Kolektif – 1917: Rusya’da Devrimde Devrim (2018)

Rusya’da 1917 yılında gerçekleşen ve yüzüncü yılını geride bıraktığımız Ekim Devrimi, tıpkı Fransız Devrimi gibi,  yalnızca yaşandığı çağı değil, geleceği de tümüyle etkilemiş büyük devrimlerden biridir.

Elimizdeki derleme de,  liderlerinden sınıflarına, sıradan insanından siyasetine, afişlerinden sporuna, tiyatrosundan kadınlarına, 1917’nin mirasını ve onun güncelliğini farklı yönleriyle ele alan makaleleri bir araya getirmekte.

Kitapta,

  • 1917 Devrimi’nin tarihyazımında önce çıkan vurgular ve farklılıklar,
  • Petersburg’da devimin gerçekleştiği mekânlar ve devrimin anısına dikilen anıtlar,
  • 1917’ye giden siyasal süreç ve o süreçte yaşanan önemli dönüm noktaları,
  • 1917’nin siyasi düşünce tarihindeki kökleri,
  • Devrim ikonografisinde önemli yer tutan afişler,
  • Devrim tiyatrosunun kitleleri harekete geçirme işlevi,
  • Devrim içinde işçi sınıfının konumu ve rolü,
  • Devrimde kadınların öncü rolü,
  • Devrimin Sovyetler Birliği’nde spora etkileri,
  • Ve Sovyetler Birliği’nin farklı halklarının devrimdeki rolleri gibi, ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Onur İşçi, Ateş Uslu, Evrim Eker, Mehmet Ö. Alkan, Y. Doğan Çetinkaya, Bilge Seçkin Çetinkaya, Emek Yıldırım, Yiğit Akın, Masis Kürkçügil ve Gökhan Pahlı.

  • Künye: Kolektif – 1917: Rusya’da Devrimde Devrim, hazırlayan: Mehmet Ö. Alkan ve Y. Doğan Çetinkaya, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 2018

Arthur Schopenhauer – Aşkın Metafiziği (2018)

Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dâhilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar; çünkü her zaman içinde bulundukları ana sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler.

Arthur Schopenhauer’un klasik yapıtı ‘Aşkın Metafiziği’, insan doğasında en güçlü itki olarak tanımladığı aşkı enine boyuna tartışıyor.

Schopenhauer, aşkın insandaki en güçlü ve yaygın itki olmakla birlikte, gizli ve irrasyonel olduğunu, bize acı veren eylemlerde bulunmamıza neden olduğunu savunuyor.

Bizim için yıkıcı olsalar ve tatmin edilmeleri kısa süreli ve anlık olsa bile aşk dürtüsüne neden teslim oluruz?

Başka bir deyişle, aşk deneyiminin sonucu her seferinde hayal kırıklığı olduğu halde, neden ısrarla aptallığımızı sürdürürüz?

Schopenhauer, temel olarak bu sorunun yanıtını arıyor.

Aşk için üremeden başka hiçbir amacın olmadığını ve üreme için de türün hayatta kalmasından başka hiçbir amacın olmadığını belirten düşünüre göre, her birey tür uğruna ürer ve üreme görevini yerine getirdikten sonra ıskartaya çıkarılır ve ölüme teslim edilir.

Bu önemli kitabın elimizdeki baskısı, metnin dilimize çevirilerinde daha önce yer almayan, “paderastie”, yani “oğlancılık” üzerine olan son bölümünü de barındırıyor.

Schopenhauer burada da, iradenin içine düştüğü bir tür çıkmaz sokaktan söz ediyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Aşkın Metafiziği, çeviren: Veysel Atayman, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 80 sayfa, 2018

Burcu Pelvanoğlu – Hale Asaf (2018)

Burcu Pelvanoğlu’nun bu güzel ve özenli çalışması, ilk kadın ressamlarımızdan Hale Asaf’ın hayatına ve çalışmalarına odaklanıyor.

