Ben Fine ve Alfredo Saad-Filho – Marx’ın Kapital’i (2008)

Ben Fine tarafından ilk kez 1970’lerin başlarında yazılmış ‘Marx’ın Kapital’i’, çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir Marx’ın ‘Kapital’inin ekonomi politiğini ustaca açıklayan eserlerin en iyilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Bunu sağlayan etkenlerin başında da, yazarın, Marx’ın karmaşık bir dile sahip ‘Kapital’ini, açık ve duru bir anlatımla sunmadaki becerisiydi.

Dördüncü baskı için Alfredo Saad-Filho’nun da ortak yazarı olduğu kitap, dile getirdiği tezleri, güncel gelişmelerin süzgecinden geçirerek daha kapsamlı bir hale getirmiş.

Çalışmanın yeni bir baskıyla sunulmasının, son zamanlarda Marksist ekonomi politikte yaşanan canlanmaya önemli bir katkı sunacağını söyleyebiliriz.

  • Künye: Ben Fine ve Alfredo Saad-Filho – Marx’ın Kapital’i, çeviren: Nail Satlıgan, Yordam Kitap, iktisat, 204 sayfa

Giampiero Moretti–Deha (2008)

Deha, birçok yaratının itici gücü…

Giampiero Moretti de bu kitabında, deha kavramını ve dahi sanatçıyı mümkün kılan koşulları, özellikle 18. ve 19. yüzyılları merkeze alarak antik çağlardan günümüze inceliyor.

Kavramı kronolojik bir bakışla ele alan Moretti, belli çağlarda farklı anlamlar kazanan dehayı, dönemlere özgü estetik anlayışlarla değerlendirmeyi de ihmal etmiyor.

Benedetto Croce, Erwin Panofsky, Martin Heidegger, Cesare Lombroso, Kant ve Carl Gustav Jung gibi birçok ismin ve ayrıca farklı ekollerin konuya yaklaşımına da odaklanan Moretti, okuru deha konusunda öğretici, keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Künye: Giampiero Moretti – Deha, çeviren: Fırat Genç, Dost Kitabevi, sanat, 167 sayfa

Kolektif – Dar Kapıdaki Mesih: Walter Benjamin ve Politik Felsefesi (2017)

Bugün medeniyetin tüm kazanımlarını tehdit eden en önemli sorun, Dünya çapında yükselişe geçen aşırı sağ.

Walter Benjamin de, iki büyük dünya savaşının yaşandığı bir dönemin tanığı oluşuyla bu canavarlığı anlamaya çalışmış ve buna karşı mücadele etmişti.

İşte bu kitapta bir araya gelen genç akademisyenler, bugün yaşadığımız çıkmazı aşabilmemiz konusunda Benjamin’in felsefesinin bize ne şekilde rehberlik edebileceği üzerine düşünüyor.

Kitapta hukuk, ezoterizm ve teolojiye uzanan geniş bir perspektifle, Benjamin felsefesi farklı boyutlarıyla irdeleniyor ve bu felsefenin güncel sorunlarımızın çözümü konusunda sunduğu imkânlar tartışılıyor.

  • Künye: Kolektif – Dar Kapıdaki Mesih: Walter Benjamin ve Politik Felsefesi, derleyen: M. Ertan Kardeş, İthaki Yayınları, siyaset, 184 sayfa, 2017

China Miéville – Ekim: Rus Devrimi’nin Hikâyesi (2017)

Fantastik edebiyat alanında tanınmış bir isim olan China Miéville, devrimin ritmi içinde kaybolmaya istekli olanlar ve baş döndürücü bir hikâyeyi merak edenler için Ekim Devrimi’ni anlatıyor.

Ekim Devrimi ve öncesinde yaşananları tamı tamına bir hikâye olarak anlatmaya koyulan Miéville, bir rahibin ateist oğlunun anlatımlarıyla okurunu maceraların, ümitlerin, ihanetlerin, tesadüflerin ve cesaretin iç içe geçtiği 1917 yılına götürüyor.

