdüşümleri (2021)

Duygular felsefesi, bilhassa son yıllarda büyük ilgi çeken konulardandır.

Ahmet İlhan da bu özenli çalışmasında Spinoza, Kant, Schopenhauer ve Nietzsche’nin duygu tanımlarına ve bunun şiirsel izdüşümlerine odaklanıyor.

Çalışma, bir yandan söz konusu dört büyük filozofun duygu tanımları, çözümlemeleri ve betimlemelerini aydınlatırken, diğer yandan da şairlerin güçlü sezgilerini ve yaratıcı imgelemlerini felsefenin canlı yaşam akışına çekiyor.

İlhan’ın bu kapsamlı felsefi duygu çalışmasında karşımıza,

  • Spinoza’nın, duyguların matematiksel hassasiyetle incelenebileceği, duygu tarafından motive edilen insan davranışının tamamen anlaşılabilir ve açıklanabilir olması gerektiği düşüncesi,
  • Kant’ın duygu, akıl ve eylem arasındaki bağları çözümlemeye çalışırken eylemlerimizin bilgiyle nasıl iç içe geçtiği ve eylemlerimizin duygu ile akıl arasındaki gerginliğe nasıl vesile olduğu yaklaşımı,
  • Schopenhauer’un insanın sürekli bir gereksinme “isteme” halinde kaçınılmaz olarak hayal kırıklıkları ve acılar çekmeye yazgılı olduğu biçimindeki yaklaşımı,
  • Ve Nietzsche’nin kadim duygularımızla ilgili olarak bize inandığımız, bildiğimiz, sandığımız ve düşündüğümüz her şeyin büyük bir yanlışın parçası olabileceği ihtimalini fikri gibi pek çok ilgi çekici konu çıkıyor.

Künye: Ahmet İlhan – Spinoza, Kant, Schopenhauer ve Nietzsche Felsefesinde Duyguların Anatomisi ve Şiirsel İzdüşümleri, Sümer Yayıncılık, felsefe, 304 sayfa, 2021

Jonathan Wolff – Siyaset Felsefesine Giriş (2021)

Siyaset felsefesinin temel soruları hakkında iyi bir giriş.

Jonathan Wolff, kavramsal tartışmaların ötesine geçerek sınıf, devlet ve mülkiyet konularında kışkırtıcı sorular sorarak siyaset felsefesinin derinliklerine iniyor.

  • Devlet olmasaydı hayat nasıl olurdu?
  • Devleti meşru kılan nedir?
  • Kim yönetmeli?
  • Vatandaş ne kadar özgürlüğe sahip olmalıdır?
  • Mülkiyet nasıl adil bir şekilde dağıtılmalıdır?

Çalışma,  siyaset felsefesinde yer alan temel sorunları ve bu sorunlara yanıt vermeye yönelik geçmişteki çabaları değerlendiriyor.

Wolff; diğer filozofların yanı sıra Platon, Hobbes, Locke, Rousseau, Mill, Marx ve Rawls’ın eserleri ile filozoflar arasındaki tartışmaların nasıl geliştiğini incelemekte ve bu kışkırtıcı sorulara olası cevaplar arıyor.

Yazar, konuyu bir dizi kalıcı ve zamansız soru aracılığıyla araştırıyor, en etkili cevapları keşfetmek ve siyaset felsefesinin çağdaş meseleleri anlamak için yüzyıllar ve binyılları arşınlıyor.

Kitabın son bölümü, ırk, cinsel yönelim, engelli çokkültürlülüğü ve küresel adalet hakkındaki kuramsallaştırmada yeni gelişmelere ayrılmış.

Siyaset felsefesindeki temel sorulara ilişkin merak uyandıran çalışma, açıklık ve konuşma tarzını birleştiren yapısıyla siyaset felsefesine ideal bir giriş kitabı.

  • Künye: Jonathan Wolff – Siyaset Felsefesine Giriş, çeviren: Fahri Bakırcı, Lykeion Yayıncılık, felsefe, 248 sayfa, 2021

Louis Althusser – Psikanaliz ve İnsanbilimleri (2021)

Louis Althusser’in 1963-1964 akademik yılında École Normale Supérieure’de Lacan ve psikanaliz üzerine verdiği iki konferansı bu kitapta bir araya getirilmiş.

