Harry Magdoff – Sömürgecilikten Günümüze Emperyalizm (2006)

  • SÖMÜRGECİLİKTEN GÜNÜMÜZE EMPERYALİZM, Harry Magdoff, çeviren: Erdoğan Usta, Kalkedon Yayınları, siyaset, 295 sayfa

Harry Magdoff’un ‘Emperyalizm’i, emperyalizmin sömürgecilik adı altında 1763 yılında ilk ortaya çıktığı zamandan günümümüze kadarki seyrini mercek altına alan bir çalışma. Kitaptaki yazılar, yazarın daha önce yayımladığı ‘Emperyalizm Çağı’ isimli çalışmasındaki tezleri geliştirmek amacıyla kaleme alınmış. Magdoff’un çalışmasında, ekonomik emperyalizmden kültürel emperyalizme, Batı’nın Asya’ya girişinden Rusya’nın Doğu’ya doğru genişlemesine, Japonya’nın bir sömürgeci güç olarak yükselişinden Afrika’nın paylaşımına, Sahra-Altı bölgelerdeki sömürgelerden 1. Dünya Savaşı’ndaki sömürge paylaşımına ve klasik emperyalizmden 2. Dünya Savaşı’yla başlayan yeni emperyalizme kadar çok sayıda ayrıntı barındırmasıyla konuya dair rehber nitelikte bir eser.

Elif Baki – Ulusun İnşası ve Resmi Edebiyat Kanonu (2010)

  • ULUSUN İNŞASI VE RESMİ EDEBİYAT KANONU, Elif Baki, Libra Kitap, inceleme, 187 sayfa

Elif Baki ‘Ulusun İnşası ve Resmi Edebiyat Kanonu’nda, milli eğitim ideolojisinin edebiyat eğitimine bakışını ortaya koyuyor. Baki’nin çalışması, bu ideolojinin, 1930-1980 arasında okutulan lise edebiyat kitaplarına nasıl yansıdığını; edebiyatı kısır birtakım savlarla inşa etme çabasının bu kitaplarda ne şekilde görünürlük kazandığını ve bu yolla öğrencilere ne tür bir edebiyat eğitimi verildiğini gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor. Araştırmasına, Talim Terbiye Kurulu’nun liselerde okutulmasını uygun gördüğü kitapların bir dökümünü yaparak başlayan Baki, ardından, bu metinlerin milli eğitim ideolojisiyle bağlantılarını kuruyor.

Turhan Feyizoğlu – İki Adalı (2006)

  • İKİ ADALI, Turhan Feziyoğlu, Ozan Yayıncılık, biyografi, 444 sayfa

Turhan Feyizoğlu’nun ‘İki Adalı’sı, Hüseyin Cevahir ve Ulaş Bardakçı’nın biyografilerinden oluşuyor. Bilindiği gibi, Cevahir ve Bardakçı, Türkiye sosyalist hareketinde önemli rollere sahip olmuş ve etkileri devam eden iki isim. Cevahir 12 Mart 1971 darbesinden sonra öldürüldüğünde yirmi altı, Bardakçı da yine aynı darbenin ertesinde öldürüldüğünde yirmi beş yaşındaydı. Turhan Feyizoğlu kitabında, bu iki ismin satır aralarında kalan yaşamlarının ayrıntılarını veriyor ve bu yaşamların günümüze kalan yansımalarının peşine düşüyor. Kitap, iki isme dair ayrıntılara yer vermesinin yanı sıra, kapsadığı çok sayıda belge ile Türkiye’nin yakın tarihi hakkında önemli bir kaynak eser.

