Hristo Stambolski – İmparatorluğun Zor Yılları (2019)

Bulgar asıllı bir Osmanlı hekimi olan Hristo Stambolski, Bulgar milli uyanışına destek verdiği için Yemen’e sürüldüğünde, yıl 1877’ydi.

Öncesinde ise Stambolski, 15 yaşında memleketi Kazanlık’tan İstanbul’a gelmiş, burada Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’de öğrencilik yapmış ve mezun olduktan sonra da aynı kurumda öğretmenlik yapmaya başlamıştı.

Görüldüğü gibi Stambolski’nin yaşadığı dönem, Sultan Abdülaziz iktidarının sürdüğü Osmanlı’nın içeride ve dışarıda büyük sorunlarla boğuştuğu en sıkıntılı dönemlerdendir.

Bu nedenle kendisinin anıları büyük öneme haiz.

Stambolski,

  • Osmanlı’nın içinde bulunduğu ekonomik buhranlar,
  • Karadağ İsyanı,
  • Hersek Vilayetindeki karışıklıklar,
  • Avrupa devletlerinin Balkanlar’daki gerilimlerden yararlanarak ülkenin iç işlerine karışması,
  • Lübnan’da Dürzilerle Maruniler arasında kanlı çatışmalar çıkması,
  • Sırbistan, Romanya ve Girit’te isyanların patlak vermesi,
  • Romanya’da Karol’un prensliğinin tanınması,
  • Sırbistan kalelerinden Osmanlı ordusunun çekilmek zorunda kalması,
  • Rum Ortodoks kilisesinden ayrılmak isteyen Bulgarların 1870’te bağımsız Bulgar kilisesinin kurmalarına izin verilmesi,
  • Özerklik ve bağımsızlık yönündeki hareketlerin Hersek’ten Bosna’ya yayılması,
  • Bulgar İsyanı,
  • Jön Türklerin giderek Osmanlı yönetiminde ağırlıklarını hissettirmeleri,
  • Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesi,
  • Ve Sultan Abdülaziz’in bugün de halen tartışılan “intiharı” gibi, önemli olaylara tanıklık ediyor.

Stambolski’nin anılarını, bu zorlu ve çok ilginç döneme ilişkin belge niteliğinde bir eser olarak öneriyoruz.

  • Künye: Hristo Stambolski – Bir Osmanlı Hekiminin Anılarıyla İmparatorluğun Zor Yılları, çeviren: Hüseyin Mevsim, Kitap Yayınevi, anı, 404 sayfa, 2019

Hüseyin Kandemir – Rus Edebiyatında İstanbul (2009)

Hüseyin Kandemir, uzun süredir Rus edebiyatı alanında çalışan akademisyenlerden.

Yüksek lisans ve doktora tezlerini de Rus edebiyatı üzerine yapan Kandemir, ‘Rus Edebiyatında İstanbul’ başlıklı bu çalışmasında, İvan Alekseyeviç Bunin, Nadejda Teffi, Arkadiy Averçenko, İlya Zdaneviç, Radi Gennadiyeviç Fiş ve İosif Brodski gibi yazar ve aydınların eserlerinde, İstanbul’un ve Türk kültürün nasıl temsil edildiğini irdeliyor.

İstanbul, tarih boyunca Ruslar için önemli bir şehir oldu.

Onların İstanbul’u, Çar Şehri (Tsargad) olarak tanımlamaları da bunun en önemli göstergelerinden.

Kandemir, İstanbul’un Rus yazınında yer edinmesinin, 16. yüzyılda el yazmalarıyla başladığını ve bunun 20. yüzyılda da artarak devam ettiğini belirtiyor.

Kitap, İstanbul’un ve Türk kültürünün, Rus yazar ve aydınlarında çağrıştırdığı farklı kimlikleri gözler önüne sermesiyle özellikle ilgi çekici.

  • Künye: Hüseyin Kandemir – Rus Edebiyatında İstanbul, Çizgi Kitabevi, inceleme, 148 sayfa

Ziya Gökalp – Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (2009)

Ziya Gökalp’in ‘Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler’i, çokça tartışılan, eleştirilen kitaplardan.

Burada eleştirilen tezlerin başında, Kürt aşiretlerini “sosyoloji” disipliniyle incelemeye koyulan Gökalp’in, bu aşiretlerin asimile olan Türkler olduğu iddiasıydı.