Kitap, psikanaliz ile insanbilimleri arasındaki ilişkiyi irdelemesi ve Lacan hakkındaki özgün yorumlarıyla alan açısından altın değerinde.

  • Psikanaliz nerede yer alır?
  • Yeri neresidir?
  • Henüz var olmayan bir alanda yeri nasıl tespit edilir?
  • Mevcut disiplinlerle sınırları nedir?
  • Mevcut disiplinlerle olmayan-sınırları nedir?

Bunlar, Lacan’ın düşüncesine sürekli musallat olan türden sorulardır.

Freud’un düşüncesine de musallat olduklarını söylemek abartı olmaz.

Hem Lacan’da hem de Freud’da eşit derecede çarpıcı olan şey şu paradokstur. Lacan’da yeniden karşılaşacağımız gibi, Freud’da da iki yönlü bir meşguliyet buluruz:

Psikanalizi, ona en yakın olduğunu iddia eden disiplinden (psikolojiden) kökten bir şekilde ayırmak ve tam tersine onu görünüşte ondan uzak olan disiplinlere (sosyoloji, antropoloji veya etnolojiye) bağlamaya çalışmak.

İşte bu kitap da, Althusser’in 1963-1964 akademik yılında École Normale Supérieure’de Lacan ve psikanaliz üzerine verdiği iki konferansı bir araya getiriyor.

Filozofun psikanalizin, özellikle Fransa’da, insanbilimleri, felsefe ve özellikle psikolojiyle olan ilişkisini ayrıntısıyla ele aldığı iki temel metin.

  • Künye: Louis Althusser – Psikanaliz ve İnsanbilimleri, çeviren: Murat Erşen, Alfa Yayınları, felsefe, 120 sayfa, 2021

St. George Stock – Stoacılık (2021)

Stoacılık hakkında açık ve öz bir giriş arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

St. George Stock imzalı kitap Zenon, Seneca, Cicero ve Epiktetus gibi alanın devlerinin fikirlerini aydınlatıyor.

Stoacılar, doğaya uygun bir yaşamı, insanın ulaşabileceği en yüksek yaşamla özdeşleştirir.

Doğası gereği akıl sahibi bir canlı olan insanın yapması gereken akla uygun yaşamaktır.

Doğanın yoluyla erdemin yolu ise birbirinden ayrı değildir.

Stoacı düstur, erdemli bir yaşam sürmek, doğaya ve/veya akla uygun yaşamaktır.

Aristoteles ve Platon için devletle ilgili olan mutluluk problemi, artık bireyle ilgilidir.

Böylece felsefe de Stoacılar için ‘yaşama sanatı’ hâline gelir.

İşte bu çalışma da Stoacılığa kısa ve güzel bir giriş yapıyor.

Zenon’dan Seneca’ya, Cicero’dan Epiktetus’a bu kitap, Stoacılığın etik, mantık, fizik ve retorik anlayışını ana hatlarıyla sunuyor.

  • Künye: St. George Stock – Stoacılık, çeviren: Melike Molacı, Fol Kitap, felsefe, 96 sayfa, 2021

Christopher Tyerman – Bir Haçlı Seferi Nasıl Planlanır? (2021)

Orta Çağ’da bir erkeği yahut kadını Kutsal Topraklara doğru belirsiz ve tehlikeli bir yolculuğa çıkaran faktörler nelerdi?

Christopher Tyerman, bir haçlı seferinin debdebeli hazırlıkları ve maliyetini merkeze alarak Orta Çağ toplumunun doğası hakkında bizi aydınlatıyor.

Birinci Haçlı Seferi’nin ve sonraki Haçlı Seferlerinin öyküsü sıra dışıdır fakat çoğu araştırma, Papa’nın yaptığı çağrıları kısaca anlatıp hemen muharebe meydanına geçmeye çalışır.

Tyerman daha farklı bir yol izleyerek gözden kaçan bir noktaya, Haçlı Seferlerinin nasıl planlandığına odaklanıyor.

Batı Avrupa’daki topraklarını ve ailelerini terk edip Kutsal Topraklara doğru belirsiz bir geleceğe adım atan binlerce erkeğin ve kadının çabaları, bu zamana kadar yeterince araştırılmamıştı.

