Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa (2020)

Kant ve Hegel ile başlayan rasyonalist gelenek ile varoluşçular arasındaki bağ nedir?

Ünlü Amerikalı akademisyen Robert Solomon’un tam 710 sayfalık bu muazzam eseri, varoluşçuluğun kökenleri üzerine muazzam bir çalışma.

Solomon, 20. yüzyılın en popüler ve etkili entelektüel akımı olmuş varoluşçuluğun kökenlerini, Nietzsche, Kierkegaard, Husserl, Heidegger, Sartre ve Merleau-Ponty gibi bu geleneğin önde gelen düşünürlerini merkeze alarak açıklıyor.

Solomon bununla da yetinmeyerek, varoluşçuların rasyonalist gelenekle nasıl hesaplaştıklarını ve nasıl bir anlamda onun sürdürücüsü olduklarını tartışıyor.

Solomon’un burada en dikkat çeken tezi ise, kaygı, sahicilik, hiçlik, absürtlük, ümitsizlik, başkalarıyla ilişkiler gibi somut insani deneyimleri felsefenin merkezine taşıyan ve etki gücünü bu somutluktan alan varoluşçuluğun sanıldığı gibi akılcılık karşıtı bir felsefi gelenek olmadığı şeklinde özetlenebilir.

Tüm felsefe okurlarının edinmeleri gereken bir çalışma.

  • Künye: Robert C. Solomon – Akılcılıktan Varoluşçuluğa: Varoluşçular ve 19. Yüzyıldaki Kökleri, çeviren: Reha Kuldaşlı, İş Kültür Yayınları, felsefe, 710 sayfa, 2020

Quentin Meillassoux – Sonluluğun Sonrası (2020)

‘Sonluluğun Sonrası’, Kant’ın ünlü metafizik eleştirisine sıkı eleştiriler getiren, harikulade bir felsefi tartışma.

Bernard Bourgeois ve Alain Badiou gibi filozofların öğrencisi de olmuş Quentin Meillassoux’nun bu ufuk açıcı çalışması, bir anlamda Kant’ın bugün artık standart haline gelmiş ‘dogmatizm’, ‘skeptisizm’ ve ‘eleştiri’ yaklaşımlarını didik didik ediyor ve buradan alternatif bir bakış açısı geliştirmeye koyuluyor.

Kant’ın eleştiri projesiyle başlattığı ve çağdaş felsefe tarafından büyük ölçüde benimsenen metafizik eleştirisi, mutlakın bilinemeyeceği ve düşünülemeyeceği kararını vererek düşünceyi sonluluğa mahkûm etmişti.

Meillassoux ise ‘Sonluluğun Sonrası’nda, dogmatik ve metafizik olmayan bir mutlak anlayışı ortaya koymaya girişiyor.

  • Künye: Quentin Meillassoux – Sonluluğun Sonrası, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2020

Michel Foucault – Eleştiri Nedir? (2020)

‘Eleştiri Nedir?’, Michel Foucault’nun 1978 ve 1983’de verdiği iki ayrı konferansı bir araya getiriyor.

İki konferansında da Foucault, Kant’ın ‘Aydınlanma Nedir?’ adlı metnine referans yaparak Aydınlanma’yı felsefi ve tarihsel bir sorgulamaya tabi tutuyor.

Düşünür burada, hem Kantçı yaklaşımı çok yönlü bir bakışla irdeliyor ve alternatif bir Kantçı yaklaşımı tartışıyor hem de kendi felsefi pratiğinin soykütüğüne yeni bir yön vermeye girişiyor.

Bu iki konferansın diğer bir özelliği de, Foucault düşüncesinin 1978 ile 1983 arasındaki evrimi hakkında bize fikir vermesi.

Foucault’nun ‘Aydınlanma Nedir?’i nasıl farklı biçimlerde okuduğuna tanık olduğumuz konferanslar, aynı zamanda Foucault’nun kendi tarihsel ve felsefi perspektifini olduğu gibi şimdiki ve geçmişteki çalışmalarını da, Kant’ın bu metniyle başlattığını gösteriyor.

‘Eleştiri Nedir?’, Aydınlanma, bilgi, iktidar ve özne arasındaki ilişkiler üzerine düşünmek isteyenlerin severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Michel Foucault – Eleştiri Nedir?: Kendilik Kültürü, çeviren: Murat Erşen, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 2020

Robert Bernasconi – Irk Kavramını Kim İcat Etti? (2020)

Irk sorusu felsefe tarihinde kendine nasıl yer buldu?

