Antonio Negri – Aykırı Spinoza (2020)

Antonio Negri’den, Spinoza’nın fikirlerinin yüzyıllardan sonra nasıl olup da hâlâ güncelliğini koruduğu üzerine sağlam bir sorgulama.

Negri burada, Spinoza’nın modern demokrasinin temeli olarak ‘Politik İnceleme’ adlı eserini, son dönem Spinoza’daki demokrasi kavramının tanımlanışını, Spinoza ve Leopardi’nin materyalizmini, Spinoza’nın modernlik karşıtlığını, son yıllarda gözlemlenen Spinoza’ya dönüş ile komünizme dönüş arasındaki benzerliği, Spinoza’da demokrasi ve bengilik konusunu ve Spinoza’nın postmodernler tarafından nasıl ele alındığı gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Kitap, Spinoza’nın fikirlerine, çağımızın önde gelen düşünürlerinden birinin özgün değerlendirmeleriyle bakmak için iyi fırsat.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Spinoza, bir filozof olarak, insanın doğasını, bilincini ve bilinçaltını, dürtü ve arzusunu, düşünce ile tutkular arasındaki ilişkiyi Freud’dan, modern psikoloji ve psikoterapiden çok daha önce tanımlamıştır.”

“Spinozacılık’ın ateizm olarak nitelendirilmesinin derin anlamı nedir? Bu soruya yanıt verme girişimi, umuyoruz ki, Spinoza’nın Almanya’daki alımlanışının kimi yönlerini açığa kavuşturma olanağı sağlayacak.”

“Spinoza’nın biyografları da Spinoza’yı ateist olmakla suçlar. Spinoza’nın erdemli bir hayat sürmüş olabileceğini kabul etseler bile hepsi onu saçma ve kabul edilemez buldukları bir Tanrı kavramının doğru olduğunu kabul ettirmeye çalışmakla suçlar.”

“Politik evren bir eylem evrenidir. Demokrasinin, mutlağın ve özgürlüğün nesnel aporiası olarak gözükmesi ve bu aporianın, politik sürecin dinamik koşulu olarak sunulması, sorunu ve demokrasi tanımının zorluklarını çözmez, bilakis durumu daha da kötüleştirir.”

“Spinozacı kuraldışılığın, iktidarın felsefeleri ile altüst edişin felsefeleri arasında modern çağın yüzyılları boyunca uzanan derin bir yarık açmayı bize öğretebileceğini düşünmemin sebebi de buydu.”

“Zaman gücü arzular, onun üretkenliğini kinayeler, onun enerjisini yalayıp geçer. Zaman hiçliğe geri döndüğünde, bu gücü unutmaz. Spinoza bu noktada yeniden belirir. Tempus potentiae. Spinoza’nın şimdi-buradalık ısrarı, Heidegger’in sadece olanak olarak bıraktığı şeyi doldurur.”

  • Künye: Antonio Negri – Aykırı Spinoza: Gündem (deki / dışı) Çeşitlemeler, çeviren: Nurfer Çelebioğlu ve Eylem Canaslan, Zoe Kitap, felsefe, 168 sayfa, 2020

Jacques Rancière – Dissensus (2020)

Politikanın estetiği ve estetiğin politikası üzerine sıkı bir metin.

Jacques Rancière ‘Dissenseus’ta, hem sanat ve politika meselelerini derinlemesine irdeliyor hem de bu konu bağlamında Gilles Deleuze, Antonio Negri, Giorgio Agamben, Alain Badiou ve Jacques Derrida gibi çağdaşlarından bazılarının sağlam bir eleştirisini yapıyor.

Politika üzerine on tezle kitabına başlayan Rancière, devamında da,

  • Politikanın günümüzde bir anlamının olup olmadığını,
  • İnsan haklarının öznesinin kim olduğunu,
  • Biyopolitika ve politika arasındaki girift ilişkiyi,
  • 11 Eylül sonrasında simgesel düzende yaşanan geri döndürülemez kopuşu,
  • İleri plütokratik konsensüsün yüce formu olarak savaşı,
  • Estetik devrimi ve bunun sonuçlarını,
  • Politik sanatın barındırdığı çelişkilerini,
  • Edebiyatın politikasını,
  • Deleuze bağlamında sanatın direniş kabiliyetini,
  • Estetik ve politikanın bugün karşı karşıya bulunduğu etik dönemeci tartışıyor.

Rancière, bütün bu konuları çok yönlü bir bakışla ele alırken, estetiğin ve politikanın etik dönüşümü dahil olmak üzere hem sanat hem de politikadaki çağdaş eğilimleri analiz etmek için nasıl kullanılabileceğini de gösteriyor.

Bu derlemenin, daha önce İngilizcede hiç yayımlanmamış birkaç makaleyle birlikte, eleştirmenlere yanıt olarak yazılmış yepyeni bir “Sonsöz” içerdiğini de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Jacques Rancière – Dissensus: Politika ve Estetik Üzerine, çeviren: Mustafa Yalçınkaya, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 240 sayfa, 2020

Gary Gutting – İmkânsızı Düşünmek (2020)

1960 sonrasında büyük atılım gerçekleştiren Fransız felsefesi üzerine harika bir inceleme.

