Kolektif – Başkası ve Şiddet (2024)

Devletin kuruluşu bireyler için düzen ve güvenliği olanaklı kılsa da şiddetin tamamıyla ortadan kalkmasını sağlamadı.

Bugün uygar dünyayı tanımlarken siyasal referansımız genelde liberal ve parlamenter demokrasilerdir; siyasal olanın özünü ise ‘özgürlük’ ve ‘müzakere’ kavramları belirler.

Ancak demokrasiler de dâhil bütün rejimlerin siyasal alanını oluşturan ögeler içerisinde güç karşılaşmalarına ve çatışmalara tanık oluruz.

Hannah Arendt, 20. yüzyılın savaş ve devrimlerin, dolayısıyla şiddetin yüzyılı olduğunu ifade eder.

Felsefesinde özellikle şiddetin ve kötülüğün sıradanlaştırılmasına, günlük yaşamın olağan bir parçası olarak görülmesine itiraz eder.

Schmitt, siyasal olanın merkezine ‘gücü’ yerleştirir.

Ona göre bir halk kendini düşman olarak tanımlanan üzerinden tanımlar.

Walter Benjamin, hukuk ve adalet arasında kurduğu ilişki ile şiddeti mitik, ilahi ve mesiyanik tavır üzerinden okur.

Nazi kamplarında tutsak olmuş bir Yahudi olan Levinas, İkinci Dünya Savaşı sırasında yaratılan şiddet ve yaşatılan trajedinin temelinin ‘akıl’ ve ‘Ben’ merkezli Batı felsefe geleneğinde olduğunu öne sürer.

Ricouer’ün felsefesinde şiddet “Ahlaksal sorumluluğu taşıyan kimdir?” sorusu üzerinden ele alınır.

Derrida, yasanın gücü ile şiddet arasındaki ilişkiye odaklanır.

Bu kitap, Schmitt’ten Derrida’ya başkası ve şiddet kavramlarının felsefi serüvenini ele alıyor.

  • Künye: Kolektif – Başkası ve Şiddet, editör: Işıl Bayar Bravo, Hamdi Bravo, Fol Kitap, felsefe, 192 sayfa, 2024

Efe Baştürk – Schmitt’ten Habermas’a Çağdaş Politik Felsefe (2022)

 

Schmitt’ten Habermas’a çağdaş politika felsefesinin yedi figürü hakkında rehber niteliğinde bir kitap.

Efe Baştürk, çağdaş politika felsefesiyle tanışmak veya okumalarını derinleştirmek isteyenler için açık ve anlaşılır üslubuyla şu soruların ardına düşüyor.

  • “Yalanla gerçek nasıl ayırt edilir? Kötülüğün sıradanlığı ne anlama gelir?” (Hannah Arendt)
  • “Felsefe ve Politika arasındaki gerilim çözülebilir mi?” (Leo Strauss)
  • “‘Politik olan’ın özerkliği niçin önemlidir? Dost ve Düşman Kimdir?” (Carl Schmitt)
  • “İnsan varoluşunu sadece şimdiki zamanın ampirik akışında kavrayabilir miyiz?” (Eric Voegelin)
  • “Kamusallığı sürekli olarak demokratikleştirmek nasıl mümkün olur?” (Jürgen Habermas)
  • “Modernliğin iki eğilimi bireysel özgürlük ve eşitlik niçin birbirlerini tamamlayıcıdır?” (John Rawls)
  • “Cumhuriyet, özgürlük için niçin gereklidir?” (Quentin Skinner)

Bu kitaba dâhil edilen düşünürler, tüm farklı yaşam hikâyelerine ve bunun yol açmış olabileceği politik düşüncelerine rağmen, çağdaş dünyanın krizine dair ortak bir eleştirel güzergâhı takip ediyorlar.

Politikanın teknik ögelerin hâkim olduğu bir akılsallığa indirgenişi karşısında felsefenin politik vaadini tekrar hatırlatıyorlar.

Buradaki düşünürler, işte bu çabanın somut timsalleridir.

Onlar, politikanın unutulmuş ve yitirilmiş olan felsefi kökenini çağdaş dünyanın gerçekleriyle ilişkilendirmeye çalışarak, yalnızca politik düşünceye ve politik felsefeye yeni bir soluk kazandırmakla kalmadılar, aynı zamanda politikanın kendisi üzerine yeniden düşünmenin olanağını hatta zorunluluğunu vurguladılar.

