Lynne Segal – Radikal Mutluluk (2020)

Toplumsal sefaletin faturası arttıkça mutluluk arayışımız da artıyor.

Günümüzün mutluluk mottosu ise, herkesin her yere çekebileceği “seni ne mutlu ediyorsa onu yap”tır.

Lynne Segal ise, böylesi içi boş mutluluk numuneleri yerine hep birlikte, müşterek şekilde mutlu olabileceğimiz bir dünyanın olanakları üzerine düşünüyor.

Segal, bireyciliğin tırmandığı günümüz toplumundaki umutsuzluk ve tecrit çemberini kıracak olan müşterek neşenin yeniden keşfedilmesi gerektiğini, neşenin yüzyıllar boyu tecelli etme biçimlerinden hareketle, yaşamdan keyif alma olasılıklarını yitirmemize sebep olan düzeni kökten reddetmemiz gerektiğini belirtiyor.

Kitabı asıl özgün kılan hususlardan biri ise, mutluluk arayışımıza eleştirel bir bakışla yaklaşması.

Segal, ticari değerlerin ve çıkarların her yere nüfuz ederek genişlemesinin hem özel hem de kamusal yaşamı derinden etkilediğini söylüyor ve böylesi bir durumda mutlu olup olmadığımıza saplanıp kalmanın feminist mücadele içerisinde büyük bir yılgınlık yarattığını vurguluyor.

  • Künye: Lynne Segal – Radikal Mutluluk: Müşterek Neşe Anları, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, felsefe, 302 sayfa, 2020

Jean-François Bert – Foucault (2020)

Michel Foucault’nun düşüncesi ve ona getirilen güncel eleştiriler hakkında iyi bir çalışma arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Jean-François Bert burada, Foucault’nun biyopolitika, söylem, episteme, norm, iktidar, özneleştirme ve hakikat gibi kavramlarını açıklıyor ve düşünürün beşeri ve sosyal bilimlerdeki etkilerini aydınlatıyor.

Bert ayrıca, Foucault’nun yapısalcılıkla olan bağını, tarihi kullanmadaki özgün yöntemini, İran Devrimi esnasında Humeyni’ye duyduğu sözüm ona hayranlığı, eleştirel söylemlerinde ortaya çıkan çelişkileri ve çalışmalarının yol açtığı kimi zaman sert olabilen eleştirilere de yer veriyor.

  • Künye: Jean-François Bert – Foucault, çeviren: Emrullah Ataseven, Sel Yayıncılık, felsefe, 127 sayfa, 2020

Frédéric Lenoir – Arayanlar İçin Açıklamalı Bilgelik (2020)

Yakın zamanda Türkçeye kazandırılan ‘Spinoza Mucizesi’yle bildiğimiz Frédéric Lenoir, şimdi de bilgeliği ve bilgelik arayışını konu edindiği bir felsefi sorgulamayla karşımızda.

Şu kısacık hayatımız içinde mümkün olan en iyi ve en doğru şekilde yaşamak için neler yapmalıyız?

Lenoir, kalbimizle ve aklımızla dengeli bir biçimde yaşamayı öğrenmemizin bize bilgeliğin kapısını araladığını söylüyor.

Yazara göre, ancak bu denge sayesinde insanlığa erişebilir ve ruhumuzu gölgeleyen ve başkasıyla ilişkimizi zehirleyen kötülüklerden kurtulabiliriz.

‘Arayanlar İçin Açıklamalı Bilgelik’, soylu, bilinçli, aydınlık, sevgi dolu, uyumlu, adil, huzurlu, neşeli ve özgür bir hayatın ne olduğu üzerine bizi derinlemesine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Frédéric Lenoir – Arayanlar İçin Açıklamalı Bilgelik, çeviren: Yusuf Yıldırım, İş Kültür Yayınları, felsefe, 112 sayfa, 2020

Jesse J. Prinz – İçteki Ses (2020)

Duygularımız hayati derecede önemlidir.

Öyle ki, akıl yürütme, eylem ve amaçlarımıza yön verirler.

Jesse Prinz, kapsamıyla da dikkat çeken bu çalışmasında, özgün bir duygu kuramıyla karşımızda.

Prinz’in duygu kuramını benzerlerinden farklı kılan asıl husus, bilişsel ve bilişsel olmayan kuramlar ile biyolojik indirgemeci ve sosyal inşacı kuramlar arasındaki boşluğu kapatması.

Duyguların ahlak ve bunun gibi yüce alanları kavrayışımızda merkezi konumda olduklarını söyleyen kitap, içimizdeki çarpıntıların, sızıların ve sancıların nasıl bu türden roller oynayabildiklerini aydınlatmasıyla bilhassa öne çıkıyor.

Kitapta, duygu ve bilişten temsiller olarak duygulara, duyguya özgü fizyolojiden duyguların içsel sebeplerine, duygular ve doğadan duygular ve yetişmeye ve duygusal bilinçten duyuşsal durumların tipolojisine pek çok konu tartışılıyor.