Hale Asaf, Osmanlı’nın son dönemiyle Cumhuriyet’in ilk yıllarını kapsayan kısacık hayatına az ama her biri de etkileyici eserler sığdırdı.

Bu kitap ise, Asaf’ın İstanbul, Paris, Berlin ve Bursa’da sürdüğü yaşamını, aile çevresini, bir sanatçı olarak yetişme sürecini, bohem kişiliğini ve içinde yaşadığı toplumun özgünlükleri içinde ortaya koyuyor.

Pek çok tanıklık ve çok sayıda belgeye dayanması, ayrıca daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış tablolara yer vermesi, kitabı nitelikli kılan hususların başında gelmekte.

  • Künye: Burcu Pelvanoğlu – Hale Asaf: Türk Resim Sanatında Bir Dönüm Noktası, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 232 sayfa, 2018

Bülent Diken, Graeme Gilloch ve Craig Hammond – Nuri Bilge Ceylan Sineması (2018)

Nuri Bilge Ceylan, Uzak (2002), İklimler (2006), Üç Maymun (2008), Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) ve Kış Uykusu (2014) gibi uluslararası başarıların sahibi bir yönetmen olarak yalnızca Türkiye’de değil, dünya çapında da dikkat çeken, hakkını tam teslim etmek gerekirse, 21. yüzyılın en etkili yönetmenlerinden biri.

Üç yazarlı bu önemli kitap da, Ceylan’ın filmlerindeki kendine has üslubu, havası ve tematik meselelerine, ulusötesi bir bağlamda odaklanıyor.

Bülent Diken, Graeme Gilloch ve Craig Hammond, Ceylan’ın filmlerini eleştirel bir analize tabi tutarak,  bu sinemada sıklıkla karşımıza çıkan yersiz yurtsuzluk, nostalji, göç ve yer değiştirme, hiçlik ve yokluk, melankoli ve can sıkıntısı, modern yaşamın etkileri gibi temaları merkeze alarak irdeliyor.

Yakın zamanda Ahlat Ağacı adlı filmi gösterime girecek Nuri Bilge Ceylan’ın sinemasının özgün yönlerine daha yakından bakmak isteyenler bu kitabı muhakkak okumalı.

  • Künye: Bülent Diken, Graeme Gilloch ve Craig Hammond – Nuri Bilge Ceylan Sineması: Türkiyeli Bir Sinemacının Küresel Hayal Gücü, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Metis Yayınları, sinema, 216 sayfa, 2018

Daniel Chandler ve Rod Munday – Medya ve İletişim Sözlüğü (2018)

Medyayı ve iletişimi daha iyi kavramak, bu alana içkin kavramları daha iyi bilmekle mümkün.

İki yazarlı bu sözlük de, yaklaşık 2 bin 300 terim tanımını içeriyor ve bu özelliğiyle en geniş tek ciltlik referans kaynaklardan biri.

Öğrenci ödevlerinden araştırma projelerine, alandaki çalışmalarda kullanılacak referans terimlerini içerecek güvenilir bir başlangıç isteyenlerin yararlanabileceği sözlük, tanımları, o tanımların bağlantılı söylemlerle (örneğin göstergebilim, sosyoloji veya film-yapımı gibi) ilişkili farklı anlamlarını da dâhil edecek şekilde veriyor.

Okurlara, farklı söylemler arasında bağlantı kurmaya yardım eden, terim açıklamalarını geniş bir çapraz-referanslama ile zenginleştiren sözlüğün, bu yönüyle oldukça okur dostu olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Daniel Chandler ve Rod Munday – Medya ve İletişim Sözlüğü, çeviren: Babacan Taşdemir, İletişim Yayınları, 496 sayfa, sözlük, 2018

Geert Lovink – Sosyal Medyanın Dipsiz Kuyusu (2018)

Sosyal medya, vaat ettiği şekliyle bizi özgürleştirebiliyor veya yeni bir demokratik ufuk yaratabiliyor mu?