Gary Gutting, söz konusu dönemde Fransız felsefesinin üç önde gelen filozofu olan Foucault, Deleuze ve Derrida’yı merkeze alarak, Fransız felsefesinin hemen hemen aynı zamanda filizlenen analitik felsefeden nasıl farklılaştığını irdeliyor.

Yazar aynı zamanda, Hegel ve Heidegger’in bu dönüşümdeki paylarını ve bunun yanı sıra yeni kuşağın idolü Sartre’ın bu filozoflarla kurduğu gerilimli ilişkiyi de tartışıyor.

Foucault, Derrida ve Deleuze’ün felsefi yapılarındaki Nietzsche okumaları ve hesaplaşmaları ve 1980’ler ile 90’larda ‘etiğe dönüş’ün kurucu isimlerinden Levinas’ın bu filozoflarla ilişkisi ve Alain Badiou ontolojisinin ve fenomenolojinin ‘imkânsızı düşünme projesi’ndeki konumu da, kitapta ele alınan diğer ilgi çekici konular.

  • Künye: Gary Gutting – İmkânsızı Düşünmek: 1960 Sonrası Fransız Felsefesi, çeviren: Mukadder Erkan, Fol Kitap, felsefe, 344 sayfa, 2020

Frédéric Lenoir – Spinoza Mucizesi (2020)

 

 

Spinoza, “Dalga geçmemeli, ağlayıp sızlamamalı, nefret etmemeli; anlamalı.” demişti.

Spinoza’nın sadece yaşadığı dönemin çok ötesinde değil, zamanımızın da çok ötesinde bir mucize olduğunu belirten Frédéric Lenoir bu güzel kitabında, Spinoza’nın zihnimizi nasıl aydınlatabileceğini, yüreğimizi nasıl ferahlatabileceğini anlatıyor.

İki bölümden oluşan kitabında Lenoir, ilk olarak Spinoza’nın hem dinde, hem politikada hem de felsefede nasıl büyük bir devrim gerçekleştirdiğini irdeliyor.

Yazar çalışmasının ikinci bölümünde ise, Spinoza’nın neden bir bilgelik ustası olduğunu ele alıyor.

  • Künye: Frédéric Lenoir – Spinoza Mucizesi, çeviren: Aslı Sümer, İş Kültür Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2020

Jacques Derrida – Platon’un Eczanesi (2016)

Platon’un Phaedros adlı diyaloğunu ören yapısal çerçeveyi irdeleyen bir metin.

Bunu ortaya koymak için özgün yöntemi dekonstrüksiyona başvuran Derrida’ya göre Platon kökeni ve ereği ararken aynı zamanda değerler ve kavramlar da yaratır.

Kitap, Derridacı bir bakışla hakikat ve değer sorunsalı üzerine yeniden düşünmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Jacques Derrida – Platon’un Eczanesi, çeviren: Zeynep Direk, Alfa Yayınları

Başak Ağın – Posthümanizm (2020)

Posthümanizmin ne olduğu ve ne olmadığı sorusuna Prometheus efsanesinden Matrix’in dijital ağlarında yaşayan Neo’ya kadar izleyen sağlam bir çalışma.

Başak Ağın, posthümanizme dair bütüncül bir fikir sağladığı ve posthümanizmin kuramsal çerçevesini tanıttığı gibi, dünyanın yirmi birinci yüzyıl itibarıyla bambaşka bir yere evrilmesi sonucunda edebiyat, kültür ve medyanın iç içe geçmiş durumunu ve felsefe ile bilim arasındaki zaman zaman incelen çizgileri örnekler üzerinden anlatarak posthümanizmin kuramsal boyutunu somutlaştırıyor.

Bilimsel, felsefi ve edebi açılardan farklı boyutlarıyla ele alınan posthümanizm, geniş çerçeveli, birbirinden farklı görünen ancak ilintili ve birbirini besleyen değişik çalışma alanlarından oluşan bir kuramlar bütünüdür.

Ağın’ın çalışması da, tam da kavramın bu zengin içeriğini aydınlatmasıyla, konuya ilgi duyanların kaçırmak istemeyeceği türden.

Ağın kitabının ilk bölümünde, posthümanizmin köklerini irdeliyor ve posthümanist kuramlarda önem arz eden belli başlı kavramları tartışmaya açıyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, ilk bölümde ele alınıp açıklanan kavramların ve kuramların ışığında çeşitli edebi ve kültürel eserlerin posthümanist incelemeleri vasıtasıyla okurlara daha somut örnekler sunuluyor, böylece kuramsal bilgilerin verildiği ilk bölümdeki örneklerin gerçek dünyada karşılık bulması hedefleniyor.