Gökalp’in çalışması, Kürt aşiretleri hakkında köken, tarih, coğrafya, dil, kültür yönlerinden yaptığı araştırmaların sonuçlarını barındırıyor.

Kürtlerin örf-adetleri; yaşantıları; geçim kaynakları; doğum, ölüm, düğüm törenleri; suçluları izleme ve cezalandırmaları; yabancılara karşı davranışları gibi konuları anlatıyor;  Kürtleşmiş olan birçok aşiretin gerçekte Türk olduğunu iddia ediyor.

Gökalp aynı zamanda, Osmanlı idari yapısının bozulduğu Sultan Selim ve Sultan Selim devirlerine kadar uzanarak, aşiretlerin nasıl “medenileştirilebileceği” konusuna da kafa yoruyor.

  • Künye: Ziya Gökalp – Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler, Kaynak Yayınları, sosyoloji, 168 sayfa

Abdul Rahman Azzam – Selahaddin Eyyûbi (2015)

 

Kudüs’ü Haçlılardan alan meşhur Kürt komutanın hayatı ve mücadelesi bu kitapta.

Kitap, Abbasi halifeliğinin dağılmasını, bunun Selahaddin Eyyûbi’nin inanç ve eylemlerini nasıl biçimlendirdiğini, Eyyûbi’nin komutan olarak gösterdiği başarıları, Mısır’ı egemenliği altına alışını ve onun başarılarında önemli paya sahip karakterleri anlatıyor.

Kitabı ilgi çekici kılan hususların başında, hem yazarın Selahaddin’i ortaya koyduğunu savunduğu 10. ve 11 yüzyıllardaki İslami uyanış sürecini kapsamlı bir perspektifle irdelemesi hem de Selahaddin’i yalnızca bir savaşçı olarak değil, daha çok manevi ve siyasi vizyonu gelişmiş bir lider olarak ele alması.

Abdul Rahman Azzam’ın burada karşımıza çıkardığı Selahaddin Eyyûbi, dürüsttür ve düşmanlarının oyunlarına dahil olmayıp bütün Müslümanları tek bir orduda birleştirebilecek yetenekte bir liderdir.

  • Künye: Abdul Rahman Azzam – Selahaddin Eyyûbi, çeviren: Pınar Arpaçay, Alfa Yayınları

Ahmet Vasfi Pekin – Tarih Boyunca Batı Anadolu’da İsyanlar ve Direnişler (2019)

Batı Anadolu, büyük medeniyetlerin yerleştiği bir coğrafya olduğu gibi, tarih boyunca çeşitli büyüklüklerde isyanlara da beşiklik etti.

İşte bu kitap, Hitit öncesi dönemden Osmanlı’ya uzanarak bu isyanların izini süren, konu hakkında çok önemli bir kaynak.

Batı Anadolu bölgesinin kendine has coğrafi niteliklerini açıklayarak kitabına başlayan Ahmet Vasfi Pekin, çalışmasının devamında da,

  • Hitit Devleti öncesinde Batı Anadolu’nun durumunu,
  • Hititler dönemindeki Assuva Konfederasyonu direnişi ve Tarhuntaradu isyanı gibi isyanları,
  • Miletoslu kadınların sessiz isyanını,
  • Pers işgali sürecindeki ilk isyanları,
  • İon isyanını,
  • Büyük İskender’in Batı Anadolu’yu fethetmesinden sonra ortaya çıkan isyanları,
  • Roma ve Doğu Roma dönemlerinde bölgenin siyasi ve toplumsal düzenini,
  • Selçuklular, Türk Beylikleri döneminde bölgedeki isyanları,
  • Şeyh Bedreddin isyanını,
  • Alevi isyanları ve Yavuz Sultan Selim’in yaptırdığı katliamı,
  • Celali isyanlarını,
  • Efe ve zeybeklerin Yunan işgaline karşı ortaya koyduğu isyan ve direnişleri,
  • Ve bunun gibi birçok konuyu aydınlatıyor.

