Helmut Lethen – Soğuk Temas: İki Savaş Arasında Almanya’da Yaşama Deneyleri ve Mesafe Kültürü (2017)

Kültür eleştirmeni Helmut Lethen’in 1994’te yayımlanan ‘Soğuk Temas’ı, 1914-1945 arası dönemde Alman kültüründe yaşanan travmanın ve bunun sonraya miras kalan izdüşümlerinin izini sürüyor.

Alman İmparatorluğu’nun tarihin tozlu sayfalarında kendi yerini almasından sonra, Alman toplumu kendini bir anda modern hayatın getirdiği karmaşaların göbeğinde bulmuştu.

Modern hayat ve onun gereklerinin aniden su yüzüne çıktığı bu durum karşısında, insanlar cemaat adı altında bir topluluk ideali inşa etmeye koyulmuştu.

Fakat bu durum da, tarihten bildiğimiz gibi, tehlikeli siyasi sonuçlar doğurmuştu.

Öte yandan antropolog Helmuth Plessner de, ‘Cemaatin Sınırları’ adlı kitabıyla, bu cemaat fikrinin varacağı tehlikeli boyutları ortaya koymuş, cemaat fikrinin karşısına da yabancılardan oluşan açık bir toplum fikrini tartışmaya açmıştı.

İşte Helmut Lethen’in bu çalışması da, hem söz konusu sürecin kapsamlı bir belgeselini çekiyor hem de Helmuth Plessner’in tezlerini yeni baştan yorumlamaya koyuluyor.

Kitap bunun yanı sıra, “insan doğası” ve “mesafe” gibi kavramaların tarihsel kökenlerine doğru yol alıyor ve bunun Friedrich Nietzsche, Bertolt Brecht, Siegfried Kracauer, Walter Benjamin, Carl Schmitt ve Ernst Jünger gibi isimlerin fikirleri bağlamında tartışmaya açıyor.

  • Künye: Helmut Lethen – Soğuk Temas: İki Savaş Arasında Almanya’da Yaşama Deneyleri ve Mesafe Kültürü, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, kültürel çalışmalar, 304 sayfa

James George Frazer – Psişik İşler (2017)

Batıl inançlar, hem insanın hem de onun yarattığı kurumların gelişimini nasıl etkiledi?

George James Frazer elimizdeki çalışmasında, bu sorunun yanıtını ararken, insan gelişiminin arka planındaki psişik karmaşanın perdesini aralıyor.

Frazer, insanoğlunun ortaya koyduğu kurumlarının çürük temelini; akıldışı ahmakça ve saçma olanın insanın, uygarlığın ve modern kurumların oluşumundaki rolünü zengin ayrıntılar eşliğinde tartışıyor.

Yazar, insanın canlıların en rasyoneli olduğunu, fakat bunun yanı sıra, akıl sır erdirilemez şekilde saçma bir psikolojik yapıya sahip olduğunu belirtiyor.

Fakat Frazer, insanın ilk başta olumsuz gibi görünen bu yönü sayesinde, yani bizzat irrasyonel ve saçma karakteri sayesinde, var olageldiği zamandan bugüne ilerleme kaybedebildiğini savunuyor.

Bu kitap, ahmaklıktan bilgeliğe sapan bu tuhaf yolları daha görünür kılıyor.

  • Künye: James George Frazer – Psişik İşler, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 104 sayfa

James George Frazer – Altın Dal: Dinin ve Folklorün Kökleri (2017)

Antropolojinin kurucu isimlerinden Sir James George Frazer’dan, toplumların barbarlıktan uygarlığa geçiş sürecinin enfes bir hikâyesi.

Hem adını hem de çıkış noktasını Joseph Mallord William Turner’ın meşhur tablosu ‘Altın Dal’dan alan çalışma, insanlığın bugünkü duruma erişmesinde yabanılların ne denli önemli ve belirleyici roller üstlendiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

Yazar çalışmasında, insanlığın uzun yıllara yayılan barbarlıktan uygarlığa geçme hikâyesinde düşünme biçiminin, insanla ve doğayla ilişki kurma şeklinin nasıl gelişip dönüştüğünü ve bu hikâye içinde mitoloji, din, folklor, büyü, ölüm ve tanrının nasıl kendi rollerini üstlendiklerini araştırıyor.

İlk kez 1890 yılında yayımlanan kitap, antropoloji alanında bir klasik.

  • Künye: James George Frazer – Altın Dal: Dinin ve Folklorün Kökleri, çeviren: Mehmet H. Doğan, Yapı Kredi Yayınları, antropoloji, 468 sayfa

Kolektif – Çağdaş Toplum Kuramından Portreler (2017)

Son yıllarda kavramsal ve kurumsal dönüşümlere dair giderek artan bir farkındalık ortaya çıktı.