  • Künye: Jesse J. Prinz – İçteki Ses: Algısal Bir Duygu Kuramı, çeviren: Berk Yaylım, Fol Kitap, felsefe, 406 sayfa, 2020

Kolektif – Klinik Felsefe (2020)

‘Klinik Felsefe’, psikoterapi ile felsefe arasında köprüler kuran, alanında uzman isimlerin katkıda bulunduğu bir çalışma.

Aslında eski çağlarda felsefe, insanın ruhsal sağlığıyla da yakından ilgileniyordu.

Fakat ruh sağlığımız ile ilgili tasarruf hakkı Orta Çağda din adamlarına ve daha sonra da, özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren de psikoloji ve psikoterapiye geçmeye başladı.

İşte bu derleme, psikoterapi ile felsefe arasındaki derin tarihsel bağı çok yönlü bir bakışla ortaya koyduğu gibi, bu bağın günümüzde insan ruhunun içinde bulunduğu bunalıma nasıl yanıt verebileceğini de tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Alper Hasanoğlu, Bergen Coşkun, Chryssi Sidiripoulu, Çiğdem Dürüşken, Halûk Sunat, Kemal Sayar, M. Bilgin Saydam, Özlem Bayoğlu, Kwm (Bill) Fuldord ve Giovanni Stangellini.

  • Künye: Kolektif – Klinik Felsefe, editör: Alper Hasanoğlu ve Özlem Bayoğlu, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 184 sayfa, 2020

Evald Vasilyeviç İlyenkov – İdealin Diyalektiği, Etkinlik ve Zihnin Kuruluşu (2020)

Evald Vasilyeviç İlyenkov, Sovyetler Birliği’nde “yaratıcı Marksizm” ve Marksist felsefenin en önemli temsilcisidir.

Marksist materyalist diyalektiği geliştirmeye yönelik çalışmalarda bulunmuş İlyenkov, özellikle “somut evrensel”, “ideal” kavramı, “kavram”, Marx’ın soyuttan somuta yükselme yöntemi ve diyalektik mantıktan felsefi psikolojiye, çocuk gelişiminden zihnin yapısı, eğitim ve bilgi kuramına kadar önemli konularla ilgili özgün ve derinlikli birçok çalışmaya imza attı.

Yazarın seçme metinlerini bir araya getiren bu kitap ise, hem İlyenkov’un düşünce dünyasının kapsamının genişliğini, kuramsal derinliğini ve zenginliğini gözler önüne seriyor hem de kendisinin materyalist diyalektik yöntem aracılığıyla apayrı, hatta ilgisiz görünen alanların nasıl da insanın özgül tarihsel-toplumsal etkinliği temelinde bir bütün oluşturduğunu büyük bir maharetle ortaya koyduğunu gösteriyor.

Kavramların “oluşumsal köklerini” ve kavramsal düşünmenin somut gerçekliğini Marx’ın insan etkinliği kavramını merkeze alarak gösteren İlyenkov’un çalışması, Marksist diyalektik ve felsefeyle ilgilenenlerin severek okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Evald Vasilyeviç İlyenkov – İdealin Diyalektiği, Etkinlik ve Zihnin Kuruluşu, çeviren: Siyaveş Azeri, Yordam Kitap, felsefe, 320 sayfa, 2020

Herbert Marcuse – Olumsuzlamalar (2020)

Frankfurt Okulu’nun en önemli temsilcilerinden Herbert Marcuse’nin farklı dönemlerde kaleme aldığı usta işi sekiz makale, bu kitapta.

Felsefe tarihinin çok yönlü kavramları ve tartışmalarını kuşatıcı bir biçimde ele alması, tarihsel bir kazı çalışmasıyla yine bu kavramların/tartışmaların izini sürmesi ve bunları kendi çağının problemleriyle ilişkilendirerek hem felsefi hem de politik düzeyde ayrıntılı bir değerlendirmeye tabi tutması ‘Olumsuzlamalar’ın en büyük katkısı.

Marcuse burada, totaliter devlet anlayışının teorik ve tarihsel kökenleri, öz kavramının ontolojik ve epistemolojik belirlenimleri, kültürün olumlayıcı-ideolojik karakteri, felsefe ve eleştirel teori, hedonizm, Max Weber’in çalışmalarında endüstrileşme ve kapitalizm, işçi sınıfının kapitalizmin hedonist metalarıyla nasıl ilişki kurduğu ve ileri endüstri toplumlarında rasyonalite ile saldırganlık arasındaki ilişki gibi pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Buradaki metinlerin çoğu 1930’lu yıllarda yazılmış olsa da, çağımızdaki sorunların kaynağını teşhis etmesiyle güncelliğini halen koruyor.

  • Künye: Herbert Marcuse – Olumsuzlamalar: Eleştirel Teori Denemeleri, çeviren: Akın Karaca, Ayşe Öztürk, F. Betül Tatlı, Ferda Yıldırım, Hatice Turan, Mehmet Çetin ve Tufan Karaağaç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 246 sayfa, 2020

Maxime Rovere – Aptallarla Ne Yapmalı? (2020)

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim:

Bu kitap, bir aptal, bir Aktroll veya bir yobaz savar değil.