  • Künye: Efe Baştürk – Schmitt’ten Habermas’a Çağdaş Politik Felsefe, Fol Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2022

Kolektif – Çağımız ve Thomas Hobbes (2022)

‘Çağımız ve Thomas Hobbes’ çalışması, filozofun düşüncesini güncelleme amacını taşıyor.

Kitapta Carl Schmitt’in, Leo Strauss’un, Pierre Manent’ın, Jacques Derrida’nın, Max Horkheimer’ın, Franz Neumann’ın Hobbes okumalarına dair yaklaşımları yer alıyor.

Italo Calvino’nun “klasikler, haklarında asla ‘okuyorum’ sözünü değil, genellikle ‘yeniden okuyorum’ sözünü işittiğimiz kitaplardır” tanımı izlenirse, bu çağdaş filozofların Hobbes’unda hem filozofu yeniden okuma imkânı bulunmakta hem de çağın meselelerini yeniden kavramaya ilişkin düşünce stratejileri belirmektedir.

Bu haliyle modernliğin başlangıç uğrağı olarak 17. yüzyıl filozoflarının birbirleriyle olan uzaklıkları ve yakınlıkları kadar, çağımız 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl filozoflarının modernlik krizi tartışmaları da, çağı anlamak, onun meselelerini tartışabilmek açısından zengin bir kavramsal kaynak oluşturmaktadır.

O halde, bir klasik olarak Hobbes’u okumak, yeniden okumak “tükenmeyen” bir metni güncel bağlamlarında yeniden keşfetmektir.

‘Çağımız ve Thomas Hobbes’ kitabı Hobbes metinlerinde çağımızın krizlerini düşünmeyi vaat ediyor.

  • Künye: Kolektif – Çağımız ve Thomas Hobbes, editör: M. Ertan Kardeş, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 288 sayfa, 2022

Berke Özenç – Demokrasiyi ve Anayasayı Korumak (2022)

 

Weimar Cumhuriyeti’nde Hans Kelsen ve Carl Schmitt arasındaki anayasa, devletin niteliği, kuvvetler ayrılığının anlamı ve parlamentarizmin özellikleri ve sorunlarına uzanan polemik çok önemlidir.

Berke Özenç, demokrasinin ayaklar altına alındığı bugün, bu polemiği güncel bir okumaya tabii tutuyor.

Yazar, anayasanın korunmasına ve koruyucusuna dair, iki önemli kamu hukukçusu arasında yaşanan tarihî bir polemiği ve bu polemiğin arka planında yer alan iki farklı demokrasi ve anayasa yaklaşımını, bağlamı içinde değerlendiriyor ve bugün için de yararlanabilecek şekilde tartışmaya açıyor.

Dünyanın popülist sağ siyasetlerin eksenine kaydığı, anayasanın ve kamu tarifinin “kişisel ihtiyaçlara” göre sürdürüldüğü, demokrasinin pekâlâ siyasal “mugalata” olarak ele alınabildiği bu dönemde muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Berke Özenç – Demokrasiyi ve Anayasayı Korumak: Kelsen Schmitt’e Karşı, İletişim Yayınları, siyaset, 254 sayfa, 2022

Carl Schmitt – Roma Katolikliği ve Politik Form (2021)

Roma Katolik Kilisesi, Roma sonrası Avrupa tarihini nasıl etkiledi?

Carl Schmitt yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu önemli çalışmasında, Kilisenin siyasi kudretini merkeze alarak sağlam bir Avrupa tarihi tartışması sunuyor.

Schmitt’in üzerinde yoğunlaştığı tarihi devir, Protestan ve Püriten fırkaların ona muhalefetini tevarüs eden seküler politik ve ekonomik aktörler lehine güç kaybettiği “modern zamanlar”.

Kitabın en dikkat çekici tespiti, kapitalist ekonomi çağında sermayedar patronun ve ona muhalif proleterin ekonomi merkezli dünya tasavvurları şeklindeki tezidir diyebiliriz.

Schmitt, makinenin geleneksizliğini, Protestan tüccarın yersiz-yurtsuzluğunu, hususî mülkiyeti teminat altına alan şahıs hukukunun amme hukukuna galebesini, dinî tecrübenin ve itikadın şahsileşmesiyle her şeyi hususîleştiren kapitalist hayat tarzının irtibatını; Roma Katolik Kilisesinin hâkim olmadığı bir dünyanın tezahürleri olarak meseleleştiriyor.

‘Roma Katolikliği ve Politik Form’, her ne kadar Katoliklik-Protestanlık ekseninde başlı başına bir Avrupa tarihi tartışması sunan önemli bir çalışma.