  • Künye: Başak Ağın – Posthümanizm: Kavram, Kuram, Bilim-Kurgu, Siyasal Kitabevi, inceleme, 244 sayfa, 2020

Yan Marchand – Herakleitos’un Gizemleri (2016)

 

“Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz” sözüyle tanınan, Efesli filozof Herakleitos’un dünyasına hoş geldiniz…

En büyük filozoflar olan çocuklar için yazılan kitap, Herakleitos’un düşünce sistemindeki kavramları kapsamlı bir şekilde aydınlatıyor.

Donatien Mary’nin harikulade çizimleri ise, kitabı ayrıca zenginleştiriyor.

  • Künye: Yan Marchand – Herakleitos’un Gizemleri, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları

Vladimir Jankélévitch – İroni (2020)

Fransız filozof ve müzikolog Vladimir Jankélévitch’in, tıpkı sanat gibi boş zamanın kızı olarak tanımladığı ironi üzerine klasikleşmiş yapıtı, Türkçede.

Kitap, ironinin ne olduğundan Batı felsefesiyle ne gibi bir ilişkisi olduğuna, Sokrates’te ironinin işlevinin ne olduğundan edebiyatta ve sanatta nasıl kullanıldığına pek çok konuyu irdeliyor.

“Hiç kuşku yok ki ironi, sahiden komik olamayacak kadar acımasız olduğu gibi, gerçekten sanatsal olamayacak kadar da ahlakidir.” diyen Jankélévitch, bilincin bilinci ya da farkındalık olarak kavradığı ironiyi müziğe özel göndermelerle de zenginleştirerek bütün yönleriyle ele alıyor.

Kitap, felsefe, edebiyat ve düşünce tarihinin iyi bir karışımı olarak muhakkak okunmayı hak ediyor.

  • Künye: Vladimir Jankélévitch – İroni, çeviren: Yunus Çetin, Metis Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2020

Max Scheler – Pişmanlık ve Yeniden Doğuş (2020)

“Eğer biri derse ki, ‘Hiçbir suçumun farkında değilim, dolayısıyla pişman olacak hiçbir şeyim yok’, bu kişi ya bir tanrıdır ya da bir hayvan. Eğer bu kişi bir insan ise suçun doğasına dair henüz hiçbir şeyi kavrayamamıştır.”

Utanma, hınç, aşk ve sempati duygusu gibi temel insani duygular üzerine yaptığı fenomenolojik çalışmalarla bildiğimiz Max Scheler, temel bir insan edimi olarak pişmanlığı çok yönlü bir bakışla ele alıyor.

Scheler, fenomenolojik yöntemin temel ilkelerine sadık kalarak ve daha da önemlisi pişmanlığı psikolojize etmeden ona insan deneyiminin sonsuz çeşitliliğinde ortaya çıktığı biçimleriyle bakıyor.

Scheler’in felsefi antropolojisi insanı anlarken bilimsel bulguları kullanır fakat bu bulgularda ortaya çıkarılamayan deneyimsel içeriği kendi deneyimine yönelerek keşfetmeye çalışır.

Yazara göre, pişmanlık bir zayıflık ve mağlubiyet değil, aksine bireyin kimliği ve ahlaki gelişimi için zorunludur.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Barış geldiğinde,” der Nietzsche, “savaşçı kendiyle savaşmaya başlar.”

“Seni pişman edene gözlerini kapadıkça, gelişimini ketleyen zincirlere daha da çok bağlanmaktasın.”

“Pişmanlık ahlaki bir tazelenmedir.”

“Suçun en gizemli işleyiş biçimlerinden biri kendini gizlemesidir.”

  • Künye: Max Scheler – Pişmanlık ve Yeniden Doğuş, çeviren: Sinan Oruç, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 48 sayfa, 2020

Brian Garvey – Biyoloji Felsefesi (2020)

Biyoloji felsefesini kapsamlı şekilde tanıtan, ayrıca güncel bilimsel kuramları masaya yatıran usta işi bir çalışma.

Brian Garvey’nin ufuk açıcı kitabı, Darwin’in evrim kuramından günümüze bütün evrim felsefesini kapsıyor ve bir şeyin doğuştan olması ne demektir, bir şeyin işlevinin olması ne demektir, tür nedir gibi, evrim ve evrimsel biyolojinin ortaya koyduğu önemli felsefi sorulara yanıt arıyor.

Kitap, evrim teorisinin altta yatan bazı ince ayrıntılarını aydınlatması ve evrim teorisinin genel dünya görüşümüzdeki yerini incelemesiyle özellikle önemli.

Yazar, doğal seçilim, yaratılışçılık, bencil gen, alternatif seçilim birimleri, sistem kuramı, makroevrim gibi konular bağlamında biyoloji ile etik, din ile insan doğası ilişkisini de çok yönlü tartışıyor.

  • Künye: Brian Garvey – Biyoloji Felsefesi, çeviren: Murat Can Mutlu, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 382 sayfa, 2020