Çalışma, Batı Anadolu’nun tarihine ve isyanların bu tarihte ne gibi dönüşümler yarattıklarına yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Ahmet Vasfi Pekin – Tarih Boyunca Batı Anadolu’da İsyanlar ve Direnişler, Ege Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2019

Marcel Léart (Krikor Zohrab) – Ermeni Meselesi (2015)

1915’te katledilen, dönemin en önemli edebiyat ve siyaset adamlarından Krikor Zohrab, belgeler ışığında, Ermenilere yönelik ağır mezalimi kayda geçiriyor.

Kitap, 1915’te Ermenilere karşı işlenen büyük suçun hemen öncesindeki durumun nitelikli bir panoramasını çizdiği için çok önemli bir tarihsel tanıklık.

  • Künye: Marcel Leart (Krikor Zohrab) – Ermeni Meselesi, çeviren: Renan Akman, İletişim Yayınları

Sadakat Kadri – Dava (2019)

Uluslararası insan hakları davalarıyla tanınan avukat, yazar ve gazeteci Sadakat Kadri, bir hukukçu olarak şimdiye değin Karayipler’de idam cezasıyla yargılanan bazı sanıkların vekâletini üstlendi, Afrikalı bir diktatörü soruşturdu ve Fiji’deki bir askeri diktatörlüğün meşruluğuna meydan okudu.

Sadakat Kadri’nin elimizdeki kitabı ise, tarihin en ünlü ceza davalarını masaya yatırıyor.

Kadri, ceza davalarının tarihini yazarken teorilerden ziyade hikâyelerle anlatısını ileri taşıyor.

Kitap, zengin içeriğiyle hukukçular kadar sıradan okura da hitap ediyor demeliyiz.

❝Yeryüzünde hüküm verme hakkı tam olarak kime tanınmıştır?❞

Kadri bu sorunun yanıtını ararken,

  • Sokrates’in ünlü savunmasını,
  • Ortaçağ’ın acımasız engizisyon mahkemelerini,
  • Cadı avlarını,
  • Hayvanların, cesetlerin ve eşyaların yargılandığı akıl almaz davaları,
  • Nürnberg mahkemelerini,
  • Stalin döneminin düzmece duruşmalarını,
  • Savaş suçlarının yargılanmasını,
  • Ve bunun gibi önemli tarihi davaları, mizahı da ihmal etmeyen güzel bir üslupla irdeliyor.

Kitap, bu tür ceza davalarını takip edip cezalandırma yöntemlerini sorgularken, aynı zamanda bizi günümüze de damgasını vuran cadı avları, hukuksuz yargılamalar ve haksız kararlar üzerine yeniden düşünmeye sevk etmesiyle önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

❝Kukuletalı giysiler hukukçuların cüppesi haline gelse ve bütün o efsunlu laflar mesleki jargona dönüşse de antik zamanlardan kalan dürtüler hâlâ her duruşma salonunda varlığını hissettirir. Rasyonel kaygılar ve mantıklı tartışmalar her davanın belirgin özelliklerindendir, fakat bir zamanlar cadıların ölüme gönderilmesine neden olan bebek katilliği ve Şeytan’a tapınmanın yarattığı dehşet 1980’ler boyunca satanist cinsel istismar suçlamalarıyla hortlamıştır.❞

❝Acil yetkiler sapkınlık ve cadılık günlerinden beri korkunç suçlara karşı savaşmak için yardıma çağrılmıştır ancak 21. yüzyılın yorumcularının, engizisyoncuların 18. yüzyılda terk ettiği konuma yeniden sahip çıktı.❞

❝Hayvanlar ve cesetler artık mahkemeye çıkarılmıyor fakat akli durumları gözetilmeksizin sanıkları cezalandırmak için duyulan telaş, çocukların ve akıl hastalığından mustarip olanların kovuşturmalarında hâlâ görülüyor.❞

❝Gizlediği çeşitli mühürler ve kaideleriyle ruhban sınıfı yasaların sırlarını her zaman sadece kendilerinin yorumlayabileceğini ileri sürdü, ileride ihtiyaç duyulduğunda da yeni vahiylerle görüşlerini destekledi.❞

❝Göklerden gelen yasaların değişmezliği ve ilahi adaletin şaşmazlığı hususundaki tüm ısrara rağmen bir soru sürekli karışıklığa sebep oldu: Yeryüzünde hüküm verme hakkı tam olarak kime tanınmıştır?❞

  • Künye. Sadakat Kadri – Dava: Sokrates’ten O. J. Simpson’a Yargılamanın Tarihi, çeviren: Gökhan Arıkan, Kolektif Kitap, hukuk, 552 sayfa, 2019

Kolektif – Sultan’ı Öldürmek (2018)

Sultan II. Abdülhamid’e yönelik 21 Temmuz 1905 tarihli suikast girişimi modern tarihin en büyük siyasi komplolarından biriydi.