Kitap, 1917’nin Şubat ayından başlayarak büyük devrime doğru hızla yol alan zamanı gün gün, ay ay takip ediyor.

Ekim Devrimi hakkında akıcı ve zengin bir kitap okumak isteyenler bu kitabı sevecektir.

  • Künye: China Miéville – Ekim: Rus Devrimi’nin Hikâyesi, çeviren: Saim Özen, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 400 sayfa

Thomas Kühne – Aidiyet ve Soykırım: Hitler Toplumu (1918-1945) (2017)

Nazilerin Yahudilere yönelik soykırımı, bazı kişilere göre, Adolf Hitler başta olmak üzere, kimi yönetici elitlerin çılgınlıklarından ibaretti.

Oysa tam aksine soykırım, farklı kesimlerin katkı sağladığı bir toplumsal mutabakatın ürünüydü.

Thomas Kühne’nin elimizdeki nitelikli çalışması ise, soykırımı “ulusal-kültürel kimlik inşası” bağlamında inceleyerek soykırımın toplumsal mutabakat boyutlarını açıklığa kavuşturuyor.

Yazara göre 1. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Alman toplumu büyük bir utanç içindeydi.

Fakat bu utanç, aynı zamanda Alman toplumu üzerinde önemli bir aidiyet ve bağlılık hissiyatı da yaratmıştı.

Kühne, 1. Dünya Savaşı’nı eksen aldığı tarihsel bir perspektifle, bu utanç duygusunun, Yahudi nefretiyle birleşerek Almanların ulusal bilinçlerini kuvvetlendiren en önemli faktöre dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Soykırım çalışmaları alanındaki önemli çalışmalardan biri olan kitap, özellikle Yahudilere yönelik soykırımın Alman kimliğinin oluşmasındaki rolünü açıklığa kavuşturması ve bunun yanı sıra tüm kitlesel katliamları ve bu katliamlar sonrası kurulan toplumları anlamamızı sağlamasıyla önemli.

Kitabın, Taner Akçam’ın aydınlatıcı bir sunuşuyla açılığını da belirtelim.

  • Künye: Thomas Kühne – Aidiyet ve Soykırım: Hitler Toplumu (1918-1945), çeviren: Arlet İncidüzen, Heretik Yayıncılık, tarih, 271 sayfa, 2017

Sedat Yazıcı – Felsefeye Giriş (2014)

Felsefeye yeni yeni ilgi duymaya başlayanlar için, bu alanın temel konularını rahat anlaşılabilir bir üslupla sunan çok başarılı bir girizgâh.

Yazıcı, “Felsefe nedir?” ve “Günümüzde felsefenin önemi nedir?” gibi temel sorulardan başlayarak varlık, bilgi, bilim, sosyal bilimler, ahlâk, siyaset, eğitim, hukuk ve insan hakları felsefelerini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Sedat Yazıcı – Felsefeye Giriş, Yeni İnsan Yayınevi

Nicos Poulantzas – Siyasal İktidar ve Toplumsal Sınıflar (2014)

Kapitalist sistemde iktidar, toplumsal sınıflar ile bireyi ne şekilde örgütler?

Politik kurama büyük katkılar sunmuş Poulantzas, sınıfların kuramsal statüsünü ve bu statüde siyaset ile iktidarın yerini; kapitalist devlet ve sınıflar mücadelesini; kapitalist devletin iktidar ünitelerini irdeliyor.

  • Künye: Nicos Poulantzas – Siyasal İktidar ve Toplumsal Sınıflar, çeviren: Şule Ünsaldı, Epos Yayınları

Richard Sennett ve Jonathan Cobb – Sınıfın Gizli Yaraları (2017)

Bilen bilir: Soma maden katliamı olduğunda, bir işçi ambulansa bindirilirken “Çizmeleri çıkarayım mı, sedye kirlenmesin” demişti.

Yine yakın zamanlı bir örnek daha: Maden işçileri koltuklar kirlenmesin diye bir otobüstü ayakta yolculuk etmişti.