Bu insanların eylemleri, Orta Çağ toplumunun doğası hakkında cevaplanması zor pek çok soruyu da beraberinde getiriyor.

‘Bir Haçlı Seferi Nasıl Planlanır?’ sorusunu başlığına taşıyan çalışma, diplomasinin, iletişimin, propagandanın, iletişim araçlarının kullanımının, tıbbi bakımın, teçhizatın, yolculukların, paranın, silahların, vasiyetnamelerin, fidyelerin, hayvanların ve duanın sahip olduğu güce ışık tutuyor.

Tarihin anlaşılması büyük çaba gerektiren bu dönemine, yeni ve kuşatıcı bir bakış sunuyor.

Haçlı Seferi projeleri konusunda uzman Murat Çaylı’nın Türkçeye kazandırdığı çalışma, bir Haçlı Seferinin tüm hazırlık safhalarını mercek altına alıyor.

  • Künye: Christopher Tyerman – Bir Haçlı Seferi Nasıl Planlanır?: Yüksek Orta Çağ’da Akıl ve Dinî Savaş, çeviren: Murat Çaylı, Selenge Yayınları, tarih, 392 sayfa, 2021

Kolektif – Yönetim Bizde, Mülkiyet Bizde (2021)

İşçiler, tarih boyunca kapitalist sisteme karşı görkemli mücadeleler sergiledi.

Bu enfes derleme, hem bu geleneğin sağlam bir kaydını tutuyor hem de bugün sahici bir alternatif yaratmak için bu deneyimlerden nasıl yararlanabileceğimizi ortaya koyuyor.

Sanayi çağı ile birlikte ücretliler sendikalarda örgütlendiler, grevlerle mücadele ettiler ve hatta üretimi patronlar olmadan kontrol etmeyi amaçlayan çeşitli özyönetim kurumları yaratarak kapitalist sistemin temel dayanaklarına meydan okuyacak kadar ileri gittiler.

Modern tarihin her döneminden ve dünyanın birçok ülkesinden alınan spesifik deneyimlerle çığır açan bu derleme, tarihsel geleneğin izini kapsamlı bir şekilde sürüyor.

İşçi denetimi için tarihsel ve çağdaş mücadelelerden çıkarılan derslerle dolu olan ‘Yönetim Bizde, Mülkiyet Bizde’, başka bir dünyanın mümkün olduğunu düşünenler, sahici alternatifler arayanlar ve eskinin küllerinden yeni bir dünya yaratmak için mücadele edenler için temel bir kaynak.

Immanuel Ness ve Dario Azzellini’nin hazırladığı bu kapsamlı çalışmada araştırma ve incelemeleriyle katkı sunan diğer yazarlar ise şöyle: Victor Wallis, Donny Gluckstein, Sheila Cohen, Alberto R. Bonnet, David Mandel, Pietro Di Paola, Andy Durgan, Goran Musić, Zbigniew Marcin Kowalewski, Jafar Suryomenggolo, Samuel J. Southgate, Gabriela Scodeller, Peter Robinson, Alan Tuckman, Patrick Cuninghame, Elaine Bernard, Arup Kumar Sen, Andrés Ruggeri, Maurício Sardá de Faria ve Henrique T. Novaes.

  • Künye: Kolektif – Yönetim Bizde, Mülkiyet Bizde: Paris Komünü’nden Günümüze İşçi Denetimi, hazırlayan: Dario Azzellini ve Immanuel Ness, çeviri editörü: Çağatay Edgücan Şahin, Nota Bene Yayınları, siyaset, 584 sayfa, 2021

Kolektif – Tevfik Fikret (2021)

 

Tevfik Fikret’e 106 yıl sonra çok farklı açılardan bakmayı deneyen şahane bir armağan kitap.

Turgut Çeviker’in hazırladığı kitabın dörtte üçünü “dünkü metinler”, dörtte birini 1970 sonrası yazarların “bugünkü metinler”i oluşturuyor.

Söz konusu seçim böylece, Tevfik Fikret üzerine geçmişten bugüne uzanan yüzyıllık değerlendirmeler retrospektifi sunuyor.

Batı’nın kapısını ilk açan sanatçı Tevfik Fikret, bütün zamanlar için edebiyatımızın ana aktörlerinden birisi.