Elimizdeki kitap da, son yirmi-otuz yılda toplumsal ve siyasal tartışmalara hâkim olan 35 düşünüre dair eleştirel tartışmalar içeriyor.

Bu figürlerin sosyolog, tarihçi, felsefeci, psikanalist ve siyaset kuramcılarına uzanan geniş bir alana yayılması ise, kitabın kapsamlı kılan başlıca husus.

Kitapta, Jürgen Habermas’tan Jacques Derrida’ya, Julia Kristeva’dan Fredric Jameson’a, Richard Rorty’den Luce Irigaray’a, Michel Foucault’dan Erving Goffman’a ve Edward Said’ten Zygmunt Bauman’a kadar birçok önemli ismin katkıları güncel tartışmalar da gözetilerek eleştirel bir perspektifle ele alınıyor.

Kitap, öznellik, psikanaliz, feminizm, modernite, postmodernite, küreselcilik, Marksizm, post-Marksizm, postkolonyalizm ve Queer kuramı gibi, toplum bilim alanını etkilemiş önemli kavram ve konuları da detaylı bir bakışla açıklıyor.

Çalışma, toplum bilimine yeni ilgi duymaya başlayan okurlar kadar, bu alandaki güncel tartışmaları takip etmek isteyenlere de fazlasıyla hitap edecek nitelikte.

Kitapta düşünceleri ele alınan isimler şunlar: Martin Heidegger, Georges Bataille, Maurice Merleau-Ponty, Herbert Marcuse, Theodor Adorno, Walter Benjamin, Jürgen Habermas, Erving Goffman, Peter Berger, Michel Foucault, Jean-François Lyotard, Jacques Lacan, Jacques Derrida, Roland Barthes, Julia Kristeva, Luce Irigaray, Jean Baudrillard, Gilles Deleuze, Félix Guattari, Paul Virilio, Henri Lefebvre, Paul Ricoeur, Niklas Luhmann, Charles Taylor, Richard Rorty, Nancy Chodorow, Anthony Giddens, Ulrich Beck, Pierre Bourdieu, Zygmunt Bauman, Donna J. Haraway, Fredric Jameson, Stuart Hall, Juliet Mitchell ve Edward Said.

Kitabın yazarları ise şöyle: Richard Polt, Michel Richardson, Nick Crossley, Douglas Kellner, Andrew Bowie, Graeme Gilloch, Patrick Baert, Ann Branaman, Bryan S. Turner, Stephen Katz, Victor Jeleniewski Seidler, Christina Howells, Kelly Oliver, Caroline Bainbridge, Mike Gane, Paul Patton, John Armitage, Rob Shields, Kathleen Blamey, Jakob Arnoldi, Francis Dupuis-Déri, Marcos Anvelovici, Geoffrey Gershenson, Michelle Williams, Anthony Elliott, Nick Stevenson, Bridget Fowler, Barry Smart, Joseph Schneider, Patricia Ticineto Clough, Sean Homer, Chris Rojek ve Sarah Wright.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Toplum Kuramından Portreler, derleyen: Anthony Elliott ve Bryan S. Turner, çeviren: Barış Özkul, İletişim Yayınları, sosyoloji, 566 sayfa

David Graeber – Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş (2017)

Yakın dönemdeki literatürde sistematik bir “değer teorisi” bulmak aslında zordur ve “değer” terimini kullanan belirli bir yazarın yararlandığı teorik bütünün ne olduğunu anlamak genelde güçtür.

İşte felsefe, iktisat ve antropolojinin bir bireşimi olarak düşünebileceğimiz eldeki kitap, “değer” kavramının köklerine inerek ayakları yere basan bir değer teorisi üretmeye çalışıyor.

Ünlü antropolog Marcel Mauss’un armağan ekonomileri konusundaki araştırmaları ile Marx’ın siyasal iktisat tezlerini harmanlayan Graeber, bu alanda fikir üretmiş pek çok isme başvuruyor ve bunu yaparken de mübadele teorisindeki güncel istikametler, meta fetişizmi ve arzu gibi kavramlar üzerinden “değer” teorisini geniş bir çerçevede irdelemekte.

  • Künye: David Graeber – Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş, çeviren: Başak Kıcır, Sel Yayıncılık, iktisat, 416 sayfa

Maurice Bloch – Ritüel, Tarih, İktidar (2014)

‘Ritüel, Tarih, İktidar’, Britanyalı antropolog Maurice Bloch’un farklı makalelerini bir araya getiriyor.