Yıldız Hamidiye Camisi’nde Cuma duasından sonra patlayan bombalı bir araç, 26 kişinin ölümüne 58 kişinin de yaralanmasına neden olmuştu.

  1. Abdülhamid, saldırıdan yara almadan kurtulmuştu.

İşte bu kapsamlı çalışma, söz konusu komplonun uluslararası tarihini zengin bir perspektifle irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Kitabın yazarları, olayı uluslararası hukuk, terörizm, Oryantalizm, diplomasi, anarşizm, emperyalizm ve milliyetçilik gibi farklı yönleriyle irdeliyor ve böylece dönemin Osmanlı İmparatorluğu kadar, Osmanlı’nın Avrupa ve genel olarak dünyanın diğer ülkeleriyle ilişkileri hakkında çok önemli ayrıntılar sunuyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Houssine Alloul, Toygun Altıntaş, Marnix Beyen, Edhem Eldem, Maarten Van Ginderachter, Will Hanley, Gaïdz Minassian, Henk de Smaele ve İpek K. Yosmaoğlu.

  • Künye: Kolektif – Sultan’ı Öldürmek: II. Abdülhamid’e Yapılan Suikast Girişiminin Uluslararası Tarihi (1905), çeviren: Derya Dinç, Salon Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2018

Safiye Dündar – Kürtler ve Azınlık Tartışmaları (2009)

Safiye Dündar ‘Kürtler ve Azınlık Tartışmaları’nda, Kürtlerin etnik anlamda kim oldukları, bilinen tarihleri, sosyo-kültürel yapıları, geçen yıllar içinde neler yaşadıkları, Kürt sorununun nasıl ortaya çıktığı ve Kürtlerin azınlık olup olmadığı konularını inceliyor.

Kitabına, kavramsal bir çerçeve oluşturarak başlayan Dündar, çalışmanın ikinci bölümünde, Kürtlerin etnik kimliklerini anlatıyor.

Çalışmanın üçüncü bölümünde, Osmanlı’dan günümüze Kürt isyanları ve Kürtçülük faaliyetleri irdeleniyor; dördüncü bölümde de Kürtlerin azınlık olma durumları inceleniyor ve konunun daha iyi anlaşılabilmesi için azınlık haklarının gelişimi tarihsel bir süreç içinde ele alınıyor.

  • Künye: Safiye Dündar – Kürtler ve Azınlık Tartışmaları, Doğan Kitap, inceleme, 412 sayfa

Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960 (2019)

Cumhuriyetin erken dönemlerinde Türk muharririnin zihin dünyasını meşgul eden fikir ve çelişkiler nelerdi?

Tuncay Birkan, kapsamıyla dikkat çeken bu enfes kitabında, 1930-1960 arasında çıkmış gazete ve dergiler arasında keyifli bir yolculuğa çıkarak bu soruya aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

Çalışma, Refik Halit Karay’dan Peyami Safa’ya, Halide Edip Adıvar’dan Necip Fazıl Kısakürek’e, Nahid Sırrı Örik’ten Nurullah Ataç’a, Reşat Nuri Güntekin’den Halit Ziya Uşaklıgil’e ve Sabiha Sertel’den Suat Derviş’e, dönemin önde gelen isimlerinin devletle, ülkeyle, milliyetçilikle, henüz ayakları üzerinde durmaya başlamış Cumhuriyetle, Köy Enstitüleriyle ve dönemin çağdaş fikirleriyle kurdukları ilişkiyi derinlemesine analiz ediyor.

Birkan o dönemin Türkiye’si hakkında yazarken, tek bir hâkim fikir veya ideolojinin egemen olduğu bir dönemden ziyade, süreci sürekli değişen ve dönüşen hareketli bir resim olarak ele alıyor.

Çalışmayı, Türk yazarının mirası, yazar ve yazar ile iktidar arasındaki ilişki hakkında derin bir sorgulama okumak isteyen okurlara tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960, Metis Yayınları, inceleme, 526 sayfa, 2019