Jean-Jacques Rousseau – Toplum Sözleşmesi (2006)

  • TOPLUM SÖZLEŞMESİ, Jean-Jacques Rousseau, çeviren: Vedat Günyol, İş Kültür Yayınları, felsefe, 136 sayfa

Jean-Jacques Rousseau’nun ‘Toplum Sözleşmesi’ 1762 yılında yazıldı. Fakat bu zamandan günümüze dünya, fikri anlamda çok farklı dönüşümler geçirmesine rağmen, toplumların bir arada yaşayışlarına dair en temel düşünce yapıtlarından biri olma özelliğini sürdürüyor. Bilindiği gibi, Aydınlanma düşüncesinin önemli isimlerinden biri olan Rousseau felsefesinin belirleyici yönlerinden biri de romantik yönlerin baskın olması. Haklı ve doğru bir toplumun temellerini atmaya çalışan kitap, Sainte-Beuve’e göre romantik düşünürün de en çok değer verdiği yapıtıydı. Kitap, Vedat Günyol’un çevirisi ve önsözüyle sunuluyor.

Ahmet Haşim Köse ve Ahmet Öncü – Tahsildarlar ve Borçlular (2006)

  • TAHSİLDARLAR VE BORÇLULAR, Ahmet Haşim Köse ve Ahmet Öncü, Evrensel Yayınları, siyaset, 167 sayfa

‘Tahsildarlar ve Borçlular’ın alt başlığı, ‘Karşı-İktisat Gözüyle Dünya Kapitalizmi ve Türkiye’. Kitabın yazılmasının asıl amacı, her geçen gün yaşanan ekonomik sıkıntıların bireysel değil toplumsal olduğunu hatırlatmak. Kitap buradan hareketle, gün geçtikçe kendini daha bir dayatan zorlu ekonomik koşulları hedef alarak, toplumu bir karşı-iktisata davet ediyor. Dünyada ekonomik anlamda yaşanan sıkıntılar ile Türkiye’deki verili iktisadi sorunlar böylesi çalışmalara duyulan ihtiyacı arttırıyor. Kitap, ekonomi dünyasındaki sınıfsal ve toplumsal mücadeleyi esas alarak, tahsildarlara karşı borçluların bu mücadelede sahip olması gereken argümanları kuruyor.

Roni Margulies – Bugün Pazar, Yahudiler Azar (2006)

  • BUGÜN PAZAR, YAHUDİLER AZAR, Roni Margulies, Kanat Kitap, deneme, 111 sayfa

Roni Margulies’in ‘Bugün Pazar, Yahudiler Azar’ isimli bu deneme kitabı, 1950’lerden 70’lere, oradan günümüze uzanan bir süre içinde İstanbul Yahudilerine ilişkin kişisel gözlemlerden oluşuyor. Yazarın, “O yılların, o mutlu, kaygısız, pespembe çocuk yıllarımın Yahudi cemaatini, bugün ne kadar dışında olursam olayım, içimde hoş ve hüzünlü bir sevgi duygusu uyanmadan düşünmem nasıl mümkün olabilir?” cümlesi, aynı zamanda bu denemelerinin yazılış amacını da özetlemiş oluyor. Kitap, bunun dışında, İstanbul Yahudilerinin daha eski zamanlarına, Yahudiliğin günümüz Türkiye’sindeki problemli yanlarına, Yahudilerin yaşadıkları trajedilere ve siyonizm ve İsrail politikaları gibi konulara da odaklanıyor.

Orhan Miroğlu – Ona Zarfsız Kuşlar Gönderin: Uğur Kaymaz Kitabı (2006)

  • ONA ZARFSIZ KUŞLAR GÖNDERİN: UĞUR KAYMAZ KİTABI, Orhan Miroğlu, Agora Kitaplığı, anlatı, 197 sayfa

Çocuklar dünyanın kirli savaşlarında öldürüldü ve hâlâ savaşlara, kendilerinin hiç anlamadıkları hesaplara kurban ediliyor. İşte, babası Ahmet Kaymaz’la birlikte, polisler tarafından göz göre göre öldürülen Uğur Kaymaz da bu çocuklardan biri. Orhan Miroğlu’nun kitabı, 13 yaşındayken kendi yaşı kadar kurşunla öldürülen Uğur için kaleme alınmış bir destan, bir anı-anlatı. Kitapta Uğur’un ailesi, ailesinin zorunlu göç yüzünden Bakaysê köyünden koparılması, Uğur’un babasıyla birlikte Kızıltepe’de öldürülüşü ve olaydan sonraki gelişmeler yer alıyor.