Bloch’un buradaki makalelerinde ele aldığı bazı konular şöyle:

  • Toplumsal değişimin kuramsal olarak açıklanmasının önündeki kimi engeller,
  • Simgeler, şarkı, dans gibi ifade etme biçimlerinde dilin gelişimi,
  • Bir süreç olarak iktidar ile toplumsal tabaka arasındaki bağlantısızlık,
  • Madagaskarlı Merinaların evlilik törenlerinde gözlemlenen eşitler arasındaki evlilik boyutu,
  • İlksel topluluk akrabalıklarında hiyerarşi ve eşitlik,
  • Ve antopolojik perspektiflerin biliş sistemlerine yaklaşımlarındaki farklılıklar…

Bunun gibi pek çok ilgi çekici konunun ele alındığı kitap, antropoloji alanına yapılmış büyük katkıların bir dökümü niteliğinde.

  • Künye: Maurice Bloch – Ritüel, Tarih, İktidar, çeviren: Ümit Hüsrev Yolsal, Dipnot Yayınları, antropoloji, 309 sayfa

Alan Barnard – Simgesel Düşüncenin Doğuşu (2014)

Alan Barnard, kısa bir süre önce Türkçeye çevrilen ‘Sosyal Antoropoloji ve İnsanın Kökeni’nde, atalarımızın kültürel ve sosyal yaşamına dair soruların yanıtlarını aramıştı.

Yazar elimizdeki çalışmasında da, insanların simgelerle düşünmeye başladığı tahminen son 130 bin yılın bir tarihçesini sunuyor.

Simgesel düşüncenin doğuşuna fon olabilecek kimi felsefi, dilbilimsel ve antropolojik meseleleri irdeleyerek çalışmasına başlayan Barnard, devamında da sosyal antropoloji başta olmak üzere, arkeolojinin ve genetiğin kimi yeni bulgularına dayanarak dilsel karmaşıklık ve kültürel karmaşıklık ile simgesel düşünmenin kökenlerini araştırıyor.

  • Künye: Alan Barnard – Simgesel Düşüncenin Doğuşu, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 200 sayfa

Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat (2017)

2002’de AKP iktidara geldiğinde, o günlerden şimdinin en hafif tabiriyle “tedirgin” günlerine geleceğimizi kimse hayal etmemişti.

Toplumsal ayrışmanın ve kutuplaşmanın, Türkiye tarihinde eşi görülmemiş bir boyuta ulaşmasından bahsediyoruz.

Oysaki AKP liberal, demokratik ve özgürlükçü vaatlerle iktidara gelmişti.

İşte, sosyal antropoloji alanındaki önemli katkılarıyla bildiğimiz Tayfun Atay’ın elimizdeki kitabı, AKP’nin söz konusu dönüşümünün nitelikli bir panoramasını sunmasıyla önemli bir rol üstlenmekte.

Alt başlığı, ‘2000’ler Türkiye’sinin Dinbaz-Politik Seyir Defteri’ olan kitap, siyasal İslamın laik Türkiye’deki serencamını, iyi düşünülmüş ayrıntılar ve dozu da gayet iyi ayarlanmış eleştirel bir perspektifle izliyor.

Ülkenin son on beş yılda yaşadığı dönüşümleri kültür, kimlik ve yaşam biçimi bağlamında irdeleyen sağlam bir kitap.

  • Künye: Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat, Can Yayınları, siyaset, 200 sayfa

Bruno Latour – Biz Hiç Modern Olmadık (2008)

  • BİZ HİÇ MODERN OLMADIK, Bruno Latour, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 181 sayfa

Modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, vaat ettiği “altın çağ”ı getiremedi. Hatta Fransız antropolog Bruno Latour daha da iddialı bir şekilde, modernlik sürecinin hiç başlamadığını düşünüyor. Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, “Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekâlâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır,” diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.

Karl Marx – Etnoloji Defterleri (2013)

  • ETNOLOJİ DEFTERLERİ, Karl Marx, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, Hil Yayın, etnoloji, 336 sayfa

ETNOLOJI

Pek bilinmemekle birlikte Karl Marx, kapitalizm öncesi toplum şekilleri konusunda da incelemeler yapmıştı. Düşünür, ilksel toplulukları, materyalist tarih açısından açıklamayı amaçlayarak elimizdeki etnoloji defterlerini tutmaya başlamış, fakat 1883 yılındaki ölümüyle bu çabası yarım kalmıştı. Friedrich Engels’in ‘Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni’ gibi dönüm noktası kitaplardan birini yazarken yararlandığı ve bir anlamda Marx’ın yarım kalmış etnoloji çalışmalarını bütüne erdirdiği bu elyazmaları, ilkel toplumun en önemli ekonomik birimi olan aileyi ve toplumsal anlamda ilk kadın-erkek işbölümünü tartışıyor.