Robert Bernasconi’nin yeni baskısıyla raflardaki yerini alan bu kitabı, uzun bir süre görmezden gelindi, bunun asıl sebebi ise,  Kant, Hegel, Herder gibi filozofların felsefelerindeki ırkçı fikirleri veya örneğin John Locke gibi bir düşünürün köle ticaretine müdahil olduğunu ve felsefesinde bunu hiçbir şekilde sorun olarak görmediğini gözler önüne seriyor.

Kitapta, Hegel’in ırkçı fikirlere sahip olması, kendisinin Afrika’yla ilgili görüşleri bağlamında ele alınıyor.

Bernasconi, Hegel’in Afrika’yı nasıl gördüğünü, kullandığı seyahatnamelerde anlatılan tecrübeleri nasıl Afrikalıların aleyhine çarpıtıp abartarak, onları dünya kültürünün tarihsel gelişimine hiçbir olumlu katkıda bulunmamış halklar konumunda bıraktığını anlatıyor.

Bernasconi, kitaba adını veren makalesinde ise, uzun yıllar ırkçılığı beslemiş, ırkın bilimsel bir gerçeklik olduğu savının ortaya çıkma sürecini irdeliyor ve bu süreci bizzat Kant’ın başlattığını savunuyor.

Felsefenin “Batı uygarlığı”nın temel çelişkilerini sergilediği bir alan olduğunu söyleyen Bernasconi’nin çalışması, tarihin önde gelen Batılı düşünürlerinde ırk fikrinin izlerini takip ederek ırkçılık ve köleciliği sömürgecilik pratikleriyle ilişkilendiren ve böylece felsefenin masumiyetini de sorgulayan çığır açıcı bir çalışma.

  • Künye: Robert Bernasconi – Irk Kavramını Kim İcat Etti?: Felsefi Düşüncede Irk ve Irkçılık, çeviren: Zeynep Direk, İsmail Esiner, Tendü Meriç ve Nazlı Ökten, Metis Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2020

Kolektif – Estetik Üzerine Yazılar (2019)

Hem çeviri hem de telif yazıları bir araya getiren bu güzel derleme, estetik konusunda Türkçe felsefe literatürüne katkı sunacak türden.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, Baumgarten’dan postmodern döneme uzanarak öznenin estetik kavrayışı üzerine çeşitli düşünürleri ve kavramlarını yorumluyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Hegel’de özne-nesne birliği arayışında sanatın rolü,
  • Hume’un estetiğinde beğeninin ölçütü,
  • Fichte ve Alman romantisizmi,
  • Nietzsche’nin perspektifinden ‘güzel’in ölçütü olarak “güç istemi”,
  • Sanatta postmodern obje kavrayışı,
  • Baumgarten’dan Kant’a estetikteki dönüşüm…

Çalışmanın bir diğer önemli özgünlüğü ise, çağımızdaki haliyle estetiği daha iyi kavramak için estetik alanına giren kavramların tarihsel bağlamını aydınlatması.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Alexander Gottlieb Baumgarten, Gamze Keskin, Nurten Öztanrıkulu Özel, Friedrich Schiller, Nil Avcı, Berk Özcangiller, B. Utkan Atbakan ve Oktay Taftalı.

  • Künye: Kolektif – Estetik Üzerine Yazılar: Baumgarten’dan Postmodernizme, editör: Gamze Keskin, Alfa Yayınları, estetik, 276 sayfa, 2019

Hannah Arendt – Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler (2019)

Kant’ta yargılama, kendisini “öğretilemeyen fakat sadece icra edilebilen hususi bir yetenek” olarak gösterir.

Hannah Arendt de, 1970 güz döneminde New School For Social Research’te verdiği ve bu kitapta bir araya getirilen derslerinde, zor bir konu olan Kant’ın siyaset felsefesini ustaca yaklaşımıyla soruşturuyor.

Arendt bu derslerinde, Kant’ın ‘Yargı Yetisinin Eleştirisi’ eserine odaklanıyor ve buradan yola çıkarak kendi siyaset felsefesini geliştiriyor.

Düşünür bunu yaparken de,

  • İnsan yaşamına anlam ve değer verenin ne olduğu,
  • Metafizik hakikatlerden yoksun oluşumuzun sonuçları,
  • Eleştirel düşüncenin neden vazgeçilmez olduğu,
  • İnsan onurunun ne demek olduğu,
  • Tarihsel düşünümün doğası,
  • İlerleme fikri ile bireyin otonomisi arasındaki gerilim,
  • Evrensel ile tikel arasındaki ilişki,
  • Ve yargı yetisinin kurtarıcı rolü gibi, önemli konuları tartışıyor.