Geert Lovink’in bu muazzam çalışması, güncel bir sosyal medya eleştirisi sunması ve özellikle de sosyal medya araçları üzerinden bize dayatılan yeni tahakküm biçimlerini gözler önüne sermesiyle önemli.

Lovink’in çalışmasının en önemli katkısı, sosyal medyanın, yakın zamanda yaşanmış toplumsal olayları daha görünür kılmasından yola çıkarak, onun kendiliğinden bize demokrasi, özgürlük getireceği inancına neden karşı çıkmamız gerektiğini güçlü argümanlarla açıklaması.

Yazar, sosyal medyayı reddetmenin buna neden çare olmayacağını, sosyal medyanın toplumsal çatışmalar ve güç ilişkilerindeki yerinin bilincinde olarak onu nasıl doğru bir şekilde kullanabileceğimizi irdeliyor.

Sosyal medyanın duyumsamayı en aza indirgeyip algıları nasıl manipüle ettiği ve böylece toplumsallığı nasıl baltaladığı konusunda sıkı bir tartışma arayanlar, bunun yanı sıra bu kuşatmaya nasıl direnebileceğimizin yolları üzerine düşünenler bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Geert Lovink – Sosyal Medyanın Dipsiz Kuyusu, çeviren: Deniz Esen, Otonom Yayıncılık, siyaset, 340 sayfa, 2018

Ian Tattersall – Gezegenin Efendileri (2018)

Evrimsel gelişme, 7 milyon yılı buldu.

Evrimsel düşüncenin ise, iki yüzyıllık tarihi var.

Ian Tattersall’in bu kapsamlı rehberi de, evrimsel gelişmeyle evrim düşüncesinin uzun tarihindeki dönüm noktalarını kayıt altına alıyor.

Homo erectus, ateşi kullanabiliyordu.

Homo habilis, alet yapabiliyordu.

Neandertaller, ise bugünkü insanın atası olan Homo sapiensten çok, çok daha güçlüydü.

Peki, ne oldu da, Homo sapiens bu dişli rakiplerini alt ederek gezegenin efendisi oldu?

Bilhassa fosil kayıtlarına dayanmasıyla büyük önem arz eden Tattersall’in çalışması, tam da insanı diğer türlerden farklı kılan yönlerin neler olduğunu açık bir biçimde ortaya koymasıyla, alan için rehber nitelikte bir kaynak.

İnsan evriminin kökenlerini merak edenlerin severek ve aydınlanarak okuyacağı bir kitap.

  • Künye: Ian Tattersall – Gezegenin Efendileri: İnsan Kökenlerinin Hikâyesi, çeviren: Gökçe Metin, Redingot Kitap, bilim, 328 sayfa, 2018

Kolektif – Sanatın Gölgedeki Kadınları (2018)

Bu önemli derleme, kendi alanında tarihin dışında bırakılmış, görülmemiş ya da görmezden gelinmiş kadınları, onların yaşamlarını ve eserlerini günışığına çıkarıp görünür kılıyor.

Kitap, 19. yüzyıl ortasından 20. yüzyıl ortalarına kadar uzanan yüzyıllık dönemi, tam olarak söylersek 1850-1950 yılları arasında sanat ve edebiyatta varlık göstermiş kadınları konu ediniyor.

Burada kimler yok ki!

Kitabın “Biyografi” başlığı altında, kimisi eşinin ya da babasının gölgesinde kalmış, kimisi toplumsa cinsiyet kalıplarına odaklı meslek algısıyla köşesine sıkışmış, kimisi eserleri kendisinden daha çok tanınan pek çok kadın var:

Selma Rıza, Sabiha Sertel, Semiha Es, Mebrure Alevok, Mihri Müşfik, Müfide Kadri, Sabiha Bozcalı, Sabiha Bengütaş, Nermin Faruki, Zerrin Bölükbaşı, Güzin Duran ve Muazzez Aruoba, kitapta hayatları ve çalışmalarına yer verilen kadınlar.