Annette Wieviorka – 60 Yıl Sonra Auschwitz (2006)

  • 60 YIL SONRA AUSCHWITZ, Annette Wieviorka, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, siyaset, 240 sayfa

Annette  Wieviorka ’60 Yıl Sonra Auschwitz’de, tarihte kara bir leke olarak Auschwitz’i inşaatından başlayarak, nasıl işlediğinden, tarihsel anlamda nerede durduğuna kadar çok yönlü bir bakışla irdeliyor. İnsanlığın en büyük kıyımlarını yaşadığı Auschwitz’in, tarihi gerçeğinden, yani Yahudilerin sistematik olarak katledildiği bir kamp oluşundan kopuk, sadece sembolik bir anlam taşır hale geldiği, son dönemlerin başlıca eleştirilerinden. Wieviorka’nın çalışması, başta Yahudiler olmak üzere, çok sayıda kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuğun katledildiği kampın gelişimini, büyümesini ve işleyişini gözler önüne seriyor. Yazar, kampta öldürme ve yok etme mekanizması yetersiz kaldıkça, yeni gaz odaları ve krematoryumların inşası için kullanılan esirleri, bu esirlerin kampa alınış prosedürünü, numaralanmalarını, damgalanmalarını, geçmişe ve orada bulunanların tanıklıklarına dönerek anlatıyor.

Juan Guzman – Pinochet’i Deviren Adam (2006)

  • PINOCHET’İ DEVİREN ADAM, Juan Guzman, çeviren: Orkun Yeltepe, Karakutu Yayınları, otobiyografi, 160 sayfa

Juan Guzman, darbeci Pinochet zamanında, Santiago İstinaf Mahkemesi’ne atanan bir yargıç. Bu kitap, kendisinin otobiyografisi olmasını yanında, Pinochet yönetimine dair önemli bir tanıklık olması yönüyle ayrıca değerli. Guzman, Pinochet’yi deviren adam olarak biliniyor. Zira, demokrasinin tekrar Şili’ye gelmesinin ardından, kendisini kayıp ailelerin soruşturmasını yürütmeye adar ve Pinochet’nin yargılandığı davada Guzman, gösterdiği adalet anlayışı ile Pinochet’ye en büyük darbeyi indiren kişi olarak tarihe geçer. Elimizdeki kitap, her şeyden önce, Şili ve Pinochet’den hareketle, dünyanın neresinde olursa olsun darbelerin ve darbecilerin, kendi halklarına ne kadar zarar verdiklerini ortaya koymasıyla önemli. Kitabın özgün yönlerinden bir diğeri de, babasının görevi nedeniyle otuzlu yaşlarına kadar çok sayıda ülke gezen Guzman’ın, bu süre içinde tanıdığı ünlü isimlere dair anılarıdır diyebiliriz.

Reimut Reiche – Cinsellik ve Sınıf Mücadelesi (2006)

  • CİNSELLİK VE SINIF MÜCADELESİ, Reimut Reiche, çeviren: Sevinç Altınçekiç, Gri Yayınları, siyaset, 265 sayfa

‘Cinsellik ve Sınıf Mücadelesi’, 1968 yılında Almanya’da, siyasî olarak hareketli olan bir zamanda yayımlanmıştı. Bir zamanlar Almanya Sosyalist Partisi’nin (SPD) başkanlığını da yürütmüş olan Reimut Reiche çalışmasında, kapitalizmin gelişiminde, cinsel olanın işlevsel bir dönüşüme uğradığını göstermeyi amaçlıyor. Reiche’in temel tezi, cinselliğin tam kapitalizmde “bastırıldığı”, geç kapitalizmde de “yönlendirici bütünleştirme” şeklinde bir dönüşüm gösterdiğidir. Yazar, kapitalizmin cinselliği mal biçimine indirgeyip tüketim nesnesi haline getirdiğini belirterek cinsellik ve sınıf mücadelesi arasındaki bağa vurgu yapıyor.