  • Künye: Carl Schmitt – Roma Katolikliği ve Politik Form, çeviren: Gültekin Yıldız, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 72 sayfa, 2021

Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan (2021)

Yalnızca Raskolnikov değil, kurtarıcılar, tiranlar ve diktatörler de yasayı aşmayı arzular.

Abdullah Eryiğit, Batı tarihinde uzun bir yolculuğa çıkarak insanın yasayla kurduğu ilişkide sınırları nasıl ve ne şekilde zorladığını gözler önüne seriyor.

“Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan” alt başlığını taşıyan çalışma, yasaların genel, soyut ve kişilik dışı niteliği ile şahsi durumlar, istisnai koşullar ve hayat arasında kalan boşluktan hareket ediyor ve söz konusu yasal boşluğu incelemesinin merkezine oturtuyor.

Kitabın ilk bölümü, Roma’nın kuruluş miti ile başlıyor, ardından Batı medeniyetinin bir diğer mihenk taşı olan Antik Yunan’ın, yasa-üstü insan hakkında kendine özgü yaklaşımına odaklanıyor.

İkinci bölümde yasa-üstü insan kavramının antik dönemden modern döneme kadar nasıl ve ne ölçüde değiştiği inceleniyor ve bu bağlamda Cicero, Machiaevelli, Bodin ve Hobbes gibi düşünürlerin fikirleri bağlamında egemenin kim olduğu, kişiliği ve hukuk karşısındaki pozisyonu konularını tartışılıyor.

Kitabın üçüncü ve son bölümü ise, modern dönemde yasa-üstü insan kavramının nasıl dönüştüğünü odağına alıyor ve bunu yaparken de Hegel, Kierkegaard, Schmitt ve Agamben gibi dönemin öne çıkan filozoflarının konuyla ilgili fikirlerini serimliyor.

  • Künye: Abdullah Eryiğit – Yasa-Üstü İnsan: Platon’dan Agamben’e Yasa ve Hukuk İkileminde İnsan, Runik Kitap, hukuk, 224 sayfa, 2021

Ernst Fraenkel – İkili Devlet (2020)

Sosyalist hukukçu Ernst Fraenkel, Nazilerin iktidara geldiği dönemde yeraltı direniş gruplarına katkıda bulunmuştu.

1939’da Amerika’ya iltica eden Fraenkel’in, ilk olarak 1941’de yayımlanmış ‘İkili Devlet’i de, totaliterlik, otoriterlik ve faşizm araştırmaları alanında bugün tam bir klasiktir.

Fraenkel burada, Nazi iktidarını norm devleti ve önlem devleti gibi ikili özellikler arasında gidip gelen bir devlet organizasyonu şeklinde tanımlayarak analiz ediyor.

Buna göre norm devleti, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyar yahut en azından uymaya çalışırken önlem devleti de, keyfi kararlarla hareket eden, hatta çoğu zaman kendini herhangi bir normla bağlı saymayan devlet anlamına geliyor.

Nazi iktidarında bu iki devlet yaklaşımı sürekli birbirinin ayağına dolanıyor, birbirleriyle rekabet ediyorlardı.

Fraenkel, bu çifte yapının Naziler iktidarında her zaman önlem devleti lehine geliştiğini ve böylece yurttaş güvencelerini adım adım zayıflatan bir düzene nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Carl Schmitt’in siyaset ve hukuk felsefesinin derinlemesine bir eleştirisini sunmasıyla da dikkat çeken kitap, nasyonal sosyalist devletin hukuki karakterini çarpıcı bir şekilde betimlemesiyle büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Ernst Fraenkel – İkili Devlet: Diktatörlük Teorisine Bir Katkı, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2020

Kolektif – Carl Schmitt’in Meydan Okuması (2019)

❝Carl Schmitt, içgörülerinden yararlanarak kendisinden bir şeyler öğrenebileceğimiz bir rakiptir.❞

Carl Schmitt’in 1933’te Hitler’e verdiği destek, onun en bilinen ahlâki kusurlarındandır.

Chantal Mouffe’un derlediği bu kitap ise, Schmitt’i ahlâki kusurlarını yedekte tutup, son derece önemli bir siyasi düşünür olarak ele alıyor.

Daha açık bir ifadeyle kitap, Schmitt’i kayda değer entelektüel niteliklere sahip, kendisiyle alışverişten faydalanabileceğimiz bir hasım olarak tartışıyor.