Kitabın, Ronald Beiner’in açıklayıcı yorumları ve kitabın Türkçe baskısı için kaleme aldığı aydınlatıcı bir önsözle yayımlandığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: Hannah Arendt – Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler, derleyen: Ronald Beiner, çeviren: Devrim Sezer ve İsmail Ilgar, İletişim Yayınları, siyaset, 264 sayfa, 2019

Aydın Işık – İnanç Krizi (2009)

Aydın Işık ‘İnanç Krizi’nde, Augustinus, Gazali, Kant ve Russel gibi filozoflar üzerinden inanç krizini inceliyor.

Işık, çalışmasına, inanç ya da inançsızlığın temelleri üzerine düşünerek başlıyor.

Yazar ardından, St. Augustinus felsefesi ve hakikat arayışına; klasik İslam monoteizminin en büyük savunucularından biri olan Gazali’nin düşüncesine ve onun imandan ne anladığına; Kant düşüncesinin inanç ve doğru dinin kıstasının ne olabileceğine ve nihayet, İngiliz analitik felsefeisinin önemli filozoflarından Bertrand Russel’ın inanç ya da inançsızlıkla ilgili görüşlerine odaklanıyor.

Çalışma, dört filozofun fikirlerinden yola çıkarak, insanın inanç ve inançsızlık durumlarını irdeliyor.

  • Künye: Aydın Işık – İnanç Krizi, Ötüken Yayınları, din, 275 sayfa

Allen W. Wood – Kant (2009)

Allen W. Wood, Kant’ı henüz tanımayan okurları hedeflediği eserinde, düşünürün felsefi görüşlerini enine boyuna inceliyor.

Filozofa dair konunun uzmanlarını ilgilendiren tartışmalar ve dipnotları asgari düzeyde tutan Wood’un çalışması, Kant düşüncesinin çeşitli yönlerini anlatmak veya nakletmekle kalmayıp, hem tek tek alanlardaki sorunları öne çıkarması, bu sorunlarla ilgili çözümler önermesi hem de çeşitli yönlerin ortak zeminine ilişkin getirdiği öneriler açısından dikkat çekiyor.

Wood, Kant’ın hayatı ve eserleri, teorik felsefesi, tarih, ahlak, beğeni, siyaset ve din felsefelerini ele alıyor.

  • Künye: Allen W. Wood – Kant, çeviren: Aliye Kovanlıkaya, Dost Kitabevi, felsefe, 239 sayfa

 

Georg Lukács – Toplumsal Varlığın Ontolojisi (2018)

Georg Lukács’ın ölümünden sonra yayınlanma olanağı bulmuş ‘Toplumsal Varlığın Ontolojisi’, aradan geçen yıllara rağmen Marksist literatürün en verimli tartışmaları hakkında halen muhteşem bir kaynak.

Ateş Uslu’nun, esere ve etkilerine dair sağlam bir çerçeve sunduğu sunuş yazısıyla açılan bu kitabında Lukács,

  • Hegel’in doğru ve yanlış ontolojileri,
  • Marx’ın temel ontolojik düşünceleri,
  • Emek,
  • Neo-pozitivist ontoloji,
  • Mekanik materyalist ontoloji,
  • Yeni-Kantçı ontoloji,
  • Neo-pozitivizm ve varoluşçuluk,
  • İdeal ve ideoloji,
  • Yabancılaşma,
  • Emek dışında yeniden üretim dinamikleri,
  • Ve bunun gibi, pek çok önemli konu ve kavramı tartışıyor.

Künye: Georg Lukács – Toplumsal Varlığın Ontolojisi: Hegel, Marx, Emek, çeviri editörü: Doğan Barış Kılınç, Nota Bene Yayınları, felsefe, 416 sayfa, 2018

Michael Friedman – Kant ve Kesin Bilimler (2015)

Kant felsefesinin kesin bilimlerle ilişkisini, Kant’ın düşüncesinin dönüm noktalarını saptayarak irdeleyen özgün bir çalışma.

Hem Kant’ın düşünce güzergâhını kapsamlı bir şekilde incelemesi hem de düşünürün bilimlerin temellerini kavrayışındaki derinliği ve keskinliği ustaca ortaya koyuşuyla alana özgün bir katkı.

  • Künye: Michael Friedman – Kant ve Kesin Bilimler, çeviren: Sibel Şan Öget, Alfa Yayınları