Kitapta bunun yanı sıra, yine farklı yazarların, kadınların sanat ve edebiyat dünyasındaki ısrarla görmezden gelinen varlığını Suat Derviş, Afife Jale, Halide Edip Adıvar ve Emine Semiye gibi isimler üzerinden tartıştığı makaleler de zenginleşmiş.

Kadınların üretimlerine, yaratıcılıklarına, güçlükleri aşmada geliştirdikleri stratejilere daha yakından bakmak için muhakkak okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – Sanatın Gölgedeki Kadınları, derleyen: Özlem Belkıs ve Duygu Kankaytsın, Ayrıntı Yayınları, sanat, 480 sayfa, 2018

Brad Evans ve Sean Michael Wilson – Şiddetin Eleştirel Tarihi (2018)

Cehaletin siyasal ve kültürel yaşamın belirleyici özelliklerinden birine dönüştüğü bir dönemde yaşıyoruz.

O yüzden, özellikle de bugün en acil ihtiyacımız, şiddetin çeşitli biçimlerini eleştirmek için elzem olan pedagojik araçların geliştirilmesi.

İşte bu harikulade grafik roman, tam da bu ihtiyaca yanıt veren eserlerden biri.

Kitap, düşünce tarihinin önde gelen isimlerinin eleştirel düşüncelerinden yola çıkarak şiddet döngüsünün nasıl kırılabileceğini anlatıyor.

Kitapta, Hannah Arendt, Frantz Fanon, Paulo Freire, Michel Foucault, Edward Said, Noam Chomsky, Judith Butler ve Giorgio Agamben’in düşüncelerine farklı çizerlerin çizimleri eşlik ediyor.

Kitabın çizerleri ise şöyle: Inko, Carl Thompson, Robert Brown, Chris Mackenzie, Michiru Morikawa ve Yen Quach.

Başka bir dünya mümkün diyenlerin, bunun için ısrar edenlerin ve her şartta mücadele devam diyenlerin keyifle, aydınlanarak okuyacağı, çizimleriyle de göz dolduran bir çalışma.

  • Künye: Brad Evans ve Sean Michael Wilson – Radikal Düşünürlerin Gözünden Şiddetin Eleştirel Tarihi, çeviren: Utku Özmakas, Dipnot Yayınları, grafik roman, 135 sayfa, 2018

Leo Huberman ve Paul Sweezy – Sosyalizmin Alfabesi (2018)

İlk olarak 1953’te yayınlanmış, bizde de uzun yıllar ‘Sosyalizmin ABC’si adıyla çevrilmiş ‘Sosyalizmin Alfabesi’, güçlü argümanları ve kapsamlı oluşuyla, sosyalizme giriş konusunda bugün klasik haline gelmiş durumda.

Bu Türkçe basımda, yazarların gözetiminde yayınlanan 1968 tarihli basım esas alınmış.

Kitapta, sermaye birikiminden artık değere, tekelden gelir dağılımına, bunalım ve durgunluktan emperyalizm ve savaşa pek çok konu ele alınıyor.

Kapitalizmin neden akla ve adalete aykırı olduğunu ve sosyalizmin hayatımızdaki etkilerinin neler olacağını merak edenler bu çalışmayı kaçırmasın.

Kitapta, sosyalizmin özgürlüğe nasıl baktığı ve Sovyet deneyiminden ne gibi dersler çıkarabileceğimiz gibi güncelliğini yitirmeyen konular da ele alınıyor.

  • Künye: Leo Huberman ve Paul Sweezy – Sosyalizmin Alfabesi, çeviren: Mehmet Selik ve Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, felsefe, 192 sayfa, 2018