Yalnızca bu iki örnek bile, işçinin sadece devasa bir ekonomik sömürü ve düşük ücretle değil, aynı zamanda kültürel/toplumsal kodlar, önyargılar ve ezberlerle de boğuştuğunu göstermeye yeter.

  • Bir işçi kıyafetinden ve konuşmasından dolayı küçük görülmekten korkar,
  • Nasırlaşmış ellerini saklar,
  • Üst-orta sınıftan insanların kendisini küçümsediğini bilir,
  • Çocuklarının kendisi gibi sömürülen ve ezilen bir işçi olmasından korkar,
  • Kendisini, kendisinden daha paralı kişilere “bey” demek zorunda hisseder,
  • Ve daha nicesi…

İşte Richard Sennett ve Jonathan Cobb, ufuk açıcı çalışmaları ‘Sınıfın Gizli Yaraları’nda, bunun gibi pek çok örnek eşliğinde, işçilerin, ekonomik sömürünün yanı sıra toplumsal ilişkilerinde ve gündelik hayatlarında sınıf bilincini nasıl deneyimlediklerinin izini sürüyor.

Kitap, bir sınıfa ait olmanın kültürel/toplumsal dinamikleri ve işçi sınıfından bireylerin bunu nasıl deneyimledikleri hakkında çok iyi bir sorgulama.

  • Künye: Richard Sennett ve Jonathan Cobb – Sınıfın Gizli Yaraları, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 269 sayfa, 2017

Kolektif – Bellek / Emek (2017)

Nazlı Pektaş’ın 2013’ten bu yana Sanat Dünyamız dergisi için hazırladığı Bellek/Emek dizisi, sanat ve kültürün farklı alanlarında çalışmış temsilcilerle yapılmış aydınlatıcı söyleşilere yer veriyor.

Üç yılı aşkın süredir devam eden bu dizi, şu an 11 kişiye ulaşmış durumda.

İşte bu kitap da, söz konusu söyleşileri bir araya getirerek hem bu isimlerin tecrübelerini aktarması hem de ülkenin güncel sanat ve kültür ortamının nitelikli bir fotoğrafını çekmesiyle önemli.

Kitapta yer alan isimler şöyle:

  • Nuran Terzioğlu,
  • Nurhan Atasoy,
  • Kaya Özsezgin,
  • Nazan Ölçer,
  • Nazan İpşiroğlu,
  • Jale N. Erzen,
  • Canan Beykal,
  • Ali Artun,
  • Melih Fereli,
  • Mehmet Ergüven,
  • Afife Batur

Kitap, bu isimlerin, çalıştıkları süreçte Türkiye’nin sanat alanındaki verdikleri emeği takip etmek ve bunun bellekteki izlerini hatırlamak; ayrıca bu kişilerin tanıklıkları aracılığıyla Türkiye’nin yakın tarihine bakmak isteyenler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Bellek / Emek, hazırlayan: Nazlı Pektaş, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 172 sayfa

Ahmet Soysal – Üç Temellendirme: Aristoteles, Descartes, Kant (2017)

Ahmet Soysal’ın ilgi çekici çalışması ‘Üç Temellendirme’, Batı felsefesinin üç kurucu ismi olan Aristoteles, Descartes ve Kant’ın rolünü kapsamlı bir bakışla açıklığa kavuşturuyor.

Kitap, bu üç önemli ismin etkilerini çok yönlü bir bakışla ele alırken, aynı zamanda hem Batı felsefesi tarihi konusunda toparlayıcı bir görüş ortaya koyuyor hem de Batılı insanın felsefi olarak düşünme olgusunun tarihsel dönüm noktalarını saptıyor.

Aristoteles, Descartes ve Kant’ın kendi sistemlerini kurmalarının yanı sıra, Batı felsefesinin gelişiminde hangi önemli aşamayı, Soysal’ın deyimiyle “an”ı temsil ettiklerini merak eden tüm okurlara önerilir.

  • Künye: Ahmet Soysal – Üç Temellendirme: Aristoteles, Descartes, Kant, MonoKL Yayınları, felsefe, 124 sayfa, 2017