Yapıtları, yaşamı ve edebiyatımıza getirdiği yeniliklerle büyük bir temel taşı.

Diğer bir deyişle, okul yıllarından itibaren hep duyduğumuz, bir şekilde karşımıza çıkan önemli isimlerden biridir; ama kimdir gerçekten Tevfik Fikret, önemi nedir, onu layıkıyla tanıdığımızı söyleyebilir miyiz?

‘Tevfik Fikret’ kitabı, 106 yıl sonra ona çok farklı bir biçimde bakmayı deneyen bir armağan.

Bu kurgu, yazarların sanatçıyı zaman içinde ele alışlarındaki –değişen ve gelişen– dil, biçem, dünya görüşü, edebiyat anlayışı ve eleştiri tutumlarını da belgeliyor.

Tevfik Fikret, Koç Üniversitesi Yayınları’nın yeni dizisi “Armağan Kitaplar”ın da ilk kitabı aynı zamanda.

Yılmaz Güney, Halit Ziya Uşaklıgil, Yahya Kemal Beyatlı, Nurullah Ataç, Sait Faik Abasıyanık, Sabahattin Ali, Fikret Muallâ Saygı, Yaşar Kemal, Âşık Veysel Şatıroğlu kitaplarıyla devam etmesi planlanan “Armağan Kitaplar” dizisini Turgut Çeviker yayına hazırlıyor.

Bol görsel malzeme eşliğinde, söz konusu isimler hakkında yayımlanmış bütün yazılar elden geçirilerek, özgün anlatımlar süzülerek oluşturulmuş bir derleme niteliğindeki bu armağan kitapları, çok yazarlı biyografiler olarak da değerlendirmek mümkün.

  • Künye: Kolektif – Tevfik Fikret, hazırlayan: Turgut Çeviker, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 656 sayfa, 2021

Éric Vuillard – Yoksulların Savaşı (2021)

İlahiyatçı Thomas Müntzer’in önderlik ettiği ve Almanya’yı ateşe vermiş isyan üzerine harika bir çözümleme.

Éric Vuillard, 500 yıl önce gerçekleşen o isyanı yeniden yorumlayarak, bugün için bize nasıl bir devrimci perspektif sunacağını tartışıyor.

On altıncı yüzyıl Avrupa’sı: Protestan Reformu Katolik Kilisesi’ne, güçlülere ve ayrıcalıklılara karşı bir isyana girişir.

Böylece, kendilerine yalnızca cennette eşitlik vaat edilen köylüler ve yoksullar, bu eşitliğe neden burada ve hemen sahip olmadıklarını sorgulamaya başlar.

Bunun neticesinde, muktedirlerle aralarında kısa sürede alevlenen şiddetli bir mücadele patlak verir.

Tarihe damgasını vuracak bu mücadeleye bir ilahiyatçı önderlik edecektir: Thomas Müntzer.

Kendisi Almanya’yı ateşe verecek olan kişi.

Ne Martin Luther’in ne de Katolik Kilisesi’nin yanında.

‘Yoksulların Savaşı’ onun ve sıradan insanların hikâyesi.

Eşitsizliğin uzun ve korkunç bir tarihi var.

Ve henüz son bulmadı.

Vuillard, kurmacanın imkânlarından faydalanarak okuru bir kez daha tarihin yazıldığı anlardan birine götürüyor.

Yaklaşık 500 yıl önce gerçekleşmesine karşın günümüze dek uzanan eşitsizliklerle ilişkisini hâlâ koruyan bu isyanı kendine özgü üslubuyla yeniden yorumluyor.

  • Künye: Éric Vuillard – Yoksulların Savaşı, çeviren: Nihan Özyıldırım, Can Yayınları, tarih, 56 sayfa, 2021

Fatmagül Berktay – Düşünme Etiği (2021)

Çok öfkeliyiz, öyle ki birinci önceliğimiz hasmımızı ne olursa olsun mat etmek.

Fatmagül Berktay, her şeye rağmen etik bir yaklaşımla siyasal yaşamı nasıl daha anlamlı hale getirebileceğimizi belirtiyor.

Kitap, verili kavramları ve varsayımları sorgulayarak, onları eleştirel aklın süzgecinden geçirerek “zihnimizi genişletme” çağrısı yapıyor.