Daha ziyade, onlardan biri olmamamız için bir rehber.

Maxime Rovere, bugün aptallığın nasıl içinde hapsolduğumuz bir sistem haline geldiğini açıklıyor ve bundan kurtulmak için düşüncelerimizi nasıl yönlendirebileceğimizi araştırıyor.

Başka bir deyişle Rovere, aptallarla muhatap olmak yerine onlardan biri olmamak için zihinsel yetkinliğimizi nasıl koruyabileceğimizi, felsefi argümanlarımızı nasıl kurabileceğimizi anlatıyor.

“Genç insanların su katılmamış bir aptal olmalarını en etkili şekilde engelleyecek müşterek yaşam biçimini örgütlememiz gerekmektedir” diyen Rovere, aptallığı hukuksal değil olgusal olarak ele alıyor.

Başka bir deyişle, her şeyden evvel ahlaki, politik ve toplumsal bir mesele olan aptallık engellenmelidir.

Mükemmel bir dünyada, mümkün olan tüm iyi niyetlere rağmen, kaçınılmaz olarak her zaman aptallarla karşılaşacağız.

Rovere, bu yüzden aptallarla uzlaşmanın yapısal olarak imkânsız olduğunu ve bizim de buna göre davranmayı öğrenmemiz gerektiğini söylüyor.

İşte bu kitap, tam olarak bunu nasıl yapabileceğimizi açıklıyor.

Rovere, felsefenin bu acil soruna net çözümler üretip üretemeyeceğini çok yönlü bir şekilde tartışıyor.

  • Künye: Maxime Rovere – Aptallarla Ne Yapmalı?: Onlardan Biri Olmamak İçin, çeviren: Servet Ugan, Kolektif Kitap, felsefe, 160 sayfa, 2020

Vincent Descombes – Platonculuk (2020)

Platonculuğun özlü bir tanımı ve tarihini sunduğu kadar, Platon’un suret ve ikiz, bir ve çok, aynı ve başka, oluş ve idealar teorisi gibi zorlu sorularına yanıt arayan özgün bir çalışma.

Vincent Descombes aynı zamanda, Platon’un ‘Kratylos’, ‘Parmenides’, ‘Sofist’, ‘Philebosk’ ve ‘Phaidon’ diyaloglarını derinlemesine inceleyerek Platon düşüncesini en ince ayrıntılarına kadar aydınlatıyor.

Kitap, üç bölümden oluşuyor.

İlk bölümde Platonculuğun tarihinden filozoflara göre Platonculuğa pek çok konu ele alınıyor.

İkinci bölüm, tümüyle Platoncu soruların yanıtlanmasına ayrılmış.

Üçüncü bölüm “oluş” ve “varlık derecesi” gibi Platoncu ayırımların, dördüncü ve son bölüm ise, “çok”, “birin sureti” ve “başkalık” gibi Platoncu argümanların sıkı bir sağlamasını yapıyor.

Platon, ‘Theaitetos’ adlı diyalogunda, “Hayret, felsefenin başlangıcıdır.” demişti.

Descombes’in çalışması ise, Batı düşüncesini derinden etkilemiş bu büyük filozofun sistemine daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Vincent Descombes – Platonculuk, çeviren: Murat Erşen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 143 sayfa, 2020

Brent Adkins – Arzu ve Ölüm (2020)

 

“Yaram benden önce vardı;

Ben onu cisimleştirmek için doğdum.” –Joë Bousquet

Bu kitap, Hegel, Heidegger ve Deleuze felsefesinde “arzu” ve “ölüm”ün tuttuğu yeri irdeleyen, en önemlisi de bunu yaparken yaşam üzerine derinlemesine düşünen bir çalışma.

Hegel, çağdaş Fransız felsefesi ve özellikle de Deleuze ile Guattari felsefesi üzerine birçok yayını bulunan Brent Adkins, yalnızca Hegel, Heidegger ve Deleuze’ün ‘arzu’, ‘eksiklik’ ve ‘yas’a ilişkin fikirlerini aydınlatmakla kalmıyor, aynı zamanda bu isimlerin Freud, Lacan ve Žižek’le kesiştikleri ve ayrıştıkları noktaları açığa çıkararak bir anlamda sıkı bir felsefe tarihi okuması gerçekleştiriyor.

Adkins, Heidegger’in ölüme yaklaşımını, eksiklik ve melankoli bağlantısı ekseninde irdeliyor.

Hegel’in ‘Tinin Fenomenolojisi’nden yola çıkarak yas, bilincin gelişimi ve olumsuzlama arasındaki bağıntıyı inceliyor.

Ve nihayet, Deleuze’ün ‘üretkenlik olarak arzu’ yaklaşımını da Freudcu ‘ölüm arzusu’ yorumu bağlamında tartışıyor.

  • Künye: Brent Adkins – Arzu ve Ölüm: Hegel, Heidegger, Deleuze, çeviren: A. Kadir Gülen, Fol Kitap, 296 sayfa, 2020