Derlemeye katılan yazarlar, “Siyaseti dost-düşman ayrımı üzerinden kavramlaştıran bir düşünür, içinde yaşadığımız ‘post-politik’ çağ için bir anlam ifade ediyor mu?”, “Liberal demokratların, Schmitt’in liberalizm eleştirisinden öğrenecekleri bir şey var mı?” ve “Geliştirdiği egemenlik teorisinin küreselleşmiş dünyada hâlâ bir geçerliliği olabilir mi?” gibi sorulara yanıtlar arıyor.

Buradaki metinlerin bir bölümü, siyaset teorisinden jeopolitiğe ve hukuk bilimine uzanan birçok alanda Schmitt’in modern siyasi durumumuzu anlama yolundaki katkısını irdeliyor.

Kimi yazılar da, Schmitt ile aralarında Karl Marx, Max Weber, Hermann Heller ve Max Adler gibi isimlerin bulunduğu düşünürlerle kurulabilecek çoklu bağlantıları tartışıyor.

Schmitt muhalifi, ya bir rakip ya da bir tartışma ortağı olarak tanımlamıştı ve bu yüzden de liberalizmin ancak etik ile ekonomi arasında gidip gelebileceğini ve siyasalın ayırt edici niteliğini ıskalamaya mahkûm olduğunu söylemişti.

İşte buradaki makaleler, Schmitt’in bu meydan okumasına yanıt vermeleriyle de ayrıca önemli olduklarını söylemeliyiz.

Kitapta makaleleri bulunan isimler ise şöyle: Paul Hirst, Slavoj Žižek, Jean-François Kervégan, David Dyzenhaus, Jorge E. Dotti, Grigoris Ananiadis, Catherine Colliot-Thélène, Ulrich K. Preuss ve Agostino Carrino.

  • Künye: Kolektif – Carl Schmitt’in Meydan Okuması, derleyen: Chantal Mouffe, çeviren: Hivren Demir Atay ve Hakan Atay, İletişim Yayınları, siyaset, 295 sayfa, 2019

M. Ertan Kardeş – Schmitt’le Birlikte Schmitt’e Karşı (2015)

Carl Schmitt kavramsallaştırmaları liberalizmin, modern dünyanın, uluslararası hukukun, devletin ve en önemlisi de politikanın neliğinin sorgulanmasına dair radikal imkânlar barındırır.

İşte bu kitap da, Schmitt’in eleştirel bir okuması ve onu çağdaş politik felsefe sorunları içerisinde düşünme girişimi olarak dikkat çekiyor.

Ertan Kardeş’in kitabında, Schmitt’in alımlanmasındaki belli başlı sorunlar, Schmitt düşüncesinde teoloji-politik meselesi, Schmitt’te devlet ve hukuk ilişkisi ve Schmitt’in Kantçı gelenekle kavgası gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

  • Künye: M. Ertan Kardeş – Schmitt’le Birlikte Schmitt’e Karşı, İletişim Yayınları

Giorgio Agamben – İstisna Hali (2018)

“İstisna hali”, siyasal belirsizliklerin yaşandığı, iktidarın krizlerle boğuştuğu dönemlerde hukukun feshedilmesi anlamına gelir.

Bu kitabını, George W. Bush’un Irak işgali sonrasında yazan Georgio Agamben de, Batı toplumlarında demokrasinin zayıfladığı ve totalitarizm güç kazandığı dönemlerde ortaya çıkan bu durumu, Roma İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan bir perspektifle irdeliyor.

Burada asıl olarak, hukuku ortadan kaldıran iradenin meşruiyetini nereden ve nasıl aldığıyla ilgilenen Agamben, bilhassa Carl Schmitt ve Walter Benjamin’in görüşlerinin sağlam bir tartışması bağlamında “kamu hukuku”, “siyasal olgu”, “kriz”, “hukuk ve şiddetin kaynağı”, “hukuki ve siyasal boşluk”, “zorunluluk”, “belirsizlik” ve “hukuk düzeni” gibi kavramları yeni bir zemine yerleştiriyor.

Agamben’e göre, başlarda istisnai durumlar söz konusu olunca hukuk askıya alınırdı, günümüzde ise bu durum sıradan bir hal almıştır.

Başka bir deyişle Agamben, kriz ve belirsizliklerin aşılması için başvurulan yasasızlık halinin günümüzde sürekli bir hal aldığını, yasasızlığın veya boşluğun artık normal hale geldiğini savunuyor ve bugün Devletin ve hukukun meşruiyetini sağlayan zemini yeni baştan değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyor.

  • Künye: Giorgio Agamben – İstisna Hali, çeviren: Kemal Atakay, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2018