“Yeni ilişkiler, yeni bağlar kurabilmek, yeni başlangıçlar yapabilmek” için sadece bilgiye erişmeyi değil, bu dünyada nasıl yaşanacağını, başkalarıyla nasıl etik bir ilişki kurulacağını da mesele edinmemiz gerektiğini söylüyor.

“Hasmı ne pahasına olursa olsun mat etme” isteğinin tekbenci ve tahakkümcü bir tutum olduğunu, politik eylemin ancak çoğulluk olgusunu paylaşan insanlar arasında gerçekleşebileceğini hatırlatarak, tahakküme karşı çıkmaya çalışan herkesi düşünmeyi seçmeye, saygılı ve dürüst bir ortak düşünme sürecine davet ediyor.

“Dünyayı sadece çağdaşlarımızla değil bizden sonrakilerle de paylaşıyoruz ve onu yaşanabilir bir yer olarak inşa etmek, korumak ve geleceğe bırakmak sorumluluğumuz var,” diyen Berktay şöyle devam ediyor:

“Dünya sevgisi, ona ihtimam gösterme, özgürlük aşkı gibi kavramlar politik etkinliğin temelini oluştururlar. Eğer kişi politikayla ilgiliyse veya politika teorisiyle uğraşıyorsa neredeyse otomatik olarak bu değerlerle ilgilenmek ve seçimler yapmak zorunda kalır. Politik teorinin değeri, doğrulanabilir öngörülerde veya kesinliği kendinden menkul yargılarda bulunmasında değil, ortak dünyayı anlamaya çalışarak, değerlendirerek, yorumlayarak siyasal yaşama anlamlı biçimde bilgi sağlamasında yatar.”

  • Künye: Fatmagül Berktay – Düşünme Etiği, Metis Yayınları, siyaset, 368 sayfa, 2021

Vladimir İvanoviç Vernadski – Biyosfer (2021)

Darwin ile kıyaslanan Vladimir İvanoviç Vernadski, modern mineraloji, jeokimya ve ekoloji bilimlerinin kurucusu sayılır.

Vernadski’nin bilhassa ekoloji, jeoloji ve bilim tarihi alanlarında çığır açmış ‘Biyosfer’, yayınlanışından 95 yıl sonra nihayet Türkçede.

Vernadski’nin az tanınmışlığı, antikomünizmin bilim dünyası üzerindeki sansürünün üzücü örneklerinden biridir.

Fakat Vernadski’nin fikirleri de, kendisine atfedilmese dahi farklı kanallardan yaygınlaştı ve kabul gördü.

Biyosfer terimi farklı bilim insanları tarafından farklı anlamlarda kullanılmış olsa da, terimin bugün kabul edilen tanımı Vernadski’nin ‘Biyosfer’ kitabında inşa edildi.

Vernadski, bilim, teknoloji ve enerjinin evrensel, barışçı ve uygarlaştırıcı gücüne vurgu yaparken materyalizmi savundu, insan merkezci biyosfer tasarılarına karşı, doğanın işleyişinde yaşam merkezci ve holistik bir yönelimi temsil etti.

İlk olarak ‘Biyosfer’de ifadesini bulan pek çok bilimsel kavram ve yöntem, insanlığın ve misafiri olduğu gezegenin ortak geleceğini anlamlandırmak için hâlâ temel bilimsel kaynak niteliğinde.

İklim krizinin ve ekolojik yıkımın giderek derinleştiği dünyamızda yaşamın ilişkiselliğine, canlıların bütünselliğine, ekolojik bağlara dair yeniden düşünmeye çağıran bu kitap, tarihsel öneminin yanı sıra güncele de sıkı sıkıya bağlanıyor.

Son kısmında Vernadski’nin yaşamına dair bir kronoloji de sunan çalışma, yalnızca ekoloji, jeoloji, bilim tarihi ve felsefesi ile ilgilenenler için değil, gezegenimizin güncel ve yakıcı sorunlarına yönelik politik bir arayış içerisinde olanlar için de temel bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Vladimir İvanoviç Vernadski – Biyosfer, çeviren: Onur Küçükarslan, Yordam Kitap, bilim, 192 sayfa, 2021